Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Ceza Hukukunda Diğer Konular
AYM 1. Bölüm İhlal Ceza Hukuku
Ardışık Arama Savunmaları Karşılanmayan Mahkûmiyette Gerekçeli Karar Hakkı İhlal Edildi
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2023/50081 · T. 02.09.2026
Karar Özeti
Silahlı terör örgütüne üyelikten mahkûm edilen başvurucu, ardışık arama tespitlerinin bilirkişi raporuyla çeliştiğini ve aramaları çarşı iznine çıkan askerlerin yapmış olabileceğini savundu. Mahkeme bilirkişi raporunun tespitleri ortadan kaldırmadığını belirterek mahkûmiyete karar vermiş, istinaf başvurusu reddedilmiş, Yargıtay da kararı onamıştı. Anayasa Mahkemesi, bu tespitlerin mahkûmiyetin tek delili olduğu dosyada operasyonel hat ve ardışık aranan kişilere ilişkin araştırmaların yapılmadığını, sonucu değiştirebilecek savunmaların karşılanmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Dosya yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine gönderildi.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Mahkûmiyetin tek delili sabit hat ve ankesörlü telefon aramaları olan dosyada, Yargıtayca öngörülen araştırmalar yapılmadan ve esaslı savunmalar karşılanmadan verilen hüküm gerekçeli karar hakkını ihlal etmiştir.
Soru: Ankesörlü hat aramalarına dayanan örgüt üyeliği mahkûmiyetinde hangi eksikler gerekçeli karar hakkını ihlal eder?
Sonuç: Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilerek yeniden yargılama için dosya Amasya 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi, manevi tazminat talebi reddedildi, tutuklamaya ilişkin şikâyet ise süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulundu.
Karar Künyesi
- MahkemeAnayasa Mahkemesi
- BölümBirinci Bölüm
- Başvuru No2023/50081
- Karar Tarihi02.09.2026
- Karar TürüBireysel Başvuru
- Sonuçİhlal
- Resmî KaynakAnayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası
İlgili Mevzuat
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 (resmî metin)
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 210 (resmî metin)
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 217 (resmî metin)
- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 50 (resmî metin)
- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 66 (resmî metin)
Kararın Önemli Bölümleri
“Yargıtay tarafından ilkesel olarak ortaya konulan ve adli makamlarca yapılması gerekli görülen araştırmaların somut olayda yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.”
“Mahkemece başvurucunun savunmalarında dile getirilen bu hususlarla ilgili bir araştırma veya değerlendirme yapılmamıştır.”
Kararın Tam Metni
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
... BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2023/50081)
Karar Tarihi: 2/9/2026
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
İrfan FİDAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Raportör
:
Hüseyin ERAL
Başvurucu
:
...
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, mahkûmiyet hükmünde başvurucunun karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle başka temel haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de bulunmaktadır.
2. Başvurucu, bireysel başvuruya konu olayların geçtiği tarihte Amasya Piyade Eğitim Tugay Komutanlığında üsteğmen olarak görev yapmaktadır.
3. 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sonrasında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturmalar ve adli makamlarca alınan ifadeler doğrultusunda örgüt hiyerarşisi içinde üst konumda bulunan kişilerin örgüt içi iletişimi sağlamak amacıyla örgütün askerî mahrem yapılanmasında yer alan ve örgütte kendilerinden alt konumda olan kişileri, tespit edilmeyi zorlaştıracak şekilde önceden belirlenen tedbir kuralları doğrultusunda ankesörlü/kontörlü sabit hatlardan aradıklarına dair bilgilere ulaşılması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) örgütün bu ildeki askerî mahrem yapılanmasına mensup kişilerin belirlenmesi amacıyla soruşturma başlatılmıştır.
4. Başsavcılık, soruşturma kapsamında tespit edilen 248 sabit hat üzerinde yapılan inceleme sonucunda belirlenen sabit hatlar içinde bulunan yedi sabit hattan başvurucunun da arandığının anlaşılması üzerine başvurucuyu FETÖ/PDY üyesi olduğu şüphesiyle soruşturmaya dâhil etmiştir.
5. Başvurucuyla ilgili düzenlenen 15/4/2019 tarihli analiz raporunda başvurucunun 8/8/2012 ve 9/7/2014 tarihleri arasında İstanbul'da bulunan yedi farklı sabit hattan/ankesörden toplam on bir defa ardışık olarak arandığı ve 0216...30 numaralı sabit hattın 1. grup ardışık olarak başvurucuyla birlikte üsteğmen olarak görev yapan R.Ç.yi de aradığı belirtilmiştir.
6. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle 26/4/2019 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu; ifadesinde ardışık aramaya konu cep telefonunu kendisinin kullandığını, İstanbul, Şırnak, Hakkâri ve Amasya'da görev yaptığını, sabit hatlardan çarşı iznine ya da hastaneye çıkan askerler tarafından aranmış olabileceğini, analiz raporunda belirtilen ardışık aramaları hatırlamadığını ve terör örgütüyle hiçbir bağlantısının olmadığını beyan etmiştir. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgusunda 2014 yılında gerçekleştiği söylenen aramaların abisiyle ilgili olduğunu ve R.Ç.yi dönem arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını ileri süren başvurucu, anılan suçtan 29/4/2019 tarihinde tutuklanmıştır.
7. Soruşturma kapsamında başvurucunun ByLock kullanıcı kaydının bulunmadığı, Asya Katılım Bankası AŞ. (Bank Asya) hesabının olmadığı ve yine FETÖ/PDY ile irtibatlı kurum, dernek ya da sendika üyeliğine rastlanmadığı anlaşılmıştır.
8. Başsavcılıkça başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 7/5/2019 tarihli iddianame düzenlenmiştir. İddianamede başvurucuya atılı eylemlere değinilmeden önce FETÖ/PDY'nin askerî mahrem yapılanmasına, bu yapılanmada yer alan kişilerin örgüt hiyerarşisi içindeki konumlarına, bu konumlara dair örgüt tarafından yapılan adlandırmalara ve yapılanmanın ankesörlü hatlar üzerinden tedbir kuralları doğrultusunda yaptığı iletişime ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Başvurucu yönünden yapılan değerlendirme kısmında ise öğrenci konumunda olan başvurucunun yedi farklı sabit hattan/ankesörden toplam on bir defa ardışık olarak örgütün askerî mahrem sorumlusu tarafından arandığı ve 0216...30 numaralı sabit hattın başvurucuyla birlikte üsteğmen olarak görev yapan R.Ç.yi de aradığı belirtilerek atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.
9. İddianamenin kabulü ile açılan dava, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesince görülmeye başlanmış; başvurucunun temadi eden eylemlerinin Amasya'da yakalanmasıyla kesildiği gerekçesiyle 27/5/2019 tarihinde yetkisizlik kararı verilmiştir. Yetkisizlik kararı sonrasında Amasya 2. Ağır Ceza Mahkemesince duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. 2/7/2019 tarihli Tensip Tutanağı'nda diğerlerinin yanı sıra başvurucuyla ardışık olarak aranan R.Ç.nin dinlenmesine ve başvurucunun çalıştığı yer kolluk birimlerinden başvurucu hakkında ardışık arama kaydının olup olmadığının sorulmasına karar verilmiştir.
10. Yargılama üç celsede tamamlanmıştır. Birinci celse öncesinde başvurucunun çalıştığı Hakkâri, Şırnak ve Amasya'da ardışık arama kaydının bulunmadığına dair yazı cevapları dosyaya gönderilmiştir. Başsavcılık, İstanbul'dan yapılan ardışık arama kayıtlarını Mahkemeye sunmuştur. 20/8/2019 tarihli birinci celseye başvurucuyla birlikte R.Ç. katılmıştır. Başvurucu; birinci celse yaptığı savunmasında yapılan aramaları hatırlamadığını, içeriği ve kiminle yapıldığı belli olmayan aramaların terör örgütü üyeliğini göstermeyeceğini ve ardışık arandığı belirtilen R.Ç.yi sadece dönem arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını beyan etmiştir. Sabit hat ve ankesörlerden yapılan aramaların çarşı iznine çıkan askerler tarafından yapılmış olabileceğini beyan eden başvurucu, örgütle irtibatının bulunmadığını da ifade etmiştir. Duruşmada dinlenen R.Ç. başvurucuyu astsubay okulundan tanıdığını, başvurucuyla birlikte kendisini arayan kişiyi hatırlamadığını ve birlikte sohbete katılmadıklarını ifade etmiştir. Mahkeme, birinci celse sonunda başvurucunun tahliyesiyle birlikte dosyanın esas hakkında mütalaanın sunulması amacıyla Başsavcılığa tevdiine karar vermiştir.
11. İkinci celse öncesinde sunulan esas hakkında mütalaada başvurucuya ait cep telefonunun örgütsel iletişim amacıyla ardışık olarak arandığı belirtilerek başvurucunun atılı suçtan cezalandırılması talep edilmiştir. Başvurucu; savunmasında ardışık arama kayıtlarının hukuka aykırı elde edildiğini, HTS kayıtlarının ardışık arama kayıtlarıyla örtüşmediğini ve arama kayıtlarının tek başına suçun işlendiğini göstermeyeceğini ileri sürmüştür. Mahkeme, ikinci celseyi HTS kayıtlarının istenilmesi ve gelen kayıtlar üzerinde ardışık arama kayıtları doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapılması amacıyla ertelemiştir.
12. 17/1/2020 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen tespitler şu şekildedir:
i. Başvurucuya ait cep telefonunun 25/2/2014 tarihinde 0216...00 numaralı sabit hattan arandığı ancak sabit hattın başvurucudan sonra aradığı kişinin asker olmaması nedeniyle yapılan bu aramanın ardışık arama olmadığı,
ii. Başvurucuya ait cep telefonunun 31/5/2014 tarihinde 0216...00 numaralı sabit hattan arandığı ancak sabit hattın başvurucudan sonra aradığı kişi bulunmaması nedeniyle yapılan bu aramanın ardışık arama olmadığı,
iii. Başvurucuya ait cep telefonunun 9/7/2014 tarihinde 0216...78 numaralı sabit hattan aranmış ise de bu aramanın ardışık arama olmadığı,
iv. Başvurucuya ait cep telefonunun 25/4/2014 tarihinde 0216...64 numaralı sabit hattan arandığı, başvurucudan önce aranan N.P.nin kamu görevlisi ve asker olmaması nedeniyle yapılan bu aramanın ardışık arama olmadığı,
v. Başvurucuya ait cep telefonunun 9/2/2014 tarihinde 0216...19 numaralı sabit hattan aranmış ise de yapılan bu aramanın ardışık arama olmadığı belirtilerek sonuç olarak başvurucunun kamuya açık ankesör soruşturmalarında tespit edilen sabit hatlardan ardışık aranmasının bulunmadığı değerlendirilmiştir.
13. Başvurucu, üçüncü celse yaptığı savunmasında önceki savunmalarından farklı olarak HTS kayıtları doğrultusunda dosyaya sunulan bilirkişi raporunun ardışık olarak aranmadığını ortaya koyduğunu beyan etmiştir.
14. Mahkemece başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit kabul edilerek örgüt üyeliği suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararda ilk olarak örgütsel faaliyetlerin deşifre olmaması için örgütün kendi hiyerarşisinde belirlediği ve tedbir olarak adlandırılan gizlilik kurallarının uygulandığı, örgüt üyesi olan askerî personelle/öğrencilerle örgütsel faaliyetler kapsamında ilişkili/irtibatlı olan ve sivil imam olarak tabir edilen şahısların tedbir kuralları çerçevesinde ankesörlü/kontörlü telefon hatları üzerinden irtibat kurdukları belirtilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Dosya kapsamında mevcut inceleme tutanağına göre; Sanığın [başvurucu] kullanımında olan 0532.....95 nolu GSM hattının 0216.....00 nolu sabit hattan 23.11.2013 tarihinde asker şahıs [R.Ç.] ile ardışık olarak arandığı, yine 25.02.2014 tarihinde aynı sabit hattan örgütsel olduğu değerlendirilen aranmasının olduğu, 25.04.2014 tarihinde 0216.....64 nolu sabit hattan örgütsel olduğu değerlendirilen aranmasının olduğu, tüm irtibat baz görüşme kayıtlarına göre farklı tarihlerde İstanbul ve İzmir iline ait sabit hatları 13 kez aradığı, tüm irtibat karşı baz görüşme kayıtlarına göre farklı tarihlerde İstanbul iline ait sabit hatlardan 8 kez arandığı hususlarının tespit edildiği,
Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporuna göre; 0216.....00 nolu sabit hattan yapılan 25.02.2014 tarihli aramanın, 0216.....8 nolu sabit hattan yapılan 31.05.2014 tarihli aramanın, 0216.....78 nolu sabit hattan yapılan 09.07.2014 tarihli aramanın, 0216.....64 nolu nolu sabit hattan yapılan 25.04.2014 tarihli aramanın, 0216.....19 nolu sabit hattan yapılan 09.02.2014 tarihli aramanın ardışık olarak yapılan aramalar olmadığı ve sanık adına kayıtlı 0532.....95 nolu GSM hattının sabit hatlardan ardışık olarak aranmasının tespitinin yapılamadığının belirtildiği, bilirkişi raporunda daha önce ardışık olarak arandığı tespit edilen ve iddianame düzenlenmesine temel teşkil eden ve sabit numaralardan yapılan diğer aramaların ardışık arama olmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla bu raporla iddianameye esas teşkil eden tespit arasında bir çelişki yoktur ... Dolayısıyla bilirkişi raporu sanığın bir kısım aramalarının ardışık niteliğinde olmadığına ilişkindir. Ardışık arama olarak tespit edilen aramaların bu niteliğini ortadan kaldırır nitelikte değildir.
Gizlice buluşulan, özel telefon numaralarından dahi aranmayan, zorunluluk hasıl olunca ankesörlü telefondan-sabit hatlardan haberleşilen, kod adı kullanılan, örgüt deyimiyle 'abi'lerin özel bilgileri sorgulanamayan, şahısların mahrem imamların arasında bir eşya gibi devredildiği, kalınan evlerin sık sık değiştirildiği, ortak bir eve yönlendirilmek şeklinde ve yine lojmanda toplanmamak sivil evlerde bir araya gelmek gibi tedbirlerin alındığı her işlemin bilhassa kayıt dışı yapıldığı, tedbir adı altında ima ile göz ile namaz kılınılmasının tavsiye edildiği asker mahrem yapıda; sanığın adına kayıtlı olan 0532.....95 nolu GSM hattının tüm irtibat baz görüşme kayıtlarına göre farklı tarihlerde İstanbul ve İzmir iline ait sabit hatları 13 kez aradığı, tüm irtibat karşı baz görüşme kayıtlarına göre farklı tarihlerde İstanbul iline ait sabit hatlardan 8 kez arandığı, sanığın adına kayıtlı olan 0532....95 nolu GSM hattının 0216.......00 nolu sabit hattan 23.11.2013 tarihinde asker şahıs [R.Ç.] ile ardışık olarak arandığı tespit edilen sanığın örgüt üyesi olduğu kanaat edilmiştir.
...
Yukarıda anlatılan deliller ve mahkememizce yapılan değerlendirmeler sonucunda; somut olaya bakıldığında sanığın kullanımındaki GSM hattı ile sabit kontörlü telefonlarla yaptığı ardışık ve münferit görüşmeler dikkate alındığında örgütün mahrem hizmetler sınıfına tabi olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 'mahrem hizmetler' adı altında Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde büyük bir gizlilik içerisinde yapılandığı, TSK da görevli asker şahıslardan sorumlu örgüt elemanlarının örgüt mensubu asker şahıslar ile yüz yüze, bakkal, market ve büfelerdeki kontörlü telefon ya da ankesörlü telefonlar vasıtasıyla örgütsel buluşma öncesi buluşma yapılacak yerin ve zamanının tespiti amacıyla irtibat kurdukları, bu tedbirin terör örgütünce deşifre olmamak adına geliştirildiği ... dosya kapsamı itibariyle sanığın örgüt içerisinde uzun süre yer alan şahıslardan olduğu, sanığın örgütün illegal yapılanmasını bildiği, sanığın bu eylemlerinin, silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerine uyması, sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişkinin oluşması nedeniyle suçun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu, sanığın örgütün askeri mahrem yapılanmasında öğrenci konumunda olduğu, sanığın bu şekilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip hiyerarşik yapısına dahil olarak silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmüş, sanığın atılı suçu inkara yönelik olan savunmasına yukarıda açıklanan delillerin mahiyeti ve ispat gücü dikkate alındığında mahkememizde herhangi bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiş, bu sebeple üzerine atılı FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiştir."
15. Başvurucu; mahkûmiyet kararına karşı sunduğu istinaf dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra kararın gerekçesiz olduğunu, aranma kayıtlarıyla örgütsel ilişkinin ortaya konulamadığını, HTS kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğunu, bilirkişi raporundaki lehe değerlendirmelerin dikkate alınmadığını ve içeriği tespit edilemeyen sabit hatlardan yapılan aramaların suçun işlendiğini göstermeyeceğini ileri sürmüştür. Başvurucunun istinaf talebi, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince (İstinaf Dairesi) "Sanığın kullanımındaki GSM hattı ile 13 kez ankesörlü telefonlardan tekil arandığı, 1 kez [R.Ç.] adlı şahıs ile İstanbul piyade okulunda kursiyer oldukları dönemde ardışık olarak arandığı..." belirtilerek 7/7/2020 tarihinde esastan reddedilmiştir.
16. İstinaf Dairesinin kararı sonrasında sunulan temyiz dilekçesinde de aynı hususları tekrar eden başvurucu, suçun unsurlarının oluşmadığını ve bilirkişi raporlarının ardışık aranma kabulüyle çelişkili olduğunu belirtmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) istinaf talebinin esastan reddine ilişkin İstinaf Dairesi kararını "...sanığın kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan 0532...95 numaralı GSM hat üzerinden, İstanbul ilinde bulunan ücret karşılığı kullanıma sunulan ankesör/sabit hatlı telefonlardan toplamda 8 kez aranma kaydının bulunduğu, ayrıca 23.11.2013 tarihinde askeri personel [R.Ç.] ile ardışık şekilde arandığı..." şeklinde açıklayarak 16/2/2023 tarihinde onamıştır.
17. Başvurucu, nihai kararı 5/5/2023 tarihinde öğrendikten sonra 5/6/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
19. Başvurucu, adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
20. Başvurucu; ardışık aranma kayıtlarının bilirkişi raporlarıyla çeliştiğine, bilirkişi raporuyla ardışık aranma kaydının bulunmadığının tespit edilmesi nedeniyle ceza verilemeyeceğine yönelik esasa etkili savunmalarının Mahkemece ve kanun yolu mercilerince verilen kararlarda tartışılmadığını ve yine bilirkişi raporunun göz ardı edildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
21. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurunun öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, ayrıca somut olay ele alınırken mevzuat hükümleri ile konuya ilişkin yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca somut olayda mahkemelerin ilgili hukuk kurallarını yorumlayarak vardığı sonuç ve bu sonuca ilişkin gerekçelerinin açıkça keyfî olduğu veya bariz bir takdir hatası içerdiğinin söylenemeyeceği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı formda ileri sürdüğü şikâyetlerle benzer açıklamalarda bulunmuştur.
22. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı bağlamında incelenmiştir.
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
24. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
25. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
26. Somut olayda istinaf ve temyiz denetiminden geçerek kesinleşen gerekçeli karara göre başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan mahkûm olmasında dayanılan delil, İzmir ve İstanbul'da bulunan büfe ve market gibi yerlerin sabit telefon numaraları üzerinden 2012/2014 yılları arasındaki farklı tarihlerde on üç defa, karşı baz bilgilerine göre ise yine farklı tarihlerde İstanbul'da bulunan sabit hatlardan sekiz defa örgütsel amaçla arandığına ilişkin HTS kayıtlarıdır. Mahkeme kararında başvurucuyla birlikte asker olarak görev yapan ve tanık olarak dinlenen R.Ç.nin de ardışık olarak arandığı ayrıca ardışık olarak aranan R.Ç. hakkında benzer suçtan yürütülen kovuşturma bulunduğu açıklanmıştır. Bu noktada Başsavcılığın, Mahkemenin ve Ceza Dairesinin ardışık aranma sayısıyla ilgili değerlendirmelerinin farklı olduğu da vurgulanmalıdır.
27. Yargıtay, kişilerin sabit veya ankesörlü hatlarla örgütsel iletişim kurma yöntemi uyarınca FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasına dâhil olup olmadıklarının hukuki bir kesinlik içinde ortaya konulabilmesi için -somut olayın özelliğine göre- yapılması gerekli görülen araştırma işlemlerini içtihatlarında açıkça belirlemiştir (bkz. Murat Albayrak [GK], B. No: 2020/16168, 8/3/2023, §§ 127-132. Ayrıca bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 20/11/2024 tarihli ve E.2024/705, K.2024/15150; 19/11/2024 tarihli ve E.2022/6992, K.2024/14586; 21/10/2024 tarihli ve E.2022/3927, K.2024/11894 sayılı kararları).
28. Bu çerçevede Yargıtayın anılan kararlarında sanıkla birlikte ardışık arandığı tespit edilen kişiler hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığının araştırılması, ardışık aranan diğer şahıslar hakkında soruşturma bulunması hâlinde bu kişilerin tüm aşama ifadelerinin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmesinin sağlanması, sanığın kullandığını bildirdiği GSM hattı dışında operasyonel ve/veya patates hat kullanıp kullanmadığına yönelik yetkili kurumlar nezdinde araştırma yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca sanıkların bütün görev yerlerini kapsayan HTS kayıtları getirtilerek üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda “gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadıkları, ardışık aramaya dâhil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı” hususlarını gösterir analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) araştırma yapılarak sanık hakkında herhangi bir ifade yahut beyan bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa onaylı örneklerinin getirilerek duruşmada 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunması, anılan Kanun'un 210. maddesi kapsamında tek veya belirleyici ifade yahut beyan sahiplerinin duruşmada tanık sıfatı ile dinlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği de ifade edilmiştir (bkz. R.T. [GK], B. No: 2021/47924, 29/5/2025, § 30).
29. Başvurucu; yargılamanın tüm aşamalarında ardışık ve periyodik arama kayıtlarının örgütsel saikle yapıldığına dair delil bulunmadığını, bilirkişi raporuyla ardışık arama kayıtlarının birbiriyle uyumsuz olduğunu ve çarşı iznine çıkan askerlerin kendisini sabit hatlardan aramış olabileceğini ileri sürmüştür (bkz. § 10-16).
30. Gerekçeli karar içeriği ve hükme esas alınan deliller dikkate alındığında başvurucunun sabit hat ve/veya ankesörlü telefonlar üzerinden örgütün hücre tipi yapılanmasına ait haberleşme ağına dâhil olduğuna ilişkin tespitlerin mahkûmiyet kararına götüren tek delil olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Bu noktada başvurucuyla ardışık arandığı tespit edilen kişi/kişiler hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığının araştırılması, bu kişilerin tüm aşama ifadeleri getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmesinin sağlanması, başvurucunun kullandığını bildirdiği GSM hattı dışında operasyonel ve/veya patates hat kullanıp kullanmadığına yönelik yetkili kurumlar nezdinde araştırma yapılması ve bütün görev yerlerini kapsayan HTS kayıtları getirtilerek üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi gerektiği Yargıtay kararlarından anlaşılmaktadır. Ayrıca gerekirse UYAP'ta araştırma yapılarak başvurucu hakkında herhangi bir ifade yahut beyan bulunup bulunmadığı, varsa onaylı örneklerinin getirilerek duruşmada başvurucu ve müdafiine okunması, gerekirse de ifade yahut beyan sahiplerinin duruşmada tanık sıfatı ile dinlenerek sonucuna göre başvurucunun hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece başvurucuyla ilgili operasyonel hat araştırması yapılmadığı, başvurucuyla ardışık olarak aranan kişilerin tamamının araştırılmadığı ve alınan bilirkişi raporunun başvurucunun görev yaptığı tüm yerleri kapsamadığı görülmektedir. Dolayısıyla muhakeme sürecinde elde edilen deliller ve Mahkemenin gerekçesi dikkate alındığında kişilerin sabit hat ve/veya ankesörlü telefonlar üzerinden örgütün hücre tipi yapılanmasına ait haberleşme ağına dâhil olup olmadıklarının belirlenmesi açısından Yargıtay tarafından ilkesel olarak ortaya konulan ve adli makamlarca yapılması gerekli görülen araştırmaların somut olayda yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
31. Mahkemece başvurucunun savunmalarında dile getirilen bu hususlarla ilgili bir araştırma veya değerlendirme yapılmamıştır. Savunmaya ilişkin olarak belirtilen olguların kararın sonucunu değiştirebilme ihtimali olan iddialar olduğu, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunduğu ve bu konularda Mahkemece herhangi bir açıklama yapılmadığı anlaşılmaktadır (bkz. § 14). Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
33. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucu, yeterli somut delil olmadan gerçekleştirilen tutuklamanın hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir.
35. Başvurucunun suç isnadına bağlı tutulduğu muhakeme süreci itibarıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mehmet Emin Kılıç ([2. B.], B. No: 2013/5267, 7/3/2014, §§ 19-32) ve Mehmet Şimşek ([1. B.], B. No: 2018/10953, 22/7/2020) kararları doğrultusunda süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
36. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 600.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
37. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
38. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
39. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
Ç. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Amasya 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2019/315, K.2020/30) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Bu Karar Hakkında Sorular
Bu Karar, Başvurucunun Beraat Etmesi Gerektiği Anlamına mı Geliyor?
Hayır. Anayasa Mahkemesi, ihlal kararının beraat veya mahkûmiyet yönünde bir tutum içermediğini, delillerin değerlendirilmesi yetkisinin yeniden yargılamada ilgili mahkemeye ait olduğunu belirtti.
Manevi Tazminat Talebi Kabul Edildi mi?
Hayır. Başvurucunun 600.000 TL manevi tazminat talebi, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedildi.
Benzer Kararlar
AYM 1. Bölüm 02.09.2026
Ardışık Arama Delilinde Esaslı Savunmalar Karşılanmayınca Gerekçeli Karar Hakkı İhlal Edildi
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2023/42643
Ardışık aramaya dayalı mahkûmiyette Yargıtay içtihadında gerekli görülen araştırmalar yapılmadan ve sonuca etkili savunmalar karşılanmadan hüküm kurulması, gerekçeli karar hakkının ihlali sayılmıştır.
İhlal Ceza Hukuku
Yargıtay 3. CD 01.07.2026
Talimatla Dinlenen Tanığa Soru Sorma Hakkı Tanınmadan Kurulan Mahkûmiyet Bozuldu
Yargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2024/2974 · K. 2026/14888
Mahkûmiyete esas alınan tanığın yalnızca talimatla alınan beyanıyla yetinilmeyip sanık huzurunda veya SEGBİS ile dinlenmesi ve sanık ile müdafiine tanığı sorguya çekme hakkı tanınması gerekir.
Bozma Ceza Hukuku
AYM 1. Bölüm 16.04.2025
Kira Takibinde Kaldırılmış Tebligat Kararına Dayanılması Gerekçeli Karar Hakkını İhlal Etti
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2021/20691
Sonuca etkili olabilecek bir karar kanun yolunda kaldırıldığı hâlde mahkemenin kaldırılan karara dayanması ve kaldırma kararını neden gözetmediğini gerekçelendirmemesi gerekçeli karar hakkını ihlal eder.
İhlal Kira Hukuku
Yargıtay 3. CD 01.07.2026
Ardışık Arama Dosyasında İstinafta Gelen HTS Tutanakları Sanığa Okunmadan Hüküm Kurulamaz
Yargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2024/527 · K. 2026/14882
Ardışık arama kayıtlarına dayanan örgüt üyeliği dosyasında, birlikte aranan kişiler tanık olarak dinlenmeden ve istinafta gelen HTS tutanakları sanığa okunmadan kurulan mahkûmiyet bozulmuştur.
Bozma Ceza Hukuku
Ceza Hukukunda Diğer Konular Konusundaki 213 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.