Ana Sayfa › Mevzuat › Bilirkişilik Kanunu › Madde 3
6754 Sayılı Kanun Genel Hükümler
Bilirkişilik Kanunu Madde 3: Temel İlkeler
6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu · Madde 3 · Son kontrol: 18 Ekim 2026
Madde Metni
MADDE 3- (1) Bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirir.
(2) Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.
(3) Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.
(4) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye devredemez.
(5) Bilirkişi, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam eder.
(6) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorun açıkça belirtilmeden ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi görevlendirilemez.
(7) Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır; ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebilir.
(8) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ile bu Sisteme entegre bilişim sistemleri veya yazılımlar vasıtasıyla ulaşılabilen bilgiler veya çözülebilen sorunlar için bilirkişiye başvurulamaz.
Metin, Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi'nde (mevzuat.gov.tr) yayımlanan yürürlükteki metinden aynen alınmıştır. Resmî metin için Mevzuat Bilgi Sistemi'ne bakınız.
Madde Gerekçesi
Bu bölümde, maddenin kanunlaşma sürecine ait resmî TBMM belgesinden (TBMM 26. Dönem, S. Sayısı: 388 – Bilirkişilik Kanunu Tasarısı (1/687)) ilgili kısımlar, yalnız sayfa düzeni sadeleştirilerek metni değiştirilmeden aktarılmıştır. Gerekçede geçen madde numaraları tasarı numaralarıdır. Bu bölüm, taranmış resmî belgeden optik karakter tanıma (OCR) ile okunmuştur; yazım farklılıkları olabilir, esas olan resmî belgedir. Uyuşmazlık hâlinde Resmî Gazete'de yayımlanan kanun metni esastır.
Hükümet Tasarısının Gerekçesi (Tasarı m. 3)
MADDE 3- Maddeyle, bilirkişilikle ilgili temel ilkeler ve yükümlülükler belirlenmekte, bunlara aykırı davranılması halinde uygulanabilecek yaptırımların dayanağı oluşturulmaktadır.
Maddenin birinci fıkrasında, bilirkişinin görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde hiçbir etki altında kalmadan, bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirmesi gereği vurgulanmaktadır. Bilirkişinin, hukukun temel ilkelerinden biri olan dürüstlük kuralına riayet etmesi gerekir. Düzenlemeyle bilirkişinin dürüstlük kuralı çerçevesinde, hiçbir etki altında kalmadan, mesleki birikim ve tecrübesini kullanarak fen ve teknik alanlarındaki gelişmeleri de takip ederek görevini yerine getirmesi ilkesi benimsenmektedir. Bilirkişinin, görevini yerine getirirken gözetmesi gereken temel ilkelerden bir diğeri ise tarafsız davranma yükümlülüğüdür. Bu yükümlülüğe uygun davranmak bilirkişinin, somut maddi sorunla ilgili olarak objektif bir biçimde oy ve görüşünü beyan edebilmesinin asgari şartıdır.
Maddenin ikinci fıkrasıyla, bilirkişinin raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapması, hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunması yasaklanmaktadır. Öngörülen düzenleme mevcut usul kanunlarımızda da bulunmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Bilirkişinin atanması” başlıklı 63 üncü maddesinin birinci fıkrasında, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınacağı; “Bilirkişi raporu, uzman mütalaası” başlıklı 67 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ise bilirkişi raporunda, hâkim tarafından yapılması gereken hukuki değerlendirmelerde bulunulamayacağı düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller” başlıklı 266 ncı maddesinde, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınacağı; “Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor” başlıklı 279 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında ise bilirkişinin, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında, hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı belirtilmiştir.
Bu açıklamalar karşısında uyuşmazlığın çözümü, hâkimin hukuk bilgisi dışında özel veya teknik bilgiyi gerektirmesi halinde bilirkişi görevlendirilebilecektir. Özel bilgiden maksat, hukuk bilimi dışında belirli bir bilim dalının araştırıp ortaya koyduğu sonuçlara ilişkin bilgidir. Teknik bilgiden maksat ise fizik, kimya, matematik gibi pozitif bilimlerin verilerinden elde edilen bilgidir.
Düzenlemeyle bilirkişinin, raporunda veya yargı mercilerinin önünde sözlü olarak oy ve görüşünü açıkladığı sırada hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı hususu açık ve kesin olarak hüküm altına alınmaktadır. Çünkü iddia edilen eylemin veya maddi vakıaların hukuki niteliğinin tayini ve bunların delillerle ilişkilendirilerek bir sonuca varılması yani hukukun olaya uygulanması, bilirkişinin değil hâkimin asli görevidir. Bilirkişinin asıl fonksiyonu, hâkim tarafından ortaya konulan teknik konu-hukuki konu ayrımı doğrultusunda herhangi bir hukuki değerlendirmede bulunmadan sahip olduğu özel ve teknik bilgiyi mahkemeye iletmek veya bu bilgiyi somut uyuşmazlığa uygulamak suretiyle varmış olduğu sonuçları aktarmaktan ibarettir. Bu düzenleme, hâkimin hukuki konularda bilirkişiye başvurma yasağıyla bütünlük oluşturmaktadır.
Maddenin üçüncü fıkrasıyla, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği. hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı hükme bağlanmaktadır. Öngörülen düzenleme mevcut usul kanunlarımızda da bulunmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Bilirkişinin atanması” başlıklı 63 üncü maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemeyeceği düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukukun uygulanması” başlıklı 33 üncü maddesinde, hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı; “Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller” başlıklı 266 ncı maddesinde ise hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı belirtilmiştir.
Hukuki konularda bilirkişiye başvurulması yasak olmasına rağmen uygulamada sıklıkla hukuki konularda bilirkişiye başvurulmaktadır. Bu uygulama karşısında, bilirkişiler de hukuki konularda görüş bildirmekten, değerlendirme yapmaktan ve yargısal bir sonuca varmaktan kaçınmamaktadırlar. Bu durum, hâkimler tarafından kullanılması gereken yargı yetkisinin bilirkişilere devrini gündeme getirmekte veya böyle bir algının oluşmasına neden olmaktadır. Bu durum, herkes tarafından eleştirilen “bilirkişi adaleti” şeklindeki uygulamaları ortaya çıkarmaktadır.
Hukuk kurallarını resen araştırıp bulma ve olaya uygulama hâkimin görevidir. Hukuka uygun olarak hüküm verme görevinin münhasıran hâkime ait olduğu, Anayasanın 138 inci maddesinde açıkça belirtilmiştir. Bu kural uyarınca hukuk kuralları bir bütün olup, genel ve özel olarak ayrılamayacağı gerçeği dikkate alındığında hukuki sorunların en yetkin bilirkişisi, hâkimin kendisidir. Bu itibarla, yargılama hukukumuzda hâkimin, hukuk bilgisiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuramamasına ilişkin temel ilke, bu kez Kanunla kesin olarak yasaklanmaktadır.
Usul kanunlarımızdaki temel ilke, hâkimin Türk hukukunu resen uygulamasını amirdir. Taraflar, hiçbir hukuki sebep belirtmeseler veya yanlış hukuki sebepleri ileri sürseler dahi hâkimin hukuku resen uygulaması nedeniyle hak kaybına uğramayacaklardır. Zira görülmekte olan bir davada uyuşmazlığı en iyi şekilde anlamak ve bu uyuşmazlığa uygulanacak doğru hukuk kurallarını bulup uyuşmazlığı çözmek, hâkimin hem görevi hem de yetkisidir.
Hukuki konularda bilirkişiye başvurulmamasına ilişkin temel ilke, mukayeseli hukukta da benzer şekilde düzenlenmiştir. Alman usul kanunlarında, bilirkişinin sadece maddi vakıalar üzerinde inceleme yapabileceği, hukuki konularda bir değerlendirme yapamayacağı, hukuki konuda değerlendirme yapması halinde tarafsızlık ilkesini ihlal ettiği kabul edilerek bilirkişinin reddedilebileceği; İsveç usul kanunlarında, bilirkişinin raporunda hukuki değerlendirmede bulunmasının yasaklandığı, delilleri takdir etme yetkisinin hâkime bırakıldığı, bilirkişinin tarafsızlığını sağlamak için teknik konular dışında rapor hazırlamaması gerektiği; Avusturya usul kanunlarında, bilirkişinin raporunda hukuki değerlendirmede bulunmasının yasaklandığı, hukukçu bilirkişilerin bilirkişilik listelerine kaydedilmediği, avukatlar ve hukukçuların ancak başka bir eğitimlerinin bulunması halinde bilirkişi listesine kaydedilebildiği; Fransız usul kanunlarında, hukuki konularda karar verme yetkisinin hâkime ait olduğu, sadece teknik konularda bilirkişi incelemesi yapılacağı, bilirkişi raporunda hukuki değerlendirmelerde — bulunulamayacağı ve avukatların hukukçu bilirkişi — olarak görevlendirilemeyeceği hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Söz konusu fıkrada belirtilen genel bilgi ve tecrübeden maksat, kişinin gözlem ve denemeler sonucunda elde ettiği bilgiler ile belirli bir sürede veya hayat boyu yaşayarak ya da deneyerek elde ettiği her türlü bilgi ve birikimleridir. Bu birikim, sosyal hayata ait bilgiler olabileceği gibi bilimsel bir kuralın uygulanması sonucunda elde edilmiş de olabilir. Dolayısıyla, bir insanın sahip olduğu genel bilgi veya tecrübeyle elde ettiği bilgiler, özel veya teknik bir bilgiyi gerektirmeyen ve ortalama herkesin bilmesi gereken bilgiler olması nedeniyle bilirkişi incelemesine konu edilemez.
Maddenin ikinci fıkrasında bilirkişiler için getirilen yasaklamalar ile üçüncü fıkrasında yargı mensupları için getirilen yasaklamalar birbirini tamamlayıcı nitelikte temel prensiplerdir.
Maddenin dördüncü fıkrasında, bilirkişinin, görevini bizzat yerine getirmesi yükümlülüğü düzenlenmektedir. Bilirkişi, görevlendirildiği konuyla ilgili olarak özel ve teknik bilgiye dayalı aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünü bizzat yerine getirmek zorundadır. Bu görevin icrasının kısmen ya da tamamen başka kimselere bırakılması, adına “imzacı bilirkişilik” denilen bir tür usul dışı uygulamaya neden olmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan bilirkişilik görevinin kısmen veya tamamen başkalarına yaptırılmasına dair yasak, Kanunla, diğer bütün bilirkişiler için de geçerli hale gelmektedir. Görüşüne başvurulan bilirkişinin, inceleme konusu maddi vakıaların açıklığa kavuşturulması ve tespiti için uzman kimliği bulunan başka birinin işbirliğine ihtiyaç duyması halinde, yargı mercilerinin gözetiminde, bu bilgiyi alması ve gerekli gördüğü konularda ek bilgi temin etmesi, görevini kısmen veya tamamen başkasına devretme anlamına gelmeyecektir.
Maddenin beşinci fıkrasında, bilirkişinin sır saklama yükümlülüğü düzenlenmektedir. Bilirkişinin sır saklama yükümlülüğü, bilirkişilik görevini sadakatle icra etme ödevinin tamamlayıcı bir parçasını oluşturmaktadır. Bilirkişi, yerine getirdiği görevin niteliği ile bu görevin icrası sırasında taşıdığı resmi sıfat ve kullandığı kamusal yetkinin bir sonucu olarak tarafların sırlarına ve özel nitelikteki bilgilerine vakıf olabilmektedir. Düzenlemeyle bilirkişi, görevi sebebiyle vakıf olduğu bu bilgileri açıklamaktan veya kendisinin ya da başkalarının yararına kullanmaktan mutlak surette kaçınmakla yükümlü tutulmaktadır. Söz konusu yükümlülük, bilirkişilik görevinin, bilirkişiden beklenen özen ve sadakatle, dürüstlük kuralları çerçevesinde yerine getirilmesi mecburiyetinin de bir sonucudur.
Maddenin altıncı ve yedinci fıkralarıyla, aynı konuda bilirkişiden bir kez rapor alınması esası ve bilirkişi görevlendirilmesi sırasında çözümü, uzmanlığı veya özel ya da teknik bilgiyi gerektiren sorunun açıkça belirtilmesi ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırlarının açıkça gösterilmesi zorunluluğu getirilmektedir. Uygulamada, alınan bilirkişi raporlarına gerekçesiz itirazların gerekçesiz kabulü üzerine, aynı konuyla ilgili birden çok kez rapor alındığı, bu durumun var olan uyuşmazlığı daha da derinleştirerek içinden çıkılmaz hale getirdiği görülmektedir. Diğer taraftan, incelemenin hangi konulara hasren yapılacağı açıkça belirtilmeden, inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ve sınırları açıkça gösterilmeden ve bilirkişiye yöneltilecek teknik soruların neler olduğu tereddüde mahal verilmeyecek şekilde belirlenmeden rapor alınması; yetersiz yahut ilgisiz raporların düzenlenmesine, haklı veya haksız itirazların ortaya çıkmasına ve yeni ya da ek raporlar alınması yoluyla yargılama sürecinin daha da karmaşık hale getirilerek uzamasına neden olmaktadır. Düzenlemeyle amaçlanan temel husus, rapor talebinde bulunan yargı merciinin dosya içeriğine hakimiyetinin sağlanması ve buna uygun olarak bilirkişi incelemesinin kapsamının açıkça belirlenmesidir. Bir başka anlatımla, teknik veya özel bilgi gerektiren hususun ne olduğu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadan ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi incelemesine müracaat edilmemeli, incelemenin kapsamı itiraz süreçlerinde belirlenmemelidir. Bununla birlikte, zorunluluk halinde gerekçesi de gösterilerek yeni veya ek bilirkişi raporu alınması mümkün olabilecektir.
Maddenin sekizinci fıkrasında öngörülen düzenlemeyle, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi veya bu sisteme entegre bilişim sistemleri ya da yazılımlar vasıtasıyla elde edilebilen bilgiler veya çözülebilen sorunlar için bilirkişiye başvurulamayacağı hüküm altına alınmaktadır. Bazı bilişim sistemleri veya yazılımlar hâkimin teknik ve özel bilgi gerektiren sorunları bilirkişiye başvurmaksızın çözmesini sağlayabilir. Bu da daha az masrafla yürüyecek yargılama sürecinin daha hızlı bir biçimde sonuçlandırılmasını mümkün Kitacaktır.
Bu hükmün uygulanabilmesi için sözü edilen yazılımların Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre edilmiş olması gerekmektedir.
Madde Künyesi
- Kanun6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu
- MaddeMadde 3
- BölümBirinci Bölüm – Genel Hükümler
- Kanundaki BaşlıkTemel ilkeler
- DurumYürürlükte
- Resmî KaynakMevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr)
- Resmî GerekçeBu sayfada (TBMM S. Sayısı 388)
- Son Kontrol18 Ekim 2026
Kanunda Gezinme
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır. Mevzuat metinleri her ay resmî kaynakla karşılaştırılarak güncellenir; uyuşmazlık hâlinde Resmî Gazete'de yayımlanan metin esastır. Somut olayınız için bir avukata danışınız.