top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › İş Hukukunda Diğer Konular

Yargıtay 9. HD Bozma İş Hukuku

Davayı Hem Kısmi Hem Belirsiz Alacak Davası Sayan Çelişkili Gerekçe Bozma Sebebidir

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1538 · K. 2026/4150 · T. 30.04.2026

Karar Özeti

Davacı işçi kıdem ve ihbar tazminatı ile çeşitli işçilik alacaklarını istedi; ilk derece mahkemesi davayı kısmi dava sayarak kıdem ve ihbar tazminatlarını kısmen kabul etti, diğer talepleri reddetti. Bölge adliye mahkemesi bir yandan ıslahla artırılan kısım yönünden ıslah tarihine göre zamanaşımı uyguladı, öte yandan davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında isabetsizlik görmedi. Yargıtay, bu iki değerlendirmenin gerekçede çelişki oluşturduğunu ve bunun tek başına bozma sebebi olduğunu belirterek davacının temyizi üzerine kararı usulden bozdu; davalının temyiz istemini ise miktar yönünden reddetti.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Bölge adliye mahkemesinin aynı gerekçede davayı hem ıslah tarihine göre zamanaşımı uygulayarak kısmi dava hem de belirsiz alacak davası olarak nitelendirmesi çelişki oluşturur ve tek başına bozma sebebidir.

Soru: Gerekçede dava hem kısmi hem belirsiz alacak davası sayılırsa karar bozulur mu?

Sonuç: Davalının temyiz istemi miktardan reddedildi, davacının temyizi üzerine bölge adliye mahkemesi kararı usulden bozuldu.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“Bu hâlde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın gerekçesi bölümünün kendi içerisinde çelişki oluşturulmuştur. Bu husus tek başına bozma sebebidir.”

Kararın Tam Metni

9. Hukuk Dairesi 2026/1538 E. , 2026/4150 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2226 E., 2025/2832 K.

DAVA TARİHİ : 05.04.2022

İLK DERECE MAHKEMESİ : Edremit İş Mahkemesi

SAYISI : 2022/156 E., 2023/122 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.

Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin alacaklarının ödenmediğini belirterek her türlü davaya ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 500,00 TL kıdem tazminatı, 100,00 TL fazla çalışma çalışma ücreti, 150,00 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 100,00 TL yıllık izin ücreti alacağı, 100,00 TL asgari geçim indirimi alacağı, 150,00 TL hafta tatili ücreti alacağı, 250 ,00 TL ihbar tazminat alacağı olmak üzere toplam 1.350,00 TL alacağın işten çıkarılma tarihinden itibaren tüm alacaklara mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığına dair bir beyan bulunmadığı, belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişinin bunu açıkça dilekçesinde belirtmesi gerektiği, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun ek madde 3 ile geçici 8. maddesi gereğince davacının tazminat taleplerinin 25.10.2022 tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığı tespit edilmiş ve dava, kısmi alacak davası olarak değerlendirildiğinden dava tarihi itibarıyla hak kazanılan kıdem ve ihbar tazminatları hüküm altına alınması gerektiği, yıllık izin ücreti alacağının ispatlanamadığı, diğer taleplerin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek kıdem ve ihbar tazminatı yönünden dava dilekçesindeki talepler bakımından davanın kısmen kabulüne diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "..Somut olayda, fesih ve muacceliyet tarihleri itibarıyla hüküm altına alınan kıdem ve ihbar tazminatı alacakları yönünden dava tarihi itibariyle zamanaşımı sürelerinin dolmadığı ancak ıslah ile artırılan kısım yönünden ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, fazla mesai, genel tatil, hafta tatili ve asgari geçim indirimi talepleri yönünden de dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, tarafların bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir." ve "....Somut olayda; tazminat ve işçilik alacaklarının hesaplanmasına esas alınacak ücretin tüm unsurlarını bilmesi davacı işçiden beklenemeyeceğinden, davanın belirsiz alacak (kısmi eda külli tespit) davası şeklinde açılmasında isabetsizlik görülmemiştir..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, alacakların zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi hâlde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince kıdem ve ihbar tazminatları yönünden ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğunun belirtildiği görülmüştür. Dolayısı ile anılan alacaklar yönünden davanın kısmi dava olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır. Gerekçenin devamında ise "...Somut olayda; tazminat ve işçilik alacaklarının hesaplanmasına esas alınacak ücretin tüm unsurlarını bilmesi davacı işçiden beklenemeyeceğinden, davanın belirsiz alacak (kısmi eda külli tespit) davası şeklinde açılmasında isabetsizlik görülmemiştir..." şeklinde dava türü hakkında değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Bu hâlde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın gerekçesi bölümünün kendi içerisinde çelişki oluşturulmuştur. Bu husus tek başına bozma sebebidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A. Davalı Temyizi Yönünden

Davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine,

B. Davacı Temyizi Yönünden

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

Yargıtay Bu Kararda Davanın Belirsiz Alacak Davası Olduğuna Karar Verdi mi?

Hayır. Yargıtay dava türü hakkında nitelendirme yapmadı; bölge adliye mahkemesi gerekçesinde davanın hem kısmi hem belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesini çelişki sayarak kararı usulden bozdu.

Benzer Kararlar

İş Hukukunda Diğer Konular Konusundaki 165 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page