top of page

Ana Sayfa › Mevzuat › Türk Ceza Kanunu › Madde 301

5237 Sayılı Kanun Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar

TCK Madde 301: Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu · Madde 301 · Son kontrol: 18 Ekim 2026

Madde Metni

Madde 301- (Değişik: 30/4/2008-5759/1 md.)

(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

Değişiklik ve Yürürlük Notları

[116] 30/4/2008 tarihli ve 5759 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu madde başlığı “Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

Metin, Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi'nde (mevzuat.gov.tr) yayımlanan yürürlükteki metinden aynen alınmıştır. Resmî metin için Mevzuat Bilgi Sistemi'ne bakınız.

Madde Gerekçesi

Değişiklik gerekçeleri, değiştirici kanunun resmî gerekçesinden (TBMM sıra sayısı/teklif metni veya Mevzuat Bilgi Sistemi) aynen aktarılmıştır; eşleşme, bu maddedeki resmî değişiklik işareti (tarih–kanun/madde) ve değiştirici kanunun TBMM'de kabul edilen metniyle doğrulanmıştır. Gerekçeler teklif veya tasarı metnine ilişkindir; madde komisyonda veya Genel Kurulda değiştirilmiş olabilir. Uyuşmazlık hâlinde Resmî Gazete'de yayımlanan kanun metni esastır.

Değişiklik Gerekçesi: 5759 sayılı Kanun m. 1 (30/4/2008)

Madde 4- Yürütme maddesidir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Türk Ceza Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi gerekçesiyle birlikte ekte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim. 9.10.2007

Hasip Kaplan

Şırnak

GENEL GEREKÇE

Türk Ceza Kanununun, yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2005 tarihinden bu yana, birçok maddesi tartışma konusu olmuştur. Bunların içinde, eski Türk Ceza Kanununun 159 uncu maddesinde düzenlenen Türklüğü, Cumhuriyeti, Anayasal kurum ve kuruluşları tahkir olarak tanımlanan suç en başta yer almaktadır. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu'nun 301 inci maddesinde hemen hemen önceki kanun ile aynı şekilde düzenlenen bu suç tipine ilişkin tarihsel gelişim incelendiğinde şöyle bir tablo ile karşılaşılmıştır.

Bu maddede düzenlenen suç ile korunmak istenen hukuki değer, maddede belirtilen anayasal kuruluşların prestijleri ve saygınlıklarıdır. Günümüzde insan hak ve özgürlüklerinin temeli sayılan ifade özgürlüğü ile bu suç tipi arasında çok ince bir çizgi olması ve yasayı yorumlayan, uygulayan kimsenin sübjektif algı ve değerlendirmesine göre aynı nitelikteki görüş açıklamalarının bazen ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilip, bazen tahkir kapsamında görülebilmesi, farklı uygulamalara neden olmuştur.

Ceza hukuku öğretisinde de yoğun bir şekilde tartışılan ve birçok hukukçu tarafından "suçta kanunilik" ilkesine uygun olmadığı söylenen bu suç tipinin toplumsal bir ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı da tartışma konusu olmuştur.

301 inci maddede düzenlenen suçun genellikle basın-yayın aracılığıyla işlenen bir suç olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, çoğunlukla eleştiri amacıyla yazılan ya da söylenen ve demokratik bir toplumda ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi ve kabul edilmesi gereken görüşler nedeniyle, mahkemelerden farklı kararlar çıkması toplumsal barışı bozucu sonuçlara yol açmıştır.

1986-2006 yılları arasındaki adli istatistikler incelendiğinde görüleceği üzere, ülkemizde Cumhuriyet Savcılıkları tarafından açılan ceza davalarının on binde biri ile on binde ikisini oluşturan bu suç tipinin Türk Ceza Kanunu'nda yer almasının, artık bir yararının kalmadığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan, bu suç tipini ihlal ettiği iddiasıyla yargılanan kimselerin, yöneltilen suçlama nedeniyle henüz yargılama aşamasında, toplumun bazı kesimlerinin kabul edilemez tepkilerine hedef olduğu; maddenin, çağdaş ve demokratik bir toplumda kabul edilemez linç kalkışmaları için zemin hazırladığı görülmüştür.

Hatta, hukukçular tarafından tartışılmakta olan bir yargı kararı nedeniyle, bu suçtan mahkûm olan Ermeni kökenli Hrant Dink adlı vatandaşımız, bazı kesimlerce ülkemizdeki barış ve huzurun bozulması amacına hizmet eden haksız kışkırtmalar nedeniyle öldürülmüştür. Yargı kararının sonucunda verilen cezayı, işlendiğini düşündüğü suçun karşılığı olarak görmeyen bazı kimseler, kendi ceza adalet anlayışlarıyla cinayet işlemekte, insanlara kıymaktadır. Bu zeminin yaratılmasında, keyfi uygulama ve yoruma uygun maddenin de payının olduğu sosyolojik ve toplumsal bir gerçekliktir.

Bu maddeye ilişkin yargı kararlarında genellikle oybirliği ile bir karar verilemediği, konunun uzmanı hukukçular arasında müşterek bir kanıya varılamadığı, açılan davaların çoğunluğunun beraatle sonuçlanmasına karşın, sırf dava açılmış olmasının bile bu suçtan yargılanmakta olan kimsenin toplumun bir kesiminin nezdinde suçlu sayılması için yeterli sayıldığı, herkesin kesin hükümle mahkûm oluncaya kadar suçsuz olduğu yönündeki evrensel ve anayasal ilkeye aykırı sonuçların ortaya çıktığı görmezden gelinemez bir şekilde yaşanmaktadır.

Nitekim, bu maddeden verilen mahkûmiyet kararlarının, ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesindeki ifade özgürlüğüne aykırılığı nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ifade özgürlüğünü ihlal eden bir ülke olarak tazminat ödemeleriyle de karşı karşıya kaldığımız bilinmektedir.

Toplumun farklı düşünce ve inanıştaki kesimleri arasında düşmanlıkların önlenmesi, bu düşmanlıkların kışkırtılmasının yasaklanması, farklı din, dil, ırk, etnik kökenden insanların, bu kimlikleri nedeniyle aşağılanması elbette ceza kanunuyla korunması gereken bir değerdir.

Türk Ceza Kanununun 216 ncı maddesi bu değeri korumaktadır. Ancak, 301 inci maddede düzenlenen suça ilişkin uygulama göstermiştir ki, madde "kanunilik" ilkesine uygun olmayıp, geniş bir takdir ve değerlendirme olanağı sağlamaktadır. Bu durum, ülkemiz insanlarının en geniş şekilde kullanmaya değer olduğu ifade özgürlüğü hakkını tehdit etmektedir.

Yukarıda da belirtildiği gibi, son yirmi yıllı adli istatistiklere göre, bu maddeden açılan ceza davası sayısı toplam ceza davalarının on binde ikisi kadardır; bir yılda 200-300 adettir. Bu davaların büyük çoğunluğunun, gazeteci ve yazarlar ile siyasi kişiliklerin görüş ve düşüncelerini ifade etmeleri nedeniyle açıldığı da bir gerçektir.

Bu nedenle, toplumun çoğunluğunun benimsememesi, hatta öfkelenmesi ve kızması, tepki duyması pahasına da olsa, ifade özgürlüğünün korunması esas alınmalıdır.

Belirtilen nedenle, Türk Ceza Kanununun 301 inci maddesi ile korunmak istenen hukuki değerin ceza kanunlarıyla korunması, toplumsal barışa ve adalete hizmet etmek yerine, tersine, daha önemli ve büyük sorunlara neden olmakta, toplumsal barışı bozucu sonuçlara yol açmaktadır. Kaldı ki, maddede sayılan anayasal kurumlara yönelik eleştiri sınırlarını aşar nitelikteki görüş açıklamaları nedeniyle özel hukuk kapsamındaki hukuki sorumluluk devam etmektedir. Nitekim, bugün dünyadaki gelişme bu türden eylemlerin suç olmaktan, ceza kanunu alanından çıkarılıp; tazminat sorumluluğu kapsamına, özel hukukun alanına sokulması yönündedir. Kanun teklifiyle çağdaş gelişmelere uygun olarak, özgürlüklerin temeli olan ifade özgürlüğü daha da güvence altına alınmış olacaktır.

MADDE GEREKÇELERİ

Madde 1- Maddeyle, uygulamada, ifade özgürlüğü açısından kabul edilemez sonuçlar yaratan ve toplumsal barışı tehdit eden olaylara zemin hazırlayan Türk Ceza Kanununun 301 inci maddesi yürürlükten kaldırılarak, ifade özgürlüğünün güvence altına alınması ve toplumsal barışın sağlanması amaçlanmaktadır.

Madde 2- Yürürlük maddesidir.

Madde 3- Yürütme maddesidir.

ŞIRNAK MİLLETVEKİLİ HASİP KAPLAN’IN TEKLİFİ

Kaynak: TBMM 23. Dönem, S. Sayısı: 215 – Kanun Teklifi madde 4 gerekçesi (kabul edilen 5759 sayılı Kanunun 1. maddesine karşılık gelir).

Madde Künyesi

  • Kanun5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
  • MaddeMadde 301
  • Bölümİkinci Kitap – Özel Hükümler › Dördüncü Kısım – Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler › Üçüncü Bölüm – Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar
  • Kanundaki BaşlıkTürk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama
  • DurumYürürlükte
  • Resmî KaynakMevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr)
  • Resmî GerekçeBu sayfada (değişiklik gerekçesi)
  • Son Kontrol18 Ekim 2026

Kanunda Gezinme

‹ Madde 300 · Madde 302 ›

Türk Ceza Kanunu: tüm maddeler

Mevzuat aramasına dön

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır. Mevzuat metinleri her ay resmî kaynakla karşılaştırılarak güncellenir; uyuşmazlık hâlinde Resmî Gazete'de yayımlanan metin esastır. Somut olayınız için bir avukata danışınız.

bottom of page