K Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri
Terim listesine geç (120 terim) ↓
1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.
Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.
K Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri
Sayfa 1 / 3 · 1–50 / 120 terim
K
Kamu ve Vergi Hukuku
Kabahat
Kanunun karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlıktır. Kabahatler için idari para cezası ile mülkiyetin kamuya geçirilmesi gibi idari tedbirler uygulanır ve hapis cezası öngörülmez. Bu yaptırım kararlarına karşı kural olarak tebliğ veya tefhimden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir; başvurulmazsa karar kesinleşir.
İlgili mevzuat: 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, m. 2, 16 ve 27
Kira ve Borçlar Hukuku
Kabul
Sözleşme önerisine uygun olarak açıklanan olumlu iradedir. Açıklamanın zamanında ulaşması ve öneriyle örtüşmesi sözleşmenin kuruluşunda önemlidir. Sessizlik, ancak kanun veya durumun özellikleri buna sonuç bağlıyorsa kabul yerine geçebilir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 1, 4–6 ve 10
Miras ve Eşya Hukuku
Kadastro Mahkemesi
Kadastro mahkemesi, kadastro bölgelerinde kurulan, tek hâkimli ve asliye mahkemesi sıfatını taşıyan, kadastronun uygulanmasından doğan dava ve işlere bakan mahkemedir. Taşınmaz mülkiyeti, sınırlı ayni haklar, sınır ve ölçü uyuşmazlıkları ile tapuya tescil, şerh veya beyan edilecek haklara ilişkin davaları görür. Yetkisi kadastro tutanağının düzenlendiği gün başlar; komisyonca gönderilen tutanaklara, askı ilanı süresinde açılan davalara ve genel mahkemelerden devredilen davalara bakar. Tutanaktan sonra doğan haklara ilişkin istekler görevi dışındadır.
İlgili mevzuat: 3402 sayılı Kadastro Kanunu, m. 24–27
Miras ve Eşya Hukuku
Kadastro Tespitine İtiraz
Kadastro çalışmaları sonucunda yapılan sınırlandırma ve mülkiyet tespitine karşı kadastro mahkemesinde dava açılmasıdır. Kadastro sonuçları kadastro müdürlüğünde ve muhtarlıkta otuz gün süreyle ilan edilir; bu süre içinde dava açılmayan tespitler kesinleşir. Tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemez ve dava açılamaz.
İlgili mevzuat: 3402 sayılı Kadastro Kanunu, m. 11–12
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Kambiyo Senedi
Kambiyo senedi, poliçe, bono ve çekin ortak adıdır; kanunda sayılan zorunlu unsurları taşıması gereken ve kural olarak ciro ile devredilebilen kıymetli evraktır. Senedi düzenleyen, kabul eden, ciro eden veya aval veren kişiler hamile karşı müteselsil borçlu olarak sorumludur; hamil, bunların borçlanma sırasına bağlı kalmaksızın birine, birkaçına veya hepsine başvurabilir. Kambiyo senedine dayanan alacaklar için İcra ve İflas Kanunu’nda kambiyo senetlerine özgü haciz ve iflas yolları öngörülmüştür.
İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 681, 724, 778 ve 818 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 167
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Kambiyo Senetlerinde Zamanaşımı
Kambiyo senetlerinde zamanaşımı, poliçe, bono ve çekten doğan istemlerin kanundaki özel sürelerin geçmesiyle zamanaşımına uğramasıdır. Poliçeyi kabul edene ve bonoyu düzenleyene karşı istemler vadeden itibaren üç yılda; hamilin cirantalara ve poliçeyi düzenleyene karşı istemleri protesto tarihinden, ‘gidersiz iade’ kaydı varsa vadeden itibaren bir yılda; ödeyen veya kendisine dava açılan cirantanın diğer cirantalara ve poliçeyi düzenleyene karşı istemleri ise altı ayda zamanaşımına uğrar. Çekte hamilin başvurma hakları ibraz süresinin bitiminden, çek borçlularının birbirine karşı hakları ise ödeme veya dava tarihinden itibaren üç yıldır.
İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 749, 778, 779 ve 814
İcra ve İflas
Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu, çek, poliçe veya bonoya dayanan alacaklar için, alacak rehinle güvence altına alınmış olsa bile başvurulabilen özel ve hızlandırılmış takip yoludur. Ödeme emriyle borçluya borcu on gün içinde ödemesi; senedin kambiyo senedi niteliği taşımadığına ilişkin şikâyetini, imzaya ve borca itirazını ise beş gün içinde icra mahkemesine bildirmesi ihtar edilir. Borca veya imzaya itiraz satış dışındaki takip işlemlerini durdurmaz; takibin geçici olarak durdurulması ya da itirazın kabulü icra mahkemesinin kararına bağlıdır.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 167–170/b
İcra ve İflas
Kambiyo Senetlerine Özgü İflas Yolu
Vadesi gelmiş bir kambiyo senedine dayanarak iflasa tabi borçlu hakkında başlatılan özel iflas takibidir. Ödeme emrinde borç ve takip masraflarının beş gün içinde ödenmesi, senede ve borca ilişkin itiraz ve şikâyetlerin de beş gün içinde bildirilmesi, aksi hâlde ticaret mahkemesinden iflas istenebileceği bildirilir. Süreler genel iflas yoluna göre daha kısadır.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 171–176
Ceza ve İnfaz
Kamu Davası
Suç işlendiği şüphesiyle devlet adına açılan ceza davasıdır ve açma görevi Cumhuriyet savcısına aittir. Soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa savcı, görevli ve yetkili mahkemeye hitaben bir iddianame düzenler; iddianamede şüphelinin lehine ve aleyhine olan hususlar birlikte gösterilir. İddianamenin mahkemece kabulüyle kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 170 ve 175
Ceza ve İnfaz
Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi
Uzlaştırma ve önödeme kapsamı dışındaki, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda Cumhuriyet savcısının, yeterli şüpheye rağmen kamu davasının açılmasını beş yıl ertelemesidir. Şüphelinin kasıtlı suçtan hapis cezasıyla mahkûmiyetinin bulunmaması, suç işlemekten çekineceği kanaati, ertelemenin daha yararlı olması ve savcının tespit ettiği zararın tamamen giderilmesi birlikte aranır. Erteleme süresinde kasıtlı suç işlenmezse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir, işlenirse dava açılır; bu sürede zamanaşımı işlemez. Örgüt, cinsel dokunulmazlık ve askerî suçlar ile kamu görevlisince görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlarda uygulanmaz.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 171
Kamu ve Vergi Hukuku
Kamu Denetçiliği Kurumu
İdarenin işleyişine ilişkin şikâyetleri insan hakları, hukuk ve hakkaniyet yönünden inceleyerek önerilerde bulunan kurumdur. Görev kapsamı ve başvuru koşulları kanunla belirlenir. Tavsiye kararı mahkemenin bağlayıcı iptal veya tazminat hükmüyle aynı değildir.
İlgili mevzuat: 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu, m. 5 ve 17–20
Kamu ve Vergi Hukuku
Kamu İhalelerine Katılmaktan Yasaklama
Kamu İhale Kanununda yasaklanan fiil veya davranışlarda bulunanların ya da üzerine ihale yapıldığı hâlde mücbir sebep olmaksızın sözleşme imzalamayanların, belirli bir süre bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmasının yasaklanmasıdır. Yasak süresi yasak fiil ve davranışlarda bir yıldan iki yıla, sözleşme imzalamama hâlinde altı aydan bir yıla kadardır; karar, fiilin tespitini izleyen en geç kırk beş gün içinde verilir ve Resmî Gazetede yayımıyla yürürlüğe girer. Yasaklanan tüzel kişi şahıs şirketiyse bütün ortakları, sermaye şirketiyse sermayesinin yarısından fazlasına sahip ortakları hakkında da yasaklama kararı verilir.
İlgili mevzuat: 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, m. 17 ve 58
Kamu ve Vergi Hukuku
Kamu Personeli İstihdam Şekilleri
Kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle gördürülmesidir. Memur; genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilen kişidir. İstihdam şekline göre uygulanacak mevzuat, güvenceler ve uyuşmazlığın çözüleceği yargı kolu değişir.
İlgili mevzuat: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, m. 4
Kamu ve Vergi Hukuku
Kamulaştırılan Taşınmazın Geri Alınması
Kamulaştırılan taşınmazın geri alınması, kamulaştırma bedelinin kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde kamulaştıran ya da devir veya tahsis yapılan idarece amaca uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmaması ya da taşınmazın kamu yararına tahsis edilmeden bırakılması hâlinde, eski malik veya mirasçılarının aldıkları bedeli kanuni faiziyle ödeyerek taşınmazı geri alabilmesidir. Hak, doğumundan itibaren bir yıl içinde kullanılmazsa düşer; bu sürelerden sonra hak, bedel veya tazminat istenemez. Arsa Ofisi Kanununa dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda da, 3 üncü maddenin ikinci fıkrasındaki büyük enerji, sulama ve iskân projeleri gibi kamulaştırmalarda da uygulanmaz; özel kanunlardaki istisnalar saklıdır.
İlgili mevzuat: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m. 3 ve 23
Kamu ve Vergi Hukuku
Kamulaştırma
Kamu yararının gerektirdiği hâllerde özel mülkiyetteki taşınmazın veya irtifak hakkının, kanuni usulle ve bedeli karşılığında idare adına edinilmesidir. Özel kanunun izin verdiği hâllerde gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri lehine de yapılabilir. Kamu yararı, yetki, usul ve bedel yönleri ayrı ayrı incelenir.
İlgili mevzuat: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m. 1–3
Kamu ve Vergi Hukuku
Kamulaştırma Bedelinin Tespiti
Kamulaştırmanın satın alma usulüyle yapılamaması hâlinde idarenin, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde bedelin belirlenmesi ve taşınmazın idare adına tescili için açtığı davadır. Mahkeme tarafları önce bedelde anlaşmaya davet eder; anlaşma olmazsa bilirkişilerle keşif yaparak bedeli tespit eder ve bedelin hak sahibi adına bankaya yatırılması üzerine tescile karar verir. Malik, kamulaştırma işleminin iptali için idari yargıda veya maddi hataların düzeltilmesi için adli yargıda kanuni süresi içinde dava açabilir.
İlgili mevzuat: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m. 10
Kamu ve Vergi Hukuku
Kamulaştırmasız El Atma
Kamulaştırmasız el atma, idarenin kamulaştırma yapmadan özel mülkiyetteki taşınmaza fiilen el koyması veya uygulama imar planıyla umumi hizmet alanına ayırarak malikin tasarrufunu mülkiyet hakkının özüne dokunacak biçimde kısıtlamasıdır. Malikin taleplerine uygulanacak kurallar el atma tarihine göre değişir: 9/10/1956–4/11/1983 arasındaki fiilî el koymalarda önce uzlaşmaya başvurulması dava şartıdır. 8/10/1956 tarihine kadar fiilen kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlar ise 7588 sayılı Kanunla tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılmış; bunlar hakkında 12/1/1963’ten sonra ileri sürülen bedel dâhil talepler, görülmekte olan davalarda da kabul edilmez.
İlgili mevzuat: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, ek m. 1, geçici m. 6 ve geçici m. 20
Ceza ve İnfaz
Kanun Hükmünü Yerine Getirme
Kanun hükmünü yerine getirme, kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmemesini öngören ve Türk Ceza Kanunu'nda ceza sorumluluğunu kaldıran nedenler arasında düzenlenen bir hâldir. Aynı maddeye göre yetkili bir merciden verilen ve yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan emri uygulayan kişi de sorumlu olmaz. Ancak konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez; aksi hâlde emri yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. Emrin hukuka uygunluğunun denetlenmesi kanunla engellenmişse sorumluluk emri verene aittir.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 24
Kamu ve Vergi Hukuku
Kanun Önünde Eşitlik
Kanun önünde eşitlik, herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olmasını ve hiçbir kişi, aile, zümre veya sınıfa imtiyaz tanınmamasını öngören anayasal ilkedir. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde bu ilkeye uymak zorundadır. Kadın ve erkeğin eşit haklarının yaşama geçirilmesi için alınan tedbirler ile çocuklar, yaşlılar, engelliler, şehit dul ve yetimleri, malul ve gaziler için alınan tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.
İlgili mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 10
Ceza ve İnfaz
Kanun Yararına Bozma
İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hâkim veya mahkeme karar ve hükümlerindeki hukuka aykırılığın giderilmesi için öngörülen olağanüstü kanun yoludur. Adalet Bakanlığı bozma istemini yasal nedenleriyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir, Başsavcı da istemi Yargıtayın ilgili ceza dairesine sunar; cezanın kaldırılmasını veya daha hafif cezayı gerektiren hâllerde Başsavcı re’sen de başvurabilir. Mahkûmiyet hükmünün bozulması üzerine verilecek yeni hüküm önceki cezadan ağır olamaz, esası çözen mahkûmiyet dışı hükümlerde bozma aleyhe sonuç doğurmaz ve bozma kararına direnilemez.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 309–310
Kira ve Borçlar Hukuku
Kanuni Faiz
Kanuni faiz, TBK veya TTK uyarınca faiz ödenmesi gereken ve oranı sözleşmeyle belirlenmemiş hâllerde uygulanan yıllık faizdir. 7589 sayılı Kanunla değiştirilip 31/7/2026’da yürürlüğe giren 3095 sayılı Kanun m.1’e göre oran, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni; 30 Haziran’daki oran bundan beş puan veya daha fazla farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde seksenidir. Oran, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir; ticari işler dışında sözleşmeyle kararlaştırılan yıllık faiz bu oranın yüzde elli fazlasını aşamaz.
İlgili mevzuat: 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, m. 1–4 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 88 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 8 · 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 10 ve 26
Kamu ve Vergi Hukuku
Kanuni Hâkim Güvencesi
Kanuni hâkim güvencesi, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamamasını öngören anayasal güvencedir. Bu sonucu doğuracak biçimde yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler de kurulamaz. Yargı yetkisi keyfî biçimde kişiye veya olaya göre oluşturulamaz; güvence, görev ve yetki kurallarına uygun yargılama yapılmasıyla ilişkilidir.
İlgili mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 37
Kamu ve Vergi Hukuku
Kanuni Temsilcinin Vergi Sorumluluğu
Tüzel kişilerin, küçük ve kısıtlıların ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin vergi ödevlerini yerine getirmesi gereken kanuni temsilcilerin, bu ödevleri yerine getirmemeleri nedeniyle asıl borçludan alınamayan vergi ve bağlı alacaklardan kendi malvarlıklarıyla sorumlu olmasıdır. Tüzel kişiden tahsil edilemeyen amme alacakları kanuni temsilcilerin şahsi malvarlığından tahsil edilebilir; tüzel kişinin tasfiye edilmiş olması tasfiyeden önceki dönemlere ilişkin sorumluluğu kaldırmaz. Temsilciler ödedikleri tutarlar için asıl borçluya rücu edebilir.
İlgili mevzuat: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 10 · 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, mükerrer m. 35
Ceza ve İnfaz
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
İç ve dış güvenlik görevlilerinin bulunduğu, firara karşı teknik ve fiziki engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan ve hükümlülere iyileştirme yöntemlerinin uygulandığı ceza infaz kurumudur. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme veya uyuşturucu ticareti gibi suçlardan verilen cezalar yüksek güvenlikli kapalı kurumlarda infaz edilir. Hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılması ayrı koşullara bağlıdır.
İlgili mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 8–9
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Kâr Payı
Kâr payı, anonim şirkette pay sahibinin, kanun ve esas sözleşmeye göre dağıtılması kararlaştırılan net dönem kârına payı oranında katılma hakkı ve bu hak uyarınca yapılan ödemedir. Esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe kâr payı, sermaye payı için şirkete yapılan ödemelerle orantılı hesaplanır. Kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir; sermaye için faiz ödenemez. Kâr paylarının belirlenmesi genel kurulun devredilemez yetkisidir; imtiyazlı paylara ilişkin esas sözleşme hükümleri saklıdır.
İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 408 ve 507–509
Usul ve Yargılama
Karşı Dava
Karşı dava, asıl davanın davalısının, görülmekte olan bu dava içinde davacıya karşı kendi talebini ileri sürmek için açtığı davadır. Karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle açılır; süresinden sonra açılırsa davalar ayrılır. Talepler arasında takas veya mahsup ilişkisi ya da bağlantı bulunmalıdır; bu şartlar yoksa karşı dava asıl davadan ayrılır. Asıl davanın herhangi bir sebeple sona ermesi karşı davanın görülmesine engel olmaz; karşı davaya karşı dava açılamaz.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 132–135
Usul ve Yargılama
Karşı Vekâlet Ücreti
Karşı vekâlet ücreti, vekille takip edilen davada mahkemenin yargılama giderleri kapsamında avukatlık ücret tarifesine göre belirleyip taraf lehine hükmettiği ve aleyhine hüküm verilen tarafa yüklediği vekâlet ücretidir. Miktarı, taraf ile avukatı arasındaki ücret sözleşmesine göre değil tarifeye göre belirlenir; tarifede yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz. Avukatlık Kanunu uyarınca bu ücret avukata aittir; iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 323, 326 ve 330 · 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, m. 164, 168 ve 169
İcra ve İflas
Karşılıksız Çek
Karşılıksız çek, kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edildiğinde hesapta yeterli karşılık bulunmadığı için “karşılıksızdır” işlemi yapılan çektir. Hamilin şikâyeti üzerine, karşılığı bulundurmakla yükümlü çek hesabı sahibi (tüzel kişilerde mali işlerle görevli yönetim organı üyesi) hakkında her çek için bin beş yüz güne kadar ve karşılıksız kalan tutardan az olmayan adli para cezası ile çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına hükmedilir; dava icra mahkemesinde görülür. Karşılıksız kalan bedel, kanuni ibraz tarihinden itibaren ticari işlerdeki temerrüt faizi oranı üzerinden işleyecek faiziyle birlikte tamamen ödenirse yargılamada davanın düşmesine, kesinleşmeden sonra hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir.
İlgili mevzuat: 5941 sayılı Çek Kanunu, m. 5 ve 6
Ceza ve İnfaz
Kast
Failin suçun kanuni unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesidir. Suç tipindeki özel amaç veya saik koşulları ayrıca aranabilir. Sonucun yalnızca meydana gelmiş olması kastın kanıtlandığı anlamına gelmez.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 21/1
Ceza ve İnfaz
Kasten Öldürme
Bir insanın kasten öldürülmesidir ve temel cezası müebbet hapistir. Suçun tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek; üstsoy, altsoy, eş, boşandığı eş veya kardeşe, çocuğa ya da kendini savunamayacak kişiye, kadına karşı veya kamu görevi nedeniyle işlenmesi gibi nitelikli hâllerde ceza ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Haksız tahrik, teşebbüs ve iştirak gibi genel hükümler cezanın belirlenmesini etkileyebilir.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 81–82
Ceza ve İnfaz
Kasten Yaralama
Kasten başkasının vücuduna acı verilmesi veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olunmasıdır ve temel cezası bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapistir. Etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif yaralamada soruşturma şikâyete bağlıdır ve altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Silahla ya da üstsoy, altsoy, eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı işlenmesi gibi hâllerde şikâyet aranmaz ve ceza artırılır; kemik kırığı veya kalıcı zarar gibi ağır neticeler cezayı ayrıca ağırlaştırır.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 86–87
Miras ve Eşya Hukuku
Kat İrtifakı
Kat irtifakı, bir arsa üzerinde yapılacak veya yapılmakta olan yapının bağımsız bölümleri için, yapı tamamlandıktan sonra geçilecek kat mülkiyetine esas olmak üzere arsa malikince veya ortak maliklerce kurulan ve arsa payına bağlı irtifak hakkıdır. Resmî senetle ve tapu siciline tescille doğar. Yapının tamamı için yapı kullanma izin belgesi düzenlendiğinde kanundaki koşullarla kat mülkiyetine resen çevrilir. Kat irtifakı sahipleri, yapının sözleşmeye ve plana göre tamamlanması için kendilerine düşen borçları karşılıklı olarak yerine getirmekle yükümlüdür.
İlgili mevzuat: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, m. 1–3, 10, 14 ve 26
Miras ve Eşya Hukuku
Kat Malikinin Mülkiyetinin Devrini İsteme
Kat malikinin mülkiyetinin devrini isteme, borç ve yükümlerini yerine getirmeyerek diğer kat maliklerinin haklarını onlar için çekilmez hâle getiren kat malikinin bağımsız bölümünün, değeri ödenerek diğerlerine arsa payları oranında devredilmesinin mahkemeden istenmesidir. Ortak gider borcu için iki takvim yılında üç kez icra veya dava takibine sebep olunması gibi hâllerde çekilmezlik var sayılır. Dava açma kararı sayı ve arsa payı çoğunluğuyla alınır; arabulucuya başvurulduktan sonra dava, kararın öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde hakkın doğumundan itibaren beş yıl içinde açılmalıdır.
İlgili mevzuat: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, m. 25 · 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/B
Miras ve Eşya Hukuku
Kat Malikleri Kurulu
Ana taşınmazın yönetimine ilişkin kararların alındığı ve tüm kat maliklerinden oluşan organdır. Olağan toplantı yönetim planında belirlenen zamanda, olağanüstü toplantı ise kanunda öngörülen hâllerde yapılır. Kararların iptali için kanunda ayrı bir dava yolu öngörülmüştür.
İlgili mevzuat: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, m. 27–33
Miras ve Eşya Hukuku
Kat Mülkiyeti
Kat mülkiyeti, tamamlanmış bir yapının ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli bağımsız bölümleri üzerinde kurulan ve arsa payına bağlı özel mülkiyet hakkıdır. Kat maliki bağımsız bölümü üzerinde malikin bütün hak ve yetkilerine sahipken ortak yerlere arsa payı oranında ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olur. Kat mülkiyeti resmî senetle ve tapu siciline tescille doğar; her bağımsız bölüm kat mülkiyeti kütüğünün ayrı bir sayfasına kaydedilir.
İlgili mevzuat: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, m. 1–16
Ceza ve İnfaz
Katılan (Müdahil)
Katılan (müdahil), kamu davası açıldıktan sonra şikâyetçi olduğunu bildirerek davaya katılma isteminde bulunan ve bu istemi mahkemece kabul edilen mağdur, suçtan zarar gören gerçek veya tüzel kişi ya da malen sorumlu olan kişidir. Katılma, ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar dilekçeyle veya duruşma tutanağına geçirilen sözlü başvuruyla istenebilir; kanun yolu muhakemesinde katılma isteğinde bulunulamaz. Katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 237–243
Aile ve Kişiler Hukuku
Katılma Alacağı
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, diğer eşin artık değeri üzerinden kural olarak yarı oranında doğan parasal alacaktır. Borçlar, eklenecek değerler, denkleştirme ve sözleşme hükümleri hesabı etkileyebilir. Kanuni istisnalar vardır; bir malın mülkiyetinde otomatik yarı pay kazanılması anlamına gelmez.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 231 ve 236–238
Aile ve Kişiler Hukuku
Katkı Payı Alacağı
Bir eşin, diğer eşe ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına yaptığı parasal katkı nedeniyle ileri sürdüğü alacaktır ve özellikle Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girmeden önceki mal ayrılığı dönemine ait edinimlerde gündeme gelir. 4722 sayılı Kanuna göre 1/1/2002’den önce evlenen eşler arasında bu tarihe kadar önceki mal rejimi devam eder ve bu döneme ilişkin katkı payı için kanunda ayrı bir hüküm yoktur. 1/1/2002’den sonraki dönemde yasal mal rejimine tabi eşler bakımından ise değer artış payı ve katılma alacağı hükümleri uygulanır.
İlgili mevzuat: 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, m. 10 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 227 ve 236
Kamu ve Vergi Hukuku
Katma Değer Vergisi
Türkiye’de ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan mal teslimleri ve hizmetler ile her türlü mal ve hizmet ithalatından alınan vergidir. Posta ve iletişim hizmetleri, şans oyunları, kanunda sayılan bazı kiralama işlemleri ve kamu kuruluşlarının ticari nitelikteki teslim ve hizmetleri de verginin konusuna girer. Mükellefler, hesapladıkları vergiden faaliyetleri için yüklendikleri vergiyi indirir; oranlar kanunun verdiği yetkiyle Cumhurbaşkanınca belirlenir.
İlgili mevzuat: 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu, m. 1, 28 ve 29
Miras ve Eşya Hukuku
Kaybolmuş Eşyanın Bulunması
Kaybedilmiş bir şeyi bulan kişinin, eşyayı sahibine, sahibi bilinmiyorsa kolluğa veya köylerde muhtara bildirme ya da araştırma ve gerektiğinde ilan yapma yükümlülüğüdür; önemli değerdeki şeyler her hâlde kolluğa veya muhtara bildirilir. Malik bildirim veya ilan tarihinden itibaren beş yıl içinde ortaya çıkmazsa, yükümlülüklerini yerine getiren bulan kişi mülkiyeti kazanır. Eşya sahibine geri verilirse bulan kişi giderlerini ve uygun bir ödül isteyebilir; ev, işyeri veya kamu hizmeti yerinde bulunan eşyada o yerin sahibi bulan sayılır ve ödül isteyemez.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 769–771
İcra ve İflas
Kayıt Kabul Davası
Kayıt kabul davası, iflas tasfiyesinde sıra cetvelinde alacağının haksız olarak reddedildiğini veya indirildiğini ileri süren alacaklının iflas masasına karşı açtığı davadır. Dava, sıra cetvelinin ilanından itibaren on beş gün içinde iflas kararını veren yerdeki ticaret mahkemesinde açılır ve basit yargılama usulüyle görülür. Başka bir alacaklının kabul edilen alacağına veya sırasına itiraz o alacaklıya karşı açılan davayla, yalnız sıraya ilişkin itiraz ise icra mahkemesine şikâyet yoluyla ileri sürülür.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 235
Miras ve Eşya Hukuku
Kaynak Hakkı
Kaynak hakkı, başkasının arazisindeki kaynak üzerinde kurulan ve arazi malikini suyun alınmasına ve akıtılmasına katlanmakla yükümlü kılan irtifak hakkıdır. Aksi kararlaştırılmadıkça başkasına devredilebilir ve mirasçılara geçer. Bağımsız nitelikte olup en az otuz yıl için kurulmuşsa tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 837
Aile ve Kişiler Hukuku
Kayyım
Belirli bir işi görmek, temsil sağlamak veya malvarlığını yönetmek üzere atanan kişidir. Atama, kişinin bütün işlerinin kayyıma devredildiği anlamına gelmez. Görevin kapsamı ve atanma sebebi karara ve ilgili kanun hükmüne göre belirlenir.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 403, 426–428 ve 458
Ceza ve İnfaz
Kazanç Müsaderesi
Kazanç müsaderesi, suçun işlenmesiyle elde edilen, suçun konusunu oluşturan veya suçun işlenmesi için sağlanan ve suçun mağduruna iade edilemeyen maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi ya da dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesidir. Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamaması ya da bunların merciine teslim edilmemesi hâlinde, karşılıklarını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir. Eşyayı sonradan iktisap eden kişi Türk Medeni Kanunu'nun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanabiliyorsa bu eşya müsadere edilemez.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 55
Miras ve Eşya Hukuku
Kazandırıcı Zamanaşımı
Kanuni zilyetlik ve süre koşullarıyla mülkiyet kazanılmasını sağlayan kurumdur. Taşınır, tapulu veya tapusuz taşınmaz için koşullar aynı değildir. Uzun süre kullanmak tek başına yeterli sayılmaz; malın hukuki niteliği ve kazanıma elverişliliği ayrıca incelenir.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 712–713 ve 777
Kira ve Borçlar Hukuku
Kefalet
Kefilin, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından alacaklıya karşı kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Yazılı şekil, bazı unsurların el yazısıyla belirtilmesi ve gerektiğinde eş rızası gibi koruyucu koşullar vardır. Adi kefalet ile müteselsil kefaletin takip şartları aynı değildir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 581–586
Usul ve Yargılama
Kesin Hüküm
Kesin hüküm, olağan kanun yollarıyla artık değiştirilemeyen bir hükmün doğurduğu bağlayıcılığı ifade eden genel kavramdır. Şeklî anlamda kesinlik, karara karşı olağan kanun yollarına artık başvurulamamasını; maddi anlamda kesin hüküm ise aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanan ve ilk hükmün hüküm fıkrasıyla aynı talep sonucunu içeren yeni bir davanın görülememesini anlatır. Aynı davanın daha önce kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır; hüküm yalnızca hükme bağlanan talepler hakkında kesin hüküm oluşturur.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 114 ve 303
Kira ve Borçlar Hukuku
Kesin Hükümsüzlük
Kesin hükümsüzlük (mutlak butlan), kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin baştan itibaren hukuki sonuç doğurmamasıdır. Hükümsüzlük sözleşmenin bir kısmına ilişkinse diğer hükümler geçerliliğini korur; o hükümler olmadan sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa sözleşmenin tamamı hükümsüz olur. Yanılma, aldatma veya korkutmada ise kesin hükümsüzlük değil, bir yıl içinde kullanılması gereken sözleşmeyle bağlı olmama hakkı söz konusudur. Evlenmede mutlak ve nisbî butlan ayrı kurallara tabidir; batıl evlilik ancak hâkim kararıyla sona erer.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 27 ve 39 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 145, 148–152 ve 156
İcra ve İflas
Kesin Konkordato Mühleti
Kesin konkordato mühleti, geçici mühlet içinde yapılan duruşma sonunda konkordatonun başarıya ulaşması mümkün görülürse borçluya verilen bir yıllık koruma süresidir; güç durumlarda altı aya kadar uzatılabilir. Mühlet içinde, birinci sıradaki imtiyazlı alacaklar dışında, 6183 sayılı Kanuna göre yapılanlar dâhil takip yapılamaz ve başlamış takipler durur; rehinli alacaklar için takip yapılabilir ancak rehinli mal kural olarak satılamaz, tasdik edilen proje aksini öngörmedikçe rehinsiz alacaklara faiz işlemez. Borçlu komiserin gözetiminde faaliyetini sürdürür; mühlet kararı tasdik anlamına gelmez.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 289 ve 294–297
İcra ve İflas
Kesin Rehin Açığı Belgesi
Kesin rehin açığı belgesi, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte rehinli mal, öncelikli rehin alacaklarını aşan teklif çıkmadığı için satılamazsa veya satış bedeli takip edilen alacağı karşılamazsa alacaklıya alacağın tamamı ya da kalan kısmı için verilen belgedir. Alacağı irat senedinden veya taşınmaz yükünden doğmayan alacaklı bu kısım için borçlunun durumuna göre haciz veya iflas yoluna gidebilir; artırma gününden ya da satışın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde haciz yoluyla takip isterse yeniden icra veya ödeme emri gerekmez. Belge borç ikrarını içeren senet niteliğindedir; Kanun aciz belgesine özgü sonuçları bu belgeye bağlamamıştır.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 152
Sayfa 1 / 3 · 1–50 / 120 terim
Önceki harf: İ · Hukuk sözlüğü ana sayfası · Sonraki harf: L
Kaynaklar ve Güncellik
Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar