Ana Sayfa › Mevzuat › Ceza Muhakemesi Kanunu › Madde 146
5271 Sayılı Kanun İfade veya Sorgu için Çağrı
CMK Madde 146: Zorla Getirme
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu · Madde 146 · Son kontrol: 18 Ekim 2026
Madde Metni
Madde 146 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan veya 145 inci maddeye göre çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir.
(2) Zorla getirme kararı, şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu, kendisiyle ilgili suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilmesi nedenlerini içerir.
(3) Zorla getirme kararının bir örneği şüpheli veya sanığa verilir.
(4) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Zorla getirme kararı ile çağrılan şüpheli veya sanık derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç yirmidört saat içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet savcısının önüne götürülür ve sorguya çekilir veya ifadesi alınır.
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Zorla getirme, bunun için haklı görülecek bir zamanda başlar ve hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından, sorguya çekilmenin veya ifade almanın sonuna kadar devam eder.
(6) Zorla getirme kararının yerine getirilememesinin nedenleri, köy veya mahalle muhtarı ile kolluk görevlisinin birlikte imzalayacakları bir tutanakla saptanır.
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi ile ilgili olarak da zorla getirme kararı verilebilir.
Değişiklik ve Yürürlük Notları
[53] Bu madde başlığı “Şüpheli veya sanığın zorla getirilmesi “ iken, 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
Metin, Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi'nde (mevzuat.gov.tr) yayımlanan yürürlükteki metinden aynen alınmıştır. Resmî metin için Mevzuat Bilgi Sistemi'ne bakınız.
Madde Gerekçesi
Bu bölümde, maddenin kanunlaşma sürecine ait resmî TBMM belgesinden (TBMM 22. Dönem, S. Sayısı: 698 – Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısı (1/535)) ilgili kısımlar, yalnız sayfa düzeni sadeleştirilerek metni değiştirilmeden aktarılmıştır. Gerekçede geçen madde numaraları tasarı numaralarıdır. Değişiklik gerekçeleri, değiştirici kanunun resmî gerekçesinden (TBMM sıra sayısı/teklif metni veya Mevzuat Bilgi Sistemi) aynen aktarılmıştır; eşleşme, bu maddedeki resmî değişiklik işareti (tarih–kanun/madde) ve değiştirici kanunun TBMM'de kabul edilen metniyle doğrulanmıştır. Gerekçeler teklif veya tasarı metnine ilişkindir; madde komisyonda veya Genel Kurulda değiştirilmiş olabilir. Madde sonradan değiştirildiği için gerekçe yürürlükteki metinle farklılık gösterebilir (bkz. Değişiklik ve Yürürlük Notları). Uyuşmazlık hâlinde Resmî Gazete'de yayımlanan kanun metni esastır.
Hükümet Tasarısının Gerekçesi (Tasarı m. 146)
Madde 146. - Madde, ihzar kurumunun içeriği ve uygulanması bakımından, usul hukukumuz itibarıyla önemli değişiklikler getirmiş bulunmaktadır.
Birinci fıkraya göre, ilke olarak, hakkında tutuklama kararı verilebilmesi veya yakalama müzekkeresi kesilebilmesi için yeterli nedenler bulunan şüphelinin veya sanığın ihzarına karar verilebilecektir. Uygulamada önemli olan husus ihzar müzekkeresinin yerine getirilmesidir; bu nedenle son fıkra, ihmalleri ile ihzarı gerçekleştirmeyen sorumluların saptanmasını olanaklı kılmak üzere, yerine getirmemenin nedenlerinin saptanmasını ve bunların, köy veya mahalle muhtarları ile kolluk görevlisi tarafından düzenlenecek bir tutanağa geçirilmesini öngörmüş bulunmaktadır.
İhzar müzekkeresinin içeriği ikinci fıkrada belirlenmiştir: Müzekkerede şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğu, kendisi ile ilgili suçu, gerekiyorsa eşkali (fiziğini belirleyen özellikleri) belirlenecek ve asıl önemlisi, zorla getirilmesine neden olan hususlar belirtilecektir. Bu müzekkerenin bir örneği şüpheli veya sanığa verilecektir. Bu nedenle müzekkere kopyalı olarak kolluk görevlisine gönderilmelidir. Böylece düzenlenecek müzekkerenin hangi süre içinde geçerli olacağı maddenin beşinci fıkrasında yer almıştır; ihzar belirli ölçüde zor kullanmayı gerektirebileceğinden geçerli olduğu sürenin belirlenmesi, özgürlüklerin korunması yönünden önemlidir. Esasen dördüncü fıkra, bu bakımdan diğer bir teminatı da içermektedir: İhzar edilen şüpheli veya sanık, ilke olarak derhâl, olanaklı bulunmadığı takdirde, yol süresi hariç en geç yirmidört saat içinde çağıran mercilerin önüne götürülecek ve yine derhâl sorguya çekilecek ve ifadesi alınacaktır.
Süreye gelince, beşinci fıkraya göre ihzar, getirme bakımından haklı sayılacak bir saatte başlayacak ve çağıran mercilerin sorguyu yapmaları veya ifade almaları ile sona erecektir.
Değişiklik Gerekçesi: 5560 sayılı Kanun m. 20 (6/12/2006)
Madde 16- Maddeyle, 5271 sayılı Kanunun 146 ncı maddesinde bazı değişiklikler yapılmıştır. Maddenin birinci fıkrasına eklenen ibare ile, hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan şüpheli veya sanığın yanı sıra, ifade veya sorgu için 145 inci maddeye göre çağrıldığı halde gelmemiş olan şüpheli veya sanığın da zorla getirilmesine karar verilebileceği öngörülmektedir. Böylece uygulamada ortaya çıkan bazı tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.
Dördüncü ve beşinci fıkralarda yer alan “zorla getirmeyi isteyen” ibareleri fıkra metinlerinden çıkarılmaktadır. Bu fıkralarda yapılan değişikliğin amacı, Cumhuriyet savcılarının zorla getirme kararı verme yetkilerinin bulunup bulunmadığı hususunda uygulamada yaşanan yoğun tereddüttür. Soruşturma evresinin asıl sahibi konumunda bulunan Cumhuriyet savcısına bu yetkinin tanınmaması, uzlaşma gibi bazı kurumları önemli ölçüde işlemez hale getireceği gibi, iddianamenin iadesi yolunun işletilmesi bakımından da sorunlar çıkarabilecektir. Ceza Muhakemesi Kanununda soruşturma evresine yüklenen fonksiyonun gereği gibi ifa edilebilmesi ve yargılamanın makul bir sürede sonuçlandırılabilmesi için, soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısının zorla getirme yetkisi hususunda bir tartışma ve tereddüdün bulunmaması gerekmektedir.
Maddeye eklenen yedinci fıkra ile; tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçinin öncelikle çağrı kâğıdı ile çağrılacağı, buna rağmen gelmeyen bu kişiler hakkında zorla getirme kararı verilebileceği hükmünü içermektedir.
Tanıklar söz konusu olduğunda, 43 üncü madde uyarınca çağırılan tanık gelmediğinde 44 üncü madde uyarınca zorla getirme kararı verilebilmektedir. Ancak 44 üncü madde sadece hâkim veya mahkemenin yetkili olduğu şeklinde anlaşılmaya müsaittir. Cumhuriyet savcısının da bu konuda yetkili olduğunu vurgulamak amacıyla tanıklar bakımından böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur. Bu nedenle hüküm, özellikle Cumhuriyet savcısının zorla getirme kararı verme yetkisi bakımından önem taşımaktadır.
Bilirkişi hakkında zorla getirme kararı verilip verilemeyeceği, Ceza Muhakemesi Kanununun mevcut düzenlemeleri bakımından tartışmalı hale gelmiştir. Mülga 1412 sayılı Kanunda (m. 70); “rey vermekle mükellef olduğu ve usulü dairesinde çağrıldığı halde gelmeyen veya gelip de yeminden, rey ve mütalaa beyanından çekinen bilirkişiler hakkında tanıklara ilişkin hükümler uygulanır” şeklinde bir düzenleme yer almakta idi. Dolayısıyla bu hüküm, hem çağrıya uyulmamasının hem de çağrıya uyulmasına rağmen yeminden ve görüş açıklamasından kaçınmanın yaptırımını düzenlemekte idi. Buna göre, çağrıya uymayan bilirkişi hakkında mülga 1412 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi, yeminden ve görüş açıklamasından kaçınan bilirkişi hakkında ise mülga 1412 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi uygulanabilmekte idi. Mülga 1412 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi ise, çağrıya uymayan tanıkların, dolayısıyla bilirkişilerin, zorla getirilmesini öngörmekte idi.
Mülga 1412 sayılı Kanunun 70 inci maddesine karşılık gelen ve bu madde ile aynı başlığı taşıyan 5271 sayılı Kanunun 71 inci maddesi, kısmen farklı bir düzenleme içermektedir. Söz konusu hükme göre; “usulünce çağrıldığı halde gelmeyen ve gelip de yeminden, oy ve görüş bildirmekten çekinen bilirkişiler hakkında 60 ıncı maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.” 60 ıncı maddenin birinci fıkrası ise, mülga 1412 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin ilk üç fıkrasına karşılık gelmektedir. Başka bir ifadeyle, hazır olan fakat yeminden veya tanıklıktan çekinen kişi, bundan doğan giderlere ve disiplin hapsine muhatap olacaktır.
Görüldüğü üzere, mülga 1412 sayılı Kanunun 70 inci maddesi, tanıklara ilişkin hükümlere genel olarak, yani madde numarası zikretmeksizin atıf yapmak suretiyle, hem hazır bulunmayan bilirkişinin zorla getirilebileceğini, hem de hazır bulunduğu halde yeminden ve bilirkişilikten kaçınan
kişiye uygulanabilecek yaptırımları düzenlemekte idi. Buna karşılık 5271 sayılı Kanunun 71 inci maddesi, hazır bulunduğu halde yeminden ve oy/görüş açıklamaktan kaçınan bilirkişi yanında, usulünce çağrıldığı halde gelmeyen bilirkişi bakımından da 60 ıncı maddeye atıf yapmaktadır. Başka bir ifadeyle, çağıran makamların huzurunda bulunan fakat bazı işlemlerden kaçınan bilirkişiye yönelik yaptırımlar, çağrıldığı halde gelmeyen bilirkişi için de geçerli olmaktadır. Bu yaptırımlar ise, bazı giderlerin bilirkişiye yükletilmesi ve disiplin hapsidir. Ancak, özellikle disiplin hapsi, usulünce yapılan çağrıya uymamış olan bilirkişinin hazır bulundurulmasını, bunun için de zorla getirilmesini gerekli kılmaktadır. Bununla birlikte, 5271 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde, zorla getirmeyi öngören 44 üncü maddeye açık bir atıf bulunmadığı için, davete rağmen gelmemiş olan bilirkişinin zorla getirilip getirilemeyeceği hususu belirsiz kalmaktadır.
Bilirkişi bakımından zorla getirme kararı verme yetkisindeki belirsizlik sadece Cumhuriyet savcısı bakımından değildir. Cumhuriyet savcısı yanında, hâkim ve mahkemenin de bilirkişi hakkında zorla getirme kararı verme yetkisinin açıkça belirtilmesi bakımından böyle bir düzenleme ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
Mağdur ve şüpheli de, çağrı kâğıdı ile çağrıldıkları halde gelmedikleri takdirde haklarında zorla getirme kararı verilebilecektir. 233 üncü maddeye göre, mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir, bu hususta yapılacak çağrı bakımından tanıklara ilişkin hükümler uygulanır. 235 inci maddeye göre ise mağdur veya şikâyetçinin, dilekçelerinde veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adresleri tebligata esas alınır. Bu adrese çıkartılan çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta bulunulmaz. Belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamaması hallerinde adresin araştırılması gerekmez. Bu kimselerin beyanının alınması zorunlu görüldüğü hallerde üçüncü fıkra uygulanmaz. 236 ncı maddenin birinci fıkrasına göre de, mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.
Mağdur ve şikayetçi ile ilgili söz konusu hükümlerin bir zorla getirme kararı verilebilmesine imkân tanıyıp tanımadığı hususunda uygulamada ortaya çıkmış bulunan tereddütleri gidermek amacıyla, eklenen yedinci fıkra ile, çağrıya uymamaları halinde bu kişilerin zorla getirilebileceği açıkça hüküm altına alınmaktadır.
146 ncı maddeye eklenen yedinci fıkra ile, 251 inci maddenin altıncı fıkrasıyla da uyum sağlanmaktadır. Buna göre, 250 nci madde kapsamındaki suçların soruşturma ve kovuşturması söz konusu olduğunda, herhangi bir çağrıya gerek kalmaksızın; Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemenin sözlü emriyle şüpheli veya sanık, tanık, bilirkişi ve suçtan zarar gören hazır bulundurulabilecekken, 250 nci madde kapsamı dışında kalan suçların soruşturma ve kovuşturmasında bu kişiler önce davet edilecek, buna rağmen gelmezlerse, haklarında zorla getirme kararı verilebilecektir.
Kaynak: TBMM 22. Dönem, S. Sayısı: 1255 – Kanun Teklifi madde 16 gerekçesi (kabul edilen 5560 sayılı Kanunun 20. maddesine karşılık gelir).
Sitede Bu Maddeye Değinen Sayfalar
Blog Yazıları
Hukuk Sözlüğünde İlgili Terimler
Madde Künyesi
- Kanun5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- MaddeMadde 146
- BölümBirinci Kitap – Genel Hükümler › Beşinci Kısım – İfade ve Sorgu › Birinci Bölüm – İfade veya Sorgu için Çağrı
- Kanundaki BaşlıkZorla getirme
- DurumYürürlükte
- Resmî KaynakMevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr)
- Resmî GerekçeBu sayfada (TBMM S. Sayısı 698, değişiklik gerekçesi)
- Son Kontrol18 Ekim 2026
Kanunda Gezinme
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır. Mevzuat metinleri her ay resmî kaynakla karşılaştırılarak güncellenir; uyuşmazlık hâlinde Resmî Gazete'de yayımlanan metin esastır. Somut olayınız için bir avukata danışınız.