top of page

Ana Sayfa › Mevzuat › Hukuk Muhakemeleri Kanunu › Madde 337

6100 Sayılı Kanun Adli Yardım

HMK Madde 337: Adli Yardım Talebinin İncelenmesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu · Madde 337 · Son kontrol: 18 Ekim 2026

Madde Metni

MADDE 337- (1) Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir.(Ek cümle: 11/4/2013-6459/ 23 md.) Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/ 23 md.) Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir.

(2) (Değişik: 11/4/2013-6459/ 23 md.) Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.[43]

(3) Adli yardım, daha önce yapılan yargılama giderlerini kapsamaz.

Değişiklik ve Yürürlük Notları

[43] 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “bir hafta” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.

Metin, Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi'nde (mevzuat.gov.tr) yayımlanan yürürlükteki metinden aynen alınmıştır. Resmî metin için Mevzuat Bilgi Sistemi'ne bakınız.

Madde Gerekçesi

Değişiklik gerekçeleri, değiştirici kanunun resmî gerekçesinden (TBMM sıra sayısı/teklif metni veya Mevzuat Bilgi Sistemi) aynen aktarılmıştır; eşleşme, bu maddedeki resmî değişiklik işareti (tarih–kanun/madde) ve değiştirici kanunun TBMM'de kabul edilen metniyle doğrulanmıştır. Gerekçeler teklif veya tasarı metnine ilişkindir; madde komisyonda veya Genel Kurulda değiştirilmiş olabilir. Uyuşmazlık hâlinde Resmî Gazete'de yayımlanan kanun metni esastır.

Değişiklik Gerekçesi: 6459 sayılı Kanun m. 23 (11/4/2013)

Madde 22- Yürütme maddesidir.

özlem

Alt Komisyon Raporu

ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA

“İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/748)”, 7/3/2013 tarihinde tali komisyon olarak Avrupa Birliği Uyum Komisyonu, İçişleri Komisyonu, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Milli Savunma Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonuna ve esas komisyon olarak Adalet Komisyonuna havale edilmiştir. Tasarı, Adalet Komisyonunun 14/3/2013 tarihli 31’inci toplantısında Adalet Komisyonu Başkanı ve Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya başkanlığında Hükümeti temsilen Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Danıştay Başkanlığı, Yargıtay Başkanlığı, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Emniyet Genel Müdürlüğü, Türkiye Barolar Birliği temsilcileri ile Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Atalı’nın katılımıyla görüşülmüştür. Tasarı, ayrıntılı biçimde incelenebilmesi amacıyla 7 üyeden oluşan Alt Komisyona havale edilmiştir.

Tasarı, Alt Komisyonumuzun 22/3/2013 tarihli toplantısında, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Danıştay Başkanlığı, Yargıtay Başkanlığı, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Türkiye Barolar Birliği temsilcilerinin katılımıyla görüşülmüştür.

Yapılan görüşmelerde aşağıdaki görüşler ileri sürülmüştür.

- Tasarının içeriğinde birçok konuda düzenleme olmasına rağmen, doğrudan doğruya ve yalnızca insan hakları ve ifade özgürlüğü çerçevesinde düzenleme öngörüldüğü intibaı oluşturulacak şekilde Tasarının başlığının “İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” biçiminde düzenlemesi, başlık ve içerik arasında uyumsuzluğa neden olmaktadır.

- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine birçok konuda ihlal kararı verilmesine rağmen, bu ihlal kararlarının yalnızca Terörle Mücadele Kanunu ve bununla bağlantılı olarak Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinde yapılacak değişiklikler için gerekçe oluşturması ve diğer ihlal kararlarının gereklerinin yerine getirilmesi bağlamında herhangi bir düzenleme öngörülememesi dikkat çekicidir.

- Terörle Mücadele Kanununun 1’inci maddesinde “terör” kavramı, “cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemler” şeklinde tanımlanmışken, Tasarının muhtelif maddelerindeki düzenlemeler bu hükümle açık bir tenakuz oluşturmaktadır. Şöyle ki, Tasarının 5’inci maddesindeki “Terör örgütlerinin; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden” ve 6’ncı maddesindeki “Terör örgütünün, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde” düzenlemeler, terör eylemleri arasında cebir, şiddet veya tehdit içeren/cebir, şiddet veya tehdit içermeyen ayrımı yapmaktadır. Böylece özünde cebir, şiddet veya tehdit içeren bir terör örgütünün, bu yöntemlere başvurmayacağı eylemlerin söz konusu olabileceği şeklinde bir tenakuza neden olunmaktadır. Dolayısıyla bu yönde bir düzenleme yapılacaksa, öncelikle mezkûr tenakuzun giderilmesi için öncelikle mevzuattaki terör tanımının yeniden düzenlenmesi gerekir.

- Suçu ve suçluyu övmeye (TCK m. 215) ve terör örgütünün propagandasının yapılmasına (TMK m. 7) imkân veren düzenlemeler öngören Tasarının, sorunlu bir alanın oluşmasına neden olacağı aşikardır.

- Tasarının çerçeve 7’nci maddesi ile Türk Ceza Kanununun 94’üncü maddesinde düzenlenen işkence suçu bakımından zamanaşımının işlemeyeceğine dair hüküm, zamanaşımına uğramış suçlar bakımından uygulamada tereddütlere yol açabilecek niteliktedir.

- Tasarının; çerçeve 11’inci maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanununun 105’inci maddesinin birinci fıkrasına, çerçeve 12’nci maddesi ile 108’inci maddesinin birinci fıkrasına ve çerçeve 16’ncı maddesi ile 270’nci maddesine eklenmesi öngörülen cümle ve ibarelerde geçen “veya” ibaresi, uygulamada bazı sorunların doğmasına yol açabilecek niteliktedir. Zira Tasarıda öngörülen düzenleme ile şüpheli veya sanığın, müdafisi olduğu durumlarda, tebligatların hem şüpheli veya sanığa hem de müdafiye yapılması engellenmiş olmaktadır. Ancak insan haklarının hayata geçirilmesi, Tasarının amacı olduğuna göre görüş alınırken hem şüpheli veya sanığın hem de müdafinin bulunması ve diğer taraftan da tebligat yapılırken hem şüpheli veya sanığa hem de müdafiye yapılmasını teminen, söz konusu ibarelerin “şüpheli, sanık ve varsa müdafi” şeklinde değiştirilmesi uygun olacaktır.

Yapılan görüşmelerde ileri sürülen diğer görüşler ise aşağıdaki gibidir.

- Tasarının çerçeve 7’nci maddesi ile Türk Ceza Kanununun 94’üncü maddesinde düzenlenen işkence suçu bakımından zamanaşımının işlemeyeceğine dair hüküm, zamanaşımına uğramış suçlar bakımından herhangi bir tereddüde yol açabilecek nitelikte değildir. Zira ceza hukukunun temel prensiplerinden biri olan, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun hükümleri ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri arasında farklılık bulunduğu takdirde failin lehine kanunu uygulanacağına dair ilke (lehe kanunun uygulanması ilkesi), bu tereddüdü çözmektedir. Dolayısıyla daha önce zamanaşımına uğramış suçlar bakımından söz konusu hükmün herhangi bir hüküm ve sonuç doğurması mümkün değildir. (Anayasa m. 38/2, AİHS m. 7, TCK m. 7)

- Şüphelinin veya sanığın, müdafisi olduğu durumlarda tebligatların müdafiye yapılması hem kanuni düzenlemelerin hem de işin doğasının bir gereğidir. Bu bağlamda Tebligat Kanunun “Vekile ve kanuni mümessile tebligat” başlıklı 11’inci maddesindeki, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı ve vekilin birden fazla olması durumunda bunlardan birine tebligatın yapılmasının yeterli olacağına dair hüküm bu hususa işaret etmektedir.

Tasarının maddeleri üzerindeki değişiklikler aşağıdaki gibidir.

- Tasarının çerçeve 1’inci maddesi oyçokluğuyla aynen kabul edilmiştir.

- Tasarının çerçeve 2’nci maddesi ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 64’üncü maddesine eklenmesi öngörülen fıkrada geçen “ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerin” ibaresi, tarafı olunmayan protokoller bakımından herhangi bir ihlal söz konusu olamayacağından ve bu nedenle taraf olunan protokollerin ayrıca belirtilmesine gerek olmadığından “veya eki protokollerin” şeklinde değiştirilmiştir. Madde yapılan değişiklik doğrultusunda oyçokluğuyla kabul edilmiştir.

- Tasarının çerçeve 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9’uncu maddeleri oyçokluğuyla aynen kabul edilmiştir.

- Tasarının çerçeve 10’uncu maddesi ile değiştirilmesi öngörülen Türk Ceza Kanununun 318’inci maddesinde düzenlenen suçun teşvik veya telkin eylemlerinden herhangi birinin icrası suretiyle işlenebileceği hususuna açıklık getirilmesi amacıyla, fıkrada geçen “teşvik ve telkin” ibaresi, “teşvik veya telkin” şeklinde değiştirilmiş ve madde değişiklik doğrultusunda oyçokluğuyla kabul edilmiştir.

- Tasarının çerçeve 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17 ve 18’inci maddeleri oyçokluğuyla aynen kabul edilmiştir.

- Tasarının çerçeve 19’uncu maddesi ile değiştirilmesi öngörülen Hukuk Muhakemeleri Kanununun 337’nci maddesinde, adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı yapılacak itirazlara bakacak mahkemenin belirlenmesi, kararı veren mahkemeye yapılan itiraz üzerine dosyanın itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi, itirazın ilk ret kararını veren mahkemeden farklı bir mahkeme tarafından incelenmesi ve diğer taraftan da adalete erişim hakkının daha güvenceli hale getirilmesi amacıyla değişiklik yapılmıştır. Madde yapılan değişiklik doğrultusunda oyçokluğuyla kabul edilmiştir.

- Tasarının çerçeve 20’nci maddesi ile değiştirilmesi öngörülen Hukuk Muhakemeleri Kanununun 339’uncu maddesinde, adli yardım kapsamında ödemeden muaf tutulabilecek giderlerin, mezkûr Kanunun adli yardımın kapsamını belirleyen 335’inci maddesi doğrultusunda net olarak belirlenmesi amacıyla değişiklik yapılmış ve madde yapılan değişiklik doğrultusunda oyçokluğuyla kabul edilmiştir.

- Tasarının 21 ve 22’nci maddeleri oyçokluğuyla aynen kabul edilmiştir.

- Tasarının tümü oyçokluğuyla kabul edilmiştir.

- Tasarının maddeleri redaksiyona tabi tutulmuştur.

Raporumuz, Komisyon Başkanlığına saygı ile arz olunur. 25/3/2013

Başkan Üye Üye

Hakkı Köylü İlknur İnceöz İsmail Kaşdemir

Kastamonu Aksaray Çanakkale

Üye Üye Üye

Murat Başesgioğlu Mevlüt Akgün Ali Rıza Öztürk

İstanbul Karaman Mersin

(Muhalifim) (Alt komisyon raporuna

katılmıyorum, muhalifim)

Üye

Ömer Süha Aldan

Muğla

(Muhalifim)

ALT KOMİSYON METNİ

İNSAN HAKLARI VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ BAĞLAMINDA BAZI KANUNLARDA

Kaynak: TBMM 24. Dönem, S. Sayısı: 445 – Kanun Tasarısı madde 22 gerekçesi (kabul edilen 6459 sayılı Kanunun 23. maddesine karşılık gelir).

Hukuk Sözlüğünde İlgili Terimler

Madde Künyesi

  • Kanun6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
  • MaddeMadde 337
  • BölümYedinci Kısım – Yargılama Giderleri ve Adli Yardım › İkinci Bölüm – Adli Yardım
  • Kanundaki BaşlıkAdli yardım talebinin incelenmesi
  • DurumYürürlükte
  • Resmî KaynakMevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr)
  • Resmî GerekçeBu sayfada (değişiklik gerekçesi)
  • Son Kontrol18 Ekim 2026

Kanunda Gezinme

‹ Madde 336 · Madde 338 ›

Hukuk Muhakemeleri Kanunu: tüm maddeler

Mevzuat aramasına dön

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır. Mevzuat metinleri her ay resmî kaynakla karşılaştırılarak güncellenir; uyuşmazlık hâlinde Resmî Gazete'de yayımlanan metin esastır. Somut olayınız için bir avukata danışınız.

bottom of page