İ Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri
Terim listesine geç (114 terim) ↓
1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.
Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.
İ Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri
Sayfa 1 / 3 · 1–50 / 114 terim
İ
İş ve Sosyal Güvenlik
İbra
Alacaklının, borçluyu borcundan kısmen veya tamamen kurtardığı anlaşmadır. İş hukukunda işçinin işverenden alacaklarına ilişkin ibra sözleşmesi, Kanunda sayılan şekil ve içerik koşullarını taşımazsa geçersizdir. Geçersiz ibra, ödenen tutarın makbuz hükmünde sayılmasına yol açabilir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 132 ve 420
İş ve Sosyal Güvenlik
İbraname
İşçinin işverenden olan belirli alacakları bakımından borcu sona erdirme amacı taşıyan belgedir. Geçerli ibra için yazılılık, sözleşmenin bitiminden sonra en az bir ay geçmiş olması, alacak türü ve miktarının açıklığı ile hak tutarının eksiksiz ve banka aracılığıyla ödenmesi birlikte aranır. Eksik ödeme belgesi, şartlarına göre yalnız ödenen tutar için makbuz sayılabilir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 420
İcra ve İflas
İcra Ceza Mahkemesi
İcra ceza mahkemesi, İcra ve İflas Kanununun cezai hükümler babında yer alan suçlara ilişkin davalara ve bu Kanuna göre disiplin ile tazyik hapsi istemlerine bakan icra mahkemesidir; karşılıksız çek suçuna ilişkin davalar da burada görülür. Taahhüdü ihlal, nafaka kararına uymama ve mal beyanında bulunmama gibi hâllerde alacaklının şikâyeti veya talebi üzerine karar verir; bu işler diğer ceza davalarıyla birleştirilemez. Bu baptaki fiiller için şikâyet hakkı öğrenmeden itibaren üç ay ve her hâlde fiilden itibaren bir yıl içinde kullanılır; yetkili mahkeme takibin yapıldığı yer icra mahkemesidir.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 346–354 · 5941 sayılı Çek Kanunu, m. 5
İcra ve İflas
İcra Dairesi
Cebri icra işlemlerini yürütmek üzere her asliye mahkemesinin yargı çevresinde bulunan resmî dairedir. Her icra dairesinde Adalet Bakanlığınca atanan bir icra müdürü ile yeteri kadar icra müdür yardımcısı ve icra kâtibi bulunur; iş yoğunluğu fazla olan dairelerde icra başmüdürü görevlendirilebilir. İcra dairesinin işlemlerine karşı kanundaki koşullarla icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurulabilir.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 1 ve 16
Usul ve Yargılama
İcra Edilebilirlik Şerhi
İcra edilebilirlik şerhi, arabuluculuk anlaşma belgesinin cebri icraya elverişliliğini onaylayıp onu ilam niteliğinde belgeye dönüştüren mahkeme şerhidir. Dava öncesi arabuluculukta arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden, dava sırasında davanın görüldüğü mahkemeden istenir; inceleme kural olarak dosya üzerinden ve elverişlilikle sınırlı yapılır. Kanunlarda şerhin zorunlu tutulduğu hâller dışında taraflar ve avukatları ile arabulucunun (ticari uyuşmazlıklarda avukatlar ile arabulucunun) imzaladığı belge şerhsiz de ilam niteliğindedir. Kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti, komşu hakkı ile taşınmazın devri veya üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklarda şerh zorunludur; taşınmazla ilgili belgelerde şerh taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır.
İlgili mevzuat: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 17/B, 18 ve 18/B
İcra ve İflas
İcra Emri
İcra emri, ilamlı takipte ve ilam niteliğindeki belgelere dayanan takipte icra müdürünün borçluya tebliğ ettiği, hükmedilen edimin yerine getirilmesini emreden ve aksi hâlde cebri icraya geçileceğini bildiren belgedir. Süre para, taşınır teslimi ve taşınmaz tahliyesi ilamlarında yedi gün, bir işin yapılmasına ilişkin ilamlarda ilamda gösterilen süredir; para ilamlarında emir ayrıca mal beyanı yükümlülüğünü ihtar eder. Borçlu yedi gün içinde itfa, imhal veya zamanaşımı iddiasıyla icra mahkemesine başvurabilir; icra, icra mahkemesinden veya kanun yolu merciinden alınan icranın geri bırakılması kararıyla durur.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 24, 26, 30, 32–36 ve 38
İcra ve İflas
İcra Görevlilerinin Sorumluluğu
İcra ve iflas dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan zararlar için tazminat davasının yalnız idare aleyhine açılabilmesidir. Zarar gören kişi görevliye değil Devlete karşı dava açar; Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevliye rücu edebilir. Bu davalar adliye mahkemelerinde görülür.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 5
İcra ve İflas
İcra Hukuk Mahkemesi
İcra hukuk mahkemesi, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı şikâyetleri ve itirazın kaldırılması, icranın geri bırakılması, ihalenin feshi ve istihkak davası gibi Kanunla verilen hukuki uyuşmazlıkları inceleyen icra mahkemesidir. Önüne gelen işler ivedi sayılır ve basit yargılama usulüyle görülür; aksine hüküm yoksa duruşma yapılıp yapılmayacağını mahkeme takdir eder ve duruşmasız işlerde en geç on gün içinde karar verir. İhalenin feshi gibi bazı işlerde ise Kanun duruşma yapılmasını zorunlu tutar.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 4, 16, 18, 33, 68, 97 ve 134
İcra ve İflas
İcra İnkâr Tazminatı
İlamsız takibe haksız olarak itiraz eden borçlunun, alacaklının talebi üzerine ödemeye mahkûm edildiği tazminattır. İtirazın iptali davasında itirazın haksız bulunması veya icra mahkemesinde itirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınarak hükmolunan miktarın yüzde yirmisinden az olmamak üzere belirlenir. İtirazın iptali davasında itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise tazminat için kötü niyet aranır; haksız ve kötü niyetli takip yapan alacaklı aleyhine hükmedilen tazminat ise kötü niyet tazminatıdır.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 67 ve 68
İcra ve İflas
İcra Mahkemesine Şikâyet
İcra ve iflas dairelerinin kanuna aykırı veya olaya uygun olmayan işlemlerine karşı, kanunun çözümünü mahkemeye bıraktığı konular dışında, icra mahkemesine yapılan başvurudur. Kural olarak işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılır; bir hakkın yerine getirilmemesi veya işin sebepsiz sürüncemede bırakılması hâlinde ise her zaman şikâyet yoluna gidilebilir. İcra mahkemesi şikâyeti ivedi iş olarak basit yargılama usulüyle inceler; kabul ederse işlemi bozar veya düzeltir, yapılmayan ya da geciktirilen işin yapılmasını emreder. Şikâyet, borca itirazın yerine geçmez.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 16–18
İcra ve İflas
İcra Takibinde İstihkak İddiası
Haczedilen mal üzerinde borçlu dışındaki kişiye ait mülkiyet veya rehin gibi bir hakkın bulunduğunun ileri sürülmesidir. Malın kimin elinde bulunduğuna göre takip edilecek yol ve davayı açma yükü değişebilir; genel mülkiyet davasıyla aynı usul uygulanmaz.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 96–99
İcra ve İflas
İcra Takibinde Taksitle Ödeme
İcra takibinde taksitle ödeme, haciz yoluyla takipte borcun icra dairesinde taksitlendirilmesidir. Yeterli malı haczedilmiş borçlu, satış talebinden önce, borcun dörtte birinden az olmayan aylık taksitlerle ve en çok üç ayda ödemeyi taahhüt edip ilk taksiti öderse icra işlemleri durur. Alacaklıyla icra dairesinde yapılan taksit sözleşmesi süresince de, toplam on yılı aşmamak üzere satış isteme süreleri işlemez. Taksit ödenmezse işlemler kaldığı yerden sürer; ödeme şartını mazeretsiz ihlal eden borçlu hakkında şikâyet üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir, ancak alacağı aylık en yüksek brüt asgari ücretin altındaki takiplerde bu yaptırım uygulanmaz.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 111, 340 ve 354
İcra ve İflas
İcra Takibinde Zamanaşımı
İcra takibinin dayanağı olan ilamın veya alacağın, kanunda öngörülen sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğraması ve bu nedenle cebri icranın sürdürülememesidir. İlama dayanan takip son işlemden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; noter senedine dayanan takipte senedin niteliğine göre Borçlar veya Ticaret Kanunundaki süreler uygulanır. İlamın ya da kesinleşmiş ilamsız takipteki borcun zamanaşımına uğradığı iddiası icra mahkemesince resmî belgelere dayanılarak incelenir ve icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir; takip kesinleşmeden önce zamanaşımı, ödeme emrine itirazla ileri sürülür.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 33/a, 39, 62 ve 71
İcra ve İflas
İcranın Geri Bırakılması
İlamlı takipte icranın kanunda belirtilen sebeplerle durdurulması veya ertelenmesidir. Borcun ödendiği, ertelendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiasına dayanan başvuru ile istinaf veya temyiz sırasında icranın geri bırakılması ayrı koşullara tabidir. Kanun yoluna başvuru tek başına bütün ilamların icrasını durdurmaz; teminatın gerekip gerekmediği ve aranan belgeler başvurunun sebebine göre incelenir.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 33 ve 36
Usul ve Yargılama
İçtihadı Birleştirme Kararı
İçtihadı birleştirme kararı, yüksek mahkeme daireleri veya kurulları arasında aynı hukuki konuda içtihat aykırılığı bulunması ya da yerleşik içtihattan dönülmek istenmesi hâlinde içtihadı birleştirmek veya değiştirmek için verilen karardır. Yargıtay’da Hukuk veya Ceza Genel Kurulu ya da Büyük Genel Kurulca verilen bu kararlar benzer hukuki konularda Yargıtay genel kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararları ise Resmî Gazete’de yayımlanır; Danıştay daire ve kurulları, idari mahkemeler ve idare bu kararlara uymak zorundadır.
İlgili mevzuat: 2797 sayılı Yargıtay Kanunu, m. 15–16 ve 45 · 2575 sayılı Danıştay Kanunu, m. 39–40
Kamu ve Vergi Hukuku
İdare Mahkemesi
İdare mahkemesi, vergi mahkemelerinin görevine giren davalar ile ilk derecede Danıştayda görülecek davalar dışında kalan iptal ve tam yargı davalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hariç kamu hizmetinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyen genel görevli ilk derece idari yargı merciidir. Kararlarına karşı kanunda öngörülen hâllerde bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir. Uyuşmazlıkta bir kamu kurumunun taraf olması tek başına idari yargıyı görevli kılmaz; uyuşmazlığın idari işlem, eylem veya sözleşmeden doğması gerekir.
İlgili mevzuat: 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun, m. 5 · 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 2 ve 45
Kamu ve Vergi Hukuku
İdari Başvuru
İdareden bir işlem veya eylem yapılmasının ya da mevcut işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesinin istenmesidir. Başvurunun dava süresine etkisi kullanılan kanuni yola göre değişir. Her dilekçenin dava süresini yeniden başlatacağı varsayılmamalıdır.
İlgili mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 10–11
Kamu ve Vergi Hukuku
İdari Davada Dava Açma Süresi
İdari işlemlere karşı dava açılabilecek kanuni süredir. Özel kanunlarda ayrı süre gösterilmedikçe süre Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gündür ve kural olarak işlemin yazılı bildiriminin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre ilan tarihini izleyen günden başlar; ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine düzenleyici işleme ve uygulama işlemine birlikte dava açılabilir.
İlgili mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 7
Kamu ve Vergi Hukuku
İdari Eylem
İdarenin faaliyetinin fiilî görünümü olup, hukuki işlemden farklı biçimde maddi davranış veya hareketsizlik olarak ortaya çıkabilir. Hak ihlaline neden olduğunda kanuni koşullarla tam yargı davasına konu olabilir. Uygulanacak başvuru süreci zararın işlemden mi eylemden mi doğduğuna göre ayrılır.
İlgili mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 2 ve 13
Kamu ve Vergi Hukuku
İdari İptal Davası
İdari iptal davası, yetki, şekil, sebep, konu veya maksat yönlerinden biriyle hukuka aykırı olan bir idari işlemin iptali için menfaati ihlal edilenlerce idari yargıda açılan davadır. Özel kanunlarda başka süre öngörülmedikçe Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün içinde açılır; süre kural olarak yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen gün başlar. Dava açılması kural olarak işlemin yürütülmesini durdurmaz; ancak vergi uyuşmazlıklarında dava açılması, dava konusu edilen vergi ve cezaların tahsil işlemlerini durdurur. İptal kararının gereği idarece kural olarak kararın tebliğinden itibaren en geç otuz gün içinde yerine getirilir.
İlgili mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 2, 7, 27 ve 28
Kamu ve Vergi Hukuku
İdari İşlem
İdarenin kamu hukuku yetkisini kullanarak hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklamasıdır. İptal davasında işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte olup olmadığı da incelenir. Hazırlık yazısı veya bilgi veren her belge tek başına dava konusu işlem değildir.
İlgili mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 2 ve 14
Kamu ve Vergi Hukuku
İdari İşlemin Unsurları
İdari işlemin hukuka uygunluğunun incelendiği beş unsurdur: yetki, şekil, sebep, konu ve maksat. İptal davası, idari işlemin bu unsurlardan biri bakımından hukuka aykırı olması nedeniyle menfaati ihlal edilenler tarafından açılır. İdari yargı yerindelik denetimi yapamaz; denetim işlemin hukuka uygunluğu ile sınırlıdır.
İlgili mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 2
Kamu ve Vergi Hukuku
İdari Para Cezası
İdari para cezası, kabahat karşılığında kanunda öngörülen ve kural olarak kanunla yetkili kılınan idari makamlarca, bazı hâllerde Cumhuriyet savcısı veya mahkemece verilen parasal yaptırımdır. Karara karşı tebliğ veya tefhimden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir; özel kanunlarda idari yargı yolu öngörülmüş olabilir. Kanunlarında ayrı süre yoksa ceza tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir; bu sürede ödenirse yüzde yirmi beş indirim yapılır ve ödeme kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez.
İlgili mevzuat: 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, m. 17, 22–24 ve 27
Kamu ve Vergi Hukuku
İdari Sözleşme
İdari sözleşme, taraflarından biri idare olan, kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin ve idareye üstün yetkiler tanıyan sözleşmedir; kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri tipik örneğidir. Kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür. Ancak kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir; bu durumda uyuşmazlık idari dava kapsamı dışında kalır.
İlgili mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 2 · 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 125
Kamu ve Vergi Hukuku
İdari Yargıda İstinaf
İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine yapılan kanun yolu başvurusudur. Kanunda belirlenen ve her yıl yeniden değerleme oranında artırılan parasal sınırı geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında verilen kararlar kesindir; ivedi yargılama usulüne tabi davalarda da istinaf yoluna başvurulamaz. Bölge idare mahkemesi kararı hukuka uygun bulursa başvuruyu reddeder, bulmazsa kararı kaldırarak kural olarak işin esası hakkında yeniden karar verir.
İlgili mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 45 ve ek m. 1
Usul ve Yargılama
İddia ve Savunmanın Genişletilmesi Yasağı
İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı, yargılamanın belirli bir aşamasından sonra tarafların iddia veya savunmalarını genişletememesi ve değiştirememesidir. Yazılı yargılamada yasak, cevaba cevap ve ikinci cevap dâhil dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra; basit yargılamada iddia için dava açılmasıyla, savunma için cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar. Yasak, karşı tarafın açık muvafakati veya ıslahla aşılabilir; ayrıca HMK m.109/4 uyarınca kısmi davada talep konusu, bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar yasağa tabi olmaksızın artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden kesilmiş sayılır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 109/4, 141, 176–182 ve 319
Ceza ve İnfaz
İddianame
Cumhuriyet savcısının yeterli suç şüphesi oluşturan deliller üzerine, isnadı ve delilleri mahkemeye sunduğu belgedir. İddianamenin düzenlenmesi ile mahkemece kabul edilmesi ayrı işlemlerdir. Kamu davası kabul ile açılır; belge tek başına mahkûmiyet anlamına gelmez.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 170 ve 175
Ceza ve İnfaz
İddianamenin İadesi
İddianamenin iadesi, mahkemenin iddianame ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde, kanunda sayılan eksiklik veya hataları belirterek iddianameyi Cumhuriyet Başsavcılığına geri göndermesidir. İade sebepleri arasında iddianamenin kanuni içeriğe aykırılığı, sübuta doğrudan etkili delilin toplanmaması, önödeme, uzlaştırma veya seri muhakemenin uygulanmaması ile 7593 sayılı Kanunla eklenen, on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması bulunur. Suçun hukuki nitelendirilmesi iade sebebi olamaz; süresinde iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır ve iade kararına Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 174
Kira ve Borçlar Hukuku
İfa
İfa, borçlanılan edimin borç ilişkisine uygun biçimde yerine getirilmesidir. Kime, nerede, ne zaman ve nasıl ifa yapılacağı sözleşmeye ve kanuna göre belirlenir; alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlunun borcu şahsen ifa etmesi gerekmez. Borcun tamamı belli ve muaccel ise alacaklı kısmi ifayı reddedebilir; kısmi ifayı kabul ederse borçlu, ikrar ettiği kısmın ifasından kaçınamaz.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 83–90
Kira ve Borçlar Hukuku
İfa İmkânsızlığı
Borcun sonradan yerine getirilemez hâle gelmesidir. Borçlunun sorumlu olmadığı imkânsızlık ile kusurundan kaynaklanan imkânsızlık farklı sonuçlar doğurur. Kısmi imkânsızlık, bildirim ve karşı edimin geri verilmesi ayrıca değerlendirilir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 112 ve 136–137
Kira ve Borçlar Hukuku
İfa Yardımcısının Fiilinden Sorumluluk
İfa yardımcısının fiilinden sorumluluk, borçlunun borcun ifasını veya borç ilişkisinden doğan bir hakkın kullanılmasını birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun biçimde bırakmış olsa bile, bu kişilerin işi yürütürken diğer tarafa verdikleri zarardan sorumlu olmasıdır. Bu sorumluluk önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir; ancak kanun veya yetkili makam izniyle yürütülebilen, uzmanlık gerektiren hizmet, meslek veya sanatlarda sorumsuzluk anlaşması kesin olarak hükümsüzdür. Önceden var olan bir borç ilişkisine dayandığı için adam çalıştıranın sorumluluğundan ayrılır.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 116
Kira ve Borçlar Hukuku
İfa Yeri
Borcun yerine getirileceği yerdir ve öncelikle tarafların açık veya örtülü iradesine göre belirlenir. Aksine anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, parça borçları sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, diğer borçlar ise borcun doğduğu sırada borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir. Sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 89 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 10
Ceza ve İnfaz
İfade Alma
Şüphelinin soruşturma konusu suç hakkında kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesidir. Suçlamanın bildirilmesi, müdafi yardımı ve susma hakkı gibi güvencelere uyulur. Hâkim veya mahkeme önündeki sorgudan ayrılır.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 2/1-g ve 147–148
İcra ve İflas
İflas
İflasa tabi borçlunun haczedilebilir malvarlığının mahkeme kararı üzerine topluca tasfiyeye yöneldiği icra yoludur. Tek bir alacaklı için belirli mala haciz konulmasından farklıdır; iflasın açılması borçların kendiliğinden tamamen silinmesi anlamına gelmez.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 43, 154–166, 184 ve 251
İcra ve İflas
İflas İdaresi
İflas masasının kanuni temsilini ve tasfiye işlerini kanundaki görev dağılımına göre yürüten organdır. Borçlunun kişisel temsilcisi değildir; masanın menfaatlerini ve alacaklılar topluluğuna ilişkin kuralları gözetir.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 223–227
İcra ve İflas
İflas Masası
İflasın açıldığı anda müflise ait olan ve nerede bulunursa bulunsun haczedilebilen bütün mal ve hakların oluşturduğu, alacakların ödenmesine ayrılan malvarlığı bütünüdür. İflasın kapanmasına kadar müflisin edindiği mallar da masaya girer; haczedilemeyen mallar masaya dâhil değildir. Rehinli mallar, rehinli alacaklının öncelik hakkı saklı kalmak üzere masaya girer. Masayı iflas idaresi temsil eder.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 184–185 ve 226
İcra ve İflas
İflas Yoluyla Takip
İflasa tabi borçlu hakkında, borcun ödenmemesi hâlinde ticaret mahkemesinden iflas kararı alınmasını amaçlayan takip yoludur. Ödeme emrinde borcun yedi gün içinde ödenmesi, borca veya iflasa tabi olmadığına ilişkin itirazın aynı süre içinde icra dairesine bildirilmesi gerektiği ve konkordato teklif edilebileceği belirtilir. Borçlu süresinde itiraz etmezse alacaklı doğrudan iflas isteyebilir; itiraz ederse takip durur ve alacaklı itirazın kaldırılmasıyla birlikte iflasa karar verilmesini ister. İflas isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl geçmekle düşer.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 43 ve 155–156
İcra ve İflas
İflasın Ertelenmesi
Borca batık sermaye şirketi veya kooperatifin iflasının mahkeme kararıyla belirli bir süre ertelenmesini sağlayan ve artık uygulanmayan kurumdur. Buna ilişkin İcra ve İflas Kanunu m. 179/a–179/c hükümleri 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunla (yürürlük: 15/3/2018) yürürlükten kaldırılmış; o tarihte görülmekte olan erteleme talepleri hakkında talep tarihindeki hükümlerin uygulanmasına devam edilmiştir. Bugün borçlu iflastan kurtulmak için aynı Kanunla yeniden düzenlenen konkordatoya başvurabilir; sermaye şirketleri ve kooperatifler için uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma da mümkündür.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 179/a–179/c, 285 vd. ve 309/m · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, geçici m. 14
İcra ve İflas
İflasın Kaldırılması
İflas açıldıktan sonra borçlunun, bütün alacaklıların taleplerini geri aldıklarını gösteren bir beyanname ya da tüm alacakların ödendiğini gösteren bir belge sunması veya yapılan konkordatonun tasdik edilmesi üzerine, mahkemenin iflasın kalkmasına ve malların serbestçe tasarruf edilmek üzere borçluya iadesine karar vermesidir. Bu karar, alacakların kaydı için belirlenen sürenin bitiminden iflasın kapanmasına kadar verilebilir ve ilan olunur; karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Tasfiye bittikten sonra verilen iflasın kapanması kararından farklıdır.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 182 ve 254
Kamu ve Vergi Hukuku
İfraz ve Tevhit
İfraz bir parselin birden çok parsele bölünmesi, tevhit ise birden çok parselin tek parselde birleştirilmesidir. İmar planı bulunan alanlarda bu işlemler kural olarak parselasyon planı tescil edilmiş yerlerde ve imar planına uygun olarak yapılabilir; belediye ve mücavir alan içinde belediye encümenince, dışında il idare kurulunca onaylanır. Onaylanan işlem tescil için tapuya bildirilir; imar planı dışındaki alanlarda yönetmelikte belirlenen miktardan küçük ifraza izin verilmez.
İlgili mevzuat: 3194 sayılı İmar Kanunu, m. 15–16
Ceza ve İnfaz
İftira
İftira, işlemediğini bildiği hâlde bir kimse hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için yetkili makamlara ihbar ya da şikâyette bulunarak veya basın ve yayın yoluyla ona hukuka aykırı bir fiil isnat etmektir. Cezası bir yıldan dört yıla kadar hapistir; maddi eser ve delil uydurulursa yarı oranında artırılır. Beraat eden veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen mağdura gözaltı ve tutuklama dışında koruma tedbiri uygulanmışsa ceza yarı oranında artırılır; gözaltı veya tutuklamada fail ayrıca dolaylı fail olarak sorumludur. Mağdurun müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûmiyetinde ceza yirmi ila otuz yıldır; dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihte başlar.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 267
Kamu ve Vergi Hukuku
İhalede Şikâyet ve İtirazen Şikâyet
İhale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemler nedeniyle hak kaybına uğradığını ya da zarara uğrayabileceğini ileri süren aday, istekli ve istekli olabileceklerin önce ihaleyi yapan idareye, ardından Kamu İhale Kurumuna yaptığı ve dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu olan başvurulardır. Şikâyet, aykırılığın farkına varıldığı veya varılması gereken tarihi izleyen günden itibaren kural olarak on gün, kanunda belirtilen bazı ihale usullerinde beş gün içinde ve sözleşme imzalanmadan önce idareye yapılır; idare on gün içinde gerekçeli karar verir. Karar uygun bulunmaz veya süresinde verilmezse, bildirimi ya da karar süresinin bitimini izleyen on gün içinde Kuruma itirazen şikâyet başvurusu yapılabilir.
İlgili mevzuat: 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, m. 54–56
İcra ve İflas
İhalenin Feshi
Cebri icrada yapılan ihalenin, satış işlemlerindeki yolsuzluklar veya Türk Borçlar Kanunu m. 281’deki sebepler gibi nedenlerle bozulmasının icra mahkemesinden şikâyet yoluyla istenmesidir. Talep, ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicildeki ilgililer, sınırlı ayni hak sahipleri ve pey sürerek ihaleye katılanlarca yapılabilir; 7571 sayılı Kanunla bunlar dışındakilerin talebinin dosya üzerinden kesin olarak reddedileceği açıkça düzenlenmiştir. Pey sürenlerin talebi nispi harç ve yüzde beş teminata bağlıdır; talep esastan reddedilirse ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına hükmedilir.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 134
İş ve Sosyal Güvenlik
İhbar Öneli
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshinden önce karşı tarafa tanınması gereken yasal süredir. Süre, işçinin kıdemine göre iki ile sekiz hafta arasında değişir ve sözleşmeyle artırılabilir. Önele uymayan taraf, o süreye ait ücret tutarında ihbar tazminatı öder.
İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 17
İş ve Sosyal Güvenlik
İhbar Tazminatı
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin bildirim koşuluna uyulmadan feshedilmesi hâlinde, bildirim süresine ilişkin ücret üzerinden doğabilen tazminattır. Kanuni asgari süreler kıdeme göre iki, dört, altı veya sekiz haftadır; sözleşmeyle artırılabilir. Haklı nedenle derhâl fesih ve diğer istisnalar ayrıca incelenir.
İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 17, 24 ve 25
Kira ve Borçlar Hukuku
İhtarname
İhtarname, bir hakkın kullanılması veya bir yükümlülüğün yerine getirilmesi için karşı tarafa yöneltilen yazılı uyarıdır. Borçlunun temerrüde düşürülmesi, sözleşmenin feshi veya tahliye gibi sonuçlar için çoğu kez ön koşuldur; ihtarname göndermek noterlerin kanuni görevleri arasında sayılmıştır. Tacirler arasında temerrüde düşürme, fesih ve sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imzalı kayıtlı elektronik posta ile yapılmalıdır.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 117 · 1512 sayılı Noterlik Kanunu, m. 60 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 18
Kira ve Borçlar Hukuku
İhtiyaç Nedeniyle Tahliye
Kiraya verenin veya kanunda sayılan yakınlarının konut ya da işyeri gereksinimi nedeniyle, kanuni koşullarla kira sözleşmesinin dava yoluyla sona erdirilmesidir. Bildirim, dava süresi, ihtiyacın ispatı ve yeni malike ilişkin özel hükümler birlikte incelenir. Sadece ihtiyaç beyanı kiracıyı kendiliğinden çıkarmaz.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 350–351
Usul ve Yargılama
İhtiyari Arabuluculuk
İhtiyari arabuluculuk, tarafların kanuni bir zorunluluk bulunmaksızın, dava açılmadan önce veya dava sırasında arabulucuya başvurmayı kendi iradeleriyle kararlaştırmasıdır. Yalnız tarafların serbestçe tasarruf edebileceği iş ve işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıkları için mümkündür; aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. Aksi kararlaştırılmadıkça arabuluculuk teklifine otuz gün içinde olumlu cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır; anlaşma sağlanırsa icra edilebilirlik şerhi istenebilir.
İlgili mevzuat: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 1, 13 ve 18
Usul ve Yargılama
İhtiyari Dava Arkadaşlığı
Kanunda öngörülen ortaklık veya bağlantı nedeniyle birden çok kişinin aynı davada birlikte yer alabilmesidir. Her dava arkadaşının davası kural olarak bağımsızdır; birinin yaptığı usul işlemi diğerinin yerine otomatik olarak geçmez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 57–58
İcra ve İflas
İhtiyati Haciz
Kural olarak rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş bir para alacağının ileride tahsilini güvenceye almak için borçlunun mal, alacak ve haklarına mahkeme kararıyla ihtiyaten haciz konulmasıdır. Vadesi gelmemiş alacaklarda ancak kanunda sayılan özel koşullarda istenebilir. Alacağın kesin tahsili veya esasa ilişkin davanın kazanılması anlamına gelmez.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 257–264
Sayfa 1 / 3 · 1–50 / 114 terim
Önceki harf: I · Hukuk sözlüğü ana sayfası · Sonraki harf: K
Kaynaklar ve Güncellik
Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar