Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Aile Hukukunda Diğer Konular
AYM 2. Bölüm Kabul Edilemezlik Aile ve Boşanma Hukuku
Temyizde İleri Sürülmeyen Hâkim Tarafsızlığı İddiası Bireysel Başvuruda Kabul Edilemedi
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm · Başvuru No 2021/544 · T. 11.06.2025
Karar Özeti
Başvurucu, ilk davada karar veren hâkimin ikinci davanın istinaf incelemesine daire başkanı olarak katılmasının tarafsızlığı zedelediğini ileri sürdü. Anayasa Mahkemesi, tarafsızlık iddiasının temyizde ileri sürülmediğini ve makul süre şikâyeti için Tazminat Komisyonu yolunun tüketilmediğini belirterek bu iddiaları başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez buldu. Kusur ve delil değerlendirmesine ilişkin şikâyetler kanun yolu niteliğinde, mülkiyet şikâyeti ise kesinleştirme işleminin onamadan sonra kısa sürede yapılması ve malların kullanımında somut engel açıklanmaması nedeniyle açıkça dayanaktan yoksun olup kabul edilemez bulundu.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Hâkimin tarafsızlığı iddiası temyiz kanun yolunda ileri sürülmediğinden, başvuru yolları usulüne uygun tüketilmemiş sayılarak iddia esas yönünden incelenmeksizin kabul edilemez bulunmuştur.
Soru: Hâkimin tarafsızlığı şikâyeti temyizde ileri sürülmediyse Anayasa Mahkemesi esastan inceler mi?
Sonuç: Tarafsızlık ve makul süre iddiaları başvuru yollarının tüketilmemesi; diğer adil yargılanma ve mülkiyet iddiaları açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulundu.
Karar Künyesi
- MahkemeAnayasa Mahkemesi
- Bölümİkinci Bölüm
- Başvuru No2021/544
- Karar Tarihi11.06.2025
- Karar TürüBireysel Başvuru
- SonuçKabul Edilemezlik
- Resmî KaynakAnayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası
İlgili Mevzuat
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 148 (resmî metin)
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 (resmî metin)
- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 48/2 (resmî metin)
- 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun m. geçici 2
Kararın Önemli Bölümleri
“Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez”
“Somut olayda başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü iddiayı temyiz kanun yolu sürecinde dile getirmediği ve başvuru yollarını usulüne uygun olarak tüketmediği anlaşılmıştır.”
Kararın Tam Metni
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
... BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/544)
Karar Tarihi: 11/6/2025
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Kenan YAŞAR
Ömer ÇINAR
Raportör
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucu
:
...
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ilk derece mahkemesinde karar veren hâkimin kanun yolu incelemesinde istinaf dairesi başkanı olarak yargılamaya katılmasının bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının; boşanma davası kesinleştirilmediği için malların tasfiyesi davasının açılamaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu, Ankara 8. Aile Mahkemesinde 21/3/2013 tarihinde boşanma davası açmıştır. Mahkeme, başvurucunun tam kusurlu olduğu gerekçesiyle 5/11/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Temyiz istemi Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından 21/4/2014 tarihinde reddedilmiş anılan karar onanmıştır.
3. Başvurucu, Ankara 2. Aile Mahkemesinde (Mahkeme) 16/6/2017 tarihinde tekrar boşanma davası açmıştır. Mahkeme, 19/6/2018 tarihinde davanın kabulüne ve tarafların boşanmalarına karar vermiştir. Karar gerekçesinde; daha önce açılan davada (bkz. § 2) belirlenen kusur durumunun bu davada da bağlayıcı olduğu, ortada yeni bir vakıa iddia ve ispat edilmediğinden başvurucunun tam kusurlu olduğu belirtilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 18/6/2019 tarihli kararla istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir.
5. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 13/10/2020 tarihinde temyiz istemini reddederek onama kararı vermiş, Mahkeme 8/12/2020 tarihinde kesinleştirme işlemini yapmıştır.
6. Başvurucu, nihai hükmü 9/12/2020 tarihinde öğrendikten sonra 6/1/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
7. Başvurucu, ilk açılan boşanma davasında (bkz. § 2) karar veren hâkimin başvuruya konu (bkz. § 3) boşanma davasının istinaf incelemesinde daire başkanı olarak yer alması ve karar vermesinin bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
8. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).
9. Somut olayda başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü iddiayı temyiz kanun yolu sürecinde dile getirmediği ve başvuru yollarını usulüne uygun olarak tüketmediği anlaşılmıştır.
10. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
11. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
12. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır.
13. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Diğer İhlal İddiaları
14. Başvurucu, kusur oranının belirlenmesinde ilk açılan boşanma davasının esas alınmasının hatalı olduğunu, ispat için ikinci açılan davada Mahkemeye sunduğu belgelerin dikkate alınmadığını, kusur tespitine ilişkin hatalı karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
15. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
16. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
18. Başvurucu, boşanma kararının talep edilmesine rağmen kesinleştirilmemesi nedeniyle malların tasfiyesi davası açılamadığını, bu nedenle mallarını kullanamadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
19. Başvuru konusu olayda başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik olarak kamu makamlarınca doğrudan yapılan bir müdahale mevcut olmayıp özel kişiler arası bir uyuşmazlık söz konusudur. Dolayısıyla başvuruda, devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri yönünden inceleme yapılması gerekmektedir.
20. Mülkiyet hakkının korunmasının devlete birtakım pozitif yükümlülükler yüklediği hususu, Anayasa'nın 35. maddesinin lafzında açık bir biçimde düzenlenmemiş ise de bu güvencenin sadece devlete atfedilebilen müdahalelere yönelik sınırlamalar getirdiği, bireyi üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı korumasız bıraktığı düşünülemez. Pozitif yükümlülüklerin ortaya çıkmasının nedeni gerçek anlamda koruma sağlanmasıdır. Buna göre anılan maddede bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Gerçek anlamda koruma sağlanması için devletin negatif yükümlülükleri dışında pozitif yükümlülüklerinin de olması gerekir. Dolayısıyla Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu bağlamda söz konusu pozitif yükümlülükler, kimi durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (Türkiye Emekliler Derneği [1. B.], B. No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp Boynukara [1. B.], B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi [2. B.], B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 43).
21. Devletin pozitif yükümlülükleri, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sunan yargısal yolları da içeren etkili hukuksal bir çerçeve oluşturma, oluşturulan bu hukuksal çerçeve kapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olan uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etme sorumluluklarını da içermektedir (Selahattin Turan [1. B.], B. No: 2014/11410, 22/6/2017, § 41).
22. Başvuruya konu somut olayda başvurucunun mal varlığı üzerindeki haklarıboşanma kararı olsa da devam etmektedir. Kaldı ki başvurucu boşanma kararından sonra kesinleştirme işlemi yapılmadığını ileri sürmüşse de Yargıtay onama kararının 13/10/2020 tarihinde verildiği, kesinleştirme şerhinin ise 8/12/2020 tarihinde yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlaline neden olduğunu ileri sürdüğü husus, diğer bir ifadeyle kesinleştirme işlemi nihai karar verildikten sonra kısa sürede gerçekleşmiştir. Kesinleştirme işleminin kısa sürede gerçekleştiği anlaşılmış, ayrıca mal varlığını oluşturan ve boşanma sebebiyle tasfiyeye konu olabilme potansiyeli bulunan mallarının kullanımıyla ilgili ne tür bir zorlukla karşılaştığı veya kullanımının engellendiğine ilişkin bir açıklama da yapmadığı anlaşılan başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda bir ihlal bulunmadığı açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu [2. B.], B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 11/6/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Bu Karar Hakkında Sorular
Hâkimin Tarafsızlığı Şikâyeti Neden Esastan İncelenmedi?
Başvurucu bu iddiayı temyiz kanun yolu sürecinde dile getirmemiş, başvuru yollarını usulüne uygun tüketmemişti. Bireysel başvurunun ikincil niteliği nedeniyle olağan kanun yollarında ileri sürülmeyen iddialar incelenemez.
Boşanmanın Kesinleştirilmesine İlişkin Mülkiyet Şikâyeti Neden Kabul Edilemez Bulundu?
Anayasa Mahkemesi, onamadan sonra kesinleştirme işleminin kısa sürede yapıldığını ve başvurucunun mallarının kullanımında karşılaştığı somut bir engeli açıklamadığını belirtti. Bu nedenle şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun buldu.
Benzer Kararlar
AYM 2. Bölüm 13.05.2025
Aile Konutu Niteliğinin Yitirildiğine Dair Gerekçeli Karara Karşı Başvuru Kabul Edilemez
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm · Başvuru No 2021/29738
Aile konutu niteliğine ilişkin gerekçeli değerlendirmede aile hayatına saygı hakkı yönünden takdir yetkisinin sınırının aşıldığına dair bulguya rastlanmadığından başvuru açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.
Kabul Edilemezlik Aile Konutu
Anayasa Mahkemesi 25.12.2025
Ad Değişikliğinin Süre Sınırı ve Hâkim Takdiri Olmadan İlanı Anayasa'ya Aykırı Bulundu
Anayasa Mahkemesi · E. 2025/120 · K. 2025/270
Ad değişikliği kararlarının ilan süresi kanunda belirlenmeden ve hâkime takdir yetkisi tanınmadan Basın İlan Kurumu portalında ilanı, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını orantısız sınırlar.
Kısmen İptal Aile ve Boşanma Hukuku
Hukuk Genel Kurulu 10.12.2025
Boşanma Davasını Geri Alan Eş, Aldatıldığını İleri Sürerek İşlemi İptal Ettiremez
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/464 · K. 2025/809
Davanın geri alınması ve davalının açık rızası taraf usul işlemi olduğundan, HMK'nın yalnızca feragat, kabul ve sulh için tanıdığı irade bozukluğuna dayalı iptal yolu geri almaya uygulanmaz.
Direnme Uygun Bulundu Aile ve Boşanma Hukuku
Hukuk Genel Kurulu 03.12.2025
Boşanma Kararına Karşı Yargılamanın İadesinde Üç Aylık Süre Ne Zaman Başlar?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/520 · K. 2025/769
HMK 375/1-ç'ye dayalı yargılamanın iadesinde üç aylık hak düşürücü süre belgenin elde edildiği tarihten, belge hüküm kesinleşmeden elde edilmişse kesinleşme tarihinden işlemeye başlar.
Direnme Kararının Bozulması Aile ve Boşanma Hukuku
Aile Hukukunda Diğer Konular Konusundaki 130 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
- Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma
- Anlaşmalı Boşanma Bir Yıl Kontrolü
- Aile ve Boşanma Rehberi
- Aile ve Boşanma Hukuku İçtihatları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.