Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik
AYM 2. Bölüm Kabul Edilemezlik Ceza Hukuku
Tutulma Koşullarının Kasten Ağırlaştırıldığı İddiası Somut Verilerle Desteklenmedi
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm · Başvuru No 2021/59037 · T. 18.06.2026
Karar Özeti
Başvurucu, duruşmaları için iki ayrı dönemde geçici olarak tutulduğu infaz kurumunda koşulların görevlilerce kasten ağırlaştırıldığını ileri sürmüş, şikâyeti hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Aynı koşullara ilişkin önceki iki bireysel başvurusu asgari ağırlık eşiğine ulaşılmadığı gerekçesiyle kabul edilemez bulunmuştu. Anayasa Mahkemesi, görevlilerin aşağılama kastıyla hareket ettiğini gösteren somut delil bulunmadığını ve sahte belge iddialarının desteklenmediğini belirterek iddiayı savunulabilir görmemiştir. İdare ve gözlem kurulu kararlarındaki ifadelere yönelik masumiyet karinesi şikâyeti ise süre aşımı nedeniyle incelenmemiştir.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Tutulma koşullarının infaz kurumu görevlilerince kasten ağırlaştırıldığı iddiası, aşağılama kastını gösteren somut delil ve verilerle desteklenmediğinden savunulabilir kabul edilmemiştir.
Soru: Cezaevi görevlilerinin koşulları kasten ağırlaştırdığı iddiası somut delil olmadan savunulabilir mi?
Sonuç: Kötü muamele yasağına ilişkin iddia açıkça dayanaktan yoksunluk, masumiyet karinesine ilişkin iddia süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulundu.
Karar Künyesi
- MahkemeAnayasa Mahkemesi
- Bölümİkinci Bölüm
- Başvuru No2021/59037
- Karar Tarihi18.06.2026
- Karar TürüBireysel Başvuru
- SonuçKabul Edilemezlik
- Resmî KaynakAnayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“İnfaz Kurumu görevlilerinin başvurucuyu küçük düşürmek veya aşağılamak kastıyla hareket ettiklerini gösterir somut bir delilin bulunmadığı”
Kararın Tam Metni
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
... BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2021/59037)
Karar Tarihi: 18/6/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Metin KIRATLI
Raportör
:
Sinan ARMAĞAN
Başvurucu
:
...
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza infaz kurumu görevlileri tarafından tutulma koşullarının kasıtlı olarak ağırlaştırılması ve olayla ilgili şikâyet hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının, idare ve gözlem kurulu kararında kullanılan ifadeler nedeniyle de masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu, tutuklu olarak Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmaktayken yargılamasının yapıldığı Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılamaya katılması amacıyla geçici olarak 23/12/2017-11/1/2018 tarihleri arasında Kırklareli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) tutulmuştur. Başvurucu, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna döndükten sonra 25/1/2018 tarihinde Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) dilekçe yazarak geçici olarak tutulduğu infaz kurumundaki görevlilerinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu şikâyet dilekçesinde özetle;
i. İnfaz Kurumunda 18 kişiyle birlikte barındırılmaktayken 28/12/2017 günü duruşma dönüşünde hücre hapsi cezası için tahsis edilen tek kişilik odada tutulmaya başlandığını, sebebini sorduğunda verilen talimatın bu şekilde olduğu cevabını aldığını, odaya alındığı sırada koridorda bekleyen, infaz kurumu müdürü olduğunu düşündüğü kişiyle talep etmesine rağmen görüştürülmediğini, tutulduğu odanın pis koktuğunu, yerde insan dışkısı olduğunu, odada kirli bir yatak ve battaniye dışında bir eşya olmadığını, yaklaşık beş metrekarelik, tavanı basık odada masa, sandalye, elbise dolabı, elektrik düğmesi ve priz bulunmadığını, görevliye odadaki eksiklikleri sorduğunda hücre odası olduğu için bunların olmasının yasak olduğunu söylediğini, klozetin üzerine yerleştirilen pencerenin delikli bir sac ile kapatıldığını, hava akışının bu deliklerden sağlandığını, yeni yatak takımı istediğinde getirilen çarşafların da kullanılmış ve kirli olduğunu gördüğünü, sorduğunda temiz çarşaf olmadığının bildirildiğini,
ii. Tutulmaya başlandığı ilk günün sabahında sadece ekmek verildiğini, geceden kahvaltılıklar verildiği için oda değişikliği nedeniyle bunların kendisine teslim edilmediğini, duruşmaya gitmek için araca bindirildiğinde çoklu odada birlikte tutulduğu kişilerden sadece dördünün hücreye konulduğunu öğrendiğini, aynı sabah normal bir odaya konulmak istediğini belirten bir dilekçe yazıp teslim ettiğini, infaz hâkimliğine başvuru yaptığını fakat olumlu bir sonuç alamadığını, hafta sonunu ve yılbaşı tatilini hücrede geçirdiğini,
iii. Tutulduğu oda yeterince aydınlık olmadığından kitap okumak için sürekli ışık yakmak zorunda kaldığını, odanın küçük ve havasız olması ve gün ışığını yeterli düzeyde almaması nedeniyle dikkatini toplayamadığını, bu sebeple yargılandığı dosyadaki savunmasını düzgün şekilde hazırlayamadığını, psikolojisinin çok bozulduğunu, açık havaya çıkmak istediğinde sadece günde bir saat çıkabileceği söylenmesine rağmen 30 ile 40 dakika arasında açık havadan yararlanabildiğini, hâlbuki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda saat 08.00'den saat 17.00'ye kadar açık havaya çıkabildiğini, çay, kahve gibi sıcak içecek verilmediğini, 2/1/2018 günü duruşmaya götürüldüğünde üç gün boyunca yaşadıklarının etkisiyle yargılamaya odaklanamadığını, İnfaz Kurumundan çıkarıldığı 11/1/2018 tarihine kadar hücrede tutularak psikolojik işkenceye maruz kaldığını, katıldığı duruşmalarda dikkat ve algı eksikliği yaşadığını,
iv. Kütüphane biriminden bir roman ve Kur'an-ı Kerim meali istemesine rağmen verilmediğini, oda değişikliği taleplerinin cevapsız bırakıldığını, bu şekilde haklarından mahrum bırakılarak aşağılandığını, yazdığı tüm dilekçelerin İnfaz Kurumundan istenmesi hâlinde bu taleplerine hangi işlemlerin yapıldığının denetlenebileceğini,
v. Tutulduğu odanın hücre hapsi cezasının infazı için tahsis edilen bir oda olduğunun kantin fişinden, yan odalarda disiplin cezasının infazı için tutulan kişilerin hangi süreyle ve ne amaçla tutulduğu sorulduğunda İnfaz Kurumu tarafından verilecek cevaptan anlaşılabileceğini ileri sürmüştür.
3. Başvurucu, ileri sürdüğü hususlarla ilgili olarak Başsavcılığın kamera görüntülerini incelemesini, kitap, oda değişikliği, infaz kurumu müdürüyle görüşme talebi gibi konularda yazdığı dilekçelere neden cevap verilmediğinin araştırılmasını, başta infaz kurumu müdürü olmak üzere tutulduğu odaya konulmasından sorumlu olan kamu görevlilerinin işkence suçu nedeniyle cezalandırılmasını istemiştir.
4. Başsavcılık, başvurucunun şikâyeti üzerine soruşturma başlatmış; soruşturma dosyasını benzer şikâyetlerin olduğu 2018/1302 sayılı başka bir soruşturma dosyası ile birleştirmiştir. Başvurucu 2/10/2018 tarihinde başka bir şikâyet dilekçesi daha sunmuş; ikinci şikâyet dilekçesinde Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulmaktayken geçici süreyle 21/4/2018-18/5/2018 tarihleri arasında İnfaz Kurumunda barındırıldığını, bu süre zarfında tek kişilik hücrede tutulduğunu, bu durumun değiştirilmesi için infaz hâkimliğine başvurduğunu, yaşadığı sorun devam ettiği için 17/5/2018 tarihinde ikinci bir başvuru daha yaptığını, başvurularına cevap gelmeyince 11/9/2018 tarihinde başvurularının akıbetini sormak için dilekçe yazdığını, Kırklareli İnfaz Hâkimliği tarafından 18/9/2018 tarihinde verilen cevapta 17/5/2018 tarihli ikinci başvurunun kendilerine ulaşmadığının bildirildiğini öne sürmüştür. Bu durumu İnfaz Kurumu görevlilerine sorduğunda söz konusu başvurunun kendilerinde olmadığını söylediklerini, bu şekilde infaz hâkimliğine başvurusunun engellendiğini, 17/5/2018 tarihli başvurusunun bir suretini şikâyet dilekçesine eklediğini (İnfaz Kurumu görevlilerince havale kaydı yapılan 17/5/2018 tarihli bir dilekçeye rastlanmamıştır. Başvurucu, sonradan yazdığı ve daha okunaklı olduğunu belirttiği bir sureti dilekçeye eklemiştir.), tutulduğu hücrenin önünü gösteren kameranın 17/5/2018 tarihli kayıtları incelendiği takdirde iddia ettiği gibi dilekçe verdiğinin anlaşılabileceğini, infaz hâkimliğine başvuru yapmasının engellenmesinde sorumluluğu olan, başta infaz kurumu müdürü olmak üzere bütün sorumlulardan şikâyetçi olduğunu belirtmiştir.
5. Başsavcılık, soruşturma kapsamında 26/6/2020 tarihinde yazı yazarak başvurucunun ve dosyadaki diğer iki müştekinin sunduğu şikâyet dilekçelerine ilişkin olarak belge, kayıt ve görüntü eşliğinde İnfaz Kurumundan açıklayıcı bilgi verilmesini istemiştir. İnfaz Kurumu 7/7/2020 tarihli cevap yazısında;
i. Başvurucunun misafir tutuklu olarak sevk edildiği ilk gün olan 23/12/2017 tarihinde diğer on yedi misafir tutukluyla birlikte D Blok D-2 numaralı odaya yerleştirildiğini, alınan bir istihbarat bilgisi kapsamında misafir gelen on sekiz kişinin kurumun asayiş ve güvenliği için ayrı tutulması gerektiği değerlendirilerek İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 28/12/2017 tarihli kararıyla aynı gün başvurucunun sol koridor 4 numaralı tek kişilik odaya konulduğunu,
ii. Başvurucunun tutulduğu odanın hücre cezasının çektirildiği oda olmadığını, hücre cezasının çektirildiği üç odanın başvurucunun tutulduğu odadan farklı olduğunu, söz konusu üç odada televizyon seyretme gibi bazı günlük yaşam alışkanlıklarının yasak olduğunu, başvurucunun tutulduğu tekli odada ise koğuşta barındırılan diğer hükümlü ve tutukluların yararlandığı tüm haklardan faydalandığını,
iii. Başvurucunun tutulduğu odanın havalandırma bahçesi olmadığını, bu nedenle gün boyu değil günde bir saat açık havadan yararlanma hakkı olduğunu, katıldığı duruşmaların gün boyu sürmesi durumunda bu hakkını kullanamadığını, başvurucu, İnfaz Kurumuna geldiğinde veya oda değiştirdiğinde olağan bir uygulama olarak kendisine bir yatak, bir battaniye, bir yastık ve bir nevresim takımı verildiğini, başvurucunun şahsi temizlik malzemelerini kurum içindeki kantinden parası karşılığında temin edebildiğini,
iv. Başvurucunun ikinci kez misafir tutuklu olarak 21/4/2018 tarihinde İnfaz Kurumuna getirildiğini, İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 24/4/2018 tarihli kararıyla sol koridor 3 numaralı tek kişilik odaya yerleştirildiğini, duruşmaların bittiği 19/5/2018 tarihinde asıl tutulduğu yer olan Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edildiğini,
v. Başvurucunun İnfaz Kurumunda tek kişilik odalarda tutulduğu süre içinde diğer hükümlü ve tutuklular gibi tüm haklardan yararlandırıldığını, yazdığı dilekçelerin ve yaptığı şikâyetlerin ilgili Cumhuriyet başsavcılığına, infaz hâkimliğine ve Anayasa Mahkemesine gönderildiğini, tek kişilik odada tutulmanın bir haksızlık olmadığının Anayasa Mahkemesi kararıyla ortaya konulduğunu, yapılan şikâyetin amacının haksız tazminat elde etmek olduğunu ifade etmiştir. Yazı ekine başvurucu dâhil olmak üzere tüm müştekilerin yaptıkları şikâyetlerle ilgili tanzim edilen belgeleri eklemiş; bunun dışında kamera kayıtları kanun gereği altı ay saklandığından görüntülerin temin edilemediğini bildirmiştir.
6. Başsavcılık gelen cevap sonrasında 2/8/2021 tarihinde tüm müştekilerin şikâyetleri konusunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiş; kararda, İnfaz Kurumunun 7/7/2020 tarihli cevabına yer verdikten sonra İnfaz Kurumundaki kamu görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçu açısından müştekilerin beyanları dışında kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığını, kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğini belirtmiştir. Başvurucu 5/8/2021 tarihinde verilen kararı tebellüğ ettikten sonra 9/8/2021 tarihinde soruşturma dosyasının bir örneğini Başsavcılıktan talep etmiştir. Başsavcılık, dosyadaki tüm belgeleri İnfaz Kurumu aracılığıyla başvurucuya göndermiştir.
7. Başvurucu verilen karara itiraz ettiği 20/8/2021 tarihli dilekçede;
- İkinci kez misafir tutuklu olarak tutulduğu dönemde İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 24/4/2018 tarihinde tutulacağı odayı kararlaştırdığını, üç gün boyunca bir karar olmaksızın hücrede tutulduğunu, delillerin toplanmadığını, tanıkların dinlenmediğini, şikâyetinin üzerinden ancak üç yıl geçtikten sonra karar verildiğini, İnfaz Kurumunun soruşturma dosyasında gönderdiği belgelerin tarafına gönderilmediğini, bu nedenle bu belgelere ilişkin itirazlarını sunamadığını, soruşturma boyunca beyanı alınmadığından soruşturmaya etkili katılımının sağlanmadığını,
- Çok kişilik odada tutulmaktayken Kırklareli Cumhuriyet Başsavcısının talimatıyla hücreye konulduğunu, İdare ve Gözlem Kurulunun kararına dayanak olarak gösterilen istihbarat bilgisinin Başsavcılık tarafından araştırılmadığını, misafir olarak sevk edilen on sekiz kişiden sadece beşinin hücreye konulmasının istihbarat bilgisiyle uyumlu olamayacağının gözardı edildiğini, İnfaz Kurumuna ikinci kez getirildiklerinde İnfaz Kurumundaki görevlilerin beş kişinin hücrede tutulmasına ilişkin talimatın Kırklareli Cumhuriyet Başsavcısı tarafından verildiğini açıkça söylediklerini, zaten bununla ilgili kararın üç gün sonra alındığını,
- Tutulduğu odanın hücre cezası için tahsis edilen bir oda olduğunun, kantin fişinde "Hücre/Gözlem" yazmasından, odaların giriş kısmında disiplin odası yazan tabela asılmasından, tutulduğu odalarda daha önce disiplin cezası alanların tutulduğunu gösteren kayıtlar olmasından ve yine kendisiyle aynı dönemde yan odalarda disiplin cezasını infaz edenlerin tutulmasından anlaşılabileceğini fakat bu hususta yeterli inceleme, araştırma yapılmadığını, ayrıca açık havaya bir saatten az süreyle çıkarıldığı tutulan kayıtlardan anlaşılabileceği gibi bunların ve kamera kayıtlarının incelenmediğini, kırk dört gün boyunca hekim raporu ve infaz hâkimliği kararı olmaksızın hücre hapsi cezası çekmek zorunda bırakıldığını, kantinden alışveriş yapacağı güne kadar (dört gün) temiz su verilmediğini öne sürmüştür.
8. Başvurucu, itiraz dilekçesinde ayrıca tutulduğu odanın fiziki yapısına ve odadaki eksikliklere ilişkin ilk şikâyet dilekçesinde belirttiği hususları tekrarlamıştır. Başvurucunun itirazı, kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle 15/9/2021 tarihinde Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliği (Sulh Ceza Hâkimliği) tarafından kesin olarak reddedilmiştir.
9. Başvurucu, nihai kararı 20/10/2021 tarihinde öğrendikten sonra 19/11/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
10. Başvurucunun Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvurular incelendiğinde 2018/8667 (23/3/2018 tarihli) sayılı bireysel başvuruda İnfaz Kurumunda misafir tutuklu olarak barındırıldığı ilk dönemde tutulduğu oda dâhil olmak üzere yetersiz koşullarda barındırılmasından şikâyet ettiği görülmüştür. Bakıldığında Kırklareli İnfaz Hâkimliği 26/1/2018 tarihli kararıyla başvurucunun şikâyetinin reddine karar vermiş; itirazın ret ile sonuçlanması sonrasında başvurucu bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon tarafından 9/9/2020 tarihinde Raşit Konya ([1. B.], B. No: 2017/26780, 28/6/2018) kararına atıf yapılarak kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddia -müdahalenin asgari ağırlık eşiğine ulaşmaması gözetilerek- açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. 2019/1239 (20/12/2018 tarihli) sayılı bireysel başvuru ise başvurucunun İnfaz Kurumunda misafir tutuklu olarak barındırıldığı ikinci dönemle ilgilidir. Başvurucu söz konusu başvuruda yine tutulma koşullarını şikâyet etmiştir. Başvurucu bu kez Kırklareli İnfaz Hâkimliğinin 2/10/2018 tarihli ret kararının -itiraz üzerine kesinleşmesi- sonrasında bireysel başvuruda bulunmuştur. Söz konusu başvuru da Komisyon tarafından 27/12/2021 tarihinde aynı gerekçelerle kabul edilemez bulunmuştur.
11. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
12. Başvurucu; Başsavcılığa ve Sulh Ceza Hâkimliğine sunduğu dilekçelerdeki şikâyetleri tekrarlayarak iddialarıyla ilgili yeterli araştırma yapılmadığını, belgelerin toplanmadığını, olayın tanıklarının dinlenmediğini, İnfaz Kurumu tarafından gönderilen eksik, yanlış ve sahte belgelere dayanılarak karar verildiğini, havalandırmaya çıkarıldığına dair İnfaz Kurumu tarafından sahte belge düzenlendiğini fakat kamera kayıtlarının Başsavcılık tarafından süresinde istenmediğinden diğer iddiaları gibi bu iddiasının da düzgün araştırılmadığını, nihayetinde etkili bir ceza soruşturması yürütülmeyerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, verilen karara itirazının da yetersiz gerekçeyle reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; ilgili mevzuat hükümlerine ve içtihatlara yer verildikten sonra mevcut başvuruda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede görüşte yer verilen Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
13. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa'nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa'nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).
14. Anılan yasak kapsamında kalan hususlar, ceza infaz kurumlarında farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimsel hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir (Turan Günana [1. B.], B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 37). Anayasa'nın 17. maddesi, tutuklu ve hükümlülerin tutulma koşullarının da insan onuruna yakışır bir şekilde olmasını koruma altına alır. Bu nedenle tutuklu ve hükümlüler özgürlükten mahrum kalmalarının doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntı veya eziyet çekecekleri bir duruma sokulmamalıdır (Turan Günana, § 39).
15. Anayasa'nın 17. maddesi -"Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103).
16. Başvurucunun misafir tutuklu olarak İnfaz Kurumunda barındırıldığı iki ayrı dönemle ilgili şikâyetleri hücre hapsi cezasının infazında kullanılan odaya konulması, barınması için gerekli birtakım eşyaların tutulduğu odada bulunmaması, odanın yeterince ışık ve hava almaması, hijyenin yetersiz olması, bazı zamanlarda yeterli yiyecek verilmemesi, sıcak içeceğe ve bazı kitaplara ulaşamaması, açık havaya çıkma imkânından bazı günlerde bir saatten az süreyle yararlanması, bazen de hiç yararlanamamasıdır. Başvurucu, maruz kaldığı sorunların İnfaz Kurumundaki kamu görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklandığını iddia etmiştir.
17. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarının düzeltilmesinde infaz hâkimliğinin etkili bir yol olduğu konusunda tereddüt yoktur (bu konudaki ilgili kararlar için bkz. Süleyman Araç [2. B.], B. No: 2015/7985, 20/9/2018, §§ 19-29; Sibel Çapraz [1. B.], B. No: 2017/19418, 12/1/2021, §§ 124-137). Başvurucu, şikâyetlerini bir yandan ceza soruşturmasına konu etmiş; diğer yandan da infaz hâkimliği nezdinde öne sürmüştür. İnfaz hâkimliği başvurucunun şikâyetlerini reddetmiştir. Başvurucu, İnfaz Kurumunda tutulduğu iki ayrı döneme ilişkin olan infaz hâkimliğinin kararlarını bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine taşımıştır. Anayasa Mahkemesi iki bireysel başvuru dosyasında da İnfaz Kurumundaki tutulma koşullarını incelemiş ve sonucunda başvurucunun maruz kaldığı muamelenin kötü muamele yasağı için aranan asgari eşiğe ulaşmadığına karar vermiştir (bkz. § 10). Anılan dosyalardan farklı olarak eldeki bireysel başvuru dosyasındaki şikâyetlerin özü, tutulma koşullarının kasıtlı olarak ağırlaştırıldığı iddiasıdır. Başvurucu, ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi ve bu karara ilişkin itirazının reddi üzerine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun iddiaları ve soruşturma dosyası kapsamına göre tutulma koşullarının İnfaz Kurumu görevlilerinin kasıtlı davranışları neticesinde ağırlaştırıldığını söyleyebilmek mümkün görünmemektedir. Zira İnfaz Kurumu görevlilerinin başvurucuyu küçük düşürmek veya aşağılamak kastıyla hareket ettiklerini gösterir somut bir delilin bulunmadığı, tutulma koşullarıyla ilgili sahte belgeler düzenlendiğine dair iddiaların ise somut veri ve belgelerle desteklenmediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla İnfaz Kurumundaki tutulma koşullarının kasıtlı olarak ağırlaştırıldığı iddiasının savunulabilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucu, tek kişilik odaya yerleştirilmesini konu alan İdare ve Gözlem Kurulu kararlarında kullanılan ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
20. Başvurucu, şikâyetine konu olan kararlar hakkında daha önce infaz hâkimliği yolunu tüketmiş ve daha sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvurularda bulunmuştur (bkz. § 10). Dolayısıyla başvurucunun en geç daha önce bireysel başvuru yapılan tarihlerde bu kararlardan haberdar olunduğu kabul edilmelidir. Otuz günlük başvuru süresinden sonra 19/11/2021 tarihinde dile getirilen ihlal iddiasının süre aşımı nedeniyle incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır (benzer bir karar için bkz. Bilal Akyüz [1. B.], B. No: 2018/23741, 11/7/2023, § 53).
21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Bu Karar Hakkında Sorular
Masumiyet Karinesi Şikâyeti Esastan mı Reddedildi?
Hayır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun kurul kararlarını en geç önceki bireysel başvuru tarihlerinde öğrendiğini kabul etti ve otuz günlük süre geçtikten sonra ileri sürülen bu şikâyeti süre aşımı nedeniyle kabul edilemez buldu.
Benzer Kararlar
AYM 1. Bölüm 22.07.2026
Açık Cezaevine Gönderme Kararı İnfaz Edilmeden Kişi Hürriyetine Müdahale Sayılmadı
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2023/99726
Denetimli serbestlik yükümlülüklerinin ihlali nedeniyle verilen açık ceza infaz kurumuna gönderme kararı başvuru tarihinde infaz edilmemişse kişi hürriyetine henüz bir müdahale bulunmadığı kabul edilmiştir.
Kabul Edilemezlik İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik
AYM 1. Bölüm 22.07.2026
Hükümlünün Kitap Taslağının İçerik Gerekçesiyle Gönderilmemesi İfade Özgürlüğünü İhlal Etmedi
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2022/106121
Kurumun sayfa numaralarıyla gösterdiği örgütle bağlantılı içerik gerekçesi, terör örgütü üyeliğinden hükümlünün dokümanı göndermesinin engellenmesi bakımından ilgili ve yeterli bulunmuş, ihlal görülmemiştir.
İhlal Olmadığı İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik
AYM 1. Bölüm 01.07.2026
Çocuklarla Hafta Sonu Görüş Kararı Uygulanınca Gecikme Şikâyeti Kabul Edilemez Bulundu
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2020/9493
Hafta sonu ziyaret talebini kabul eden infaz hâkimliği kararı kesinleşince uygulandığından açık ihlal görülmemiş; cevapsız kalan talepler için önce infaz hâkimliğine başvurulması gerekmiştir.
Kabul Edilemezlik İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik
AYM 1. Bölüm 17.06.2026
Disiplin Cezası İncelemesinde SEGBİS ile Savunma Alınması Hazır Bulunma Hakkını İhlal Etmedi
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2021/39195
Karmaşık olmayan disiplin şikâyetinde SEGBİS'in sakıncası açıklanmamış ve savunma dışında esaslı işlem yapılmamışsa, başvurucuların fiziken getirilmemesi duruşmada hazır bulunma hakkını ihlal etmemiştir.
İhlal Olmadığı İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik
İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik Konusundaki 51 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
- İnfaz Süresi Hesaplama
- Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik
- Ceza Hukuku Rehberi
- Ceza Hukuku İçtihatları
- Hukuk Sözlüğü: Koşullu Salıverilme Nedir?
- Hukuk Sözlüğü: Denetimli Serbestlik Nedir?
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.