Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › İş Hukukunda Diğer Konular
AYM 1. Bölüm Kabul Edilemezlik İş Hukuku
Mobbing Tazminatının Reddi ve Aleyhe Vekâlet Ücreti Şikâyetleri Kabul Edilemez Bulundu
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2022/24959 · T. 11.02.2026
Karar Özeti
Başvurucu işçilik alacakları ve manevi tazminat istemiş; ilk derece mahkemesi manevi tazminatı kısmen kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi ise söz ve eylemlerin mobbing teşkil edecek süreklilikte olmadığı gerekçesiyle bu talebi reddederek başvurucu aleyhine toplam 5.300 TL vekâlet ücretine hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu tutarın 2022 yılı itibarıyla objektif olarak önemli olmadığını ve ciddi zarar verdiği somut olarak açıklanmadığından mahkemeye erişim şikâyetini anayasal ve kişisel önemden yoksun bulmuştur. Mobbing iddialarının istinafta değerlendirildiğini ve bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadığını belirterek diğer şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun saymıştır.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Başvuru tarihi itibarıyla objektif olarak önemli sayılmayan aleyhe vekâlet ücretinin ciddi zarar verdiği somut verilerle açıklanmadığından mahkemeye erişim şikâyeti anayasal ve kişisel önemden yoksun bulunmuştur.
Soru: Mobbing davasında aleyhe hükmedilen vekâlet ücreti bireysel başvuruda incelenir mi?
Sonuç: Mahkemeye erişim şikâyeti anayasal ve kişisel önemden yoksunluk, hakkaniyete uygun yargılanma şikâyeti açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulundu.
Karar Künyesi
- MahkemeAnayasa Mahkemesi
- BölümBirinci Bölüm
- Başvuru No2022/24959
- Karar Tarihi11.02.2026
- Karar TürüBireysel Başvuru
- SonuçKabul Edilemezlik
- Resmî KaynakAnayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“Takdir edilen vekâlet ücretinin başvurucunun içinde bulunduğu kişisel koşullara göre kendisine ciddi anlamda zarar verdiği ve kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda somut verilere dayalı herhangi bir açıklamanın olmadığı”
Kararın Tam Metni
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
... BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/24959)
Karar Tarihi: 11/2/2026
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
...
Vekili
:
Av. ...
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, işçilik alacakları ile manevi tazminat talebinin kabul edilmesi istemiyle açılan davada aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; manevi tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Başvurucu, iş akdinin haksız olarak feshedildiği iddiasıyla işçilik alacakları ve 5.000 TL manevi tazminat istemiyle dava açmıştır. İş mahkemesi sıfatıyla davayı inceleyen Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücretinin kabulüne; fazla mesai, genel tatil ve işsizlik tazminatı talebinin reddine ayrıca manevi tazminat talebinin 1.000 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının reddine karar vermiştir. Kararda başvurucu hakkında tutulan tutanakların son dönemde yoğunlaştığı, başvurucunun ... anlaşıldığından manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesine yer verilmiştir.
3. İstinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi; başvurucunun işten çıkarılmasının haklı sebebe dayanmadığının anlaşıldığı, bununla birlikte olayda mobbing koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yerel mahkemenin kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Kararda, davacıya yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen söz ve eylemlerin mobbing teşkil edecek şekilde ve süreklilik arz edecek nitelikte olmadığı, işverence işin yürütülmesi sırasında görülen aksaklıkların tutanak altına alınıp işçinin savunmasının alınmasının ve işçiye disiplin cezası verilmesinin tek başına mobbing olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiştir.
4. Anılan kararda kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti yönünden toplamda 19.061 TL işçilik alacağının faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine; fazla mesai, genel tatil ve işsizlik tazminatı ile manevi tazminat talebinin reddine hükmedilmiştir. Kararda 5.100 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak başvurucuya ödenmesine, başvurucunun da davalıya 5.300 TL vekâlet ücreti ödemesine hükmolunmuştur. Karar kesin olarak verilmiştir.
5. Başvurucu, nihai hükmü 11/2/2022 tarihinde öğrendikten sonra 10/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
6. Başvurucu, aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun iddialarına ilişkin Adalet Bakanlığına bildirimde bulunulmuştur.
7. Anayasa Mahkemesince anayasal ve kişisel önem kriteri daha önce K.V. ([GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016) kararında incelenmiş, temel ilkeleri belirlenmiştir. Buna göre kanunda anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların kabul edilemez bulunabilmesi için iki şart öngörülmüştür: Anayasal önem olarak adlandırılabilecek olan birinci şart başvurunun Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımaması, kişisel önem olarak adlandırılabilecek olan ikinci şart ise başvurucunun önemli bir zarara uğramamasıdır.
8. Kişisel önem şartı, başvurucunun önemli bir zarara uğramamış olmasını ifade eder (K.V., § 66). Bu çerçevede her başvuru kendine özgü şartları çerçevesinde değerlendirilmeli ve inceleme yapılırken ihtilaf konusu maddi bir zarar söz konusu ise objektif anlamda miktarın az olup olmadığı, belirlenen miktar az veya çok olsa dahi başvurucu açısından bu miktarın önemi (başvurucunun işi/mesleği, davanın kendisi açısından önemi ve gelir durumuna göre kıyaslanması), başvurunun önemli ilkesel sorunlarla ilgili olup olmadığı ve başvurucunun olaydaki tutum ve davranışları dikkate alınmalıdır.
9. Bunun yanında kişisel önem şartı çerçevesinde objektif anlamda maddi zararın tespiti bakımından paranın zaman içinde enflasyon karşısında değer kaybedebileceği dikkate alındığında başvuru tarihindeki takvim yılına göre değerlendirme yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Diğer bir ifadeyle bireysel başvurular, eğer başvuruda bir maddi zararın varlığı söz konusu ise kişisel önem şartı değerlendirilirken başvurunun yapıldığı tarihteki takvim yılı itibarıyla incelenecektir. Özellikle bu durum, başvurunun yapıldığı yıldan sonraki bir takvim yılında karara bağlanan başvurular için önem arz etmektedir. Son olarak belirtmek gerekir ki kişisel önem şartı uygulanırken gözetilmesi gereken diğer bir husus ise objektif anlamda yapılacak değerlendirmenin sonuca varılması bakımından tek başına bir önem taşımamasıdır. Yukarıda değinilen unsurlar birlikte değerlendirilerek başvurunun kişisel anlamda bir önem taşıyıp taşımadığı belirlenecektir (bazı değişikliklerle birlikte Ahmet Baş [GK], B. No: 2019/42746, 17/5/2023, § 45).
10. Başvuruya konu olayda 19.061 TL alacağın faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine hükmedilmiştir. Söz konusu alacağın reddedilen kısmı yönünden başvurucunun 300 TL vekâlet ücreti ödemesine karar verilmiştir. Başvurucunun manevi tazminat talebi reddedilmiş, bu kısım yönünden 5.000 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Başvurucu aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin toplamının 5.300 TL olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvuru tarihi (2022 yılı) itibarıyla bireysel başvuruya konu edilen değerin objektif anlamda önemli bir miktar olarak görülemeyeceği değerlendirilmiştir. Takdir edilen vekâlet ücretinin başvurucunun içinde bulunduğu kişisel koşullara göre kendisine ciddi anlamda zarar verdiği ve kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda somut verilere dayalı herhangi bir açıklamanın olmadığı da gözetildiğinde önemli bir zararın oluştuğu kanaatine ulaşılamamıştır. Başvurucunun ekonomik durumu, davanın niteliği ve yargılama süreci ile başvuruya konu müdahalenin kapsamı dikkate alındığında başvurunun anayasal ve kişisel bir öneminin olmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yönde bkz. Kamuran İpekyüz [1. B.], B. No: 2021/61481, 10/12/2024, § 11).
11. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
12. Başvurucu; Bölge Adliye Mahkemesi kararında manevi tazminat talebinin tümüyle reddedildiğini, mobbingin varlığına dair sunduğu delillerin değerlendirilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
13. Başvurucunun iddialarının hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
14. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
15. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz konusu olduğu durumlarda mahkemelerin takdir ve değerlendirmelerinin Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci Anayasa Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarak bireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).
16. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, çok istisnai durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmeden inceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsıldığı ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai hâllerde, aslında yargılamanın sonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüş olur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin, mahkemelerin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi, yargılamanın sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149; M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 83).
17. Uyuşmazlığa konu olayda Bölge Adliye Mahkemesince başvurucunun mobbing iddialarının değerlendirildiği görülmektedir. Kararda işveren tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen söz ve eylemlerin mobbing teşkil edecek şekilde ve süreklilik arz edecek nitelikte olmadığı, işverence işin yürütülmesi sırasında görülen aksaklıkların tutanak altına alınıp işçinin savunmasının alınmasının ve işçiye disiplin cezası verilmesinin tek başına mobbing olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesine yer verilmiştir. Bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir hususun bulunmadığı, başvurucunun ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.
18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 11/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Bu Karar Hakkında Sorular
Karardaki 5.300 TL Bütün Başvurular İçin Sabit Bir Önem Sınırı mı?
Hayır. Anayasa Mahkemesi tutarı başvuru tarihindeki takvim yılına göre değerlendirmiş; başvurucunun ekonomik durumu, davanın niteliği ve ciddi zarara ilişkin somut açıklama bulunmamasıyla birlikte ele almıştır.
Benzer Kararlar
Yargıtay 9. HD 31.03.2026
Mesai Dışında Yoğun Çalışma Tek Başına Mobbing Sayılmadı, Manevi Tazminat Reddi Onandı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/828 · K. 2026/2843
Yargıtayca onanan bölge adliye mahkemesi kararında, mesai dışında yoğun çalışma tek başına psikolojik taciz sayılmamış, sistematiklik ve süreklilik ispatlanmadığından manevi tazminat reddedilmiştir.
Onama Mobbing ve Psikolojik Taciz
Yargıtay 9. HD 28.04.2026
657 Sayılı Kanuna Tâbi Destek Personelinin Mobbing İddiasında İdari Yargı Görevli
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/4304 · K. 2026/3941
657 sayılı Kanun'un 4/B maddesine göre sözleşmeli destek personeli olarak çalışan ile idare arasındaki ilişki statü hukukuna tâbi olduğundan mobbing tespiti davasında idari yargı görevlidir.
Bozma İş Hukuku
Hukuk Genel Kurulu 09.02.2021
Amirin Nezaketli Dille Yaptığı Geçici Görevlendirme Mobbing Sayılmadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2016/1427 · K. 2021/53
Psikolojik taciz için işçiyi hedef alan, belli bir süreye yayılan ve sistematik hâl alan davranışlar gerekir; ara sıra münferit olarak meydana gelen birkaç kaba veya nezaketsiz davranış psikolojik taciz sayılmaz.
Direnme Kararının Bozulması Mobbing ve Psikolojik Taciz
Hukuk Genel Kurulu 01.04.2026
Eski Eşle Aynı Adreste Görünen Hak Sahibinin Yetim Aylığı Davasında Çelişki Giderilmeli
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/20 · K. 2026/206
Hak sahibi ile boşandığı eşin kayıtlı adresleri aynı iken tanıkların ayrı yaşandığını söylemesi karşısında, kolluk araştırması, komşu beyanları ve ihbarcının bilgisine başvurularak çelişki giderilmelidir.
Direnme Kararının Bozulması İş Hukuku
İş Hukukunda Diğer Konular Konusundaki 165 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.