top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Ceza Hukukunda Diğer Konular

AYM 1. Bölüm İhlal Ceza Hukuku

Belirleyici Tanık Beyanları Sorgulanamadığı İçin Tanık Sorgulama Hakkı İhlal Edildi

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2023/43037 · T. 02.09.2026

Karar Özeti

Mala zarar verme suçundan 10 ay hapis cezası alan başvurucu, sehpanın kastı olmaksızın kırıldığını savundu. Mahkeme, istinabe yoluyla dinlenen iki kolluk görevlisinin beyanlarına da dayanarak mahkûm etmiş, tanıkların SEGBİS ile dinlenmesi talebini karşılamamış, istinaf başvurusu reddedilmişti. Anayasa Mahkemesi, bu beyanların mahkûmiyete götüren tek olmasa da belirleyici delil olduğunu, başvurucunun tanıklara soru soramadığını ve bu güçlüğü dengeleyecek güvencelerin sağlanmadığını belirterek tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Dosya yeniden yargılama için gönderildi; manevi ve maddi tazminat talepleri reddedildi.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Tanık beyanlarının belirleyici ölçüde hükme esas alındığı dosyada, tanıkların SEGBİS gibi araçlarla da dinlenmemesi ve dengeleyici güvence sağlanmaması tanık sorgulama hakkını ihlal etmiştir.

Soru: Sanığın soru soramadığı tanıkların beyanı mahkûmiyete esas alınırsa tanık sorgulama hakkı ihlal edilir mi?

Sonuç: Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilerek yeniden yargılama için dosya İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi, tazminat talepleri reddedildi ve toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine hükmedildi.

Kararın Önemli Bölümleri

“güvenilirliği ve doğruluğu test edilmemiş tanık beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alındığı hâlde savunmanın karşılaştığı zorlukları telafi edecek karşı dengeleyici güvencelerin sağlanmadığı anlaşılmıştır.”

“Ancak Mahkemenin yargı çevresi dışındaki tanığı başvurucunun da tanığa soru sormasına imkân sağlayacak şekilde SEGBİS gibi vasıtalarla neden dinlemediğine ilişkin bir bilgi ve belgeye ulaşılamamıştır.”

Kararın Tam Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

D.Y. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/43037)

Karar Tarihi: 2/9/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Hüseyin ERAL

Başvurucu

:

D.Y.

Vekili

:

Av. ...

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın başvurucu (sanık) tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. 7/4/2020 tarihinde saat 18.40 civarında kolluk görevlileri tarafından yapılan uygulamada başvurucunun kullandığı araç durdurulmuştur. Yapılan alkol kontrolü neticesinde başvurucunun 2,45 promil alkollü olduğu tespit edilmiş ve yine araç vites kutusu yanında bulunan bardak boşluğunda 0,6 gram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. Olay Tutanağı'nın düzenlenmesinden sonra başvurucu ve araçta bulunan A.K.D. karakola götürülmüştür.

3. Başvurucu ve A.K.D.nin karakola götürülmesinden sonra kolluk görevlileri tarafından 7/4/2020 tarihli iki tutanak düzenlenmiştir. Kolluk görevlileri A.İ., C.Y. ve M.G. tarafından saat 19.00'da düzenlenen ilk tutanakta, başvurucunun bekleme salonunda bulunan sehpaya tekme atmak suretiyle sehpayı kırdığı tespit edilmiştir. Saat 20.30'da düzenlenen diğer tutanakta ise işlemlerin devam ettiği aşamada başvurucu ve A.K.D. arasında sözlü tartışma yaşandıktan sonra başvurucunun alkolün de etkisiyle yere düştüğü ve kaşından yaralandığı belirtilmiştir.

4. Başvurucu, kolluk görevlilerine müdafi hazır bulunmaksızın verdiği 7/4/2020 tarihli ifadesinde kolluk görevlilerince durdurulduktan sonra karakola götürüldüklerini, burada kuzeni olan A.K.D. ile tartıştıklarını, bu esnada ayağıyla tekme atıp cam sehpayı kırdığını beyan etmiştir. A.K.D. ise karakola geldiklerinde başvurucuyla tartıştıkları esnada başvurucunun düştüğünü ve kaşından yaralandığını beyan etmiştir.

5. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) mala zarar verme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçlarını işlediği şüphesiyle başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır. Başsavcılık, başvurucunun üzerine atılı suçların soruşturma usullerinin farklı olması nedeniyle mala zarar verme suçu yönünden ayırma kararı vermiştir. A.K.D. bilgi sahibi olarak Başsavcılıkta verdiği ifadesinde ise karakolda başvurucuyla tartıştıklarını, sonrasında başvurucunun düşerek sehpanın kırılmasına neden olduğunu belirtmiştir.

6. Başsavcılık, başvurucunun mala zarar verme suçundan cezalandırılması talebiyle 28/6/2021 tarihli iddianameyi düzenlemiştir. İddianamede özetle başvurucunun adli işlemlerin yapılması amacıyla karakola getirildikten sonra bekleme salonunda bulunan sehpayı tekme atmak suretiyle kırdığı ve başvurucunun savunmasında bu durumu ikrar ettiği belirtilerek atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.

7. İddianamenin kabulü ile açılan dava, İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 5/7/2021 tarihinde duruşma hazırlığı işlemlerini yapmıştır. Tensip Tutanağı'nda başvurucunun savunmasının alınmasına yönelik işlem yapılmasına karar verilmiştir. Yargılama dört celsede tamamlanmıştır. Birinci celseye başvurucu ve A.K.D. katılmıştır. Başvurucu; savunmasında karakola gittikten sonra kuzeni olan A.K.D. ile arbede yaşadıklarını, dengesini kaybetmesine bağlı olarak sehpaya çarptığını, sehpanın küçük bir parçasının kırıldığını, soruşturma aşamasındaki ifadesini alkolün etkisinde verdiğini, kastının olmadığını ancak zararı giderdiğini beyan etmiştir. A.K.D. ifadesinde karakolda başvurucuyla tartıştıkları esnada başvurucunun sehpanın üzerine düştüğünü ancak başvurucunun sehpaya tekme atmadığını belirtmiştir. Mahkeme, birinci celseyi zararın giderilip giderilmediğinin araştırılması ve tutanakta imzası olan iki kolluk görevlisinin tanık olarak dinlenmesi amacıyla ertelemiştir.

8. İkinci celse öncesinde başvurucunun zararı kovuşturma aşamasında giderdiğine dair tutanak Mahkemeye gönderilmiştir. Başvurucu müdafiinin katıldığı ikinci celse tutanak tanıklarının istinabe mahkemelerince dinlenmesine karar verilmiştir. Üçüncü celse öncesinde istinabe mahkemelerince dinlenen A.İ. ve M.G.nin beyanları dosyaya sunulmuştur. M.G. beyanında başvurucu ve kuzeninin tartıştıklarını, sonrasında başvurucunun tekme ile sehpayı kırdığını belirtmiştir. A.İ.nin beyanının ilgili kısmı ise şu şekildedir:

"...Sanık [başvurucu] bizimle tartışıyordu. Kuzeniyle [A.K.D.] arasında bir arbede yaşandı. Sanık yere düştü kafasını çarptı. Ancak nereye çarptığını bilmiyorum. Düşmeden önce mi sonra mı hatırlamıyorum. Ancak ortada bulunan cam sehpayı kırdı. Olaydan iki saat sonra pişman olduğunu söyledi."

9. Başvurucu müdafii, üçüncü celse öncesinde sunduğu mazeret dilekçesinde soru sorabilmeleri amacıyla tanıkların Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla hazır edilmelerini talep etmiştir. Mahkeme, başvurucu müdafiinin anılan talebiyle ilgili bir değerlendirme yapmamıştır.

10. Başvurucu ve müdafiinin katılmadığı üçüncü celse sunulan esas hakkında mütalaada başvurucunun cezalandırılması talep edilmiştir. Mahkeme, anılan celse olayın yeterince anlaşıldığı gerekçesiyle diğer tutanak tanığı C.Y.nin dinlenmesinden vazgeçilmesine karar vermiştir. Başvurucu dördüncü celse yaptığı savunmasında tanık sorgulama hakkını kullanamadığını, çelişen tanık beyanları karşısında suçun kasten işlendiğinin söylenemeyeceğini ileri sürmüştür. Mahkeme, başvurucunun mala zarar verme suçunu işlediği sabit kabul edilerek etkin pişmanlık hükümleri de uygulanmak suretiyle alt sınırdan uzaklaşarak 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararın değerlendirme kısmı şu şekildedir:

"...Sanığın [başvurucu] alkollü araç kullanmaktan dolayı jandarma karakolunda işlem yapıldığı esnada karakolda bulunan cam sehpaya tekme atmak suretiyle kırdığı, bu hususu sanığın 07/04/2020 tarihli ifadesinde ikrar ettiği (her ne kadar kovuşturma aşamasında dengesini kaybederek çarptığı iddia ettiği, kısmi çelişki nedeniyle kendisine sorulduğunda alkollüydüm geri geri giderken sehpanın üzerine yalpaladım şeklinde beyanda bulunduğu daha sonra karar aşamasındaki duruşmada kuzeni ile tartışması esnasında sehpaya düştüğünü iddia etmiş ve beyanları her aşamada tutarsız ve birbiri ile örtüşmemiştir), her ne kadar hazırlık ifadesinde müdafi bulunmasa da kovuşturma aşamasında ikrarını kabul etmese de olayın aydınlatılması için tanıklar [A.İ.] ve [M.G.nin] beyanlarına başvurulmuş, tanık [M.G.] beyanında 'sanık karakolda bulunan metal ayaklı cam sehpaya tekme atmak suretiyle camın kırılmasına sebep oldu' şeklinde anlatımda bulunduğu, diğer tanık [A.İ.] beyanında 'ancak ortada bulunan cam sehpayı kırdı' (her ne kadar sanık ve sanık müdafi tanığın beyanını sanığın düşmesi neticesinde kırılmasına neden olduğu gibi algılasa da önceki beyanlarından da anlaşılacağı üzere sanık ile kuzeninin cam sehpayı kırmadan önce yere düştüğü ve kafasını çarptığı, hatta nereye çarptığını da bilmediğini belirttiği, bu olaydan ayrı olarak sanığın cam sehpayı kırdığını belirtmiş, burada kasten cam sehpayı kırdığı anlaşılmıştır) dosyada bulunan kolluk fezlekesi, olay tutanağı, tanıklar [M.G.] ve [A.İ.nin] karakolda bulunan cam sehpayı sanığın tekme atmak suretiyle kırdığına yönelik beyanları, sanığın da hazırlıktaki ilk beyanında cam sehpayı tekme atarak kırdığını ikrar ettiği, tüm bu açıklamalarımız doğrultusunda sanığın karakolda bulunan cam sehpaya tekme atmak suretiyle kasten kırdığı, bu suretle kamu malına zarar verdiği sabit olduğundan sanığın aşağıdaki gibi cezalandırılması yoluna gidilmiştir."

11. Mahkemece alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi başvurucunun alkollü araç kullanma ve uyuşturucu madde bulundurma suçlarıyla ilgili yapılan işlem esnasında işlediği atılı suç bakımından kastının yoğunluğu olarak açıklanmıştır. Kararda ayrıca başvurucunun hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararıyla ilgili denetim süresi içinde yeniden kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle pişman olmadığı ve devam eden soruşturma dosyalarının bulunmasına göre ileride de suç işlemekten kaçınacağına dair olumlu bir kanaat oluşmadığı belirtilerek takdiri indirim, erteleme ve seçenek yaptırımlara çevirme hükümlerinin uygulanmadığı kabul edilmiştir. Anılan gerekçe doğrultusunda ayrıca yasal engel olmasına bağlı olarak HAGB uygulanmadığı da belirtilmiştir. Son olarak Mahkemece başvurucunun tanıkların istinabe mahkemesince dinlenmeleri yönündeki ara karara karşı SEGBİS ile dinlenmelerine yönelik talepte bulunmadığı, tanıkların SEGBİS vasıtasıyla dinlenmesine yönelik talebini tanıklar dinlendikten sonra sunmasının hakkın kötüye kullanılması olduğu ve bu durumun savunma hakkını kısıtlamadığı vurgulanmıştır.

12. Başvurucu; mahkûmiyet kararına karşı sunduğu istinaf dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra kasten işlenmeyen suçla ilgili yasal unsurların oluşmadığını, takdiri indirim, erteleme ve HAGB uygulanmamasıyla ilgili cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu ve tanıkları sorgulayamadığını belirtmiştir. Başvurucunun istinaf talebini İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) 19/1/2023 tarihinde kesin olarak esastan reddetmiştir.

13. Başvurucu, nihai kararı 24/4/2023 tarihinde öğrendikten sonra 24/5/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

15. Başvurucu; beyanları mahkȗmiyet kararına belirleyici ölçüde esas alınan tanıklar A.İ. ve M.G.nin duruşmada dinlenmemesi, istinabe mahkemesi tarafından tanıkların dinleneceği duruşma gününden haberdar edilmemesi ve C.Y.nin tanık sıfatıyla ifadesinin de alınmaması nedenleriyle tanıklara soru sorma imkânı elde edemediğini belirterek tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurunun öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, ayrıca somut olay ele alınırken mevzuat hükümleri ile konuya ilişkin yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.

17. Başvurucunun iddiaları, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı yönünden incelenmiştir.

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

19. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında tanık kavramını sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi şeklinde özerk olarak yorumlamış ve tanık sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkıyla ilgili olarak verdiği kararlarında somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanması gerektiğini ifade etmektedir. Buna göre ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin varlığına bakılmalıdır. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmamış olması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır (Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Selçuk Demir [2. B.], B. No: 2014/9783, 22/1/2015, §§ 27-46; AZ. M. [2. B.], B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 45-67; Baran Karadağ [2. B.], B. No: 2014/12906, 7/5/2015, §§ 49-76; Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, §§ 33-42; Abdurrahim Balur [2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; Onur Urbay [1. B.], B. No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 40; Zekeriya Sevim [2. B.], B. No: 2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 51; Metin Akdemir (2) [1. B.], B. No: 2020/3964, 21/9/2022, § 36; Uğur Özcan [1. B.], B. No: 2021/12137, 26/7/2022, § 40).

20. Başvuru konusu olayda incelenmesi gereken ilk sorun, beyanı delil olarak kabul edilen tanık A.İ. ve M.G.nin başvurucunun da hazır bulunduğu duruşmada dinlenmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığıdır. Mahkemece tanıkların başvurucu aleyhine beyanda bulunduğu duruşmada hazır edilmemeleri ve SEGBİS ile dinlenmeleri yönündeki talebe ilişkin olarak herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun tanık sorgulama imkânından yararlandırılmamasının gerekçelendirilmesi yükümlülüğü somut olayda kamu makamları tarafından yerine getirilmemiştir. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmamış olması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak hükmün tek başına veya belirleyici ölçüde başvurucunun sorgulama ya da sorgulatma imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen ifadeye dayalı olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır.

21. Duruşmada sorgulanmayan tanığın ifadesinin tek veya belirleyici delil olup olmadığı hususu öncelikle mahkûmiyet gerekçesine bakılarak tespit edilir. Bu açıdan mahkemenin sorgulanmamış tanığın ifadesinin ağırlık derecesini gerekçeli kararda tartışmış olması beklenir. Ancak gerekçeli kararda bu tartışmanın yapılmadığı veya mahkemenin yaptığı değerlendirmenin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içerdiği hâllerde Anayasa Mahkemesinin kendisi bu değerlendirmeyi yapacaktır.

22. Gerekçeli kararda olayın gerçekleşme şekli, başvurucunun karakolda bulunan cam sehpaya tekme atmak suretiyle sehpayı kasten kırması olarak kabul edilmiştir. Mahkeme; anılan kabul sonrasında başvurucu yönünden vermiş olduğu mahkûmiyet kararını soruşturma aşamasında kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 7/4/2020 tarihli tutanak, başvurucunun soruşturma aşamasında verdiği ikrar içeren ifadesi ile istinabe mahkemelerince dinlenen tanık A.İ. ve M.G.nin beyanlarına dayandırmıştır (bkz. § 10).

23. Başvurucu, müdafii hazır bulunmaksızın soruşturma aşamasında verdiği ikrar içeren beyanından ifadesini verdiği esnada aldığı alkolün etkisinde olduğu gerekçesiyle kovuşturma aşamasında dönmüş ve olayın taksirle gerçekleştiğini ileri sürmüştür (bkz. § 7). Bu doğrultuda Mahkemenin başvurucunun soruşturma ve kovuşturma aşamasında verdiği ifadelerin birbiriyle çeliştiğini belirterek anılan ifadeye önemli ağırlıkta dayanmadığı görülmektedir (bkz. § 10). Öte yandan 7/4/2020 tarihli tutanakta başvurucunun bekleme salonunda bulunan sehpaya tekme atmak suretiyle sehpayı kırdığı belirtilmiştir (bkz. § 3). Tutanak düzenleyicilerinden olan M.G. tutanakla aynı doğrultuda beyanda bulunmuş ise de A.İ., sehpanın başvurucunun attığı tekme sonucu kırıldığına yönelik beyanda bulunmamıştır (bkz. § 8). Dolayısıyla A.İ.nin tutanak içeriğiyle uyumlu beyanda bulunduğu söylenemeyecektir. Suç isnadını içeren tutanağın aksinin başvurucu tarafından yargılama sırasında ispat edilebilmesinin mümkün olması, silahların eşitliği ilkesinin bir gereğidir. Bu durum suç isnadıyla ilgili yargılama söz konusu olduğunda masumiyet karinesini de ihlal edebilir. Gelinen noktada anılan güvenceler ancak tanıkların sorgulanmasıyla sağlanabilecektir. Sonuç olarak mala zarar verme suçunun konusunu oluşturan sehpanın kırılma şekliyle ilgili A.İ. ve M.G.nin beyanlarının mahkûmiyet kararına götüren tek olmasa da belirleyici nitelikte delil olduğunun kabul edilmesi gerekir.

24. Yargılama sürecinde başvurucuya olayları kendi bakış açısına göre anlatma ve delillerini sunma imkânı tanınmıştır. Buna ek olarak hükme ulaşılırken sorgulanmamış tanığın beyanı dışında başka delillere de dayanılmıştır. Ancak Mahkemenin yargı çevresi dışındaki tanığı başvurucunun da tanığa soru sormasına imkân sağlayacak şekilde SEGBİS gibi vasıtalarla neden dinlemediğine ilişkin bir bilgi ve belgeye ulaşılamamıştır. Tanığın istinabe mahkemesince alınan beyanları dosya arasına alınmış ise de başvurucu, tanığın beyanlarının tespiti sırasında hazır bulunmadığından ses ve görüntü nakli yoluyla da olsa onları sorgulayamamış; sorulan sorulara verdiği cevaplar hakkında izlenim edinme fırsatı elde edememiştir. Bu yüzden tanığın tepkileri konusunda Mahkemenin dikkati çekilememiş, tanığın beyanlarının doğruluğu ve güvenilirliği test edilememiştir. Mahkeme de tanık beyanda bulunurken tepkileriyle ilgili olarak izlenim edinememiştir. Öte yandan hükme ulaşılırken sorgulanmamış tanığın beyanı dışında başka delillere de dayanılmış olmasının beyanları belirleyici ölçüde mahkûmiyete temel alınan tanığı sorgulama imkânı tanınmaması nedeniyle savunma makamının maruz kaldığı sınırlamayı telafi ettiğini söylemek de mümkün gözükmemektedir. Sonuç olarak güvenilirliği ve doğruluğu test edilmemiş tanık beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alındığı hâlde savunmanın karşılaştığı zorlukları telafi edecek karşı dengeleyici güvencelerin sağlanmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda tanığın duruşmada veya SEGBİS yoluyla dinlenmemesinin bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

26. Başvuruda tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

27. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

28. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

29. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

30. Tanık sorgulama hakkı, tanığın yargılama evrelerindeki beyanlarının delil değeriyle ilgili bir derecelendirme yapılmasını güvence altına almamaktadır. Diğer bir ifadeyle bu hak, tanığın duruşmadaki beyanlarına üstünlük tanınması gerektiği yönünde bir güvence içermemektedir. Savunmaya duruşmada tanığı sorgulama fırsatı tanındığı ve sanığın diğer haklarına saygı gösterildiği sürece tanığın yargılama evresindeki beyanlarının hangisine itibar edileceği meselesi karar veren mahkemenin takdirindedir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Musa Yılmaz Acar [1. B.], B. No: 2013/1664, 16/7/2014, § 53).

31. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat, iddia edilen maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunulmadığından ise maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

Ç. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2021/343, K.2022/362) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

Ğ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

İhlal Kararı, Tanığın Duruşmadaki Beyanına Üstünlük Tanınacağı Anlamına mı Geliyor?

Hayır. Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkının tanığın duruşmadaki beyanlarına üstünlük tanınmasını güvence altına almadığını belirtti; hangi beyana itibar edileceği yeniden yargılamada mahkemenin takdirindedir.

Anayasa Mahkemesi Tazminata Hükmetti mi?

Hayır. Manevi tazminat talebi yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı, maddi tazminat talebi ise zarara ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı için reddedildi; 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verildi.

Benzer Kararlar

Ceza Hukukunda Diğer Konular Konusundaki 213 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page