top of page

Usul ve Yargılama Terimleri

Terim listesine geç (149 terim) ↓

1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.

Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.

İlk harfe göre filtreleyin

Usul ve Yargılama Terimleri

Sayfa 1 / 3 · 1–50 / 149 terim

A

B

  • Usul ve Yargılama

    Basit Yargılama Usulü

    Hukuk yargısında dava ve cevap dilekçeleriyle ilerleyen, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilmeyen usuldür. Kanunda gösterilen dava ve işlerde uygulanır. Buradaki tanım HMK’ye ilişkindir; ceza yargısındaki CMK m. 251 kapsamındaki basit yargılama ayrı bir kurumdur.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 316–322

  • Usul ve Yargılama

    Bekletici Sorun

    Bekletici sorun, görülmekte olan davada hüküm verilebilmesinin kısmen veya tamamen başka bir davanın sonucuna, bir idari makamın tespitine ya da dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin varlığına bağlı olması durumudur. Bu hâlde mahkeme, o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılamayı bekletebilir. Uyuşmazlığın çözümü başka bir davaya veya idari makama bağlıysa mahkeme ilgili tarafa başvurması için uygun bir süre verir; bu sürede başvurulmazsa taraf o iddiasından vazgeçmiş sayılır ve esas dava hakkında karar verilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 165

  • Usul ve Yargılama

    Belirsiz Alacak Davası

    Belirsiz alacak davası, alacağın miktarı veya değeri dava açılırken tam ve kesin olarak belirlenemediği hâllerde başvurulan ve HMK m. 107’de düzenlenmiş dava türüdür; bu madde 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle 31/7/2026’dan itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Kaldırılan hüküm, aynı Kanun’un geçici 1. maddesi uyarınca bu tarihten önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder. Sonra açılan davalarda bu yol yoktur; alacağın bir kısmı dava edilerek talep, HMK m. 109/4 uyarınca aynı davada bir defaya mahsus ve tahkikatın sonuna kadar artırılabilir; artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 107 ve 109 · 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 19, 26 ve geçici m. 1

  • Usul ve Yargılama

    Beyyine

    İddianın ispatına yarayan delil anlamında kullanılan eski terimdir. Kanun, senet, tanık, bilirkişi, keşif, uzman görüşü ve yemin gibi delilleri düzenler. Senetle ispat zorunluluğu ve istisnaları ayrıca belirlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 187–203, 225, 240, 266, 288 ve 293

  • Usul ve Yargılama

    Bilinen Son Adrese Tebligat

    Bilinen son adrese tebligat, tebliğin muhatabın bilinen en son adresine yapılmasıdır; bu adres tebligata elverişli değilse veya tebligat yapılamazsa adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilinen en son adres kabul edilir. Kendisine veya adresine usulüne uygun tebligat yapılmış kişi adresini değiştirip yenisini bildirmez ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemezse, tebliğ evrakı eski adresteki binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Tüzel kişilerde, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır.

    İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 10 ve 35

  • Usul ve Yargılama

    Bilirkişi

    Çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren konularda mahkemece görüşüne başvurulan kişidir. Hukuki değerlendirme bilirkişiye bırakılamaz. Hâkim, bilirkişi görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir; rapor tek başına mahkeme kararı değildir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 266 ve 282

  • Usul ve Yargılama

    Bilirkişi Raporuna İtiraz

    Tarafların, kendilerine tebliğ edilen bilirkişi raporundaki eksikliklerin tamamlatılmasını, belirsiz noktaların açıklattırılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden istemesidir. İtiraz raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılır; talebin bu sürede hazırlanması çok zor veya imkânsızsa ya da özel veya teknik bir çalışma gerektiriyorsa, aynı süre içinde başvuran tarafa bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Mahkeme gerekli görürse bilirkişiden ek rapor alabilir, onu duruşmada dinleyebilir veya yeni bilirkişiyle yeniden inceleme yaptırabilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 281

  • Usul ve Yargılama

    Bozma Kararı

    Bozma kararı, kanun yolu incelemesi sonunda üst mahkemenin, kanunda sayılan sebeplerle incelenen kararı gerekçe göstererek kısmen veya tamamen ortadan kaldırmasıdır; hukuk yargılamasında temyiz üzerine Yargıtayca verilir. HMK’ye göre bozulan karar bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararıysa dosya ilk derece mahkemesine, düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği kararsa bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bu mahkeme bozmaya uyabilir veya direnebilir; direnme kararını önce ilgili daire inceler, yerinde görmezse dosyayı Hukuk Genel Kuruluna gönderir. Ceza ve idari yargıdaki bozma kararları CMK ve İYUK’taki ayrı hükümlere tabidir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 371 ve 373 · 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 280, 302 ve 307 · 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 49

  • Usul ve Yargılama

    Bölge Adliye Mahkemesi

    İlk derece mahkemesi kararlarını hem maddi hem hukuki yönden inceleyen istinaf merciidir. Gerekli gördüğünde yeniden yargılama yapıp esas hakkında karar verebilir. Kararlarına karşı kanunda öngörülen sınırlar içinde temyiz yolu açıktır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 341–360 · 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun, m. 33–37

C

  • Usul ve Yargılama

    Cevaba Cevap ve İkinci Cevap Dilekçesi

    Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri, yazılı yargılama usulünde dilekçeler teatisinin ikinci aşamasını oluşturan dilekçelerdir. Davacı, cevap dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap; davalı da bunun tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir. Taraflar bu dilekçelerle iddia ve savunmalarını serbestçe genişletebilir veya değiştirebilir; dilekçeler teatisinden sonra bu kural olarak yasaktır, ancak ıslah ve karşı tarafın açık muvafakatine ilişkin hükümler ile kısmi davada talebin bir defaya mahsus artırılmasına ilişkin HMK m. 109/4 saklıdır. Basit yargılama usulünde bu dilekçeler verilemez.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 109, 136, 141 ve 317

  • Usul ve Yargılama

    Cevap Dilekçesi

    Cevap dilekçesi, davalının dava dilekçesine karşı savunmasını, dayandığı vakıaları, delillerini ve hukuki sebeplerini bildirdiği dilekçedir. Cevap süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır; dilekçenin bu sürede hazırlanması çok zor veya imkânsızsa, süre içinde başvuran davalıya bir defaya mahsus olmak üzere yazılı yargılamada bir ayı, basit yargılamada iki haftayı geçmeyen ek süre verilebilir. Süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, dava dilekçesindeki vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 126–129 ve 317

Ç

  • Usul ve Yargılama

    Çekişmesiz Yargı

    Çekişmesiz yargı, ilgililer arasında uyuşmazlık bulunmayan, ilgililerin ileri sürebileceği bir hakkı olmayan veya hâkimin resen harekete geçtiği hâllerde ya da kanunda sayılan işlerde (ergin kılınma, ad değişikliği, mirasçılık belgesi, vesayet işleri gibi) hukukun mahkemelerce uygulanmasıdır. Aksine düzenleme yoksa sulh hukuk mahkemesi görevlidir; niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulü, aksine hüküm yoksa resen araştırma ilkesi uygulanır. Özel kanuni düzenlemeler saklı kalmak üzere (örneğin vesayet makamı kararlarına karşı on gün içinde denetim makamına itiraz), kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde istinafa başvurulabilir. Kanunda aksine hüküm yoksa bu kararlar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 382–388 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 461

D

  • Usul ve Yargılama

    Dava Dilekçesi

    Dava dilekçesi, davanın açılmasını sağlayan ve kanunda sayılan unsurları içermesi gereken dilekçedir. Dilekçede mahkemenin adı; tarafların ad, soyad ve adresleri; davacının T.C. kimlik numarası; varsa kanuni temsilci ve vekil bilgileri; davanın konusu ile malvarlığı haklarına ilişkin davalarda dava konusunun değeri; vakıaların açık özetleri ve delilleri; hukuki sebepler; açık talep sonucu ve imza bulunur. Mahkemenin adı, dava konusu ve değeri, vakıalar, deliller ve hukuki sebepler dışındaki eksiklikler için hâkim bir haftalık kesin süre verir; süresinde tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 119

  • Usul ve Yargılama

    Dava Ehliyeti

    Kişinin davada kendisi veya seçtiği vekil aracılığıyla geçerli usul işlemleri yapabilmesidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir; bu ehliyeti bulunmayan kişinin davada kanuni temsilciyle yer alması gerekebilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 51–54

  • Usul ve Yargılama

    Dava Konusunun Devri

    Dava açıldıktan sonra davanın konusu olan hak veya şeyin taraflardan biri tarafından üçüncü kişiye devredilmesidir. Davalı devrederse davacı, isterse devralan kişiye karşı davaya devam eder, isterse davasını devreden aleyhine tazminat davasına dönüştürür. Davacı devrederse devralan kişi davacının yerine geçer ve dava kaldığı yerden devam eder.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 125

  • Usul ve Yargılama

    Dava Şartı Arabuluculuk

    Dava şartı arabuluculuk, kanunun belirlediği uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı sayılmasıdır. İş, ticari ve tüketici uyuşmazlıklarının yanı sıra kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıklar bu kapsamdadır; her alanın kapsamı ve istisnaları kendi kanununda düzenlenmiştir. Arabulucuya hiç başvurulmadan açılan dava herhangi bir işlem yapılmaksızın usulden reddedilir; son tutanak dilekçeye eklenmemişse davacıya bir haftalık kesin süre verilir, süresinde sunulmazsa dava usulden reddedilir.

    İlgili mevzuat: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/A–18/B · 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 3 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 5/A · 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 73/A

  • Usul ve Yargılama

    Dava Şartları

    Dava şartları, mahkemenin davanın esasına girip karar verebilmesi için bulunması gereken koşullardır. HMK m. 114’te yargı hakkı, yargı yolu, görev, kesin yetki, taraf ve dava ehliyeti ile kanuni temsil, dava takip yetkisi, vekilin vekâlet ehliyeti ve usulüne uygun vekâletname, gider avansı, teminat, hukuki yarar ile derdestlik ve kesin hüküm bulunmaması sayılmıştır; zorunlu arabuluculuk gibi başka dava şartları özel kanunlarda yer alır. Mahkeme dava şartlarını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır; noksanlık giderilebilir nitelikteyse kesin süre verir, giderilmezse davayı usulden reddeder.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 114–115

  • Usul ve Yargılama

    Dava Takip Yetkisi

    Belirli bir talep hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir. Kanundaki istisnalar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine dayanır; taraf ehliyeti veya bir avukatın vekâlet yetkisiyle karıştırılmamalıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 53 ve 114

  • Usul ve Yargılama

    Davaların Ayrılması

    Davaların ayrılması, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların, yargılamanın iyi yürütülmesi amacıyla mahkemece davanın her aşamasında talep üzerine ya da kendiliğinden ayrı ayrı görülmesine karar verilmesidir. Ayırma, talepler hakkında esasa ilişkin bir karar değildir; mahkeme ayrılan davalara bakmaya devam eder. 7589 sayılı Kanun’la değişik HMK m. 168 uyarınca ilk derece mahkemesinin ayırma kararına karşı ancak hükümle birlikte istinaf yoluna gidilebilir ve bu husus tek başına hükmün kaldırılarak esastan incelenmesini gerektirmez.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 167–168

  • Usul ve Yargılama

    Davaların Birleştirilmesi

    Davaların birleştirilmesi, aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış bağlantılı davaların, her aşamada talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birlikte görülmesidir. Davalar aynı veya benzer sebeplerden doğuyorsa ya da birinde verilecek hüküm diğerini etkileyecekse bağlantı var sayılır; farklı yargı çevrelerindeki davalarda birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden istenir. 7589 sayılı Kanun’a göre aynı yargı çevresindeki birleştirme kararlarına karşı yalnız istinafa başvurulabilir; ilk davanın açıldığı mahkeme karara, kesinleşmesinden itibaren bağlıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 166–168

  • Usul ve Yargılama

    Davanın Açılmamış Sayılması

    Davanın açılmamış sayılması, kanunda belirtilen hâllerde davanın hiç açılmamış gibi sonuç doğuracak biçimde sona ermesidir. İşlemden kaldırıldıktan sonra üç ay içinde yenilenmeyen; yenilendikten sonra yazılı yargılamada bir defadan fazla, basit yargılamada bir kez daha takipsiz bırakılan; dilekçedeki bazı eksikleri bir haftalık kesin sürede tamamlanmayan; görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra süresinde gönderilmesi istenmeyen ve davalının açık rızasıyla geri alınan dava bu hâllerin başlıcalarıdır. Bu davadaki talep vaki olmamış sayılır; yargılama giderleri davacıya yükletilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 20, 119, 123, 150, 320 ve 331

  • Usul ve Yargılama

    Davanın Geri Alınması

    Davanın geri alınması, davacının hüküm kesinleşinceye kadar ve ancak davalının açık rızasıyla davasını geri çekmesidir. Bu durumda mahkeme davanın açılmamış sayılmasına karar verir; açılmamış sayılan davadaki talep de vaki olmamış sayılır ve yargılama giderleri davacıya yükletilir. Geri alma, talep sonucundan vazgeçme niteliğindeki ve kesin hüküm gibi sonuç doğuran feragatten farklıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 123, 150, 307, 311 ve 331

  • Usul ve Yargılama

    Davanın İhbarı

    Davanın ihbarı, davayı kaybetmesi hâlinde üçüncü kişiye rücu edebileceğini veya üçüncü kişinin kendisine rücu edebileceğini düşünen tarafın, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı o kişiye yazılı olarak bildirmesidir. İhbarda sebep ve gerekçeleri ile yargılamanın hangi aşamada olduğu belirtilir; ihbar sebebiyle yargılama ertelenmez. İhbar edilen kişi kendiliğinden taraf olmaz, hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir; hükmün aralarındaki ilişkiye etkisinde fer’î müdahaleye ilişkin HMK m. 69/2 kıyasen uygulanır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 61–64 ve 69

  • Usul ve Yargılama

    Davanın İşlemden Kaldırılması

    Davanın işlemden kaldırılması, usulüne uygun davet edilen tarafların duruşmaya gelmemesi veya gelip davayı takip etmeyeceklerini bildirmesi hâlinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesidir; taraflardan yalnız biri gelirse onun talebine göre yargılamaya devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Dosya, kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay içinde dilekçeyle yenilenebilir; bir aydan sonraki yenilemede yeniden harç alınır, süresinde yenilenmeyen dava açılmamış sayılır. Yenilenen dava yazılı yargılamada bir defadan fazla, basit yargılamada ise bir kez daha takipsiz bırakılırsa açılmamış sayılır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 150 ve 320

  • Usul ve Yargılama

    Davanın Konusuz Kalması

    Yargılama sırasında meydana gelen bir olgu nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek kalmamasıdır. Bu hâlde hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Karar, esas hakkında değil; karar verilmesine yer olmadığına ilişkindir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 331

  • Usul ve Yargılama

    Davaya Müdahale

    Davaya müdahale, görülmekte olan bir davaya üçüncü kişinin katılmasını ifade eden ve asli ile fer’î müdahaleyi kapsayan genel kavramdır. Asli müdahalede, dava konusu hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açar ve bu dava asıl davayla birlikte görülür. Fer’î müdahalede ise davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan tarafın yanında tahkikat sona erinceye kadar davaya katılan müdahil, o tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan usul işlemlerini yapabilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 65–69

  • Usul ve Yargılama

    Davayı Aydınlatma Ödevi

    Hâkimin, uyuşmazlığın aydınlatılması zorunlu olduğunda maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü hususlarda taraflara açıklama yaptırabilmesi, soru sorabilmesi ve delil gösterilmesini isteyebilmesidir. Bu ödev, taraflarca getirilme ilkesinin geçerli olduğu davalarda hâkimin taraf yerine vakıa ileri sürmesi anlamına gelmez. Amaç, dilekçelerdeki belirsizliklerin giderilmesi ve uyuşmazlığın doğru belirlenmesidir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 31

  • Usul ve Yargılama

    Davayı Kabul

    Davayı kabul, davalının davacının talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak, kayıtsız ve şartsız yapılır; hüküm kesinleşinceye kadar mümkündür ve karşı tarafın ya da mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kabul yalnızca tarafların serbestçe tasarruf edebildiği davalarda hüküm doğurur ve kesin hüküm gibi sonuç doğurur; bir vakıanın doğruluğunun kabulü anlamındaki ikrardan farklıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 188 ve 308–311

  • Usul ve Yargılama

    Def’i

    Def’i, borçlunun veya davalının, karşı tarafın hakkının varlığını ortadan kaldırmaksızın ifadan kaçınmasını sağlayan savunma aracıdır. Zamanaşımı def’i ile karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde kendi borcunu ifa etmeden veya ifayı önermeden ifa isteyen tarafa karşı ileri sürülen ödemezlik def’i tipik örneklerdir. Def’i kural olarak ilgili tarafça ileri sürülmelidir; kanun, zamanaşımının ileri sürülmedikçe hâkimce kendiliğinden göz önüne alınamayacağını açıkça öngörür.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 97 ve 161

  • Usul ve Yargılama

    Delil Avansı

    Delil avansı, taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen ve verilen kesin süre içinde yatırılması gereken giderdir. Taraflar aynı delile birlikte dayanmışsa avansı yarı yarıya öder; bir taraf yükümlülüğünü yerine getirmezse diğer taraf avansı yatırabilir, aksi hâlde o delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Dava açılırken yatırılan gider avansından ayrıdır; tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlere ilişkin hükümler saklıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 120 ve 324

  • Usul ve Yargılama

    Delil Başlangıcı

    Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte onu muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş belgedir. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı varsa tanık dinlenebilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 202

  • Usul ve Yargılama

    Delil Tespiti

    Bir delilin kaybolması veya sonradan kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşması tehlikesine karşı önceden incelenip kayıt altına alınmasını sağlayan hukuki korumadır. Davadan önce ya da devam eden dava içinde istenebilir; delilin tespiti uyuşmazlığın esasının kesin olarak çözüldüğü anlamına gelmez.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 400–405

  • Usul ve Yargılama

    Derdestlik

    Derdestlik, aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanan ve aynı talep sonucunu içeren bir davanın daha önce açılmış olup hâlen görülmekte olması durumudur. Aynı davanın hâlen görülmekte olmaması dava şartı olduğundan mahkeme bunu davanın her aşamasında kendiliğinden gözetir, taraflar da her zaman ileri sürebilir; derdestlik varsa sonra açılan dava usulden reddedilir. Konuların yalnızca benzer olması derdestlik için yeterli değildir; bağlantılı davalarda koşulları varsa birleştirme gündeme gelir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 114–115, 166 ve 303

  • Usul ve Yargılama

    Doğrudanlık İlkesi

    Hâkimin delilleri bizzat inceleyerek karar vermesi esasıdır. Tanıkların hâkim huzurunda dinlenmesi ve keşfin hâkimce yapılması bu ilkenin gereğidir. İstinabe gibi durumlar ilkenin sınırlı istisnalarını oluşturur.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 197

  • Usul ve Yargılama

    Duruşmasız İnceleme

    Duruşmasız inceleme, bir davanın veya kanun yolu başvurusunun taraflar duruşmaya çağrılmadan dosya üzerinden incelenmesidir. Bölge adliye mahkemesi, usule ilişkin kaldırma sebepleri ve duruşma gerektirmeyen esas incelemesi gibi kanunda sayılan hâllerde duruşmasız karar verir; diğer hâllerde istinaf incelemesi duruşmalı yapılır. Yargıtay temyiz incelemesini kural olarak dosya üzerinden yapar; kanunda sayılan bazı davalarda ve parasal sınırı aşan alacak ve ayın davalarında taraflardan biri isterse duruşma açılır. Basit yargılamada ilk derece mahkemesi de mümkün olan hâllerde dosya üzerinden karar verir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 320, 353, 356 ve 369

E

  • Usul ve Yargılama

    Eda Davası

    Davalının bir şeyi vermeye, yapmaya veya yapmamaya mahkûm edilmesinin istendiği davadır. Alacağın ödenmesi talebi buna örnektir; yalnız bir hukuki ilişkinin varlığını belirleyen tespit davasından farklıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 105–106

  • Usul ve Yargılama

    Elektronik Tebligat

    Tebligatın, Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yapılmasıdır. Kanunda sayılan kişi ve kurumlar için zorunludur. Elektronik tebligat, muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.

    İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 7/a

  • Usul ve Yargılama

    Eski Hâle Getirme

    Eski hâle getirme, elde olmayan sebeplerle kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kişinin, kaçırılan işlemi kanundaki koşullarla sonradan yapabilmesini sağlayan yoldur. Talep, engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde dilekçeyle yapılır ve süresinde yapılamayan işlemin de bu süre içinde yapılması zorunludur. Aynı sonuca başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa eski hâle getirme istenemez; ilk derece ve istinaf yargılamasında talep kural olarak en geç nihai karar verilinceye kadar yapılabilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 95–101

F

  • Usul ve Yargılama

    Fer’î Müdahale

    Fer’î müdahale, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan tarafın yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla üçüncü kişinin tahkikat sona erinceye kadar davaya katılmasıdır. Müdahil kendisi için ayrı bir hüküm istemez; davayı katıldığı noktadan itibaren takip eder ve yanında yer aldığı tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan usul işlemlerini yapabilir. Hüküm taraflar hakkında verilir; müdahil sonraki rücu ilişkisinde asıl davadaki kararın yanlış olduğunu kural olarak ileri süremez.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 66–69

Sayfa 1 / 3 · 1–50 / 149 terim

Kaynaklar ve Güncellik

Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar

bottom of page