top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Ceza Hukukunda Diğer Konular

Yargıtay 7. CD Onama Ceza Hukuku

Lehe Kanun İadesi Sonrası Kurulan Kaçakçılık Mahkûmiyeti Temyizde Oy Çokluğuyla Onandı

Yargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2022/5843 · K. 2026/7466 · T. 24.06.2026

Karar Özeti

Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçunda, lehe kanun değerlendirmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca iade edilen dosyada ilk derece mahkemesi yeni bir mahkûmiyet hükmü kurmuştu. Yargıtay 7. Ceza Dairesi çoğunluğu, hükmü temyiz incelemesine tabi tutarak katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerini reddetti; mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi ve nakil aracının iadesine ilişkin hükmü oy çokluğuyla onadı. Karşıoyda, yeni hükmün karar tarihi itibarıyla istinaf kanun yoluna tabi olduğu ve dosyanın incelenmeden iade edilmesi gerektiği savunuldu; bu görüş çoğunlukça benimsenmedi.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Yargıtay 7. Ceza Dairesi çoğunluğu, lehe kanun değerlendirmesi için Başsavcılıkça iade edilen dosyada kurulan yeni hükmü temyiz edilebilir görerek incelemiş ve onamıştır.

Soru: Kanun iadesinden sonraki hükmün istinafa gitmesi gerektiği görüşü kabul edildi mi?

Sonuç: Katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz sebepleri reddedilerek hüküm oy çokluğuyla onandı.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

  • 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m. geçici 12

Kararın Önemli Bölümleri

“Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu”

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının lehe kanun değerlendirmesi için dosyayı mahalline iade etmesi üzerine ilk derece mahkemesince kurulan yeni hükmün, hangi kanun yoluna tabi olacağına ilişkindir.”

Kararın Tam Metni

7. Ceza Dairesi 2022/5843 E. , 2026/7466 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/353 E., 2021/580 K.

SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet

HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, 24.06.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Sayın daire çoğunluğuyla uyuşmazlığımız, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının lehe kanun değerlendirmesi için dosyayı mahalline iade etmesi üzerine ilk derece mahkemesince kurulan yeni hükmün, hangi kanun yoluna tabi olacağına ilişkindir.

7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na eklenen geçici 12. maddeye göre "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanun'un kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir." hükmü bulunmaktadır.

Anılan düzenleme ile ilk derece mahkemelerince verilip temyiz edilen hükümlerde, lehe hükümlerin uygulanması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılmasının gerektiği açıkça anlaşılması halinde, dosyanın doğrudan ilgili mahkemesine iade edilebilme yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınmış olup, bu hüküm uyarınca gönderilen dosyalarda, iade kararının mahkemesince benimsenmesi halinde yeniden duruşma açılarak hüküm verme ödevi doğmuştur.

Kuşkusuz, başlamış olan temyiz sürecini sonlandıran ve yeni bir süreç başlatan bu işlem, yeni bir hüküm verilmesi zorunluluğu nedeniyle bozma etkisi doğurması bakımından, usul yasamızdaki sisteme aykırı ise de, yerel mahkemelere önceki hükmü ıslah veya değiştirme yetkisi veren söz konusu istisnai düzenleme, pozitif bir hukuk normu olarak yasalardaki yerini almıştır. Kuralın yerindeliği ve sisteme uyumluluğu tartışılabilirse de, yargı mercilerinin yasalara uygun olarak karar vermek hak ve ödevine sahip oldukları hususu tartışılmaz bir gerçektir. Bu sebeple, Mahkemece iade kararı benimsenerek duruşma açılması halinde, artık önceki hüküm varlığını yitirmiş olacak ve yeniden hüküm verme zorunluluğu doğacaktır. Verilen yeni hükmün önceki ile aynı olması veya değişik olması da, “yeni hüküm” olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacaktır. Artık; duruşma açılmakla, mahkeme için öncekinden bağımsız ve yeni bir hüküm verme olanağı doğmuş olacaktır.

Kendine özgü ve geçiş dönemine ilişkin bir düzenleme olan bu hükmün, bir takım adaletsizliklere neden olacağı veya başlamış olan temyiz sürecini sona erdirmesi nedeniyle mevcut yasalarla çatıştığı ve genel ilkelere aykırı olduğu ileri sürülebilirse de, açık olan yasal düzenleme karşısında başka türlü bir uygulama yapma olanağı bulunmamaktadır. Diğer yönden; bu hüküm, başlamış olan temyiz sürecini sona erdirmekte ise de, ilgililerin yasa yoluna başvuru haklarını ortadan kaldırmamakta, yeniden hüküm verilmekle ilgililer bu haklara yeniden sahip olmakta ve yeni bir süreç başlatabilmektedirler.

Dosyanın doğrudan ilgili mahkemesine iade edilebilme yetkisinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınmış olması, başlamış olan temyiz sürecini sonlandıran ve yeni bir süreç başlatan bu işlemin, bozma etkisini doğuran ve mahkemeye yeni bir hüküm verilmesi zorunluluğu yükleyen bir niteliğinin bulunması; bu aşamadan sonra kurulan hükmün hangi kanun yoluna gideceği sorununu ortaya çıkarmaktadır.

5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (22) numaralı fıkrasına 7242 sayılı Kanun’un 61. maddesiyle “Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte

birine kadar indirilir.” cümlesi eklenmiş ve anılan Kanun’un 62. maddesiyle 5607 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasında değişiklik yapılarak kaçakçılık suçları yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma alanı kovuşturma evresini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Dava konusu kuralla da sanıklar lehine yapılan bu düzenlemelerin değerlendirilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaların gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderileceği öngörülmüştür.

Bu bağlamda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaların gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderileceğini öngören kuralın usul hukukuna ilişkin bir düzenleme olduğu hususunda herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Söz konusu düzenleme ile 5607 sayılı Kanun’da 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler sonrasında lehe kanun hükümlerinin uygulanması sırasında, yargılamada ortaya çıkacak gecikmelerin asgari düzeye çekilmesi ve usul ekonomisi yönünden yargılamayı hızlandırıcı bir yöntemin getirilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Diğer yandan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaların gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderileceğini öngören kuralla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına 5607 sayılı Kanun kapsamında lehe kanun değerlendirilmesi yapılması gereken dosyalar ile ilgili ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararı ortadan kaldırma yetkisinin verilmesi söz konusu olmayıp ilk derece mahkemesi kararının ortadan kalkması 5607 sayılı Kanun’un geçici 12. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yapılan düzenlemeden kaynaklanmaktadır.

Bu düzenleme ile mahkemelerin sahip olduğu yargılama veya lehe kanun değerlendirme yapma yetkisine ve ilgili Yargıtay dairelerinin dosyanın esası yönünden karar verme yetkilerine müdahalede bulunulmamakta, sadece lehe kanun hükümlerinin uygulaması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması gereken dava dosyaları yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına süreci kısaltıcı bir inceleme yapma yetkisi tanınmaktadır. Bu bağlamda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 5607 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan 3. ve 5. maddede yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyaları ilk derece mahkemesine iade edebilecektir. 5607 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan suçlarla ilgili veya bu Kanun kapsamında kalan suçlarla ilgili olmasına rağmen Kanun’un 3. ve 5. maddelerinin değerlendirilmesi gerekmeyen dosyaları tebliğname düzenleyerek ilgili ceza dairesine gönderecektir. Bir başka ifadeyle kuralın mahkûmiyet hükmü dışında aynı zamanda beraat ve düşme gibi kararlar için uygulanması söz konusu değildir.

Kanunla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınan yetki, sadece Kanun’un 3. ve 5. maddesinde yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalarla sınırlı olup burada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kural kapsamında dosyalarla ilgili olarak bir takdirde bulunulması söz konusu değildir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Kanun uyarınca bu kapsamdaki tüm dosyaları geliş usulüne göre ilk derece mahkemelerine göndermesi gerekmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınan bu yetki, prosedürü ve süreci kısaltıcı inceleme ve aracılık yapma görevi olup, yargı yetkisi değildir.

O halde 5607 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesiyle gelen usul düzenlemesi Kanundan doğan Yargıtay'ın esas denetimine istisna getiren bir düzenleme olmuştur. Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğname düzenlemeden 5607 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddeleri kapsamına giren dosyaları iade etmesi kararı kısıtlı bir inceleme kararı olup, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'un 307/3. maddesi kapsamında Yargıtay'dan verilen bir bozma kararı değildir. Bu kapsamda bir bozma kararı verilebilmesi için Ceza dairesinin dosyayı incelemesi gerekmektedir. Kanundan doğan istisnai bozma kararı ile Yargıtay dairesinin inceleme sonucu vermiş olduğu bozma kararı aynı nitelikte değildir. Kanuni bozmada davanın usuli ve esası incelenmemiştir. Yargıtay Ceza dairesinin vermiş olduğu karar sonucunda kazanılmış hak gibi hususlar söz konusu olabilecektir. Fakat kanuni bozmada; dava yeniden görüleceğinden hak kaybı da veya kazanılmış hak söz konusu olmayacaktır.

Öte yandan 5235 sayılı Adli Yargı İlk derece mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı bu tarihten sonra verilen kararların istinaf kanun yoluna tabi olduğu gözetildiğinde artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının lehe kanun değerlendirmesi için dosyayı mahallinde iade etmesi durumunda mahalli mahkemenin verdiği yeni karar eğer 20.07.2016 tarihinden sonra ise istinaf kanun yoluna tabi olacaktır. Bu husus sanığın kanun yolu incelemesi bakımından lehine bir durumdur. Çünkü tek aşamalı kanun yolu iki aşamaya yükselmiş sanığa daha etraflı bir hukuki korunma getirilmiştir.

Bu sebeple yargılamaya konu dosyanın karar tarihi gözetilerek istinaf kanun yoluna tabi olduğundan incelenmeksizin iadesi düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

Daire, Yeni Hükmün İstinafa Tabi Olduğunu Kabul Etti mi?

Hayır. Daire çoğunluğu hükmü temyiz incelemesine tabi tutarak oy çokluğuyla onadı; istinaf görüşü karşıoyda kaldı.

Benzer Kararlar

Ceza Hukukunda Diğer Konular Konusundaki 213 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page