Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Ceza Hukukunda Diğer Konular
Ceza Genel Kurulu Diğer Ceza Hukuku
Re'sen Soruşturulan Suçta Soruşturmada Şikâyetçi Olmayan Mağdur Davaya Katılabilir
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/156 · K. 2026/178 · T. 25.03.2026
Karar Özeti
Nitelikli cinsel saldırı davasında Yargıtay 9. Ceza Dairesi, mağdurun şikâyetçi olmadığına dair beyanları nedeniyle katılan mağdur vekilinin temyizini reddetmiş, mahkûmiyeti ise delil yetersizliğinden bozmuştur. Başsavcılığın itirazı üzerine Ceza Genel Kurulu, mağdurun kovuşturmada şikâyetçi olduğunu bildirip davaya katıldığını, re'sen soruşturulan suçlarda soruşturmada şikâyetçi olmama beyanının katılma hakkından vazgeçme sayılmadığını, zira doğmamış bir haktan feragat edilemeyeceğini belirtmiştir. Temyiz istemlerinin birlikte ve tek seferde incelenmesi gerektiğinden Daire kararları kaldırılmış, dosya katılan mağdur vekilinin temyizi de incelenmek üzere Daireye gönderilmiştir.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Re'sen soruşturulan suçlarda mağdurun soruşturmada şikâyetçi olmadığını bildirmesi katılma hakkından vazgeçme sayılmaz; kovuşturmada davaya katılan mağdurun vekilinin temyiz istemi incelenmelidir.
Soru: Soruşturmada şikâyetçi olmadığını söyleyen mağdur, kovuşturmada davaya katılıp kararı temyiz edebilir mi?
Sonuç: Özel Daire kararları kaldırıldı ve katılan mağdur vekilinin temyiz isteminin de değerlendirilmesi için dosya Daireye gönderildi.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulCeza Genel Kurulu
- Esas No2025/156
- Karar No2026/178
- Karar Tarihi25.03.2026
- Karar TürüCeza Genel Kurulu Kararı
- SonuçDiğer
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“soruşturma evresinde suçtan zarar görenin şikayetçi olmadığına dair beyanı hukuki anlamda katılma hakkından feragat veya vazgeçme hükmü doğurmaz.”
“Zira doğmamış bir haktan feragat edilmesi veya bu hakkın önceden tüketilmesi mümkün değildir.”
Kararın Tam Metni
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 9. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: Ağır Ceza
SAYISI: 93-319
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.10.2015 tarihli ve 93-319 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 08.07.2024 tarih ve 11874-6845 sayı ile; katılan mağdur vekilinin temyiz isteminin "...Mağdurenin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında sanıktan şikâyetçi olmadığına dair beyanları karşısında, mağdure vekilin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşıldığından vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle reddine'' ; hükmün ise oy çokluğuyla; "Olayın intikal şekli, savunma, doktor raporları, mağdurenin tanık beyanları ile doğrulanmayan soyut beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Daire Başkanı ...; "Mağdurenin istikrarlı ve tutarlı beyanları, olayın intikal şekli ve süresi, tanık ...'ın mağdure ile telefonla görüştüğü esnada mağdurenin odasının kapısının teklemediğini duyduğuna dair mağdurenin anlatımlarını doğrulayan beyanı, mağdure ve kendisine yardıma gelen tanıklar arasında geçen ve tanıklarca doğrulanan mesajlaşma içerikleri, tanık ...'nın mağdureyi sanığın evinden almaya gittiklerinde mağdurenin ağladığı, yarım saat konuşamadığı kendisine sanığın tacizde bulunup bulunmadığına dair soru sorduklarında mağdurenin evet şeklinde cevap verdiği şeklindeki beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca sanığın atılı suçu işlediği sabit olduğundan hükmün onanması gerektiği kanaatiyle bozma yönündeki heyetin çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
II.İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 30.10.2024 tarih ve 33088 sayı ile; Sanığın soruşturma aşamasında alınan savunmasında, suç tarihinde katılanla rızası dahilinde cinsel ilişkiye girdiklerini söyleyerek tevil yollu ikrarda bulunmuş olmasına karşın, duruşmada suç tarihinde katılanla cinsel ilişkiye girmediğini söylemek suretiyle çelişkili beyanlarda bulunması, mağdurun aşamalarda istikrarlı şekilde sanığın kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girdiğini beyan etmesi ve kendisinin de aralarında bulunduğu, Erasmus öğrencilerinin ortak Facebook gurubuna mesaj atarak yardım istemesi ile olayın ortaya çıkması ve aynı gün adli mercilere intikal ettirilmesi, katılanın yardım çağrısı üzerine olay yerine giden tanıklar ..., ... ve ...'nın katılanın yardım mesajını görmeleri üzerine verdiği adrese gittiklerinde onu ağlarken ve korkudan titrerken gördüklerini, katılanın bir süre konuşamadığını, ancak daha sonra sanığın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu söylediğine dair beyanları, yine tanıklar ... ile ...'nın, olay anında katılanla telefonla konuştukları sırada arkadan bağırma ve kapı tekmeleme seslerinin geldiğini duyduklarına dair -katılanın beyanlarını doğrular şekilde- beyanda bulunmaları, adli raporda katılanın bakire olmadığının saptanması, katılanla tanıklar arasında geçen mesajlaşma içerikleri, sanıkla katılan arasında suç atfını gerektirir bir husumet bulunmaması karşısında, somut olayda sübut bulan sanığa atılı Nitelikli cinsel saldırı suçundan ilk derece mahkemesince verilen ve usul ve yasaya uygun olan mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi yerine, Yüksek Dairece atılı suçun sübut bulmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır.'' görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.01.2025 tarih, 8912-244 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU, KAPSAMI VE ÖN SORUN
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa müsnet nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; soruşturma aşamasında şikâyetçi olmadığını söyleyen ancak kovuşturma aşamasında şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini bildiren katılan mağdura atanan vekilin temyiz talebinin reddinde isabet bulunup bulunmadığı ve bu bağlamda temyiz talebine yönelik Özel Dairece bir inceleme yapılması gerekip gerekmediği değerlendirilecektir.
IV. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER
İncelenen dosya kapsamından;
20.09.2013 tarihinde gerçekleşen olayın aynı gün adlî mercilere intikal ettiği,
17.07.1991 doğumlu olan katılan mağdurun suç tarihinde Erasmus Değişim Programı kapsamında Anadolu Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde 2013-2014 öğretim yılı güz döneminde öğrenim gördüğü ve Polonya vatandaşı olduğu,
Katılan mağdur ve tercüman tarafından da imzalanan 20.09.2013 tarihli olay el koyma ve teslim tutanağında, Türkçe bilmediği belirtilen katılan mağdurun sanıktan davacı ve şikâyetçi olduğunun ifade edildiği,
10.12.2013 tarihli kolluk tutanağına göre, temini istenilen katılan mağdurun açık bir adresinin bulunmadığı, tahkikat evrakında arkadaşı olduğu ve yanında kaldığını beyan eden şahıs ile yapılan telefon görüşmesinde, katılan mağdurun yaklaşık bir ay önce memleketi olan Polonya’ya gittiğini ve geri dönmeyeceğinin bildirildiği, bu sebeple adı geçen şahsa ulaşılamadığının belirtildiği,
Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın TCK'nın 102/1-2 ve 53. maddeleri uyarınca tecziyesinin istendiği Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2014 tarihli ve 1896-94 sayılı iddianamesinde de katılan mağdurun ruh sağlığı raporunun ülkesine döndüğünden bahisle aldırılamadığının izah olunduğu,
İlk Derece mahkemesince yapılan yargılama sürecinde;
Polonya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğinin 21.03.2014 tarihli yazısıyla, iddianame sureti, duruşma tarihi ile sanık hakkındaki adli kontrol bilgilerine ilişkin bilgi verilmesinin istendiği, 16.05.20 14... .11.2014 tarihli yazılarla katılan mağdurun ikâmet ve yazışma adresinin bildirildiği, 28.05.2014 tarihli yazı ile de dosya suretinin gönderilmesinin istenildiği,
Ceza İşlerinde Karşılıklı Adlî Yardım Avrupa Sözleşmesi hükümleri uyarınca, katılan mağdurun beyanının tespiti amacıyla 27.05.2014 tarihinde düzenlenen istinabe talebine binaen; temin edilen adli yardım evrakının bilirkişi marifetiyle tercümesinin yapıldığı,
Polonya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğinin 16.03.2015 tarihli yazısı ekinde gönderilen dilekçesinde katılan mağdurun, 20.09.2013 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle mağdur sıfatıyla suçtan zarar gördüğünü belirterek davaya katılma talebinde bulunduğu ve CMK'nın 239/1. maddesi uyarınca baro tarafından kendisine vekil görevlendirilmesini istediği,
25.03.2015 tarihli müzekkere ile katılan mağdura CMK'nın 234. maddesi gereğince vekil tayin edilmesinin ilgili Baro Başkanlığından istendiği,
Baroca atanan vekilinin de hazır bulunduğu 09.07.2015 tarihli duruşmada, CMK'nın 2 37... . maddeleri uyarınca katılan mağdurun davaya katılmasına oy birliğiyle karar verildiği,
15.10.2015 tarihli tefhim olunan hükme karşı, katılan mağdur vekilince 16.10.2015 tarihinde süre tutum dilekçesi sunulduğu; 09.11.2015 tarihinde gerekçeli kararı tebliğ almasını müteakiben 12.11.2015 tarihinde de gerekçeli temyiz dilekçesini ibraz ettiği,
Anlaşılmıştır.
Katılan mağdurun, tercüman eşliğinde 21.09.2013 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde sanıktan davacı ve şikâyetçi olduğunu; 27.09.2013 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında tercüman eşliğinde ve avukat istemediğini beyan ederek verdiği ifadesinde ise sanığı bağışladığını ve şikâyetçi olmadığını,
Beyan etmiştir.
Ceza İşlerinde Karşılıklı Adlî Yardım Avrupa Sözleşmesi hükümleri uyarınca temin edilen yurt dışı istinabe evrakının 26.05.2015 tarihli bilirkişi marifeti ile yapılan tercümesinde, Bölge Mahkemesi hâkimi tarafından tanığa CMK'nın 234, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 2 42... . maddelerinin anlatıldığı, katılan mağdurun ''Türk mevzuatlarını anladım, Türkiye’deki Polonya Büyük Elçiliğinde dava açılması için başvuruda bulundum ve re'sen avukat atanacaktır'' şeklindeki beyanından sonra "...Bu ifadeleri ilk defa duyuyorum... Şüpheliye karşı şikayetimi geri çekmiyorum ve re'sen avukat atanmasını istiyorum. Polonya'ya döner dönmez polise gittim. Ne yapacağını şaşırdılar. Türkiye'deyken polise gittiğime göre Polonya'da tekrar bildirmem gerektiğini söylediler... Şüpheli şimdiye kadar sürekli mesajlarla beni taciz ediyor. Türkiye'ye gitmeden önce ve Polonya'ya döndükten sonra bütün konuşmaları bende vardır. Bu olay ile ilgili diğer delillerim yoktur. Her şey Türkiye'de kaldı...Tekrar şüpheliye karşı dava açılmasını istediğimi söylemek istiyorum. Şüphelinin olmaması şartıyla davaya katılmak istiyorum. Onunla göz göze gelebileceğimi bilmiyorum. Türkiye'ye gitmek istemiyorum.'' şeklinde beyanda bulunduğu belirtilmiştir.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 05.04.2011 tarih ve 228-40, 05.07.2011 tarih ve 124-159, 15.10.2019 tarih ve 29-598 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;
Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler (CMK madde 237/1).
Mağdur ile şikâyetçi, davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkına (CMK madde 234/1-b) sahiptir.
Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur (CMK madde 238/1).
Kamu davasına katılma hakkını kullanmanın öncelikli şartı şikâyetin devam etmesi olduğundan, şikâyet hakkı bulunan kişinin şikâyetten vazgeçmesi hâlinde davaya katılma hakkı bulunmamaktadır. Katılan, vazgeçerse katılma hükümsüz kalır (CMK madde 243).
Maamafih soruşturma aşamasındaki şikâyetten vazgeçme sonradan kovuşturma aşamasında kamu davasına katılmaya engel değil ise de kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde davaya katılma olanağı kalmayacak, katılma kararı verilmiş ise bu hükümsüz kalacaktır.
Re'sen soruşturulan suçlarda şikayet kurumu, takibi şikayete bağlı suçlardaki gibi bir muhakeme şartı niteliği taşımadığından, soruşturma evresinde suçtan zarar görenin şikayetçi olmadığına dair beyanı hukuki anlamda katılma hakkından feragat veya vazgeçme hükmü doğurmaz. Zira doğmamış bir haktan feragat edilmesi veya bu hakkın önceden tüketilmesi mümkün değildir. Bu nedenle kovuşturma aşamasında kamu davasına katılma hakkının kullanılmasına da engel teşkil etmez.
Diğer taraftan ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 29.05.2018 tarih ve 91-249, 26.11.2020 tarih ve 624-483, 14.11.2023 tarih ve 193-600, 08.01.2025 tarih ve 368-9 ile 02.07.2025 tarih ve 306-310 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;
Temyiz yargılaması, usulüne uygun olarak açılmış bir temyiz davası üzerine icra olunur ve yargılama sonunda hukuki sorun; tarafların tamamı hakkında, bir seferde, def'aten ve nihai olarak çözülür. Bu nedenle temyiz kanun yoluna başvuru hakkı bulunanların tamamının, kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmelerinin sağlanması kanuni bir zorunluluktur. Nitekim CMK’nın "Kararların açıklanması ve tebliği" başlıklı 35. maddesinin ikinci fıkrasında; "Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur." hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, Yargıtay Kanunu'nun 28 ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 37. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen kararların temyiz yoluyla incelenmesinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, tüm temyiz edenlere ve temyiz edilen tüm hükümlere yönelik hukuki görüşün açıklandığı bir tebliğname düzenlenmesi zorunludur.
B. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme;
İlk Derece Mahkemesince 15.10.2015 tarih ve 93-319 sayı ile kurulan hükmün, sanık müdafinin yanı sıra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.2020 tarihli ve 33088 sayılı tebliğnamesinde belirtildiği üzere, süreçte sanığın cezalandırılmasına dair beyanlarda bulunan katılan mağdur vekili tarafından da temyiz edilmiş olduğu hâlde, Özel Dairenin 08.07.2024 tarihli ve 11874-6845 sayılı kararıyla yalnızca sanık müdafiinin temyizine hasren inceleme yapıldığı ve itiraz üzerine 13.01.2025 tarih ve 8912-244 sayı ile de tevdi kararı verilmesi karşısında, her ne kadar Özel Dairece yalnızca sanık müdafiinin temyiz itirazları yönünden inceleme yapılmış ise de soruşturma aşamasında vekili olmadan tercüman eşliğinde alınan ifadelerinde şikâyetçi olduğuna dair beyanından rücu eden ve fakat kovuşturma aşamasında şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini beyan eden katılan mağdura atanan vekilce nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz başvurusunun reddinde isabet bulunmadığı ve Özel Dairece daha önce karara bağlanmamış bir hususun doğrudan Ceza Genel Kurulunca ele alınması mümkün olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, temyiz istemlerinin birlikte ve tek seferde incelenerek temyiz davasının sonuçlandırılması gerektiğinden, Özel Dairece verilen 08.07.2024 tarihli ve 11874-68 45... .01.2025 tarihli ve 8912-244 sayılı kararlarının kaldırılmasına, katılan mağdur vekilinin temyiz talebinin değerlendirilmesi için dosyanın Özel Daireye tevdiine karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 08.07.2024 tarihli ve 11874-68 45... .01.2025 tarihli ve 8912-244 sayılı kararlarının KALDIRILMASINA,
2- Dosyanın, hükmü temyiz eden katılan mağdur vekilinin temyiz talebinin de değerlendirilmesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 25.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Ceza Genel Kurulu 26.03.2025
Temyizden Vazgeçme Yazılsa da Amaç Şikâyetten Vazgeçmeyse Temyiz İncelemesi Yapılır
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/247 · K. 2025/138
Kanun yolundan vazgeçme iradesi tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta olmalı ve talep metninin bütünü ile bağlamına göre saptanmalıdır; somut olayda düşme amaçlı dilekçeler temyize engel sayılmamıştır.
Diğer Özel Hayatın Gizliliği ve Kişisel Veriler
Ceza Genel Kurulu 04.10.2023
Aleyhe Bozmadan Sonra Sanık Dinlenmeden Daha Ağır Ceza Verilebilir mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/355 · K. 2023/492
Aleyhe bozmadan sonra sanığın bozmaya karşı beyanı alınmadan hüküm kurulması savunma hakkını sınırlar; somut olayda suçtan zarar gören Bakanlığın davaya katılması için yapılan bozma aleyhe sayılmıştır.
Bozma Israrlı Takip
Yargıtay 12. CD 02.07.2026
Basit Yaralananlar Şikâyetten Vazgeçince Tek Ölümlü Kazada TCK 85/1 Değerlendirilmeli
Yargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/1728 · K. 2026/6949
Bilinçli taksir koşulları yokken basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir şekilde yaralanan katılanlar şikâyetten vazgeçerse, bir kişinin ölümüne neden olan sanığın durumu TCK 85/1'e göre değerlendirilmelidir.
Bozma Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma ve Taksirle Öldürme
Yargıtay 6. CD 02.07.2026
Mağdurların Şikâyetten Vazgeçtiği İleri Sürülen Yağma Davasında Mahkûmiyet Onandı
Yargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2024/5813 · K. 2026/5639
Somut olayda iddia ve savunmalar tüm delillerle tartışılıp eylemin sanıklarca gerçekleştirildiği saptandığından, iftira ve şikâyetten vazgeçmeye dayalı temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Onama Yağma
Ceza Hukukunda Diğer Konular konusundaki 30 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.