Usul ve Yargılama: T Harfiyle Başlayan Terimler
Terim listesine geç (17 terim) ↓
1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.
Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.
Usul ve Yargılama: T Harfiyle Başlayan Terimler
Sayfa 1 / 1 · 1–17 / 17 terim
T
Usul ve Yargılama
Tahkikat
Hukuk davasındaki iddia ve savunmaların, uyuşmazlık konuları ve deliller üzerinden incelendiği aşamadır. Ceza soruşturmasıyla aynı işlem değildir; tanık dinlenmesi, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi ispat faaliyetleri bu aşamada yürütülebilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 143–146 ve 184
Usul ve Yargılama
Tahkim
Tahkim, tarafların doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklarını tahkim sözleşmesiyle devlet mahkemesi yerine hakem veya hakem kuruluna çözdürmesidir. HMK’daki tahkim hükümleri yabancılık unsuru taşımayan ve tahkim yeri Türkiye olan uyuşmazlıklara uygulanır; sözleşme yazılı yapılır, taşınmazlar üzerindeki ayni haklardan veya tarafların iradesine tabi olmayan işlerden doğan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Dava açılırsa karşı taraf cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunabilir; hakem kararına karşı yalnız, bildirimden itibaren bir ay içinde tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde kanunda sayılı sebeplerle iptal davası açılabilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 116–117, 407–413 ve 439
Usul ve Yargılama
Takdiri Delil
Takdiri delil, hâkimin kanuni bir bağlılık olmaksızın serbestçe değerlendirdiği delildir. Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendirir; tanık beyanı, bilirkişi raporu, keşif ve uzman görüşü bu niteliktedir. Senet, yemin ve kesin hüküm gibi kesin deliller ise kanunda öngörülen koşullarla hâkimi bağlar; mahkeme önünde ikrar edilen vakıalar da çekişmeli olmaktan çıktığından ayrıca ispat gerektirmez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 188, 198, 204–205 ve 282
Usul ve Yargılama
Tanık Delili
Davada taraf olmayan kişinin uyuşmazlıkla ilgili bildiği olayları mahkemeye anlatmasıyla elde edilen delildir. Hangi olayın tanıkla ispatlanabileceği, tanıkların bildirilmesi ve dinlenmesi kanuni kurallara bağlıdır; her iddia için tanık anlatımı yeterli sayılmaz.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 240–265
Usul ve Yargılama
Tanıma ve Tenfiz
Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisi doğurması için tanınması, icra edilebilmesi için ise asliye mahkemesince tenfiz kararı verilmesidir. Tenfiz için kararın verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş olması, karşılıklılık bulunması, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmesi, kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve savunma hakkına uyulmuş olması aranır; tanımada karşılıklılık koşulu aranmaz. Yabancı boşanma kararları kanuni koşulları taşıyorsa dava açılmadan nüfus kütüğüne doğrudan tescil de edilebilir.
İlgili mevzuat: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m. 50–59 · 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, m. 27/A
Usul ve Yargılama
Taraf Değişikliği
Taraf değişikliği, görülmekte olan bir davada davacı veya davalının yerine başka bir kişinin geçirilmesidir. İradi taraf değişikliği kural olarak karşı tarafın açık rızasıyla yapılabilir; maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan değişiklik talebini ise hâkim rıza aramadan kabul eder. Dava dilekçesinde taraf kabul edilebilir bir yanılgıyla yanlış veya eksik gösterilmişse hâkim değişikliğe rıza aramadan izin verebilir ve davadan çıkarılan, aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 124
Usul ve Yargılama
Taraf Ehliyeti
Bir kişinin hukuk davasında davacı veya davalı olarak yer alabilmesidir. Medeni haklardan yararlanma ehliyetiyle bağlantılıdır; davayı bizzat yürütebilme yeteneği olan dava ehliyetiyle aynı kavram değildir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 50–52
Usul ve Yargılama
Taraflarca Getirilme İlkesi
Taraflarca getirilme ilkesi, davanın dayandığı vakıaların ve bunları ispata yarayan delillerin taraflarca mahkemeye sunulması esasıdır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında hâkim, taraflarca ileri sürülmeyen vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz, bunları hatırlatacak davranışlarda bulunamaz ve kendiliğinden delil toplayamaz. Kanunun re'sen araştırma öngördüğü dava ve işler ile hâkime bilirkişi incelemesine veya keşfe kendiliğinden karar verme yetkisi tanıyan hükümler bu ilkenin istisnalarıdır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 25, 266 ve 288
Usul ve Yargılama
Tasarruf İlkesi
Tasarruf ilkesi, davanın açılması, konusunun belirlenmesi ve sona erdirilmesi konusunda tarafların söz sahibi olmasını ifade eden yargılama ilkesidir. Hâkim, taraflardan birinin talebi olmadan bir davayı kendiliğinden inceleyip karara bağlayamaz; kanunda açıkça öngörülmedikçe kimse kendi lehine dava açmaya zorlanamaz ve taraflar serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu üzerinde dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisini korur. Hâkimin talep sonucuyla bağlı olması ise ayrıca taleple bağlılık ilkesi olarak düzenlenmiştir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 24 ve 26
Usul ve Yargılama
Tebellüğ
Tebellüğ, tebliğ edilen belgenin muhatap veya kanunen onun yerine tebliğ yapılabilecek kişi tarafından teslim alınmasıdır. Muhatap adresinde bulunmazsa belge aynı konutta oturan kişilere, hizmetçiye veya işyerindeki daimi çalışanlara verilebilir; bu kişilerin görünüşe göre on sekiz yaşından küçük olmaması ve açıkça ehliyetsiz bulunmaması gerekir. Adreste kimse bulunmaz veya tebellüğden kaçınılırsa belge muhtara ya da kolluğa teslim edilir, ihbarname kapıya yapıştırılır ve bu tarih tebliğ tarihi sayılır.
İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 16–22
Usul ve Yargılama
Tebligat
Tebligat, yargı mercileri, kamu idareleri, barolar ve noterler gibi kanunda sayılan mercilerin bir belgeyi Tebligat Kanunu’nda öngörülen usulle muhatabına bildirmesi ve bunun belgelenmesidir. Tebligat PTT veya memur aracılığıyla ya da Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yapılır; kamu kurumları, özel hukuk tüzel kişileri, avukatlar ve noterler gibi kişilere elektronik tebligat zorunludur ve belge elektronik adrese ulaştığı günü izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır. Usule aykırı tebliğ muhatap öğrenmişse geçerli olur; olağan SMS veya e-posta bildirimi ise tebligat yerine geçmez.
İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 1, 7/a, 10–11 ve 32
Usul ve Yargılama
Tefhim
Tefhim, mahkeme kararının duruşmada hazır bulunan ilgililere yüzlerine karşı açıklanmasıdır; hukuk yargılamasında hüküm, sonucu tutanağa geçirilip okunarak tefhim edilir ve yalnız hüküm sonucu tefhim edilmişse gerekçeli karar bir ay içinde yazılır. Süreler kural olarak tebliğden, kanunda öngörülen hâllerde tefhimden işler; hukukta istinaf ve temyiz süreleri ilamın tebliğiyle başlar. Ceza muhakemesinde de 7499 sayılı Kanunla istinaf ve temyiz süreleri gerekçeli hükmün tebliğine bağlanmış, hâkim ve mahkeme kararlarına itiraz süresi ise kararın öğrenilmesinden, hazır bulunan için açıklanmasından başlar.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 91, 294, 321, 345 ve 361 · 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 35, 268, 273 ve 291
Usul ve Yargılama
Temyiz
Temyiz, kanunun temyize açık saydığı kararların hukuka uygunluk yönünden denetlendiği kanun yoludur; adli yargıda Yargıtay, idari yargıda Danıştay tarafından yapılır. Hukuk yargılamasında bölge adliye mahkemesinin temyize açık nihai kararları ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlar tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz edilebilir ve temyiz kural olarak icrayı durdurmaz. HMK m.362’de sayılan ve temyiz sınırını aşmayan kararlar kesindir; 7589 sayılı Kanunla eklenen m.362/3, istinafı kabul ederek esas hakkında yeniden karar veren bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizini ayrıca düzenler.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 361–362 ve 367 · 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 154–155
Usul ve Yargılama
Temyiz Sınırı
Temyiz sınırı, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin kararlarının temyiz edilebilmesi için miktar veya değerin aşması gereken, her yıl yeniden değerleme oranında artırılan parasal eşiktir; davanın açıldığı tarihteki sınırı geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesindir, kısmi davada sınır alacağın tamamına göre belirlenir. Anayasa Mahkemesinin 26/2/2026 tarihli, E.2026/49, K.2026/48 sayılı iptal kararının ardından 7589 sayılı Kanunla eklenen HMK m. 362/3’e göre istinafı kabul ederek esas hakkında yeniden verilen kararlar, kabul veya ret edilen kısım istinaf sınırını aşıyorsa temyiz edilebilir; ancak temyiz sınırının altındaki bu kararlarda ilk derece kararıyla fark istinaf sınırını geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır. Anayasa Mahkemesinin 8/10/2025 tarihli, E.2025/124, K.2025/203 sayılı iptal kararı uyarınca bu sınır, 20/10/2026’dan itibaren kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalarda uygulanmayacaktır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 362 ve ek m. 1
Usul ve Yargılama
Tensip Zaptı
Dava açıldıktan sonra mahkemenin dosya üzerinden aldığı ilk usul kararlarını gösteren tutanaktır. Dilekçelerin tebliği, süreler, avans yatırılması ve ön inceleme hazırlığı gibi hususlar burada düzenlenir. Kanunda bu adla ayrı bir kurum yoktur; uygulamada yargılamanın hazırlık aşamasını belgeleyen karardır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 122 ve 137
Usul ve Yargılama
Terditli Dava
Davacının bağlantılı taleplerini bir öncelik sırasına koyarak aynı davalıya karşı ileri sürdüğü davadır. Mahkeme asıl talebi esastan reddetmedikçe ona bağlı olarak sunulan sonraki talebi inceleyip karara bağlayamaz.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 111
Usul ve Yargılama
Tespit Davası
Bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun, yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesini amaçlayan davadır. Kanuni istisnalar dışında güncel hukuki yarar gerekir; maddi olaylar tek başına bu davanın konusu yapılamaz.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 106
Sayfa 1 / 1 · 1–17 / 17 terim
Önceki harf: Ş · Hukuk sözlüğü ana sayfası · Sonraki harf: U
Kaynaklar ve Güncellik
Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar