top of page

Ana Sayfa › Mevzuat › Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun › Madde 17

6183 Sayılı Kanun Teminat Hükümleri

6183 Sayılı Kanun Madde 17: İhtiyati Tahakkuk

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun · Madde 17 · Son kontrol: 27 Ekim 2026

Madde Metni

Madde 17 – (Değişik birinci fıkra: 26/11/1980 - 2347/2 md.) Aşağıdaki hallerden birinin bulunması takdirinde vergi dairesi müdürünün (5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürünün ve/veya müdürün) yazılı talebi üzerine defterdar ve/veya vergi dairesi başkanı, mükellefin henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinden Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek olanlarla bunların zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi hususunda yazılı emir verebilir.

Vergi dairesi müdürü (5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürü ve/veya müdür) bu emri derhal tatbik eder:

1. 13 üncü maddenin 1, 2, 3 ve 5 inci bentlerinde yazılı ihtiyati haciz sebeplerinden birisi mevcut ise,

2. Mükellef hakkında 110 uncu madde gereğince takibata girişilmişse,

3. Teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse.

Değişiklik ve Yürürlük Notları

[5] 28/3/2007 tarihli ve 5615 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle birinci fıkrada yer alan "vergi dairesi müdürünün yazılı isteği üzerine defterdar," ibaresi "vergi dairesi müdürünün (5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürünün ve/veya müdürün) yazılı talebi üzerine defterdar ve/veya vergi dairesi başkanı," şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrada yer alan "müdürü" ibaresinden sonra gelmek üzere "(5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürü ve/veya müdür)" ibaresi eklenmiştir.

Metin, Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi'nde (mevzuat.gov.tr) yayımlanan yürürlükteki metinden aynen alınmıştır. Resmî metin için Mevzuat Bilgi Sistemi'ne bakınız.

Madde Gerekçesi

Bu bölümde, maddenin kanunlaşma sürecine ait resmî yasama belgesinden (TBMM 9. Dönem, S. Sayısı: 286 – Kamu alacaklarının tahsil usulü hakkında kanun lâyihası (1/464)) ilgili kısımlar, yalnız sayfa düzeni sadeleştirilerek metni değiştirilmeden aktarılmıştır. Kanunlaşan 17. madde, tasarının 35. maddesine karşılık gelir; gerekçede geçen madde numaraları tasarı numaralarıdır. Bu bölüm, taranmış resmî belgeden optik karakter tanıma (OCR) ile okunmuş ve sayfa görüntüleriyle satır satır karşılaştırılarak düzeltilmiştir; basılı metindeki dizgi hataları olduğu gibi korunmuştur. Esas olan resmî belgedir. Değişiklik gerekçeleri, değiştirici kanunun yasama belgelerindeki resmî gerekçeden (TBMM, Millî Güvenlik Konseyi veya Millet Meclisi sıra sayısı, tasarı/teklif metni) ya da Mevzuat Bilgi Sistemi'nden aynen aktarılmıştır; eşleşme, bu maddedeki resmî değişiklik işareti (tarih–kanun/madde) ile değiştirici kanunun kabul edilen metni ve görüşme tutanaklarıyla doğrulanmıştır. Gerekçeler teklif veya tasarı metnine ilişkindir; madde komisyonda veya Genel Kurulda değiştirilmiş olabilir. Madde sonradan değiştirildiği için gerekçe yürürlükteki metinle farklılık gösterebilir (bkz. Değişiklik ve Yürürlük Notları). Uyuşmazlık hâlinde Resmî Gazete'de yayımlanan kanun metni esastır.

Hükümet Tasarısının Gerekçesi (Tasarı m. 35)

Malûm bulunduğu üzere birçok vergilerimiz mükellefin kazancına veya faaliyetine mevzu olan muamelelerin yapılmasından sonra alınmaktadır. Kurumlar, Gelir ve Esnaf vergileri geçmiş takvim yılı gelir veya kazançlarını istihdaf etmektedir. Kendilerine özel ödeme zamanı tâyin edilmiş olan mükelleflerde normal tediye müddetleri çok uzıyabilmektedir.

Muamele, İstihlâk ve Nakliyat vergileri de vergiye tâbi olan satış ve muamele dolayısiyle hakiki mükelleflerden tahsil edilen vergilerin kanunun mükellef tuttuğu mutavassıtlar tarafından Hazineye yatırılması şeklinde mükellefiyetler olarak tezahür etmektedir. (İntikali vergi).

Şu halde en esaslı vergilerimizde mükellefler daima Hazineye borçlu durumdadırlar. Bâzı yabancı mevzuatta olduğu giyi peşin tahsili cari sene içinde taksitle alma, peşinen teminata bağlama gibi hükümlere mevzuatımızda yer verilecek ferdî teşebbüsün bir kısım sermayesini peşinen âmme alacaklarına bağlanması kabul edilmiştir. Mamafih bu hal bâzı suiniyet sahibi mükelleflerin memleketi terketmek, gizlenmek mallarını kaçırarak devlete mahalli tahsil bırakmamak gibi sebeplerle Devlet alacağını zimmetlerine geçirebilmelerine imkân vermektedir.

Muamele Vergileri gibi satış bedeli üzerinden alınan vergilerden mükellefin, zimmetinde kısa zamanda yüksek miktarlarda vergi alacağı birikebilmektedir. Bu yola gitmeyi tasarlıyan bir mükellef piyasada diğer mükellefler aleyhine haksız rekabet imkânlarına da kolayca sahip olabilmektedir. Meselâ muayyen bir devrede % 18 Muamele Vegisini zimmetine geçirmeyi tasarlıyan bir mükellef satış bedeli üzerinden alınan verginin yüzde onunu kendine ayırmak, yüzde sekizini rekabet yolunda, fiyat indirmesinde kullanmak -suretiyle haksız bir rekabetle bütün piyasayı tutabilir.

Binaenaleyh, bu yoldan menfaat sağlamayı tasarlıyan suiniyet sahibi mükelleflere bu imkânı vermemek hem kamu alacağını, hem de hüsnüniyet sahibi dürüst mükellefleri korumak bakımından lüzumludur.

Buna mâni olmak Devlet alacaklarını bu gibi mükellefler elinde bırakmıyarak derhal tahsil etmekle mümkündür. Ancak vergi kanunlarındaki taksit ve tediye müddetleri, Vergi Usul Kanunundaki vergi ve cezaların tahakkuku için riayeti mecburi müddetler, bu tahsilâtın derhal yapılmasına imkân vermemektedir. Meselâ, aylarca kozaişliyerek stok yaptığı ipeği kampanya sonunda toptan satan bir mükellefin bu ipeğe ait satış bedeli üzerinden % 18 nispetinde ödiyeceği Muamele Vergisini, teslimatı takip eden ayın 15 nci günü akşamına kadar ödemesi lâzımdır. Kampanyanın 3 ay sürdüğü, teslimatın 4 ncü ayın ilk günü toptan yapıldığı düşünülürse istihsale başlama ile Maliyenin vergiyi talep edebilme müddetinin başlangıcı arasında 4,5 ay geçer.

Keza 1951 Takvim yılında bir milyon lira kazanan bir mükelleften kaba bir hesapla alınacak 350 000 lira civarındaki Gelir Vergisinin Maliye 1952 Nisan başında 175 000, Ekim başında da bakıye 175 000 lirasını talep etmeye yetkilidir.

İkmalen veya re'sen yapılan tarhiyatta ise bu müddetler ilânihaye uzıyabilir. Çünkü itiraz tahsili durdurur, verginin tahakkuku itiraz komisyonu kararına, cezanın tahakkuku temyiz komisyonu kararına bağlı kalır. Bu müddetler içinde ise suiniyet sahibi bir mükellef işini ve mallarını tasfiye ederek vergi alacağına mahalli tahsil bırakmıyabilir.

Bu itibarla tasarının 35 ilâ 38 nci maddelerinde yer alan ihtiyati tahakkuk müessesesi, kamu alacağını koruyucu ve piyasada vergiden kaçırarak haksız rekabet yapılmasını önleyici bir tedbirdir. Buna müşabih tedbirler yabancı mevzuatta da vardır. Meselâ dünyanın büyük demokrat devletlerinden olan Amerikanın vergi mevzuatında aynı mevzuda daha ağır hükümler vardır. (Amerikan Gelir Vergisi madde 146). Amerikan mevzuatında yer alan bu hükme göre vergi müdürü mükellefin Amerikayı terketmek, mallarını kaçırmak, gizlemek gibi vergiyi tamamen veya kısmen ödememek için bir takım hareketlerde bulunduğuna kani olursa o mükellef için derhal bir tediye tarihi tesbit ederek kendisine tebliğ eder. Gösterilen tarihin beyannamelerin ve vergi borcunun ödenmesi hakkında gösterilen tarihlere uyması şart değildir. Burada tahsilât da derhal yapılmaktadır. Halbuki kamu alaakları tasarısı ile teklif ettiğimiz usulde teminat altına almak üzere ihtiyati hacizle iktifa edilmekte, tahsil cihetine gidilmiyerek tahsilât normal taksit zamanlarına bırakılmaktadır. Ayrıca teminat gösteren borçlu hakkında ihtiyati haczin kaldırılması hususunda tasarı hükümleri müsait bulunmaktadır. Bu sebeplerdeki tasarı ile teklif edilen ihtiyati tahakkuk müessesesi Amerikan mevzuatındaki hükümlere nazaran daha yumuşak olarak tavsif edilmiştir. Esasen ihtiyati tahakkuk müessesesi bizim için de tamamen yeni bir müessese olduğu iddia edilemez. 2656 sayılı Kanunun birinci maddesinin 2 işaretli bendindeki (Tahakkuk ettirilen vergi önce mükellefe tebliğ edilmemiş ise ihtiyati haczin konulduğu sırada ve haciz kararı ile birlikte vergi de tebliğ olunur.) hükmüne istinaden tesbit olunan kaçak matrahlara müstenit vergiler normal tebliğ itiraz ve tahakkuk yollarından geçmeden muaccel hale getirilerek ihtiyati haciz mevzuu yapılmıştır ve yapılmaktadır. Bu tasarı aynı esaslar daha işlenmiş bir hale getirilmiş bulunmaktadır.

35 nci madde ihtiyati tahakkukun mevzuunu tâyin etmektedir. İhtiyati tahakkuk maddede tadat edilen, devlete ait vergiler hakkında ilgili vergi dairesi müdürünün lüzum göstermesi üzerine defterdarın vereceği yazılı emirle tatbik edilebilecektir. Bu suretle müessesenin suiistimal edilmemesi de temin edilmektedir.

Bu şartlar altında defterdarın verdiği emri vergi dairesi müdürü tatbik mecburiyetinde olacak ve emri geri almak yetkisi de bittabi defterdara ait bulunacaktır.

İhtiyati tahakkuk sebepleri maddede 3 bent halinde tadat edilmiştir. Bunların bir kısmı ihtiyati haciz sebeplerinin aynıdır. Borçlu hakkında kaçakçılıktan takibata girişilmiş olması, borçlunun ikametgâhının olmaması, kaçması, mallarını kaçırması, mal bildirimine çağırıldığı halde bildirimde bulunmaması, veya noksan bildirimde bulunması gibi, bunlar hep kamu alacağını tehlikeye düşüren hallerdir.

2 nci bent tasarının 194 ncü maddesinde yer alan ve yine borçlunun mallarını kaçırması, elden çıkarması, muvazaalı yollara sapması gibi tahsil safhasında tahsile engel olacak teşebbüslerde bulunmasına ait hususi bir hale taallûk etmektedir ki bu halde de borçlunun kamu idarelerine karşı suiniyeti tezahür etmiş olduğundan kamu idareleri de alacaklarını böyle bir borçlu zimmetinde daha fazla bırakmamak için ihtiyati tahakkuk müessesesinden faydalanacaklardır.

3 ncü bent teşebbüsün muvazaalı olduğu ve tahkikatta başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmesi halinde kamu idaresine ihtiyati tahakkuk müessesesinden faydalanmak imkânını vermektedir. Filhakika bâzı suiniyet erbabı kimseler kukla mükellefler kullanmak suretiyle vergi kaçırmakta ve gerek kamu idarelerini ve gerek diğer dürüst mükellefleri izrar etmektedirler. Meselâ ithal ettiği bir partiyi son derece cüzi bir kârla kukla bir teşebbüse devretmekte, kukla müessese sözde büyük bir kârla üçüncü bir ele devretmektedir. Haddizatında satış doğrudan doğruya birinci müesseseden 3 ncü müesseseye yapılmıştır. Birinci müessesenin kârı büyüktür. Fakat bu kâr kukla müessese üzerinden görülmektedir. 3 ncü müessese de kayden yüksek fiyatla mubayaadan memnundur, çünkü satışlarında kâr az görünecektir. (Esasen kaçırılan vergi birinci ve 3 ncü müessese arasında paylaşılmaktadır.) Kukla müessese, varlığı olmıyan bir mükelleftir ve onun adına tahakkuk edecek verginin tahsiline de imkân yoktur. Keza İmalât Muamele vergilerinde sınai tesisler iktidarı olmıyan şahıslara kiraya verilmekte, hakikatta başkaları tarafından işletilerek kısa zamanda müessese üzerinde biriken yüksek vergilere mahalli tahsil bulunamamaktadır. Kukla müessese vergi cezalarına ait müeyyidelerin temdidinden kurtulmak için de cazip görülmektedir.

İşte bu haller hakkında delillerin elde edilmesi ihtiyati tahakkuk sebebi sayılmış ve hakiki müteşebbisler adına ihtiyaten tahakkuk ettirilecek vergilerin, bunların mallarına ihtiyati haciz tatbiki suretiyle teminat altına alınması sağlanmıştır.

Geçici Komisyonu Raporundaki Açıklama

Tasarı Madde 30 (Değişik 17) :

Maddede hüküm değişikliği yapılmamıştır. Vergi dairesi müdürünün defterdarın vereceği ihtiyati tahakkuk emrini derhal tatbik edeceği hakkında son fıkrada mevcut hüküm birinci fıkra sonuna alınmıştır.

Değişiklik Gerekçesi: 2347 sayılı Kanun m. 2 (26/11/1980)

Madde 2. — Aynı kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hangi vergiler hakkında ihtiyati tahakkuk tatbik edilebileceğini tespit yetkisi Maliye Bakanlığına verilmiştir. Bu değişiklikten amaç, yeni vergi kanunlarının yürürlüğe girmesi halinde bu vergiler için de gerektiğinde ihtiyati tahakkuk tatbik edilebilmesini sağlamaktır.

Kaynak: Millî Güvenlik Konseyi, S. Sayısı: 66 – Kanun Tasarısı madde 2 gerekçesi. Metin, taranmış resmî belgeden okunmuş ve sayfa görüntüleriyle karşılaştırılarak aktarılmıştır; basılı metindeki yazım ve dizgi özellikleri olduğu gibi korunmuştur. Esas olan resmî belgedir.

Hukuk Sözlüğünde İlgili Terimler

Madde Künyesi

  • Kanun6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
  • MaddeMadde 17
  • BölümBirinci Kısım – Genel Esaslar › İkinci Bölüm – Amme Alacaklarının Korunması I – Teminat Hükümleri
  • Kanundaki Başlıkİhtiyati tahakkuk
  • DurumYürürlükte
  • Resmî KaynakMevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr)
  • Resmî GerekçeBu sayfada (TBMM S. Sayısı 286, değişiklik gerekçesi)
  • Son Kontrol27 Ekim 2026

Kanunda Gezinme

‹ Madde 16 · Madde 18 ›

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun: tüm maddeler

Mevzuat aramasına dön

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır. Mevzuat metinleri her ay resmî kaynakla karşılaştırılarak güncellenir; uyuşmazlık hâlinde Resmî Gazete'de yayımlanan metin esastır. Somut olayınız için bir avukata danışınız.

bottom of page