top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › 6284 Sayılı Kanun ve Koruma Kararları

AYM 1. Bölüm Kabul Edilemezlik Aile ve Boşanma Hukuku

Sosyal Medya Paylaşımlarına İlişkin Bir Aylık 6284 Tedbirinin Gerekçesi Yeterli Bulundu

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2024/26138 · T. 06.05.2026

Karar Özeti

Tedbir talep eden kişinin sosyal medya paylaşımlarına ilişkin iddiası üzerine aile mahkemesi, başvurucuya 6284 sayılı Kanun uyarınca bir ay süreyle şiddet tehdidi, hakaret ve iletişim yoluyla rahatsız etme yasağı getirdi; itiraz kesin olarak reddedildi. Anayasa Mahkemesi, tedbirin niteliği ve süresi ile uzatma talebinin reddedilmesini birlikte değerlendirerek mahkeme ve itiraz merciinin gerekçelerinin ilgili ve yeterli olduğunu belirtti ve gerekçeli karar şikâyetini açıkça dayanaktan yoksun buldu. Masumiyet karinesi şikâyetini ise bağlantılı bir ceza soruşturması veya davası bulunmadığı için konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez saydı.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Bir ay süreli 6284 tedbirine ilişkin kararda ve itirazın reddinde gösterilen gerekçeler, tedbirin niteliği, süresi ve uzatılmaması gözetilerek ilgili ve yeterli sayılmıştır.

Soru: Masumiyet karinesi, 6284 tedbir kararındaki 'şiddet tehdidi devam ediyor' ifadesi bakımından incelenebilir mi?

Sonuç: Gerekçeli karar hakkı şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olduğu, masumiyet karinesi şikâyeti ise konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulundu.

Kararın Önemli Bölümleri

“mahkeme kararı ve tedbir kararına itiraz edilmesi üzerine verilen kararda gösterilen gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu anlaşıldığından gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu değerlendirilmiştir.”

Kararın Tam Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

... BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2024/26138)

Karar Tarihi: 6/5/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Volkan SEVTEKİN

Başvurucu

:

...

Vekili

:

Av. ...

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca verilen tedbir kararına yönelik esaslı iddiaların itiraz mercii tarafından karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, başvurucu hakkında tedbir talep edene karşı "şiddet tehdidinin devam ettiği" ifadesinin kullanılması nedeniyle de masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu 8/2/2004 tarihinde vefat eden merhum sanatçı M.C.K.nın oğlu, İ.H.K. da sanatçının son eşidir.

3. İ.H.K. başvurucunun sosyal medya aracılığıyla yaptığı paylaşımlarda hakkında tehdit sayılabilecek söylemlerde bulunarak ve hatta kendisini hırsızlıkla itham ederek tarafına psikolojik şiddet uyguladığını, bu nedenle kendisine yönelik fiziksel saldırı olacağı endişesine kapıldığını belirtmiş; 6284 sayılı Kanun uyarınca başvurucu aleyhine tedbir talebinde bulunmuştur. İ.H.K. tedbir talebine konu dilekçesine ek olarak başvurucunun sosyal medya hesabından yaptığı bir kısım paylaşımının ekran görüntüsü ile basına yansıyan haber linklerini delil olarak sunmuştur.

4. İstanbul 1. Aile Mahkemesi (Mahkeme) 20/2/2024 tarihinde başvurucu hakkında bir ay süreyle uygulanmak üzere 6284 sayılı Kanun'un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (f) bentleri uyarınca tedbir talebinin kabulüne karar vermiştir. Karar gerekçesi ile hükmün ilgili kısmı şöyledir:

“6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 8/3. maddesinde ‘Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez.’ hükmü yer almakta olup tedbir isteğinin kabul edilmiş olması, iddia edilen olay ya da olayların sabit olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, tedbir kararları kesin hüküm niteliğinde de değildir, diğer taraf aleyhine delil olarak da ileri sürülemez, tedbir kararı belirli süre için geçerli olup sürekli sonuç da doğurmaz.

Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, aleyhine tedbir istenen ...'nın, talep eden [İ.H.K.ya] karşı şiddet tehdidi devam ettiği anlaşılmakla olayın niteliği nazara alınarak ileride doğabilecek daha vahim olayların önlenebilmesi açısından mahkememizce 6284 Sayılı Yasa'nın 5/1-a-f bentlerinde gösterilen tedbirlerin iş bu karar tarihinden itibaren 1 ay süreyle uygulanmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1-Talebin KABULÜ ile; aleyhine tedbir uygulanan ... hakkında mağdur [İ.H.K.ya] yönelik olarak; 6284 Sayılı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca;

a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına,

f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesine,

dair tedbirlerin iş bu karar tarihinden itibaren 1 AY SÜRE İLE UYGULANMASINA…”

5. Başvurucu anılan karara karşı yaptığı itirazda şiddet tehdidinin devam ettiği kanaatine hangi somut delillerle ulaşıldığının açıklanmadığını, tedbir isteyenle aralarında uzun yıllara dayalı anlaşmazlık konuları bulunsa da karşı tarafa yönelik herhangi bir şiddet içerikli fiziki ya da sözlü yaklaşımı olmadığını, tedbir isteyene yönelik gerek güncel sosyal medya paylaşımlarında, gerekse basına yönelik verdiği beyanlarda şiddet tehdidi, hatta imasında dahi bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu, itiraz dilekçesine ek olarak bir kısım sosyal medya paylaşımlarını sunmuştur.

6. İstanbul 2. Aile Mahkemesi (itiraz mercii) 6/3/2024 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. İtiraz merciinin kararının gerekçesinde “…yapılan incelemede aleyhine tedbir talebinde bulunanın eylemleri neticesinde verilen tedbir kararlarının kanun, yönetmelik ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) kapsamında korunmak istenen yarar ile orantılı olduğu, tedbirlerin değiştirilmesi ya da kaldırılmasını gerektirir herhangi bir delilin dosya münderacatından tespit edilemediği” açıklanarak itirazın reddine karar verildiği belirtilmiştir.

7. Öte yandan tedbir isteyen İ.H.K. 18/3/2024 tarihinde tedbir talebinin uzatılmasını talep etmiştir. Mahkeme aynı tarihli kararında; talep dilekçesinde yeni bir olay ve olguya yer verilmediği, tedbirin ihlal edildiği yönünde bir müracaatta da bulunulmadığı vurgulanarak kararın uzatılmasını gerektirir yeni bir vakıa bildirilmediğinden tehlikenin devam ettiğine kanaat edinilemediği gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir.

8. Başvurucu, nihai hükmün 7/3/2024 tarihinde tebliği üzerine 4/4/2024 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

9. Başvurucu, 6284 sayılı Kanun uyarınca verilen tedbir kararına yönelik olarak şiddetin varlığına yönelik kanaate hangi somut delillerle ulaşıldığına ilişkin esaslı iddialarının itiraz mercii tarafından karşılanmaması -ve hatta somut bir şiddet tehlikesi bulunmadığı ve devam etmediği belirtilerek tedbir talebinin dahi uzatılmadığı- nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

10. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

11. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

12. 6284 sayılı Kanun’un amacı “şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi” olup Kanun’un 5. maddesinde örnekleyici olarak bir kısım önleyici koruma tedbiri belirlenmiş, 8. maddenin (3) numaralı fıkrasında Kanun’un 4. maddesinde belirtilen ve hâkim tarafından verilebilen koruyucu tedbir kararları için şiddetin varlığı hususunda delil veya belge aranmayacağı ifade edilmiştir. Öte yandan aynı Kanun’un 2. maddesinde Kanun'da geçen terimlerin tanımları yapılmış; şiddetin kişinin fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranış olduğu, şiddet uygulayanın ise Kanun'da şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışları uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişileri ifade ettiği belirtilmiştir. Yine aynı maddenin (e) bendinde şiddet mağdurunun Kanun'da şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan ve şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişiler olduğu belirtilmiştir.

13. Somut olayda Mahkeme, olayın niteliğini nazara alarak tedbir talebini değerlendirmiş ve tedbir talep edene karşı şiddet tehdidinin devam ettiğini kabul ederek, ileride doğabilecek daha vahim olayların önlenebilmesi açısından 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesinde gösterilen “şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması, korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi” tedbirlerinin bir ay süreyle uygulanmasına karar vermiştir. Öte yandan mahkeme kararının gerekçesinde; tedbir isteğinin kabul edilmiş olmasının iddia edilen olay ya da olayların sabit olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, tedbir kararının kesin hüküm niteliğinde olmadığı, diğer taraf aleyhine delil olarak da ileri sürülemeyeceği belirtilerek, tedbir kararının belirli süre için geçerli olduğu ve sürekli sonuç doğurmayacağı ifade edilmiştir. Başvurucunun söz konusu tedbir kararına itirazı üzerine itiraz mercii de verilen tedbir kararlarının korunmak istenen yarar ile orantılı olduğu, tedbirlerin değiştirilmesi ya da kaldırılmasını gerektirir herhangi bir delilin tespit edilemediği gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir (bkz. §§ 4, 6).

14. Somut olayın özelliği, hükmedilen tedbirlerin niteliği ve süresi -tedbir talebinin uzatılması talebinin de reddedildiği (bkz. § 7), devletin şiddete uğrayan ve uğrama tehlikesi bulunan kişileri korumak amacıyla acil olarak harekete geçme yükümlülüğü ve gerekçeli karar bakımından aranacak standardın her olayın özelliğine ve kararın niteliğine göre değişebileceği hususları birlikte dikkate alındığında- mahkeme kararı ve tedbir kararına itiraz edilmesi üzerine verilen kararda gösterilen gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu anlaşıldığından gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu değerlendirilmiştir.

15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu; tedbir kararında “şiddet tehdidinin devam ettiği anlaşılmakla” şeklindeki tespitin somut delil ve belgelere dayandığı gösterilmeden hakkında gerçek olmayan iddialara dayalı olarak verilen tedbir kararı nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

17. Masumiyet karinesinin medeni hak ve yükümlülükler kapsamında kalan bir yargılamada uygulanabilmesi için başvurucunun söz konusu medeni yargılama ile hakkında yürütülen veya sona eren ceza yargılaması arasında bağlantı bulunduğunu göstermesi gerekmektedir. Medeni hak yargılamasında, ceza yargılamasında verilen kararın sonucunun dikkate alındığı ve değerlendirildiği veya ceza dosyasında yer alan delillerin irdelendiği ya da başvurucunun hakkındaki suçlamayı doğuran olaylara dahli ile ilgili irdelemelerde bulunulduğu veyahut başvurucunun muhtemel suçluluğuyla ilgili yorum yapıldığı hâllerde, söz konusu bağlantının var olduğu kabul edilebilir (S.M. [GK], B. No: 2016/6038, 20/6/2019, § 38).

18. Somut başvuruda 6284 sayılı Kanun kapsamında yürütülen tedbir sürecinin ceza soruşturmasına veya kovuşturmasına bağlı olmadığı, lehine tedbir verilenin talebi üzerine başlatıldığı görülmektedir. Başvuru dosyasında, başvuru konusu kararın verildiği tedbir yargılaması kapsamında kalan fiillerle ilgili olarak başvurucu hakkında ceza soruşturması başlatıldığına dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

19. Medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin olan somut uyuşmazlık kapsamında verilen kararda kullanılan ifadelerin -bağlantılı bir ceza davası/soruşturması bulunmaması nedeniyle- masumiyet karinesi kapsamında incelenmesi mümkün olmadığından masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunması gerekmektedir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 6/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

6284 Tedbir Kararında 'şiddet Tehdidi Devam Ediyor' Denilmesi Masumiyet Karinesini İhlal Etti mi?

Anayasa Mahkemesi bu şikâyeti esastan incelemedi. Masumiyet karinesinin medeni yargılamada uygulanabilmesi için ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla bağlantı gerekir; dosyada böyle bir bağlantı bulunmadığından şikâyet konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulundu.

Tedbire İtirazı Reddeden Mahkemenin Gerekçesi Yeterli Bulundu mu?

Evet. Anayasa Mahkemesi, tedbirin niteliği ve bir ay süreli olması ile uzatma talebinin reddedilmesini birlikte değerlendirerek gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğunu belirtti.

Benzer Kararlar

6284 Sayılı Kanun ve Koruma Kararları Konusundaki 6 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page