top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Tutuklama ve Adli Kontrol

Ceza Genel Kurulu Direnme Kararının Bozulması Ceza Hukuku

Yaklaşık On Yıl Sonra Bildirilen Öğretmen Hakkındaki İstismar İddiası İspatlanamadı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2021/39 · K. 2025/234 · T. 28.05.2025

Karar Özeti

Öğretmen olan sanık, suç tarihinde 10-11 yaşlarındaki öğrencilerini ödev kontrolü gibi sebeplerle masasına çağırıp cinsel amaçla dokunduğu iddiasıyla mahkûm edilmiş, istinaf başvurusu düzeltilerek esastan reddedilmiştir. Özel Dairenin bozmasına ilk derece mahkemesi direnince Ceza Genel Kurulu, iddianın yaklaşık on yıl sonra savcılığa intikal ettirilmesini, bazı tanıkların soruşturma ve kovuşturmada çelişkili beyanlarını ve okul müdürü ile müdür yardımcısının o dönemde şikâyet almadıklarını bildirmesini değerlendirmiştir. Kurul, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince direnme kararına konu hükümleri bozmuş ve yurt dışına çıkmama şeklindeki adli kontrolü kaldırmıştır.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Somut olayda iddianın yaklaşık on yıl sonra bildirilmesi, tanık beyanlarındaki çelişkiler ve okul yöneticilerinin o dönemde şikâyet almadığını bildirmesi karşısında şüphe giderilemediğinden beraat gerekir.

Soru: Yıllar sonra şikâyet edilen öğretmen, çelişkili tanık beyanlarıyla cinsel istismardan mahkûm edilebilir mi?

Sonuç: İlk derece mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükümleri bozuldu ve adli kontrol tedbiri kaldırıldı.

Kararın Önemli Bölümleri

“cinsel amaçlarla dokunduğu iddiasının yaklaşık on yıl kadar sonra Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmesi”

“sanığın kız öğrencilere karşı cinsel istismarda bulunduğunu görmediklerini beyan etmelerine rağmen kovuşturma evresinde aksi beyanlarda bulunarak çelişkiye düşmeleri”

Kararın Tam Metni

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ağır Ceza

SAYISI: 302-372

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanığın, çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1, 103/3-d, 43, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca yedi kez 12 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Akhisar Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.09.2017 tarihli ve 195-213 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 13.02.2018 tarih ve 288-284 sayı ile vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 02.07.2019 tarih, 8498-10492 sayı ve oy çokluğu ile; "Yargılama konusu olayların, meydana geldiği iddia edilen tarihten yaklaşık on yıl sonra Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmesi, savunma, suç tarihinde mağdureler gibi sanığın aynı sınıftaki öğrencileri olan bir kısım tanıkların ifadelerinde sanığın, mağdurelere karşı isnat edilen eylemleri işlediğine dair herhangi bir görgülerinin olmadığını belirtmeleri, okul müdürü tanık ... ile müdür yardımcısı tanık ...’ın, sanığın sınıfındaki bir kısım öğrenci ile veli tarafından olay tarihinde kendilerine yönelik dava konusu olaylarla ilgili bildirimde bulunulduğuna ilişkin anlatımları doğrulamamaları, bir kısım mağdurelerin anneleri olan tanıklar ..., ..., ... ile ...’nün kolluk beyanlarında mağdurelerin suç tarihi dönemde gerçekleştiğini iddia ettikleri eylemlerden kendilerine bahsetmediklerini ve olayı karakolda öğrendiklerini bildirmeleri ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde yer alan sübuta ilişkin deliller ile dosya içeriğinin çelişmesi karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 230/1-b. maddesine uygun düşmeyen gerekçeyle kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi suretiyle aynı Kanunun 289/1-g maddesine muhalefet edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Daire Üyesi ...; "...Gerekçesi ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, mağdurelerin aşamalardaki ısrarlı ve samimi anlatımları ile bu anlatımları destekleyen tanıklar ..., ..., ..., ..., ...'ın aşamalarda ve tanıklar ..., ..., ...'ün kovuşturma evresindeki beyanları, olay nedeniyle mağdurelerin ruh sağlıklarının bozulduğuna dair İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 31.07.2016 günlü raporların içerikleri ve tüm dosya kapsamı gözetildiğinde sanığın 2005-2006 eğitim öğretim yılında öğrencisi olan mağdurelere yönelik bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik tarihlerde ödev kontrolü bahanesiyle masasına çağırdıktan sonra oturduğu yerden elini eteklerinin içerisine sokup bacakları ile kalçalarına dokunarak okşadığı anlaşıldığından, müsnet suçlardan mahkûmiyetine dair ilk derece mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekirken, eylemin sübutuna ilişkin gerekçenin dosya içeriğiyle uyumlu olmadığından bahisle hükmün bozulmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum." şeklindeki gerekçe ile karşı oy kullanmıştır.

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi ise 08.10.2019 tarih ve 302-372 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.

Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanık müdafii ve katılan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.01.2020 tarihli ve 123504 sayılı bozma istemli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 12.01.2021 tarih ve 280-94 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

II. UYUŞMAZLIK KONUSU

Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın katılanlara yönelik eylemlerinin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından;

Sanığın, suç tarihinde 10-11 yaş aralığında olan katılanların öğretmenliğini yaptığı, 2005-2006 eğitim öğretim dönemi içerisinde değişik zamanlarda birden fazla kez ödev kontrolü gibi sebeplerle katılanları öğretmen masasına çağırarak bacak ve kalça bölgelerine cinsel amaçlarla dokunmak suretiyle müsnet zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı,

Adli Tıp Kurumu raporlarına göre katılanların söz konusu eylemlerden dolayı ruh sağlıklarının bozulduğu,

Katılanlar ..., ..., ... ve ...'in soruşturma aşamasında şikâyetlerinden vazgeçtiklerine dair dilekçe verdikleri,

Anlaşılmaktadır.

Katılan ... ... savcılıkta; 2005-2006 yıllarında ... İlköğretim Okulu'nda öğrenim gördüğünü, sanığın da sınıf öğretmeni olduğunu, sınıfta derslere başladığı andan itibaren sanığın kendisini öğretmen masasına çağırarak elleriyle cinsel bölgelerine, bacaklarına ve kalça bölgesine dokunduğunu, bunu sınıfta herkesin bulunduğu zamanlarda yaptığını ve tüm öğrencilerin buna şahit olduklarını, ellerine sık sık dokunarak da cinsel haz duyduğunu düşündüğünü, ayrıca bir gün de teneffüste kendisini çağırarak hatırlamadığı bir konuyla ilgili konuşup ellerinden tuttuğunu, bu olaya ilişkin tanığının olmadığını, o zamanlarda yaşı küçük olup akli yetkinliği sebebiyle olayı kavrayamadığını, ancak bu durumu ailesine söylediğini, onların da sanığı okul müdürüne şikâyet ettiklerini, herhangi bir adli makama şikâyette bulunmadıklarını, sanığın kendisi dışında diğer kız öğrencilere de cinsel tacizde bulunduğunu,

Mahkemede; daha ilk günden beri sanığın kendisine karşı anormal davranışlar içerisinde olduğunu, diğer öğretmenlerin ya da ailesinin yaklaştığı şekilde kendisine yaklaşmadığını, öğretmen masasına çağırarak elini önlüğünün altından sokup kalça bölgesini ve bacağının diz üstü kısmını okşadığını, bir keresinde de tek başına bir odaya çağırarak kendisini kucağına oturttuğunu, tek tek parmaklarıyla oynadığını, bunu anneannesi ve dayısı gibi aile büyüklerine anlattığını, onların da "O öğretmen, öğretmenler böyle şeyler yapmaz, belki sadece seni seviyordur." dediklerini, ailesinden birisinin akrabaları olan okul müdür yardımcısıyla konuştuğunu, bunun dışında ismini hatırlamadığı arkadaşları ile birlikte müdürün odasına giderek sanığın yaptıklarını anlattıklarını, ancak buna rağmen sanığın kendisine ve arkadaşlarına karşı eylemlerini devam ettirdiğini,

Katılan ... ... kollukta; sanığın, kendisini ve sınıfta bulunan diğer kız öğrencilerini ödev kontrolü için masasına çağırdığını, bu sırada önlüklerinin altından eli ile bacaklarını okşadığını, kendisine bunu birçok kez yaptığını, özellikle diz ve diz üstü bölgesini okşadığını, bu sebeple önlüğünün altına eşofman giymeye başladığını, bunu bir çok arkadaşına yaptığını, o tarihte korktuğundan dolayı bu durumu ailesine söylemediğini, katılan ..., tanıklar ... ve ... ile bu durumu okul müdürü tanık ...'ya anlattıklarını, onun da gereğini yapacağını söylediğini,

Savcılıkta; sanığın, önlüğünün altından elini sokarak diz üstü bölgesini ve kalça bölgesini okşadığını, ailesinin bu olaylar sebebiyle rahatsız olduğunu ve şikâyetinden vazgeçmesi yönünde telkinde bulunduklarını, yine sanığın kızı ile yolda karşılaştıklarında annesinin bu olay sebebiyle rahatsızlandığını söylediğini, bundan manevi olarak etkilendiğini, manevi sebeplerle ve aile huzurunun daha fazla bozulmaması için şikâyetinden vazgeçtiğini, ancak olayın gerçekleştiğini,

Mahkemede; sanığın, diz üstü bölgesini ellediğini, arkadaşlarıyla konuştuklarında sadece kendisini değil, başka arkadaşlarını da ellediğinin farkına vardıklarını, babası bu olayı kendi başına hâlletmeye çalışır ve başına bir şey gelir diye korktuğu için ailesine bu durumu söyleyemediğini,

Katılan ... ... kollukta; sanığın kendisini ve sınıfta bulunan diğer kız öğrencileri ödev kontrolü için masasına çağırdığını, ödev kontrolü sırasında elini önlüklerinin altından sokarak bacaklarını okşadığını, bunu birçok kez yaptığını, özellikle diz ve diz üstü bölgesini okşadığını, birçok arkadaşına da bunu yaptığını, o tarihte korktuğundan dolayı bu konuyu ailesine söylemediğini, ancak sanığın bu eylemlerinin dayanılmaz bir hâl aldığını,

Savcılıkta; sanığın, eteğinin altından elini sokarak bacak ve kalça kısmını okşadığını, o tarihte küçük olup bazı şeyleri tam olarak algılayamadıklarını, sanığın bu hareketlerini sevgi göstergesi olarak düşündüklerini, bu durumdan kimseye bahsetmediğini ve bizzat yaptığı herhangi bir şikâyet başvurusunun olmadığını, bu konuyu ailesi ve yakınlarına da söylemediğini, öğretmen masasının arada olması sebebiyle başka bir kız öğrencinin de benzer şekilde tacize uğradığını görmediğini, ailesine çevreden bazı bilgilerin gittiğini, kendilerine karşı tazminat davalarının açılabileceğinin söylendiğini, bu şekilde ailesinin durumdan rahatsız olduğunu ve korktuğunu, aile huzurunun bozulması ve tazminat davalarına maruz kalmak istemediği için şikâyetinden vazgeçtiğini, ancak ifadesinde hiçbir değişiklik olmadığını,

Mahkemede farklı olarak; sanığın ödev kontrolü yaptığı süreç boyunca kalçalarını ellediğini, soruşturma aşamasındaki beyanıyla çelişki nedeniyle sorulduğunda da; sanığın kalçasını ellediğini, diz ve diz üstü bölgesini de okşadığını söylemediğini,

Katılan ... ... kollukta; sanığın, kendisine katılan ...'nın anlattığı şekilde davranışlarda bulunduğunu, özellikle ödevleri kontrol için masasına çağırdığında elini önlüğünün altından sokup kalça ve bacaklarını okşadığını, bunu birçok kez yaptığını, aynı hareketleri katılan ...'ya da yaptığını gördüğünü, bildiği kadarıyla bu durumun okul yönetimine aktarıldığını, ancak kimin görüştüğünü bilmediğini,

Mahkemede; başta sanığın yaptıklarının farkında olmadıklarını, 5. sınıfa gelince aralarındaki konuşmalardan sanığın kendilerine karşı olan eylemlerinde bir anormallik olduğunu anladıklarını, sanığın ödev için masasına çağırarak elini eteğinin altından sokup okşadığını, ailelerinin bu olayları okul müdürüne bildirdiklerini ancak bundan bir sonuç alınmadığını, öğretmen masasının göğüs hizalarına gelmesi nedeniyle sanığın bacaklarını ve kalçalarını ellediğinde diğer öğrencilerin görme imkânlarının olmadığını, ancak bu olayı duvar kenarındaki sırada oturan kişinin görebileceğini, orada da kendisinin oturduğunu ve sanığın katılanlar ..., ... ve ... ile tanık ...'i ellediğini gördüğünü,

Katılan ... ... kollukta; sanığın ödev kontrolü için masasına çağırdığında eli ile bacaklarını ve kalçasını okşadığını, bildiği kadarıyla bunu sınıftaki bütün kızlara yaptığını, şu an isimlerini hatırlamadığı 7-8 arkadaşı ile okul müdürünün yanına gittiklerini, içlerinden birinin bu durumu müdüre anlattığını,

Mahkemede; sanığın kalçasını ve bacaklarının diz üstü kısmını ellediğini, bazen de okşadığını, bunu birçok kez yaptığını, bunun 5. sınıftayken farkına vardığını, farkına varmasının sebeplerinden bir tanesinin de arkadaşlarıyla aralarındaki konuşmalar olduğunu, ilk başlarda sanığın kendisini ellediğini söyleyip onları da elleyip ellemediğini sormaya utandığını, ancak sonrasında aralarında konuşmaya başlayınca sanığın bu şekilde davranışlarının bir tek kendisine karşı değil, diğer arkadaşlarına karşı da yaptığını öğrendiğini, okul müdürüyle görüştüklerinde katılan ... ve tanık ... ile bir arkadaşının daha olduğunu, okul müdürünün ilgileneceğini söylediğini, katılan ... şikâyet edinceye kadar bu olayı adli mercilere anlatmayı düşünemediğini, çünkü babasının kötü bir şey yapacağından korktuğunu,

Katılan ... kollukta; sanığın sürekli olarak kız öğrencileri taciz ettiğini, ödevleri gösterirken elini eteklerinin altından sokarak sırtlarını ve kalçalarını okşamak suretiyle cinsel istismarda bulunduğunu, kendisine birçok kez bu şekilde davranışlarda bulunduğunu, katılan ...'ya da aynı şekilde davrandığına şahit olduğunu, ancak o dönemde çocuk olmaları sebebiyle şikâyetçi olmadıklarını ve bu durumu ailelerine bildirmediklerini, bu durumun kendileriyle aynı sınıfta okuyan birçok kız arkadaşının da başına geldiğini hatırladığını,

Mahkemede; sanığın, bacaklarını, sırtını ve poposunu okşadığını, çocuk olduğu için ilk başta buna anlam veremediğini, ancak sınıf arkadaşı olan tanık ...'ın "Kızlar, öğretmen sizi elliyor, buna dikkat edin, bu normal bir şey değil!" demesi üzerine sanığın eylemlerinin cinsel nitelikte olduğunu anladığını, bunu annesine anlatması üzerine böyle bir şey olmayacağını ve öğretmenin böyle şeyler yapmayacağını söylediğini, kendisinin de sustuğunu ve kimseye anlatmadığını, sanığın diğer arkadaşlarına da kendisininkine benzer şekilde cinsel eylemlerde bulunduğunu gördüğünü,

Katılan ... kollukta; sanığın ders anlattığı esnada kendisini ve diğer kız arkadaşlarını öğretmen masasına çağırması üzerine yanına gittiklerini, burada eli ile kalça kısmına ve bacaklarına dokunduğunu, bunu sınıftaki bütün öğrencilerin bulunduğu zamanlarda yaptığını, bunu kimseye anlatmadığını,

İstinabe suretiyle alınan beyanında; sanığın kendilerine dokunduğunu ve okşadığını, küçük olduğu için öğretmeninin kendisini sevdiğini düşündüğünü, ancak sınıftaki erkek arkadaşlarının bazı sözleri üzerine sanığın kendisine cinsel amaçla dokunduğunu anladığını, bu durumu annesine anlatmaya çekindiğini, çünkü böyle bir şeyi anlatırsa babası da olmadığı için annesiyle birlikte yaşadıkları anneannesine ve dedesine laf gelir diye düşündüğünü, sanığın dokunma şeklindeki eylemlerinin iki yıl boyunca sayamayacağı şekilde çok sayıda olduğunu,

Tanık ...; katılanların sınıf arkadaşları olduğunu, sanığın kendilerini okuttuğu dönemde sık sık kız öğrencileri yanına çağırarak elini kalçalarına attığını, bu durumu o dönemde algılayamadıklarını ancak yaşları büyüdükçe ne yapmaya çalıştığını anladıklarını, kendisine karşı böyle bir davranışta bulunmadığını fakat birçok sınıf arkadaşının bu muameleye maruz kaldığını bildiğini, aradan uzun zaman geçtiği için hangi arkadaşına ne ölçüde hareketlerde bulunduğunu hatırlamadığını,

Tanık ...; katılanların sınıf arkadaşları olduklarını, hatırladığı kadarıyla sanığın kız ve erkek öğrencilere tutumunun farklı olduğunu, kızları dizine oturttuğunu, o dönemde kız öğrencilerle aralarında sanığın kız öğrencileri dizine oturtmasının ne anlama geldiğini tartıştıklarını, olayın üzerinden zaman geçtiği için sanığın iddianamede belirtilen eylemleri yapıp yapmadığını hatırlamadığını,

Tanık ...; katılanların sınıf arkadaşları olduğunu, sanığın katılan ...'ya karşı bahsettiği eylemlerde bulunduğunu gördüğünü, sanığın kız öğrencilerin hepsine karşı cinsel anlamda dokunuşlarının ve okşamalarının olduğunu, kızların bacaklarını ve popolarını sürekli ellediğini, bu yaşanan olayların kız öğrencilerin velileri tarafından okul yönetimine bildirildiğini, tanık ...'ın da bu durumdan bilgi sahibi olduğunu hatırladığını,

Tanık ... kollukta; katılanlarla aynı okulda okuduklarını, bahsi geçen cinsel istismar olayına tanık olmadığını, ancak katılanlar ..., ... ve ...'nın bu olayları yaşadıklarını anlattıklarını, onların anlattıkları kadar bildiğini, hatta o dönem okul yönetimine aileler tarafından bu durumun anlatıldığını ancak okul idaresinin konuyu kapattığını,

İstinabe suretiyle alınan beyanında farklı olarak; sanığın sürekli olarak katılanları tek tek yanına çağırarak ödev kontrolü yapıyormuş gibi davranıp cinsel amaçlı dokunduğunu ya da bunu kendisine masaj yapılmasını istediği sırada yaptığını, ayrıca yanına oturtup eteklerinin altından bacaklarına dokunduğunu, kendisine de masaj yaptırdığını ancak temasının olmadığını,

Tanık ... kollukta; katılanlarla aynı sınıfta okuduklarını, sanığın kendisine karşı cinsel taciz olarak anlaşılabilecek herhangi bir harekette bulunmadığını, diğer kız öğrencilerin bacaklarını veya boyunlarını okşadığını da görmediğini,

İstinabe suretiyle alınan beyanında farklı olarak; sanığın öğretmen masasına çağırdığı bir arkadaşının bacağına dokunduğunu gördüğünü, ancak üzerinden zaman geçtiği için kime karşı yaptığını hatırlamadığını,

Tanık ... kollukta; katılanlarla aynı sınıfta okuduklarını, sanığın kız öğrencilere karşı cinsel taciz olarak anlaşılabilecek herhangi bir harekette bulunduğunu görmediğini, kendisine karşı da böyle bir yaklaşımının olmadığını,

Mahkemede farklı olarak; kız öğrenciler olarak sanığın yanına gittiklerinde bacaklarını ve vücutlarının üst bölgelerini ellediğini, sanığın kendisinin de bacaklarını ve vücudunu ellediğini, sanığın katılanlardan herhangi birisini cinsel amaçlı ellediğini veya okşadığını görmediğini, ancak bunu tanıklar ... ve ... ile katılan ...'dan duyduğunu, hatta birisinin sınıfta bu konuyla ilgili ağladığını gördüğünü ancak kimin ağladığını bilmediğini, bildiği kadarıyla katılanlar ... ve ...'in ailesinin öğretmen hakkında şikâyetçi olduğunu, çelişki nedeniyle sorulduğunda; kolluktaki ifadeyi eşiyle birlikte verdiği için fazla bir şey anlatamadığını,

Tanık ... kollukta; katılanlarla aynı sınıfta okuduklarını, sanığın kız öğrencilere karşı cinsel taciz olarak anlaşılabilecek herhangi bir harekette bulunduğunu görmediğini, kendisine karşı da yapmadığını, sanığın disiplinli bir öğretmen olduğunu,

Mahkemede farklı olarak; sanığın 3. sınıftan itibaren yanına yaklaştıklarında bacaklarına dokunduğunu, daha doğrusu arkadaşlarına bu şekilde dokunduğunu gördüğünü, kendisine dokunmaya çalıştığında kaçtığını, arkadaşlarını da kurtarmaya çalıştığını, sanığın bu şekilde katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'yi ellediğine şahit olduğunu, hatta yapmadığı diyeceği bir kız arkadaşının olmadığını, çelişki nedeniyle sorulduğunda da; kollukta ifade verdiği sırada yanında ailesinin olması nedeniyle korkup çekindiğini ve o şekilde ifade verdiğini,

Tanık ... ...; katılan ...'nın sınıf arkadaşı olduğunu, sanığın ödev kontrolü için kız öğrencileri masasına çağırdığını, sanığın kendisine karşı cinsel tacizde bulunmadığını, diğer kız öğrencilere karşı da bulunup bulunmadığını bilmediğini, böyle bir olayı görmediğini ve buna yönelik bir yakınma duymadığını, böyle bir olay için okul müdürü olan tanık ...'nın yanına gitmediğini,

Tanık ... ...; katılanların sınıf arkadaşları olduğunu, sanığın iddianamede belirtildiği şekilde katılanlara herhangi bir eylemde bulunduğunu görmediğini ve duymadığını, sanığın kız ve erkek öğrencilere eşit şekilde davrandığını ve disiplinli bir öğretmen olduğunu,

Tanık ...; kızı olan katılan ...'nın, 2006 yılı başlarında sanığın kendisine ve arkadaşlarına karşı farklı bir yaklaşım içerisinde olduğunu, bu durumdan rahatsız olduğunu, sanığın bacaklarını ve boyun kısmını ellediğini söylediğini, önce kızının yanlış anlamış olabileceğini düşündüğünü ancak bu sözleri çok kez tekrarlayınca okul yönetimi ile görüşmeyi düşündüğünü, kardeşi tanık ...'in okul idarecileri ile konuştuğunu, daha sonra bu durumu okul yönetimine sorduklarında sanığın emeklilik dilekçesi verdiğini söylediklerini, bu nedenle olayı büyütmek istemediklerini ve herhangi bir adli merciye başvurmadıklarını,

Tanık ...; ablası tanık ...'nın, katılan ...'nın öğretmeni olan sanığın bacaklarını ve boynunu ellediğini anlattığını söyleyince okulun müdür yardımcısı ve aynı zamanda akrabaları olan tanık ...'ın yanına gittiğini ve bu durumu anlattığını, onun da sanık ile konuşacağını, sanığın emekliliğine az kaldığını ve bu işi uzatmamasını söylediğini, tanık ...'a güvendiği için daha fazla bu olayın üzerine gitmediğini,

Tanık ... ...; katılan ...'ın kızı olduğunu, kızının maruz kaldığı cinsel taciz olayından yeni haberinin olduğunu, kızının daha önce bu olaydan bahsetmediğini,

Tanık ... ...; katılan ...'nın kızı olduğunu, kızının maruz kaldığı cinsel taciz olayından yeni haberinin olduğunu, kızının daha önce bu olaydan bahsetmediğini,

Tanık ... ...; katılan ...'in kızı olduğunu, kızının maruz kaldığı cinsel taciz olayından yeni haberinin olduğunu, kızının daha önce bu olaydan bahsetmediğini,

Tanık ... ...; katılan ...'in kızı olduğunu, kızının maruz kaldığı cinsel taciz olayından yeni haberinin olduğunu, kızının daha önce bu olaydan bahsetmediğini,

Tanık ...; ... İlköğretim Okulunda 1998 - 2011 yılları arasında müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, katılan ...'nın hem akrabası hem de okullarının öğrencisi olduğunu, tanık ...'i de tanıdığını, okula sık sık gelen katılan ...'nın annesi ile birçok kez görüştüklerini, sanığın katılanların bacaklarını ve boynunu okşadığını ilk defa emniyette duyduğunu, ne tanıklar ... ve ...'nın ne de öğrencilerin sanığın bu tür hareketlerinden söz etmediklerini, kendisine buna ilişkin bir şikâyet gelmediğini,

Tanık ...; ... İlkögretim Okulunda 1993-2006 yılları arasında okul müdürü olarak görev yaptığını, sanığın sınıftaki öğrencilere karşı cinsel anlam taşıyabilecek el hareketleri yaptığı iddiasını ilk defa emniyette duyduğunu, hiçbir öğrenci veya velinin kendisine bu konuda bir şikâyette bulunmadığını, iddianamedeki olayların hiçbirisinden haberinin olmadığını,

İfade etmişlerdir.

Sanık; suçlamayı kabul etmediğini, ödev kontrollerini genellikle sıradayken yaptığını ancak çok uzun ödevler varsa öğrenciyi masasına çağırdığını, katılanların kalçalarına, cinsel bölgelerine veya bacaklarına dokunmadığını, her öğrenciyi kendi çocuğu olarak gördüğünü, disiplinli bir öğretmen olduğunu, bu disiplinin öğrenciler üzerinde farklı bir etki yaratmış olabileceğini, öğrencilere cezalar da verdiğini, bu cezaların karşılığında da bu şekilde suçlamada bulunulmuş olunabileceğini, ayrıca emeklilik döneminde siyasete atıldığını, bundan dolayı da iftirada bulunulmuş olabileceğini savunmuştur.

IV. GEREKÇE

A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.

Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.

Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357).

Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.

Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ... ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı).

Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).

Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.

B. Hukuki Değerlendirme

Katılanların öğretmenliğini yapan sanığın, 2005-2006 eğitim öğretim dönemi içerisinde değişik zamanlarda ödev kontrolü gibi sebeplerle katılanları öğretmen masasına çağırarak bacaklarına ve kalçalarına cinsel amaçlarla dokunduğu iddiasının yaklaşık on yıl kadar sonra Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmesi, katılan ...'ın, sanığın dokunduğu yerlerle ilgili çelişkili anlatımlarda bulunması, katılanların sınıf arkadaşlarından tanıklar ..., ..., ... ve ...’ın soruşturma evresinde; sanığın kız öğrencilere karşı cinsel istismarda bulunduğunu görmediklerini beyan etmelerine rağmen kovuşturma evresinde aksi beyanlarda bulunarak çelişkiye düşmeleri, yine katılanların sınıf arkadaşları olan tanıklar ... ve ...’ın; sanığın katılanlara yönelik cinsel istismar eyleminde bulunduğunu görmediklerini belirtmeleri, okul müdürü olan tanık ... ile müdür yardımcısı olan tanık ...’ın; sanığın sınıftaki öğrencilere karşı cinsel istismar eyleminde bulunduğunu ilk defa emniyette duyduklarını, o tarihte hiçbir öğrenci veya velinin kendilerine bu konuda bir şikâyette bulunmadığını beyan etmeleri, tanıklar ..., ..., ... ve ...’nün; kızlarının maruz kaldığı cinsel taciz olayından yeni haberlerinin olduğunu, kızlarının daha önce bu olaylardan bahsetmediklerini bildirmeleri ve sanığın suçlamaları kabul etmemesi hususları göz önünde bulundurulduğunda, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.

Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin, sanığa atılı çocukların cinsel istismarı suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi; İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli ve 302-372 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin, sanığa atılı çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmesi nedeniyle; sanık hakkında Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli ve 302-372 sayılı kararıyla CMK'nın 109/3-a maddesi uyarınca yurt dışına çıkmama şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına dair kararının KALDIRILMASINA, gereği için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına YAZI YAZILMASINA,

3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 28.05.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

  • Ceza Genel Kurulu 28.05.2025

    Farklı Adli Raporlar ve Şikâyete Yönlendirme İddiası: Şüpheden Sanık Yararlandı

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/62 · K. 2025/233

    Somut olayda adli raporların farklı bulgular içermesi, mağdurun çelişkili beyanları ve şikâyete yönlendirildiği iddiasını destekleyen ses kaydı karşısında suç sabit görülmediğinden beraat gerekir.

    Direnme Kararının Bozulması Tutuklama ve Adli Kontrol

  • Ceza Genel Kurulu 05.02.2025

    Çocuk İstismarı Davasında Çelişkili Beyan ve Yönlendirici Soru: Mahkûmiyet Bozuldu

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/540 · K. 2025/50

    Somut olayda mağdurların her aşamada çelişen beyanları doktor raporu, kamera kaydı veya tanık beyanı gibi somut delillerle desteklenmediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat gerekir.

    Direnme Kararının Bozulması Tutuklama ve Adli Kontrol

  • Ceza Genel Kurulu 10.12.2025

    Tutarsız Mağdur Beyanı Şüpheyi Gidermeyince Cinsel İstismar Mahkûmiyeti Bozuldu

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/429 · K. 2025/572

    Mahkûmiyet için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir; somut olayda mağdurenin tutarsız anlatımları ve diğer deliller bu şüpheyi gidermediğinden suç sabit görülmemiştir.

    Direnme Kararının Bozulması Hukuka Aykırı Delil ve Ses Kaydı

  • Ceza Genel Kurulu 12.03.2025

    Tutukluluğa İtirazı Reddeden Hâkim Yargıtay'da Aynı Dosyanın Temyizine Katılamaz

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/275 · K. 2025/119

    Tutukluluğa itirazı incelerken suçun niteliği ve delil durumu hakkında görüş açıklayan hâkimin, Yargıtay üyesi olarak aynı dosyanın temyiz incelemesine katılması CMK 23/1 ve adil yargılanma hakkına aykırıdır.

    Diğer Tutuklama ve Adli Kontrol

Tutuklama ve Adli Kontrol konusundaki 6 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page