Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Ceza Hukukunda Diğer Konular
AYM 1. Bölüm İhlal Ceza Hukuku
Ardışık Arama Delilinde Esaslı Savunmalar Karşılanmayınca Gerekçeli Karar Hakkı İhlal Edildi
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2023/42643 · T. 02.09.2026
Karar Özeti
Ardışık arama kayıtlarına dayanılarak silahlı terör örgütüne üyelikten verilen ve kesinleşen mahkûmiyete karşı başvurucu, HTS kayıtları ile bilirkişi raporlarının çeliştiğine ilişkin savunmalarının karşılanmadığını ileri sürdü. Anayasa Mahkemesi, operasyonel hat araştırması, görev yerlerini kapsayan HTS kayıtları ve analiz raporu gibi Yargıtay içtihadında gerekli görülen araştırmaların yapılmadığını ve sonuca etkili savunmalara açıklama getirilmediğini belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Yeniden yargılama için karar ilk derece mahkemesine gönderildi, tazminat talebi reddedildi; tanık dinletme ve özel hayat şikâyetleri kabul edilemez bulundu.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Ardışık aramaya dayalı mahkûmiyette Yargıtay içtihadında gerekli görülen araştırmalar yapılmadan ve sonuca etkili savunmalar karşılanmadan hüküm kurulması, gerekçeli karar hakkının ihlali sayılmıştır.
Soru: Ardışık arama mahkûmiyetinde sonuca etkili savunmalar karşılanmazsa gerekçeli karar hakkı ihlal edilir mi?
Sonuç: Gerekçeli karar hakkı ihlal edildi; yeniden yargılama için karar İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi, tazminat talebi reddedildi.
Karar Künyesi
- MahkemeAnayasa Mahkemesi
- BölümBirinci Bölüm
- Başvuru No2023/42643
- Karar Tarihi02.09.2026
- Karar TürüBireysel Başvuru
- Sonuçİhlal
- Resmî KaynakAnayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası
İlgili Mevzuat
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 (resmî metin)
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 148 (resmî metin)
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 153 (resmî metin)
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 210 (resmî metin)
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 217 (resmî metin)
- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 50 (resmî metin)
Kararın Önemli Bölümleri
“davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunduğu ve bu konularda Mahkemece herhangi bir açıklama yapılmadığı anlaşılmaktadır”
“Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur.”
Kararın Tam Metni
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İ.K. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2023/42643)
Karar Tarihi: 2/9/2026
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
İrfan FİDAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Raportör
:
Hüseyin ERAL
Başvurucu
:
İ.K.
Vekili
:
Av. ...
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde başvurucunun karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun soruşturma ve kovuşturma evrelerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle başka temel haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de bulunmaktadır.
2. Başvurucu, bireysel başvuruya konu olayların geçtiği tarihte İstanbul İl Jandarma Komutanlığında yüzbaşı olarak görev yapmaktadır.
3. 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sonrasında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturmalar ve adli makamlarca alınan ifadeler doğrultusunda örgüt hiyerarşisi içinde üst konumda bulunan kişilerin örgüt içi iletişimi sağlamak amacıyla örgütün askerî mahrem yapılanmasında yer alan ve örgütte kendilerinden alt konumda olan kişileri, tespit edilmeyi zorlaştıracak şekilde önceden belirlenen tedbir kuralları doğrultusunda ankesörlü/kontörlü sabit hatlardan aradıklarına dair bilgilere ulaşılması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) örgütün bu ildeki askerî mahrem yapılanmasına mensup kişilerin belirlenmesi amacıyla soruşturma başlatılmıştır.
4. Başsavcılık, soruşturma kapsamında tespit edilen 3.817 sabit hat üzerinde yapılan inceleme sonucunda bu hatlar içinde bulunan üç sabit hattan başvurucunun da arandığının tespit edilmesi üzerine başvurucuyu FETÖ/PDY üyesi olduğu şüphesiyle soruşturmaya dâhil etmiştir.
5. Sabit hatlara ilişkin kayıtlar doğrultusunda hazırlanan 3/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda başvurucunun İstanbul'da görev yaptığı 2012/2013 yılları arasında on altı, Şırnak'ta görev yaptığı 2013 yılında ise iki defa ardışık olarak arandığı tespit edilmiştir. Raporda anılan sabit hatlardan başvurucuyla birlikte aranan asker kişiler de gösterilmiştir.
6. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle 7/12/2018 tarihinde gözaltına alınmıştır. İfadesinde terör örgütüyle hiçbir bağlantısının olmadığını, sabit hatlardan ardışık olarak kendisini kimin aradığını ve yapılan görüşme içeriğini hatırlamadığını, ardışık olarak arandığı belirtilen kişilerden sadece H.K. ve A.U.yu dönem arkadaşı olmaları nedeniyle tanıdığını beyan etmiştir. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgusunda hâkim kararı olmadan temin edilen iletişimin tespiti kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğunu da ileri süren başvurucu anılan suçtan 10/12/2018 tarihinde tutuklanmıştır.
7. Soruşturma kapsamında başvurucunun ByLock kullanıcı kaydının bulunmadığı, Asya Katılım Bankası AŞ. (Bank Asya) hesabının olmadığı ve yine FETÖ/PDY ile irtibatlı kurum, dernek ya da sendika üyeliğine rastlanmadığı anlaşılmıştır.
8. Başsavcılık, başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 18/2/2019 tarihli iddianameyi düzenlemiştir. İddianamede başvurucuya atılı eylemlere değinilmeden önce FETÖ/PDY'nin askerî mahrem yapılanmasına, bu yapılanmada yer alan kişilerin örgüt hiyerarşisi içindeki konumlarına, bu konumlara dair örgüt tarafından yapılan adlandırmalara ve yapılanmanın ankesörlü hatlar üzerinden tedbir kuralları doğrultusunda yaptığı iletişime ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Başvurucu yönünden yapılan değerlendirme kısmında ise başvurucunun İstanbul ve Şırnak'ta görev yaptığı tarihlerde on sekiz kez ardışık olarak örgütün askerî mahrem sorumlusu tarafından arandığı belirtilerek atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.
9. İddianamenin kabulü ile açılan dava, İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 19/3/2019 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapmıştır. Tensip Tutanağı'nda diğerlerinin yanı sıra başvurucu hakkında ByLock kullanıcı kaydı bulunup bulunmadığının ve Bank Asya hesabının olup olmadığının araştırılmasına, başvurucuya ait cep telefonuna ilişkin HTS kayıtlarının istenmesine ve ankesör sorgu raporu doğrultusunda başvurucuyla birlikte ardışık arandığı tespit edilen kişiler hakkında yürütülen soruşturma dosyalarının Başsavcılıktan sorulmasına karar verilmiştir.
10. Yargılama sekiz celsede tamamlanmıştır. Birinci celse öncesinde başvurucu adına Bank Asya hesabının bulunmadığına dair yazı cevabı ile HTS kayıtları gönderilmiştir. Öte yandan Başsavcılık, ankesör sorgu raporu doğrultusunda başvurucuyla birlikte ardışık arandığı tespit edilen kişilerin A.R.Ç., A.U., K.T., M.Y., Ü.A., B.K., H.G., H.K., B.B., C.K. ve İ.K. olduğunu Mahkemeye bildirmiştir. Başvurucu, birinci celse yaptığı savunmasında sabit hatlardan yaptığı görüşmelerin büyük kısmının İstanbul'da yaşayan ve cep telefonu kullanmayan aile bireyleriyle yapılan görüşmeler olduğunu, İstanbul'da ardışık olarak arandığı belirtilen kişileri tanımadığını, kendisinden sonra diğer asker kişileri kimin aradığını bilmediğini ve Şırnak'ta yapılan aramaların terminale gelen erler tarafından yapılmış olabileceğini belirtmiştir. Şırnak'ta görev yaptığı dönemde ardışık arama kaydı bulunan kişilerden A.U. ve H.K.yı tanıdığını beyan eden başvurucu, örgütle irtibatının bulunmadığını ifade etmiştir. Başvurucu müdafii ise HTS kayıtlarıyla ardışık arama kayıtlarının örtüşmediğini ve aramaların içtihatlarda belirtilen niteliği karşılamadığını ileri sürmüştür. Mahkeme, birinci celseyi ByLock kullanıcı sorgu sonucunun beklenmesi, HTS kayıtları üzerinde ardışık arama kaydıyla ilgili bilirkişi incelemesi yapılması, başvurucuyla birlikte ardışık aranan kişilerin tanık olarak dinlenmesi ve anılan kişiler hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarının araştırılması amacıyla ertelemiştir.
11. İkinci celse öncesinde başvurucu adına ByLock kaydı bulunmadığına dair tutanak dosyaya sunulmuştur. Celse arasında istinabe mahkemelerince dinlenen H.G.nin Şırnak'ta görev yaptığına ancak başvurucuyu tanımadığına, B.B.nin başvurucunun ismini daha önce duymadığına ve yine C.K.nın başvurucuyu tanımadığına ancak kendisi hakkında yürütülen kovuşturmada başvurucuyla ardışık arandıkları iddiasının bulunduğuna dair beyanı Mahkemeye gönderilmiştir.
12. İkinci celseye başvurucu ve tanıklar Ü.A., A.R.Ç., M.Y ve A.U. katılmıştır. Ü.A. ve M.Y. başvurucuyu tanımadığını belirtmiştir. A.R.Ç., 2013 yılında Şırnak'ta görev yaptığını ancak başvurucuyu hatırlayamadığını söylemiştir. A.U. ise başvurucuyu dönem arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını, 2011/2013 yılları arasında İstanbul'da 2013/2015 yıllarında ise Şırnak'ta birlikte görev yaptıklarını, ardışık aramalardan ve başvurucunun örgütsel irtibatından bilgisinin olmadığını beyan etmiştir. Başvurucu, HTS kayıtlarına göre Şırnak'ta ardışık arama kaydının olmadığını, ardışık kayıtları ile HTS verilerinin birbiriyle uyumsuz olduğunu, İstanbul'daki aramaların cep telefonu kullanmayan aile bireylerince yapıldığını ifade etmiştir. Celse sonunda dinlenmeyen tanıkların dinlenmesine yönelik işlem yapılması ile HTS kayıtları doğrultusunda hazırlanması istenen bilirkişi raporunun beklenmesine karar verilmiştir.
13. Celse arasında HTS kayıtları doğrultusunda düzenlenen 9/9/2019 tarihli bilirkişi raporu dosyaya ibraz edilmiştir. Raporda iddianamede belirtilen ardışık aramalara ilişkin sabit hatlarla ilgili arama kayıtlarının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından gönderilen HTS kayıtlarında yer almadığı belirtilmiştir. Mahkeme, üçüncü celse başvurucunun tahliyesiyle birlikte kalan tanıkların dinlenmesine karar vermiştir. Celse arasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından gönderilen 31/10/2019 tarihli "Ankesör/Büfe Analiz Raporu"nda başvurucuyla ilgili güncel ardışık arama kayıtlarına yer verilmiştir. Analiz raporunda ayrıca başvurucunun Y.A.Ö., H.Ö., D.A. ve G.E... ile de ardışık arama kaydının bulunduğu bildirilmiştir.
14. Dördüncü celseye başvurucu ve H.K. katılmıştır. H.K., başvurucuyu komanda okulundan tanıdığını ancak başvurucuyla ilgili örgüt iddiası hakkında bilgi sahibi olmadığını beyan etmiştir. Anılan celse K.T.nin dinlenmesine ve ankesör analiz raporları ile HTS kayıtlarındaki çelişki itirazı doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Beşinci celse öncesinde ardışık arama ve HTS kayıtları doğrultusunda düzenlenen 9/7/2020 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Bilirkişi raporunda, ardışık arama iddiasına konu sabit hatlardan 0212...24 numaralı sabit hat ile başvurucunun iletişim kaydına rastlanmadığı ancak diğer sabit hatlarla irtibatının bulunduğu tespit edilmiştir. Beşinci celse başvurucuya bilirkişi raporuna karşı itirazlarını sunması için süre verilmiştir. Altıncı celse dinlenen K.T., İstanbul'da görev yaptığı dönemle ilgili kendisi hakkında yürütülen kovuşturmada da sabit hattan aranma iddiasının olduğunu ancak başvurucuyu tanımadığını belirtmiştir. Başvurucu ise kovuşturmanın genişletilmesine dair talebinin olmadığını beyan etmiştir. Mahkeme, altıncı celseyi esas hakkında mütalaanın alınması için ertelemiştir.
15. Cumhuriyet savcısı, esas hakkında mütalaada başvurucuya ait cep telefonunun örgütsel iletişim amacıyla ardışık olarak arandığını belirterek başvurucunun atılı suçtan cezalandırılmasını talep etmiştir. Celse arasında Başsavcılık tarafından başvurucunun da aralarında bulunduğu kişilerin örgütle irtibatlı olduklarına dair beyan içeren ihbar yazısı Mahkemeye gönderilmiştir. T.Y. tarafından 24/7/2016 tarihinde yapılan İhbar Tutanağı'nın içeriği "...yapı ile ilgili çevremde bazı kişilerin devletin çeşitli kurumlarına adaletsiz ve hile ile memur olanlar ile ilgili tahminlerim var ... Türk silahlı kuvvetleri (hasdal) jandarma yüzbaşı ... ... inceleme yapılmasını rica ederim" şeklindedir. Mahkemece ihbar sahibi T.Y.nin tanık olarak dinlenmesi amacıyla çıkarılan tebligat ise yapılamamıştır. Yedinci celsede başvurucuyla birlikte hazır bulunan İ.K. başvurucuyu tanımadığını ifade etmiştir. Mahkeme, başvurucunun muvafakatı doğrultusunda hazır edilemeyen tanık T.Y.nin dinlenmesinden vazgeçmiştir. Başvurucu mütalaaya karşı savunmasında HTS kayıtlarıyla ankesör sorgu raporlarının uyumsuz olduğunu, bilirkişi raporlarının da çeliştiğini, sadece aranma içeren kayıtların örgüt üyeliği suçunun işlendiğini göstermeyeceğini, aramaların periyodik olmadığını ve suçun unsurlarının oluşmadığını ileri sürmüştür.
16. Mahkemece başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit kabul edilerek örgüt üyeliği suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme, gerekçeli kararında örgütsel faaliyetlerin deşifre olmaması için örgütün kendi hiyerarşisinde belirlediği ve tedbir olarak adlandırılan gizlilik kurallarının uygulandığı, örgüt üyesi olan askerî personelle/öğrencilerle örgütsel faaliyetler kapsamında ilişkili/irtibatlı olan ve sivil imam olarak tabir edilen şahısların tedbir kuralları çerçevesinde ankesörlü/kontörlü telefon hatları üzerinden irtibat kurdukları belirtilmiştir. Kararda başvurucunun üzerine atılı suçun sübutu açısından ise şu değerlendirmelerde bulunulmuştur:
"...Dosya da yer alan bu aramalar incelendiğinde sanığın [başvurucu] 5 (beş) ardışık grup içerisinde yer aldığı, sanığın kendisi gibi Jandarma Genel Komutanlığı'nda yüzbaşı ve üsteğmen rütbelerindeki [Ü.A.], [M.Y.], [C.K.], [B.B.], [A.U], [AR.Ç..], [H.G.], [H.K.] isimli şahıslarla ile ardışık olarak arandığı, toplam on yedi (23) kez yapılan aramalardan, on yedi (17)'sının tekil, altı (6) tanesinin ise ardışık olduğu tespit edilmiştir. Yapılan aramaların bütün olarak periyodik bir silsile halinde devam ettiği ve ekseriyetle mesai saatleri dışında gerçekleştiği gözlemlenmiştir.
09.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda, iddia edilen aramalara ilişkin iddia edilen ardışık aramaların sanığa ait GSM hattına ait HTS kayıtlarında yer aldığı, ancak 0212 ... 24 nolu sabit hat ile bir iletişim kaydının bulunmadığının tespit edildiği görülmüştür.
Yine İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nün 31.10.2019 tarihli yazısında sanık hakkında Ankesör Büfe Analiz Raporu gönderilmiş, yapılan incelemede yukarıdakilere ek olarak; sanığın kendisi gibi Jandarma Genel Komutanlığı'nda yüzbaşı ve üsteğmen rütbelerindeki [Y.A.Ö.], [G.E.], [K.T.] (iddianamede Bylock kullanıcısı olarak geçen) isimli şahıslarla ile ardışık olarak arandığı ve çok sayıda tekil aramalarının bulunduğu görülmüştür.
Sanık beyanında atılı suçlamaları reddetmiş ve FETÖ silahlı terör örgütü ile bir bağlantısının bulunmadığını beyan etmiştir.
Talimat mahkemesince dinlenen Tanık [H.G.], 'Ben sanık ... isimli şahsı tanımam, sanık ile ardışık arandığım iddiasıyla tanıklık yapmam istenmiş ise de benim bu konu ile alakalı bilgim ve görgüm yoktur. Şayet sanığın fotoğrafı varsa beyanda bulunabilirim bunun haricinde benim herhangi bir bilgim yoktur. Ben 2013 yılı haziran ayından itibaren Şırnak'ta üstteymen olarak görev yapmıştım, ancak iddianameden bana okuduğunuza göre sanıkta Şırnak'ta görev yapmış ancak ben kendisini tanımıyorum, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir tanıklık ücreti talebim yoktur.' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Talimat mahkemesince dinlenen Tanık [B.B.] Sanık ...'yi tanımadığını beyan etmiştir.
...
Sanığın ardışık arandığı [A.R.Ç.] hakkında Aksaray 2.Ağır Ceza Mahkemesince, bylock ve ardışık aramaya ilişkin örgüt üyeliğinden mahkumiyet kararı verilmiş, dava Yargıtay 16.CD tarafından düzeltilerek onanmıştır. Sanığın ardışık arandığı [A.U.], hakkında Kocaeli 4.Ağır Ceza Mahkemesince, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan mahkumiyet kararı verilmiş, dava Yargıtay 16.CD tarafından düzeltilerek onanmıştır. Sanığın ardışık arandığı [Ü.A.], hakkında Sakarya 2.Ağır Ceza Mahkemesince, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan mahkumiyet kararı verilmiş, dava İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onanmıştır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca mahkememize gönderilen yazıda, bir ihbardan bahsedildiği, ihbar içeriğinde devlet içinde kümeleşmiş yapı ile ilgili çevresinde bazı kişilerin bulunduğunu, bu kişilerin adaletsiz yollarla ve hile ile memur olduklarını belirterek sanık ...'nin de (TSK Hasdal Jandarma Yüzbaşı olarak belirtilmiş) içinde bulunduğu bir takım isimlerden bahsetmiştir. Şahsın dinlenmesi için tebligat çıkarılmış, ancak tanık duruşmalara gelmemiştir. Bu ihbar tek başına sanığın mahkumiyetine esas teşkil etmemiştir.
Açıklanan tüm bu delillerden hareketle, birden fazla farklı yerde bulunan ankesörlü/sabit hatlar vasıtasıyla ardışık ve ardışık olmayan şekilde iletişim sağlanan sanık ...'nin terör örgütünün mahrem, sözde Silahlı Kuvvetler Yapılanmasında faaliyet yürüttüğü ve örgütle organik şekilde bağlı olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren, örgütsel tabirle genel olarak 'şakirtlik' denilen üye konumda bulunduğu, sanığın yapılanma içerisinde özel olarak ise 'Öğrenci' konumunda bulunmak, kendisinden üst konumlarda bulunan mahrem nitelikteki örgüt mensupları ile görüşmeler yapmak, mahrem nitelikteki bu örgüt mensupları tarafından örgütsel gizliliği sağlamak ve deşifre olmayı engellemek amaçlı olarak sabit hatlar üzerinden irtibat kurmak suretiyle örgüt ile iradi bağını, bu bağa ilişkin kastını ve terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu ortaya koyduğu, yapılan aramaların periyodik olduğu, ekseriyetle mesai saatleri dışında gerçekleştiği, sanığın görev yaptığı yerlerle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve sanık ile ardışık aranan şahısların örgütsel durumlarından yola çıkarılarak, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği, söz konusu örgütün devlet ve toplum için tehlikeli olduğu, sanığın vehamet arz eden eylemler gerçekleştiren bir örgütün üyesi olması nedeniyle tehlike suçu olarak düzenlenmiş olan silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmış ve sanığın bu nedenlerle mahkumiyetine karar verilmiştir ve izah edilen nedenlerle mütalaaya uygun aşağıdaki şekilde oy birliği ile hüküm tesis edilmiştir. "
17. Başvurucu; mahkûmiyet kararına karşı sunduğu istinaf dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra içeriği tespit edilemeyen sabit hatlardan yapılan aramaların suçun işlendiğini göstermeyeceğini, tanıkların kendisini tanımadıklarını beyan ettiklerini, yasal saklama süresinden sonra elde edilen HTS kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğunu ve ardışık aramaların örgütsel saikle yapıldığının ortaya konulamadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun istinaf talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesince (İstinaf Dairesi) "...sanığın suçunun sübutu, kabul, eylemlerinin olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelendirilerek vasfının tayin edildiği" belirtilerek 24/3/2022 tarihinde esastan reddedilmiştir.
18. İstinaf Dairesinin kararı sonrasında sunulan temyiz dilekçelerinde de aynı hususları tekrar eden başvurucu, suçun unsurlarının oluşmadığını ve bilirkişi raporlarının HTS kayıtlarıyla çelişkili olduğunu belirtmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, istinaf talebinin esastan reddine ilişkin İstinaf Dairesi kararını "...subay rütbesi ile görev yaptığı dönemde örgütün mahrem imamları tarafından sabit veya ankesörlü hatlardan ardışık ve tekil yöntemlerle aranan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülme[diği]" belirterek 1/3/2023 tarihinde onamıştır.
19. Başvurucu, nihai kararı 25/4/2023 tarihinde öğrendikten sonra 24/5/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
20. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
21. Başvurucu, adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucu; yasal saklama süresi geçmiş olan HTS kayıtlarına dayalı elde edilen ardışık arama kayıtlarına dayanılamayacağına, HTS kayıtlarının bilirkişi raporlarıyla çeliştiğine ve içeriği belirlenemeyen telefon görüşmelerinin suç sayılamayacağına yönelik esasa etkili savunmalarının gerekçede tartışılmadığını ve yine silahlı terör örgütü üyeliği suçunun maddi ve manevi unsurlarının kararda gösterilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurunun öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş; ayrıca somut olay ele alınırken mevzuat hükümleri ile konuya ilişkin yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca Mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ancak bu hakkın yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamayacağı belirtilmiştir.
24. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı bağlamında incelenmiştir.
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
26. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
27. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi, gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
28. Somut olayda istinaf ve temyiz denetiminden geçerek kesinleşen gerekçeli karara göre başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan mahkûm olmasında dayanılan deliller, İstanbul ve Şırnak'ta bulunan büfe ve market gibi yerlerin sabit telefon numaraları üzerinden 2012/2013 yılları arasındaki farklı tarihlerde on yedi tekil, altı ardışık olmak üzere toplam yirmi üç defa örgütsel amaçla arandığına dair HTS kayıtları ile yapılan İhbar Tutanağı'dır. Mahkeme kararında başvurucuyla birlikte asker olarak görev yapan ve bir kısmı tanık olarak dinlenen kişilerin de ardışık olarak arandığı ve yine ardışık olarak aranan kişiler hakkında benzer suçtan yürütülen kovuşturmaların bulunduğu açıklanmıştır. Ayrıca başvurucunun örgütle irtibatının bulunduğuna ve haksız olarak memur olduğuna yönelik yapılan ihbarın tek başına mahkûmiyete esas alınmadığı da belirtilmiştir.
29. Yargıtay, kişilerin sabit veya ankesörlü hatlarla örgütsel iletişim kurma yöntemi uyarınca FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasına dâhil olup olmadıklarının hukuki bir kesinlik içinde ortaya konulabilmesi için -somut olayın özelliğine göre- yapılması gerekli görülen araştırma işlemlerini içtihatlarında açıkça belirlemiştir (bkz. Murat Albayrak [GK], B. No: 2020/16168, 8/3/2023, §§ 127-132. Ayrıca bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 20/11/2024 tarihli ve E.2024/705, K.2024/15150; 19/11/2024 tarihli ve E.2022/6992, K.2024/14586; 21/10/2024 tarihli ve E.2022/3927, K.2024/11894 sayılı kararları).
30. Bu çerçevede Yargıtayın anılan kararlarında sanıkla birlikte ardışık arandığı tespit edilen kişiler hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığının araştırılması, ardışık aranan diğer şahıslar hakkında soruşturma bulunması hâlinde bu kişilerin tüm aşama ifadelerinin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmesinin sağlanması, sanığın kullandığını bildirdiği GSM hattı dışında operasyonel ve/veya patates hat kullanıp kullanmadığına yönelik yetkili kurumlar nezdinde araştırma yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca sanıkların bütün görev yerlerini kapsayan HTS kayıtları getirtilerek üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda “gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadıkları, ardışık aramaya dâhil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı” hususlarını gösterir analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) araştırma yapılarak sanık hakkında herhangi bir ifade yahut beyan bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa onaylı örneklerinin getirilerek duruşmada 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunması, anılan Kanun'un 210. maddesi kapsamında tek veya belirleyici ifade yahut beyan sahiplerinin duruşmada tanık sıfatı ile dinlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği de ifade edilmiştir (bkz. R.T. [GK], B. No: 2021/47924, 29/5/2025, § 30).
31. Başvurucu; yargılamanın tüm aşamalarında ardışık ve periyodik arama kayıtlarının örgütsel saikle yapıldığına dair delil bulunmadığını, HTS kayıtlarıyla ardışık arama kayıtlarının birbiriyle uyumsuz olduğunu, aile bireylerinden cep telefonu kullanmayan kişilerin yaptığı aramaların ardışık arama sayıldığını ve ardışık arama kaydı tespit edilen kişilerin bazılarını tanımadığını ileri sürmüştür. Öte yandan yasal saklama süresi geçmiş olan HTS kayıtları doğrultusunda elde edilen ardışık arama kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğunu da belirtmiştir.
32. Gerekçeli kararda başvurucuyla ilgili ihbarın tek başına mahkûmiyet kararına dayanak yapılmadığının açıklandığı gözetildiğinde başvurucunun, sabit hat ve/veya ankesörlü telefonlar üzerinden örgütün hücre tipi yapılanmasına ait haberleşme ağına dâhil olduğuna ilişkin tespitlerin mahkûmiyet kararına götüren belirleyici delil olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Bu noktada başvurucuyla ardışık arandığı tespit edilen tüm kişiler hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığının araştırılması, bu kişilerin aşamalardaki ifadeleri getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmesinin sağlanması, başvurucunun kullandığını bildirdiği GSM hattı dışında operasyonel ve/veya patates hat kullanıp kullanmadığına yönelik yetkili kurumlar nezdinde araştırma yapılması ve bütün görev yerlerini kapsayan HTS kayıtları getirtilerek üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi gerektiği Yargıtay kararlarından anlaşılmaktadır. Ayrıca gerekirse UYAP'ta araştırma yapılarak başvurucu hakkında herhangi bir ifade yahut beyan bulunup bulunmadığı, varsa onaylı örneklerinin getirilerek duruşmada başvurucu ve müdafiine okunması, gerekirse de ifade yahut beyan sahiplerinin duruşmada tanık sıfatı ile dinlenerek sonucuna göre başvurucunun hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvuru konusu olayda ise başvurucuya ait operasyonel hat araştırmasının yapılmadığı, başvurucunun görev yerlerini kapsayan HTS kayıtlarının temin edilmediği, analiz inceleme ve tespit raporu alınmadığı, başvurucuyla birlikte ardışık olarak aranan kişilerin eksiksiz olarak dinlenmediği ve güncel UYAP araştırmasının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla muhakeme sürecinde elde edilen deliller ve Mahkemenin gerekçesi dikkate alındığında kişilerin sabit hat ve/veya ankesörlü telefonlar üzerinden örgütün hücre tipi yapılanmasına ait haberleşme ağına dâhil olup olmadıklarının belirlenmesi açısından Yargıtay tarafından ilkesel olarak ortaya konulan ve adli makamlarca yapılması gerekli görülen araştırmaların somut olayda yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
33. Mahkemece başvurucunun savunmalarında dile getirilen bu hususlarla ilgili bir araştırma veya değerlendirme yapılmamıştır. Savunmaya ilişkin olarak belirtilen olguların kararın sonucunu değiştirebilme ihtimali olan iddialar olduğu, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunduğu ve bu konularda Mahkemece herhangi bir açıklama yapılmadığı anlaşılmaktadır (bkz. § 16). Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
34. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
35. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, masumiyet karinesi ile suçta ve cezada kanunilik ilkesi yönünden ileri sürülen diğer şikâyetler hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
B. Diğer İhlal İddiaları
36. Başvurucunun; tanık dinletme ve sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının anılan şikâyetin istinaf ve temyiz dilekçesinde ileri sürülmemesi nedeniyle Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt ([2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi, internet trafik bilgilerinin ve HTS kayıtlarının mevzuatta belirlenen süreden fazla tutulduğu gerekçesiyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın Ertan Erçıktı (3) ([1. B.], B. No: 2018/14040, 30/6/2021) kararına atfen başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
37. Başvurucu; ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması ile 5.000.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
38. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
39. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
40. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
C. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık dinletme ve sorgulama hakkı ile özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
Ç. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
E. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2019/107, K.2021/189) GÖNDERİLMESİNE,
F. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
G. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
Ğ. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Bu Karar Hakkında Sorular
Anayasa Mahkemesi 40.000 TL Manevi Tazminata Hükmetti mi?
Hayır. 5.000.000 TL manevi tazminat talebi reddedildi; yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı belirtildi. 40.000 TL, vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderine ilişkindir.
Anayasa Mahkemesi HTS Kayıtlarının Hukuka Aykırı Olduğuna Karar Verdi mi?
Hayır. İhlal, sonuca etkili savunmaların araştırılmaması ve gerekçede karşılanmaması nedeniyle bulunmuştur. Kayıtların süreden fazla tutulmasına ilişkin özel hayat şikâyeti ise başvuru yolları tüketilmediğinden kabul edilemez bulunmuştur.
Benzer Kararlar
AYM 1. Bölüm 02.09.2026
Ardışık Arama Savunmaları Karşılanmayan Mahkûmiyette Gerekçeli Karar Hakkı İhlal Edildi
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2023/50081
Mahkûmiyetin tek delili sabit hat ve ankesörlü telefon aramaları olan dosyada, Yargıtayca öngörülen araştırmalar yapılmadan ve esaslı savunmalar karşılanmadan verilen hüküm gerekçeli karar hakkını ihlal etmiştir.
İhlal Ceza Hukuku
AYM 1. Bölüm 16.04.2025
Kira Takibinde Kaldırılmış Tebligat Kararına Dayanılması Gerekçeli Karar Hakkını İhlal Etti
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2021/20691
Sonuca etkili olabilecek bir karar kanun yolunda kaldırıldığı hâlde mahkemenin kaldırılan karara dayanması ve kaldırma kararını neden gözetmediğini gerekçelendirmemesi gerekçeli karar hakkını ihlal eder.
İhlal Kira Hukuku
Ceza Genel Kurulu 05.11.2025
Görevi Kötüye Kullanmada Kast İspatlanamadı, AYM İhlal Kararıyla Zamanaşımı Yeniden Başlar
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/407 · K. 2025/450
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı üzerine 6216 sayılı Kanun uyarınca yapılan yeniden yargılamada dava zamanaşımı, TCK 66/5 gereği ihlal kararı tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlar.
Bozma Görevi Kötüye Kullanma
Ceza Genel Kurulu 01.10.2025
Yargılanan Suçtan Sonra İşlenen Suçun Mahkûmiyeti HAGB Kararına Yasal Engel Değil
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/547 · K. 2025/368
Sanığın adli sicilindeki, yargılanan suçtan sonra işlenip kesinleşen suça ait mahkûmiyet HAGB kararına yasal engel oluşturmaz; yalnızca suç işleme eğiliminin değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.
Bozma Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Ceza Hukukunda Diğer Konular Konusundaki 213 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.