Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › Yıllık İzin Ücreti
Yargıtay 9. HD Düzelterek Onama İş Hukuku
Dava Açıldıktan Sonra Ödenen İzin Ücreti Esastan Reddedilemez, Talep Konusuz Kalır
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2025/9405 · K. 2026/780 · T. 03.02.2026
Karar Özeti
Davacı işçi, feshe bağlı tazminatlarla birlikte fazla çalışma, genel tatil ve yıllık izin ücreti istemiş; bölge adliye mahkemesi ilk derece kararını kaldırarak davayı kısmen kabul etmiştir. Yıllık izin ücreti dava açıldıktan sonra işverence ödenmiş olmasına rağmen bu talep esastan reddedilmiş ve reddedilen miktar davacı aleyhine vekâlet ücreti hesabına katılmıştır. Yargıtay, bu alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiğini, esastan reddin ve vekâlet ücretine yansıtılmasının hatalı olduğunu belirtmiştir. Hataların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar düzeltilerek onanmıştır.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Dava açıldıktan sonra ödenen yıllık izin ücreti yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmeli; talep esastan reddedilip bu miktar davacı aleyhine vekâlet ücretine esas alınmamalıdır.
Soru: Yıllık izin ücreti dava açıldıktan sonra ödenirse talep esastan reddedilir mi?
Sonuç: İzin alacağı yönünden karar verilmesine yer olmadığı yazılarak ve davalı lehine vekâlet ücreti yeniden belirlenerek bölge adliye mahkemesi kararı düzeltilerek onandı.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire9. Hukuk Dairesi
- Esas No2025/9405
- Karar No2026/780
- Karar Tarihi03.02.2026
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçDüzelterek Onama
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“yıllık ücretli izin alacağının hatalı olarak esastan reddedilmesi nedeniyle bu miktarın davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti hesabında dikkate alınması ayrıca hatalı olmuştur.”
Kararın Tam Metni
9. Hukuk Dairesi 2025/9405 E. , 2026/780 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/2274 E., 2025/4033 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/721 E., 2025/411 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 12.07.2012-06.09.2023 tarihleri arasında davalı bünyesinde marangozhane personeli olarak çalıştığını, özlük haklarının iyileştirilmemesi nedeniyle müvekkilinin sendika üyesi olmaya karar verdiğini ve bu iradesini 09.06.2023 tarihinde davalı işverene bildirdiğini, akabinde davalı işyerinde toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili sendika olan ... Sendikasına 07.08.2023 tarihinde üyelik başvurusunda bulunduğunu, üyeliğinin 06.09.2023 tarihinde davalı işverene bildirildiğini, müvekkilinin sendika üyesi olma iradesini davalı işverene bildirmesinin ardından sendika üyeliğinden vazgeçmesi için baskı görmeye başladığını, 04.09.2023 tarihinde 05.09.2023-05.12.2023 tarihleri arasında şehir dışı merkezli ... Çiftliğinde geçici olarak görevlendirildiğine dair görev yazısının tebliğ edildiğini, müvekkili ile aynı işi yapan başka bir çalışan daha bulunmasına rağmen görevlendirmenin müvekkiline yapılmasının sendikal ayrımcılıktan kaynaklandığını, devamında müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiğini, müvekkiline muvafakati dışında fazla çalışma yaptırıldığını, bayramlarda da çalıştırılmaya devam edildiğini, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile sendikal tazminat, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili Şirket nezdinde 12.07.2012-06.09.2023 tarihleri arasında idari sosyal işler personeli olarak çalıştığını, işten ayrılmadan önceki son ünvanının marangozhane personeli olduğunu, müvekkili Şirket ve iştiraklerinde oluşan ihtiyaca binaen işverenin yönetim yetkisi kapsamında, aynı özlük hakları ve eşit koşullarda farklı birim yahut lokasyonlarda görevlendirilebildiğini, davacının ihtiyaç nedeniyle yapılan ve iş sözleşmesindeki karşılıklı anlaşmaya dayanan görevlendirmeyi kabul etmediğini, yapılan tüm sözlü ve yazılı uyarılara karşın görevi yapmamakta ısrar ettiğini, konu hakkında yürütülen tahkikat neticesinde davacının iş sözleşmesinin 06.09.2023 tarihinde Şirket Disiplin Kurulu kararı ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, müvekkili Şirkete ait işyerinde çalışanların büyük bir çoğunluğunun toplu iş sözleşmesi imza yetkisi bulunan ... Sendikası üyesi olarak çalıştığını, işyerinde ... Sendikası ile son olarak 30. Dönem Toplu İş Sözleşmesi bağıtlandığını, her sözleşme döneminin 2 yıl olup işyerinde 58 yıldır sendikal faaliyetlerin yürütüldüğünü, dolayısıyla isteyen her personelin istediği zaman sendikaya üye olabildiğini ve sendikadan ayrılabildiğini, davacının sendika üyeliğinin müvekkili Şirkete 18.09.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının iş sözleşmesinin bu tarihten önce sona erdiğini, iddia edildiğinin aksine davacının geçici görevlendirildiği yahut görevlendirmeyi kabul etmemesi nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdirildiği günlerde ilgili sendika tarafından işyerine yapılmış bir tebliğin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sendika üyeliğine başvuru ve üyelik tarihinin davacının geçici görevlendirilme yazısını tebliğinden sonra olduğu, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde davacının geçici ya da sürekli olarak başka yerde görevlendirilebileceğinin kararlaştırıldığının anlaşıldığı, iş sözleşmesi hükümleri çerçevesinde işverenin yönetim hakkı çerçevesinde yapılan görevlendirmeyi kabul etmemesinin iş sözleşmesinin asli edimlerinden olan işgörme ediminin ifasından kaçınma niteliğinde olup işverene iş sözleşmesini haklı nedenle fesih imkânı vereceği, davalı işveren tarafından yapılan 2 ayrı görevlendirmeyi kabul etmeyen davacının iş sözleşmesinin Disiplin Kurulu kararı ile feshedilmesinin haklı fesih kapsamında kabul edildiği, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin taleplerinin reddi gerektiği, iş sözleşmesinin feshinin sendikal nedenle yapılmadığının anlaşıldığı, davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunmadığı, sunulan puantaj kayıtları dikkate alındığında davacının fazla çalışma ücreti alacağının bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yapılan ve iş sözleşmesindeki karşılıklı anlaşmaya dayanan görevlendirmeyi davacının kabul etmediği ve yapılan uyarılara rağmen görevi yapmamakta ısrar ettiği yönündeki iddiasının usule uygun şekilde ispatlanamadığı, buna göre ispat yükü üzerinde olan davalı işverenin iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği hususunda ispata elverişli usule uygun bilgi yahut belge sunamamış olmasına göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanacağı, diğer alacak kalemleri yönünden dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından sendikal nedenle yapıldığının dosya kapsamı ile sabit olmasına karşın sendikal tazminat talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu,
b. Fazla çalışma ücreti alacağının eksik hesaplandığını,
c. Tanık anlatımları ile sabit olan ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı talebinin reddinin hatalı olduğunu,
d. Yıllık ücretli izin alacağının davalı işveren tarafından dava açıldıktan sonra ödendiği dikkate alınmadan talebin esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Müvekkili Şirket ve iştiraklerinde oluşan ihtiyaca binaen işverenin yönetim yetkisi kapsamında bir işçinin aynı özlük hakları ve eşit koşullarda farklı birim yahut lokasyonlarda görevlendirilebildiğini, davacının ihtiyaç nedeniyle yapılan ve iş sözleşmesindeki karşılıklı anlaşmaya dayanan görevlendirmeyi kabul etmediğini, yapılan tüm sözlü ve yazılı uyarılara karşın görevi yapmamakta ısrar ettiğini, konu hakkında yürütülen tahkikat neticesinde davacının iş sözleşmesinin 06.09.2023 tarihinde Şirket Disiplin Kurulu kararı ile haklı nedenle feshedildiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını,
b. Davacının ücretinin hatalı belirlendiğini,
c. Davacının fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatları ile sendikal tazminata hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ispatı ve hesabı ile yıllık ücretli izin alacağının esastan reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı tarafın tüm, davacı tarafın aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacının yıllık ücretli izin alacağının davalı işveren tarafından tahakkuk ettirilerek dava tarihinden sonra ödendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda söz konusu alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken talebin esastan reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir. Diğer yandan, yıllık ücretli izin alacağının hatalı olarak esastan reddedilmesi nedeniyle bu miktarın davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti hesabında dikkate alınması ayrıca hatalı olmuştur.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın tüm, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılarak yerine "4) Konusuz kalan yıllık ücretli izin alacağı yönünden karar verilmesine yer olmadığına," ibaresinin yazılması,
Hüküm fıkrasının (10) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılarak yerine "10) Davanın reddedilen kısmı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 6.831,57 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine," ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Bu Karar Hakkında Sorular
Düzeltme İçin Yeniden Yargılama İstendi mi?
Hayır. Daire hataların giderilmesinin yeniden yargılama gerektirmediğini belirterek düzeltilmiş onama verdi.
Benzer Kararlar
Yargıtay 9. HD 20.04.2026
İzinlerin Bir Kısmının Kullanıldığına İlişkin Beyan Hesapta Göz Ardı Edilemezdi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/3992 · K. 2026/3477
Davacı vekilinin 2009 sonrasında her yıl 12 gün izin kullanıldığını bildirdiği dosyada, bu beyan ve 2009 öncesi için asılın açıklaması alınmadan yalnız belgelere dayanan izin hesabı eksik incelemedir.
Bozma Yıllık İzin Ücreti
Yargıtay 9. HD 20.04.2026
İşçi Vekilinin Yılda On İki Gün İzin Kullanıldığı Beyanı Hesapta Gözetilmeliydi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/3994 · K. 2026/3476
İşçi tarafı izin belgesi bulunmayan dönemde de belirli günlerde izin kullanıldığını bildirmişken, yalnız belgelerdeki günleri düşen bilirkişi hesabı hükme esas alınamaz.
Bozma Yıllık İzin Ücreti
Yargıtay 9. HD 22.04.2026
Bazı İzin Formları Açıklanmadan Hesap Dışı Bırakılınca Yıllık İzin Hükmü Bozuldu
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1204 · K. 2026/3686
Bilirkişi işverenin sunduğu izin formlarının bir kısmını nedeni anlaşılmadan hesaba katmamışsa, tüm formlar incelenip kullanılan izin süreleri belirlenmeden yıllık izin alacağına hükmedilemez.
Bozma Yıllık İzin Ücreti
Hukuk Genel Kurulu 29.11.2023
İmzası Kabul Edilen Yıllık İzin Formlarındaki İzinler Yıllık İzin Süresinden Düşülmeli
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/397 · K. 2023/1163
Yıllık izin kullandırıldığını ispat yükü işverende olup, davacı işçinin imzasını inkâr etmediği ve yıllık izin belgesi olduğu tespit edilen formlardaki izinler yıllık izin süresinden düşülmelidir.
Direnme Kararının Bozulması Yıllık İzin Ücreti
Yıllık İzin Ücreti Konusundaki 15 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.