Usul ve Yargılama: İ Harfiyle Başlayan Terimler
Terim listesine geç (17 terim) ↓
1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.
Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.
Usul ve Yargılama: İ Harfiyle Başlayan Terimler
Sayfa 1 / 1 · 1–17 / 17 terim
İ
Usul ve Yargılama
İcra Edilebilirlik Şerhi
İcra edilebilirlik şerhi, arabuluculuk anlaşma belgesinin cebri icraya elverişliliğini onaylayıp onu ilam niteliğinde belgeye dönüştüren mahkeme şerhidir. Dava öncesi arabuluculukta arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden, dava sırasında davanın görüldüğü mahkemeden istenir; inceleme kural olarak dosya üzerinden ve elverişlilikle sınırlı yapılır. Kanunlarda şerhin zorunlu tutulduğu hâller dışında taraflar ve avukatları ile arabulucunun (ticari uyuşmazlıklarda avukatlar ile arabulucunun) imzaladığı belge şerhsiz de ilam niteliğindedir. Kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti, komşu hakkı ile taşınmazın devri veya üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklarda şerh zorunludur; taşınmazla ilgili belgelerde şerh taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır.
İlgili mevzuat: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 17/B, 18 ve 18/B
Usul ve Yargılama
İçtihadı Birleştirme Kararı
İçtihadı birleştirme kararı, yüksek mahkeme daireleri veya kurulları arasında aynı hukuki konuda içtihat aykırılığı bulunması ya da yerleşik içtihattan dönülmek istenmesi hâlinde içtihadı birleştirmek veya değiştirmek için verilen karardır. Yargıtay’da Hukuk veya Ceza Genel Kurulu ya da Büyük Genel Kurulca verilen bu kararlar benzer hukuki konularda Yargıtay genel kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararları ise Resmî Gazete’de yayımlanır; Danıştay daire ve kurulları, idari mahkemeler ve idare bu kararlara uymak zorundadır.
İlgili mevzuat: 2797 sayılı Yargıtay Kanunu, m. 15–16 ve 45 · 2575 sayılı Danıştay Kanunu, m. 39–40
Usul ve Yargılama
İddia ve Savunmanın Genişletilmesi Yasağı
İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı, yargılamanın belirli bir aşamasından sonra tarafların iddia veya savunmalarını genişletememesi ve değiştirememesidir. Yazılı yargılamada yasak, cevaba cevap ve ikinci cevap dâhil dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra; basit yargılamada iddia için dava açılmasıyla, savunma için cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar. Yasak, karşı tarafın açık muvafakati veya ıslahla aşılabilir; ayrıca HMK m.109/4 uyarınca kısmi davada talep konusu, bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar yasağa tabi olmaksızın artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden kesilmiş sayılır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 109/4, 141, 176–182 ve 319
Usul ve Yargılama
İhtiyari Arabuluculuk
İhtiyari arabuluculuk, tarafların kanuni bir zorunluluk bulunmaksızın, dava açılmadan önce veya dava sırasında arabulucuya başvurmayı kendi iradeleriyle kararlaştırmasıdır. Yalnız tarafların serbestçe tasarruf edebileceği iş ve işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıkları için mümkündür; aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. Aksi kararlaştırılmadıkça arabuluculuk teklifine otuz gün içinde olumlu cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır; anlaşma sağlanırsa icra edilebilirlik şerhi istenebilir.
İlgili mevzuat: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 1, 13 ve 18
Usul ve Yargılama
İhtiyari Dava Arkadaşlığı
Kanunda öngörülen ortaklık veya bağlantı nedeniyle birden çok kişinin aynı davada birlikte yer alabilmesidir. Her dava arkadaşının davası kural olarak bağımsızdır; birinin yaptığı usul işlemi diğerinin yerine otomatik olarak geçmez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 57–58
Usul ve Yargılama
İhtiyati Tedbir
İhtiyati tedbir, mevcut durumdaki bir değişiklik nedeniyle uyuşmazlık konusu hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya tamamen imkânsızlaşması ya da gecikme sebebiyle sakınca veya ciddi zarar doğması endişesine karşı mahkemenin verdiği geçici hukuki korumadır. Dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenir; talep eden, tedbir sebebini ve türünü belirtip haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Tedbir kararı, davanın esastan kazanıldığı anlamına gelmez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 389–399
Usul ve Yargılama
İhtiyati Tedbir Teminatı
İhtiyati tedbir teminatı, tedbir isteyenin haksız çıkması hâlinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin tedbir yüzünden uğrayabilecekleri muhtemel zararları güvenceye almak için göstermesi gereken teminattır. Talep resmî belgeye veya başka bir kesin delile dayanıyorsa ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme, gerekçesini açıkça belirterek teminat alınmamasına karar verebilir; adli yardımdan yararlanan kişiden teminat istenmez. Asıl davadaki hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davası açılmazsa teminat iade edilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 392
Usul ve Yargılama
İhtiyati Tedbire İtiraz
İhtiyati tedbire itiraz, karşı taraf dinlenmeden verilen tedbir kararına karşı kararı veren mahkemeye, esas dava açılmışsa o davaya bakan mahkemeye yapılan başvurudur. Karşı taraf, uygulamada hazır bulunmuşsa uygulamadan, bulunmamışsa uygulama tutanağının tebliğinden itibaren bir hafta içinde tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebilir; menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de öğrenmeden itibaren bir hafta içinde şartlara ve teminata itiraz edebilir. Aksine karar yoksa itiraz uygulamayı durdurmaz ve itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna gidilebilir; yüze karşı verilen tedbir kararına karşı ise doğrudan kanun yoluna başvurulur.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 341/1-b, 391/3 ve 394
Usul ve Yargılama
İkrar
Bir tarafın veya vekilinin, karşı tarafın ileri sürdüğü bir vakıanın doğru olduğunu mahkeme önünde kabul etmesidir. Kural olarak o vakıayı çekişmeli olmaktan çıkarır; talep sonucunu kabul etmekten farklıdır ve sulh görüşmelerindeki açıklamalar için özel koruma bulunur.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 188 ve 308
Usul ve Yargılama
İlanen Tebligat
Adresi bulunamayan kişiye tebligatın ilan yoluyla yapılmasıdır. Kanuni yollarla tebligat yapılamayan ve yerleşim yeri, konutu veya işyeri de bulunamayan kişinin adresi meçhul sayılır; tebliğ çıkaran merci önce resmî kayıtlar ve kolluk aracılığıyla adres araştırması yaptırır. İlan gazete, internet haber sitesi ve Basın İlan Kurumu ilan portalında yapılır; tebliğ son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır ve merci bu süreyi on beş günü aşmamak üzere uzatabilir.
İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 28–31
Usul ve Yargılama
İnşai Dava
İnşai dava, mahkemeden yeni bir hukuki durum yaratılmasının, mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesinin veya ortadan kaldırılmasının istendiği davadır. Bir inşai hakkın dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde inşai dava açılır. Kanunlarda aksi belirtilmedikçe inşai hükümler geçmişe etkili değildir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 108
Usul ve Yargılama
İspat Yükü
Bir vakıa kanıtlanamadığında bunun olumsuz sonucuna hangi tarafın katlanacağını belirleyen kuraldır. Genel olarak o vakıaya bağlanan sonuçtan lehine hak çıkaran taraftadır; kanuni karineler ve özel düzenlemeler bu dağılımı etkileyebilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 190–191
Usul ve Yargılama
İsticvap
İsticvap, mahkemenin kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan birini, davanın temelini oluşturan vakıalar ve bunlarla ilişkili hususlar hakkında bizzat sorguya çekmesidir. Tüzel kişiler adına temsile yetkili kişiler, küçük veya kısıtlı adına yapılmış işlemlerde ise kanuni temsilci isticvap edilir. İsticvap edilecek kişiye isticvap konusu vakıaları ve ihtarı içeren davetiye bizzat gönderilir; geçerli özrü olmadan gelmez veya sorulara cevap vermezse sorulan vakıalar ikrar edilmiş sayılır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 169–175
Usul ve Yargılama
İstinabe
Bir yargılama işleminin, başka yer mahkemesi aracılığıyla yaptırılmasıdır. Tanık dinleme ve keşif gibi işlemler bu yolla yapılabilir. İstinabe, yargılamanın yürütüldüğü mahkemenin talimatıyla gerçekleşir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 197 ve 289
Usul ve Yargılama
İstinaf
İstinaf, ilk derece hukuk mahkemelerinin nihai kararları ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve birleştirme kararları gibi kanunda sayılan diğer kararlarına karşı bölge adliye mahkemesine başvurulan kanun yoludur. Başvuru süresi kural olarak ilamın taraflara tebliğinden itibaren iki haftadır; bölge adliye mahkemesi incelemeyi istinaf dilekçesinde gösterilen sebeplerle sınırlı yapar, kamu düzenine aykırılıkları ise kendiliğinden gözetir. İstinaf sınırını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kural olarak kesindir; idari ve ceza yargısındaki istinaf ayrı kurallara tabidir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 168, 341–345 ve 355
Usul ve Yargılama
İstinaf Sınırı
İstinaf sınırı, ilk derece hukuk mahkemelerinin malvarlığı davalarına ilişkin kararlarının istinaf edilebilmesi için dava değerinin aşması gereken ve her yıl yeniden değerleme oranında artırılan parasal eşiktir; davanın açıldığı tarihteki sınırı (bu tutar dâhil) geçmeyen kararlar kural olarak kesindir. Kısmi davada sınır alacağın tamamına göre belirlenir; alacağın tamamı dava edilmişse asıl talebinin reddedilen kısmı sınırı geçmeyen taraf istinafa başvuramaz. Manevi tazminat davalarındaki kararlar miktara bakılmaksızın istinaf edilebilir; kesinlik kuralı kamulaştırma bedelinin tespiti davaları yönünden iptal edilmiştir (AYM 24/2/2022, E.2021/34, K.2022/21).
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 341 ve ek m. 1
Usul ve Yargılama
İtiraz
İtiraz, maddi hukuk anlamında, dava edilen hakkın hiç doğmadığını (ör. ehliyetsizlik veya şekle aykırılık) ya da sona erdiğini (ör. ödeme) ileri süren savunmadır. Hâkim hukuku kendiliğinden uyguladığından, itiraz sebebini oluşturan vakıalar dosyaya taraflarca getirilmişse ayrıca dayanılmasa da bunu gözetir; zamanaşımı gibi def’iler ise ancak ileri sürülürse dikkate alınır. Bu kavram, yetki ve tahkim itirazı gibi ilk itirazlardan ve ceza muhakemesindeki itiraz kanun yolundan farklıdır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 25, 33 ve 116 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 161
Sayfa 1 / 1 · 1–17 / 17 terim
Önceki harf: I · Hukuk sözlüğü ana sayfası · Sonraki harf: K
Kaynaklar ve Güncellik
Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar