top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik

AYM 1. Bölüm İhlal Ceza Hukuku

Cezaevinde Isınma Şikâyetindeki Beddua İçin Disiplin Cezası İfade Özgürlüğünü İhlal Etti

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2023/19166 · T. 22.07.2026

Karar Özeti

Hükümlü başvurucu, kaldığı odadaki ısınma ve sıcak su sorunları nedeniyle kurum müdürüne yazdığı beddua içeren dilekçe yüzünden bir ay bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası aldı; şikâyeti ve itirazı reddedildi. Anayasa Mahkemesi, sözlerin esasen tutma koşullarına yönelik bir yakınma olduğunu, yargı mercilerinin yalnız nezaketsizliğe odaklanarak sözlerin kurum düzeni ve güvenliği üzerindeki etkisini değerlendirmediğini belirtti. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine, yeniden yargılamaya ve net 20.000 TL manevi tazminata karar verildi; kötü muamele şikâyeti kabul edilemez bulundu.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Tutma koşullarından yakınan dilekçedeki sözlerin bağlamı ve kurum düzeni ile güvenliğine etkisi gösterilmeden yalnız nezaketsizliğe dayanılarak verilen disiplin cezası ifade özgürlüğünü ihlal etmiştir.

Soru: Cezaevinde müdüre yazılan dilekçedeki beddua nedeniyle disiplin cezası verilebilir mi?

Sonuç: İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine, yeniden yargılamaya ve net 20.000 TL manevi tazminata karar verildi; kötü muamele şikâyeti kabul edilemez bulundu.

Kararın Önemli Bölümleri

“başvurucunun söz konusu dilekçede kullandığı ifadelerin kurum düzeni ve güvenliği üzerindeki etkisine ilişkin de bir değerlendirme yapılmamıştır.”

“Başvurucunun dilekçede kaleme aldığı sözlerin bağlamına bakıldığında esasen tutma koşullarının yetersizliğinden Kurumun en üst amirine bir yakınmada bulunulduğu”

Kararın Tam Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

... BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/19166)

Karar Tarihi: 22/7/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Yusuf KARABULAK

Başvurucu

:

...

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda yazılan bir dilekçede yer alan ifadeler nedeniyle disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Marmara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.

3. Başvurucu, kaldığı odada ısınma ve sıcak su sorunları yaşadığını belirterek Ceza İnfaz Kurumu müdürüne hitaben 27/12/2022 tarihinde bir dilekçe yazmıştır. Dilekçede "Sayın Müdürüm, ben sizi Allah'a havale ediyorum (İnancınız var mı bilmiyorumda) Dilerim Allah'tan evinizde ısınamazsınız, dilerim Allah'tan bana yaşattığınızı yaşarsınız. Kalorifer, sıcak su, sürekli ikisinde sorun yaşatıyorsunuz ya günlerce sıcak susuz bırakıyorsunuz ya da kalorifer peteklerini kısıyorsunuz. Allah'tan bulun." ifadelerine yer vermiştir.

4. Ceza İnfaz Kurumunca dilekçede yer alan ifadelerden dolayı başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılarak savunması istenmiştir. Başvurucu savunmasında; dilekçede yer alan beyanların kendisine ait olduğunu, kaldığı odada kötü muameleye maruz bırakıldığını, dilekçelerinin dikkate alınmadığını, bir makamın zulmetmek için kullanıldığını, sığınacak kimse bulamayarak sorunlarını Allah'a yakardığını, dile getirdiği sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirtmiştir.

5. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu) disiplin soruşturması sonucunda başvurucunun sözlerinin beddua niteliğinde olduğunu belirterek 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde düzenlenen kurum görevlilerine karşı uygunsuz söz sarf etme veya davranışta bulunma eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle başvurucuya bir ay bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası verilmesine karar vermiştir.

6. Başvurucu, Disiplin Kurulunun kararına karşı soruşturma aşamasındaki savunmasına benzer açıklamalarla Silivri 1. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği / Hâkimlik) şikâyette bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, başvurucunun şikâyetini 20/1/2023 tarihinde reddetmiştir. Hâkimlik kararında, başvurucunun kurum müdürüne hitaben yazdığı dilekçesinde bahsi geçen sözlerinin nezaket dışı, rahatsız edici boyutta olduğu, hükümlünün savunmalarında değindiği sorunlar konusunda haklı olup olmamasının sözlerini meşru kılmayacağı, eyleminin sübutuna ilişkin kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesine yer vermiştir.

7. Başvurucu, Hâkimlik kararına itiraz etmiştir. Silivri 1. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğundan bahisle itirazı 21/2/2023 tarihinde reddetmiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 3/3/2023 tarihinde tebellüğ ettikten sonra 6/3/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Komisyonca adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

10. Başvurucu; şikâyetlerinin dikkate alınmadığını, dilekçesinde inancına uygun kanaat ve düşüncelerini dile getirdiğini, beddua sebebiyle cezalandırılamayacağını, bedduanın kanunda suç olarak tanımlanmadığını iddia ederek kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve başvuruya konu olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında idareye sunduğu dilekçedeki sözlerinin serzenişten ibaret olduğunu ve ifade özgürlüğünden faydalanması gerektiğini ileri sürerek genel hatlarıyla başvuru formunda yer alan iddialarını tekrarlamıştır.

12. Somut olayda başvurucu, ceza infaz kurumu müdürüne hitaben yazdığı dilekçedeki sözleri nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Başvuruya konu olayda başvurucu, düşüncelerini yazıyla açıklamış; söz konusu dilekçeyi düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün bir aracı olarak kullanmıştır (Ali Sarıbey (2) [1. B.], B. No: 2019/14946, 10/5/2023, § 19). Bu nedenle mevcut koşullar altında başvurunun ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (benzer değerlendirme için bkz. Ali Sarıbey (2), § 31).

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Ceza İnfaz Kurumu müdürüne hitaben yazdığı dilekçedeki sözleri nedeniyle hakkında disiplin cezası uygulanan başvurucunun ifade özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur.

15. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı, müdahalenin Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amacı kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bundan sonra yapılması gereken, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını değerlendirmektir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

16. Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne de sahiptir (Murat Karayel (5) [2. B.], B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27). Öte yandan ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).

17. Disiplin suç ve cezaları yönünden genel hüküm niteliğinde olan 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca kanun kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasının uygulanabilmesi için sadece her bir disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesine göre ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlal ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre hükümlü hakkında kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Memiş Berber [1. B.] , B. No: 2017/38744, 20/10/2021, § 22).

18. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda yapılacak bir eylemin 5275 sayılı Kanun’un 39. ile 44. maddeleri arasında öngörülen disiplin suçunu oluşturduğu açık olsa dahi bu durumun disiplin cezası verilmesi için tek başına yeterli olmayacağını, eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Murat Karayel (5), §§ 43, 44; Cihat Özdemir [2. B.], B. No: 2015/214, 9/5/2018, § 22). Dolayısıyla somut olayda başvurucunun yazdığı dilekçede yer alan sözlerin kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek nitelikte kabul edilmesinin mümkün olup olmadığı incelenmelidir.

19. Somut olayda başvuruya konu dilekçesinde kurum müdürüne karşı uygunsuz sözler kullandığından bahisle başvurucu hakkında disiplin cezası uygulanmıştır. Başvurucunun cezalandırılmasına neden olan dilekçedeki ifadeleri ilgili idare, beddua olarak değerlendirmiş (bkz. § 5), İnfaz Hâkimliği de nezaket dışı ve rahatsız edici olarak kabul etmiştir (bkz. § 6). Başvurucunun dilekçede kaleme aldığı sözlerin bağlamına bakıldığında esasen tutma koşullarının yetersizliğinden Kurumun en üst amirine bir yakınmada bulunulduğu, bunun ötesinde salt kişisel bir saldırı amacıyla hareket edildiğinin söylenemeyeceği anlaşılabilmektedir. Buna karşın, yargılama makamlarınca sadece sözlerin nezaketsiz olmasına odaklanılmış ve başvurucunun savunmasında ve şikâyet dilekçesinde belirttiği Ceza İnfaz Kurumunda yaşanan sorunlar gözönüne alınarak değerlendirmede bulunulmamıştır. Ayrıca, başvurucunun hangi sözlerin hangi nedenlerle kurum müdürünün katlanma eşiğini aşacak nitelikte uygunsuz olarak kabul edildiği de yeterli bir gerekçeyle ortaya konulmamıştır (benzer değerlendirme için bkz. Ali Sarıbey (2), § 37). Dahası, başvurucunun söz konusu dilekçede kullandığı ifadelerin kurum düzeni ve güvenliği üzerindeki etkisine ilişkin de bir değerlendirme yapılmamıştır.

20. Sonuç olarak somut olayda başvurucunun yazdığı dilekçeyle kurum müdürüne uygunsuz söz sarf etme eylemini işlediği, sözlerin bağlamıyla birlikte ele alınarak açıklanamamıştır. Bunun yanında başvurucunun 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesinde öngörülen kurumda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması için zorunlu mevzuat ve emirleri ihlal ettiği de Disiplin Kurulu ve derece mahkemelerince ortaya konulamamıştır (Ali Sarıbey (2), § 38).

21. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını denetler (diğerleri arasından bkz. Kemal Kılıçdaroğlu [1. B.] , B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120; Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 60; hükümlü ve tutuklulara uygulanan disiplin cezaları bağlamında bkz. Eşref Arslan [2. B.], B. No: 2014/14655, 18/7/2018, §§ 50-54; Abdulhamit Babat (3) [1. B.], B. No: 2015/3370, 9/1/2020, §§ 33-37). Başvuruya konu olayda idare ve derece mahkemeleri, başvurucunun eylemi nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterememiştir. Bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğüne bir ay bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası vermek suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun söylenemeyeceği değerlendirilmiştir (Ali Sarıbey (2), § 39).

22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

23. Başvurucu İnfaz Hâkimliğine avukatla savunma yapma isteğinde bulunduğunu ancak duruşma tarihine bir gün kala duruşmanın tebliğ edildiğini, 15 günde bir telefon açma hakkı olduğu için avukatına haber veremediğini, ek süre talebinin kabul edilmediğini iddia ederek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. İfade özgürlüğü şikâyeti yönünden ulaşılan sonuç ve giderim gözetildiğinde başvurucunun bu iddialarının ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

24. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumu yönetimince ... kendisine sıcak su verilmediğini, kaloriferlerin yakılmadığını, fiziksel ve psikolojik olarak kötü muameleye maruz kaldığını belirterek işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

25. Bakanlık bu iddiaya karşılık görüşünde; kötü muamele yasağının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede görüş yazısında detaylarına yer verilen Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında genel hatlarıyla başvuru formunda yer alan iddialarını yinelemiştir.

26. Başvurucunun söz konusu iddiasının incelenebilmesi için başvurucunun kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene dayandığını somut bir biçimde ortaya koyması gerekir. Başvurucu ise belirtilen bu nedenlerle kendisine farklı bir muamele yapıldığını ortaya koyamamıştır. Bu sebeple söz konusu iddia yönünden de bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

28. Başvurucu; ihlalin tespiti ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

29. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

30. Bununla birlikte yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında ve eski hâle getirme kuralı çerçevesinde başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

Ç. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Silivri 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2023/354, K.2023/332) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

Anayasa Mahkemesi Isınma ve Sıcak Su Sorunlarını Kötü Muamele Saydı mı?

Hayır. Bu şikâyet, başvurucu ayrımcı bir nedene dayalı farklı muamele gördüğünü somut olarak ortaya koyamadığı için açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez sayıldı. İhlal yalnız ifade özgürlüğü yönünden tespit edildi.

Benzer Kararlar

İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik Konusundaki 51 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page