top of page

T Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri

Terim listesine geç (102 terim) ↓

1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.

Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.

İlk harfe göre filtreleyin

T Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri

Sayfa 1 / 3 · 1–50 / 102 terim

T

  • İcra ve İflas

    Taahhüdü İhlal

    Taahhüdü ihlal, borçlunun İcra ve İflas Kanununun 111. maddesine göre veya alacaklının muvafakatiyle icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartına makbul bir sebep olmaksızın uymamasıdır. Alacaklının şikâyeti üzerine icra mahkemesi borçlu hakkında üç aya kadar tazyik hapsine karar verir; ancak alacak miktarı aylık en yüksek brüt asgari ücretin altında kalan takiplerde tazyik hapsi uygulanmaz. Borçlu hapis sırasında borcun tamamını veya o tarihe kadar yatırması gereken tutarı öderse tahliye edilir; ödemeleri yeniden keserse tekrar tazyik hapsine karar verilir, ancak aynı borç için toplam süre üç ayı geçemez.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 111, 340, 346 ve 354

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Tacir

    Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi için kullanılan hukuki sıfattır. Ticaret şirketleri ve kanunda belirtilen bazı kuruluşlar da tacir sayılır. Tacir olmanın ticari iş, defter tutma ve sorumluluk bakımından özel sonuçları vardır.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 12 ve 16

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Tacirin Yükümlülükleri

    Tacir sıfatına bağlanan kanuni yükümlülüklerdir. Tacir her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve gerekli ticari defterleri tutmakla yükümlüdür. Her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 18

  • Usul ve Yargılama

    Tahkikat

    Hukuk davasındaki iddia ve savunmaların, uyuşmazlık konuları ve deliller üzerinden incelendiği aşamadır. Ceza soruşturmasıyla aynı işlem değildir; tanık dinlenmesi, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi ispat faaliyetleri bu aşamada yürütülebilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 143–146 ve 184

  • Usul ve Yargılama

    Tahkim

    Tahkim, tarafların doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklarını tahkim sözleşmesiyle devlet mahkemesi yerine hakem veya hakem kuruluna çözdürmesidir. HMK’daki tahkim hükümleri yabancılık unsuru taşımayan ve tahkim yeri Türkiye olan uyuşmazlıklara uygulanır; sözleşme yazılı yapılır, taşınmazlar üzerindeki ayni haklardan veya tarafların iradesine tabi olmayan işlerden doğan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Dava açılırsa karşı taraf cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunabilir; hakem kararına karşı yalnız, bildirimden itibaren bir ay içinde tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde kanunda sayılı sebeplerle iptal davası açılabilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 116–117, 407–413 ve 439

  • İcra ve İflas

    Tahliye (İcra)

    Tahliye (icra), kiralanan taşınmazın ilamsız icra yoluyla kiracıdan boşaltılarak kiralayana teslim edilmesidir. Kira borcunun ödenmemesine dayalı takipte kiracı ihtarlı ödeme emrine itiraz etmez ve ihtar süresi içinde borcu ödemezse, ihtar süresinin bitiminden itibaren altı ay içinde yapılan talep üzerine icra mahkemesi tahliyeye karar verir; itiraz hâlinde kanundaki belgelerle itirazın kaldırılması ve tahliye istenebilir. Yazılı sözleşmeyle kiralanan taşınmazın süresi bittikten sonra bir ay içinde başvurulursa icra dairesi, tahliye emriyle taşınmazın on beş gün içinde boşaltılmasını emreder.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 269–276

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Tahliye Davası

    Tahliye davası, kiraya verenin kira sözleşmesinin sona erdiğini veya kanuni bir sebeple sona erdirilmesini ileri sürerek kiralananın boşaltılmasını istediği davadır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında yalnız kanundaki sebeplere dayanılabilir; başlıcaları gereksinim, yeniden inşa ve imar, yeni malikin gereksinimi, yazılı tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar, kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe ya da beldede oturmaya elverişli konutunun bulunması, temerrüt ya da özen borcuna aykırılık nedeniyle fesih ve on yıllık uzama sonunda bildirimle fesihtir. Dava sulh hukuk mahkemesinde açılır, öncesinde arabulucuya başvurmak zorunludur; kanunda dava süresi öngörülen sebeplerde bu sürelere uyulmalıdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 315, 316, 347 ve 350–354 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 4 · 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/B

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Tahliye Taahhütnamesi

    Tahliye taahhütnamesi, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltmayı, kiralananın tesliminden sonra kiraya verene karşı yazılı olarak üstlendiği belgedir. Kiracı bu tarihte kiralananı boşaltmazsa kiraya veren, o tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurarak veya dava açarak sözleşmeyi sona erdirebilir (TBK m. 352/1). Dava yolu seçilirse dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur; ilamsız icra yoluyla tahliye bu zorunluluğun dışındadır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 352/1 · 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/B

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Tahsil Zamanaşımı

    Amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmemesi hâlinde zamanaşımına uğramasıdır. Para cezalarına ilişkin özel kanunlardaki zamanaşımı hükümleri saklıdır. Zamanaşımı ödeme, haciz, ödeme emri tebliği ve ödeme planına bağlanma gibi kanunda sayılan işlemlerle kesilir; zamanaşımından sonra mükellefin kendi rızasıyla yaptığı ödemeler kabul edilir.

    İlgili mevzuat: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m. 102–103

  • İcra ve İflas

    Tahsilde Tekerrür

    Aynı alacaktan birden çok kişinin birlikte sorumlu tutulduğu hükümlerde ve takiplerde alacağın yalnız bir kez tahsil edilebileceğini ifade eden kayıttır. Müteselsil sorumlulukta alacaklı borcun tamamını dilediği borçludan isteyebilir; ancak borçlulardan biri borcu ödediğinde veya takasla sona erdirdiğinde bu oranda diğer borçlular da borçtan kurtulur. Bu nedenle kararlarda ve icra dosyalarında "tahsilde tekerrür olmamak üzere" ifadesi kullanılır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 163 ve 166

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Takas

    Tarafların birbirinden olan, kanuni koşulları taşıyan alacaklarının daha az olan tutar ölçüsünde sona erdirilmesidir. Genel olarak aynı tür ve muaccel edimler arasında takas beyanıyla sonuç doğurur. Her alacak takasa elverişli değildir; kanuni yasak ve sınırlamalar vardır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 139–145

  • Usul ve Yargılama

    Takdiri Delil

    Takdiri delil, hâkimin kanuni bir bağlılık olmaksızın serbestçe değerlendirdiği delildir. Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendirir; tanık beyanı, bilirkişi raporu, keşif ve uzman görüşü bu niteliktedir. Senet, yemin ve kesin hüküm gibi kesin deliller ise kanunda öngörülen koşullarla hâkimi bağlar; mahkeme önünde ikrar edilen vakıalar da çekişmeli olmaktan çıktığından ayrıca ispat gerektirmez.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 188, 198, 204–205 ve 282

  • Ceza ve İnfaz

    Takdiri İndirim Nedenleri

    Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin bulunması hâlinde mahkemece yapılan indirimdir; ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine müebbet, müebbet hapis yerine yirmi beş yıl hapis verilir, diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir. Kanunda sayılan takdiri indirim nedenleri failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları ile cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileridir. Failin duruşmada mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları indirim nedeni sayılmaz; indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 62

  • İcra ve İflas

    Takibin Kesinleşmesi

    Takibin kesinleşmesi, ilamsız takipte ödeme emrine süresinde itiraz edilmemesi ya da itirazın icra mahkemesince kesin olarak kaldırılması veya mahkemece iptal edilmesiyle takibin itiraz nedeniyle durmaz hâle gelmesidir; bundan sonra alacaklı haciz isteyebilir. İtiraz geçici olarak kaldırılmışsa alacaklı geçici haciz isteyebilir; borçlu yedi gün içinde borçtan kurtulma davası açmaz veya davası reddedilirse kaldırma kararı ve varsa geçici haciz kesinleşir. Kambiyo senetlerine özgü takipte borca veya imzaya itiraz, satış dışındaki takip işlemlerini durdurmaz.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 67–69, 78, 169 ve 170

  • İcra ve İflas

    Takip Masrafları

    İcra takibinin yürütülmesi için yapılan giderlerdir ve kural olarak borçluya aittir. Alacaklı, yapılmasını istediği işlemin masrafını ve takip talebinde borçlunun yapabileceği itirazın kendisine tebliğ masrafını avans olarak peşin öder. Alacaklı, tahsil edilen ilk paradan masraflarını alabilir.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 59

  • İcra ve İflas

    Takip Talebi

    Alacaklının icra dairesinden cebri icra işlemlerinin başlatılmasını istediği başvurudur. Taraflar, alacak, faiz ve seçilen takip yolu gibi kanunen gerekli bilgileri içerir; talep verilmesi alacağın haklılığını kesinleştiren bir mahkeme kararı değildir.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 42 ve 58–60

  • Ceza ve İnfaz

    Taksir

    Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışla, kanundaki suç neticesinin öngörülmeden gerçekleştirilmesidir. Taksirli davranış ancak kanunun açıkça cezalandırdığı hâllerde ceza sorumluluğu doğurur. Sorumluluk kişinin kendi kusuruna göre belirlenir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 22

  • Ceza ve İnfaz

    Taksirle Öldürme

    Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucunda, neticesi öngörülmeden bir insanın ölümüne neden olunmasıdır. Cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir; fiil birden fazla kişinin ölümüne ya da ölümle birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir. Bilinçli taksir ve failin kusur durumu cezanın belirlenmesinde ayrıca değerlendirilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 22 ve 85

  • Ceza ve İnfaz

    Taksirle Yaralama

    Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucunda başkasının vücuduna acı verilmesi veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasıdır. Cezası dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; kemik kırılması veya organ işlevinin yitirilmesi gibi ağır neticelerde ceza artırılır, birden fazla kişinin yaralanmasında dokuz aydan beş yıla kadar hapis öngörülür. Soruşturma kural olarak şikâyete bağlıdır; basit yaralama dışındaki hâllerde fiil bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 89

  • İcra ve İflas

    Taksirli İflas

    Taksirli iflas, tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle iflasa sebebiyet verilmesiyle oluşan suçtur. Cezalandırma için iflasa karar verilmiş olması gerekir; ceza iki aydan bir yıla kadar hapistir. İcra ve İflas Kanunu, zararlar için makul sebep gösterememe, kanunen tutulması gereken defterleri hiç veya usulüne uygun tutmama ya da çağrıldığı hâlde mazeretsiz gelmeme gibi müflisin taksiratlı sayılacağı hâlleri ayrıca sayar.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 162 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 310

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Taksitli Satış

    Taksitle satış sözleşmesi, satıcı veya sağlayıcının malı teslim etmeyi ya da hizmeti ifa etmeyi üstlendiği, tüketicinin de bedeli kısım kısım ödediği tüketici sözleşmesidir. Sözleşme yazılı kurulmadıkça geçerli olmaz; ancak satıcı bu geçersizliği tüketici aleyhine ileri süremez. Tüketici yedi gün içinde gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden cayabilir. Kalan borcun tamamının istenebilmesi için bu hakkın sözleşmede saklı tutulması, satıcının bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin kanunda aranan asgari taksit temerrüdüne düşmesi ve kendisine en az otuz gün süre verilerek muacceliyet uyarısı yapılması gerekir.

    İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 17–20

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Tam Yargı Davası

    İdari işlem veya eylem nedeniyle kişisel hakkı doğrudan ihlal edilen kişinin zararının giderilmesini isteyebildiği idari dava türüdür. Zararın kaynağına göre ön başvuru ve dava açma kuralları değişebilir. İptal talebiyle aynı hukuki işlevi taşımaz.

    İlgili mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 2 ve 12–13

  • Usul ve Yargılama

    Tanık Delili

    Davada taraf olmayan kişinin uyuşmazlıkla ilgili bildiği olayları mahkemeye anlatmasıyla elde edilen delildir. Hangi olayın tanıkla ispatlanabileceği, tanıkların bildirilmesi ve dinlenmesi kanuni kurallara bağlıdır; her iddia için tanık anlatımı yeterli sayılmaz.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 240–265

  • Ceza ve İnfaz

    Tanıklıktan Çekinme

    Tanıklıktan çekinme, kanunda sayılan kişilerin şüpheli veya sanık hakkında tanıklık yapmaktan kaçınabilmesidir. Şüpheli veya sanığın nişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile eşi, kan veya kayın hısımlığından üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dâhil kan ve ikinci derece dâhil kayın hısımları ile aralarında evlatlık bağı bulunanlar çekinebilir; bu kişilere dinlenmeden önce bu hakları bildirilir. Avukatlar, hekimler, mali müşavirler ve noterler gibi meslek mensupları da mesleki sıfatları dolayısıyla öğrendikleri bilgiler bakımından çekinebilir; ancak avukatlar, stajyerleri ve yardımcıları dışındakiler ilgilinin rızası varsa çekinemez.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 45–46

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Tanıma

    Babanın kanunda öngörülen şekillerden biriyle çocuğun kendisinden olduğunu açıklamasıdır. Yazılı başvuru, resmî senet veya vasiyetname gibi kanuni yollarla yapılabilir. Başka bir erkekle soybağı bulunan çocuk, o bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamaz.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 295–300

  • Usul ve Yargılama

    Tanıma ve Tenfiz

    Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisi doğurması için tanınması, icra edilebilmesi için ise asliye mahkemesince tenfiz kararı verilmesidir. Tenfiz için kararın verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş olması, karşılıklılık bulunması, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmesi, kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve savunma hakkına uyulmuş olması aranır; tanımada karşılıklılık koşulu aranmaz. Yabancı boşanma kararları kanuni koşulları taşıyorsa dava açılmadan nüfus kütüğüne doğrudan tescil de edilebilir.

    İlgili mevzuat: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m. 50–59 · 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, m. 27/A

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Tanımanın İptali

    Tanıma yoluyla kurulan soybağının dava yoluyla ortadan kaldırılmasıdır. Tanıyan kişi yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle; ana, çocuk, çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer ise tanıyanın baba olmadığı gerekçesiyle dava açabilir. Dava hakkı kural olarak sebebin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer; çocuğun dava hakkı ise ergin olmasından itibaren bir yıldır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 297–300

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Tapu Harcı

    Tapu harcı, tapu ve kadastro işlemlerinden Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifeye göre alınan harçtır. Taşınmazın satış gibi ivaz karşılığında devrinde harç, emlak vergisi değerinden az olmamak üzere beyan edilen devir bedeli üzerinden devreden ve devralan için ayrı ayrı hesaplanır; tarifede kanuni oran binde 10 olmakla birlikte binde 20 uygulanmaktadır ve Cumhurbaşkanı kanuni oranı bir katına kadar artırabilir, onda birine kadar indirebilir. Beyan edilen bedelin gerçeği yansıtmadığı sonradan tespit edilirse eksik harç ikmalen veya resen tarh edilir ve bir kat vergi ziyaı cezası uygulanır.

    İlgili mevzuat: 492 sayılı Harçlar Kanunu, m. 57–64 ve (4) sayılı tarife

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Tapu Sicili

    Tapu sicili, taşınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere tutulan; tapu kütüğü ve kat mülkiyeti kütüğü ile bunları tamamlayan yevmiye defteri, belgeler ve planlardan oluşan resmî sicildir. Kütükte mülkiyet, irtifak hakları ve taşınmaz yükleri ile rehin hakları tescil edilir; şerh ve beyanlar da gösterilir. Sicil herkese açıktır: ilgisini inanılır kılan herkes ilgili sayfanın ve belgelerin gösterilmesini veya örneğini isteyebilir ve kimse sicildeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. Sicilin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumludur.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 997–1000, 1007, 1009–1012 ve 1020–1024

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Tapu Siciline Güven İlkesi

    Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunmasıdır. Kütükteki kayıt gerçek hak durumunu yansıtmasa bile kaydın doğruluğuna güvenen iyiniyetli kişinin hakkı etkilenmez. Tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi ise bu tescile dayanamaz.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 1023–1024

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Tapu Sicilinin Düzeltilmesi

    Gerçek hak durumuna uymayan kaydın, kanuni koşullarla doğru hâle getirilmesidir. Ayni hakkı zedelenen kişi yolsuz kayda karşı dava açabilir. İyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı ve basit yazım yanlışının düzeltilmesi farklı kurallara tabidir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 1023–1027

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Tapu Sicilinin Tutulmasından Doğan Sorumluluk

    Tapu sicilinin hatalı veya hukuka aykırı tutulması nedeniyle doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olmasıdır. Devletin bu sorumluluğu görevlinin kusuruna bağlı değildir; Devlet ödediği tazminat için zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Tazminat davası tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 1007

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Tapuya Tescil

    Taşınmaz üzerindeki ayni hakkın tapu siciline işlenmesidir. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tescille gerçekleşir; miras ve mahkeme kararı gibi kanuni istisnalar vardır. Tescil için geçerli hukuki sebep ve gerekli belgeler aranır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 705 ve 1013–1015

  • Usul ve Yargılama

    Taraf Değişikliği

    Taraf değişikliği, görülmekte olan bir davada davacı veya davalının yerine başka bir kişinin geçirilmesidir. İradi taraf değişikliği kural olarak karşı tarafın açık rızasıyla yapılabilir; maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan değişiklik talebini ise hâkim rıza aramadan kabul eder. Dava dilekçesinde taraf kabul edilebilir bir yanılgıyla yanlış veya eksik gösterilmişse hâkim değişikliğe rıza aramadan izin verebilir ve davadan çıkarılan, aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 124

  • Usul ve Yargılama

    Taraf Ehliyeti

    Bir kişinin hukuk davasında davacı veya davalı olarak yer alabilmesidir. Medeni haklardan yararlanma ehliyetiyle bağlantılıdır; davayı bizzat yürütebilme yeteneği olan dava ehliyetiyle aynı kavram değildir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 50–52

  • Usul ve Yargılama

    Taraflarca Getirilme İlkesi

    Taraflarca getirilme ilkesi, davanın dayandığı vakıaların ve bunları ispata yarayan delillerin taraflarca mahkemeye sunulması esasıdır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında hâkim, taraflarca ileri sürülmeyen vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz, bunları hatırlatacak davranışlarda bulunamaz ve kendiliğinden delil toplayamaz. Kanunun re'sen araştırma öngördüğü dava ve işler ile hâkime bilirkişi incelemesine veya keşfe kendiliğinden karar verme yetkisi tanıyan hükümler bu ilkenin istisnalarıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 25, 266 ve 288

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Tarh Zamanaşımı

    Vergi alacağının doğduğu takvim yılını izleyen yılın başından itibaren beş yıl içinde tarh edilip mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğramasıdır. Vergi dairesinin matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurması zamanaşımını durdurur; ancak işlemeyen süre bir yılı geçemez. Şarta bağlı istisna veya muafiyet nedeniyle alınmayan vergilerde süre, şartın ihlal edildiği tarihi izleyen takvim yılı başından başlar.

    İlgili mevzuat: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 114

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Tasarım Tescili

    Bir ürünün görünümüne ilişkin özelliklerin tescil yoluyla korunmasıdır. Koruma için yenilik ve ayırt edici nitelik aranır. Tescilli tasarımın koruma süresi ve yenileme koşulları Kanunda düzenlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, m. 55–69

  • Usul ve Yargılama

    Tasarruf İlkesi

    Tasarruf ilkesi, davanın açılması, konusunun belirlenmesi ve sona erdirilmesi konusunda tarafların söz sahibi olmasını ifade eden yargılama ilkesidir. Hâkim, taraflardan birinin talebi olmadan bir davayı kendiliğinden inceleyip karara bağlayamaz; kanunda açıkça öngörülmedikçe kimse kendi lehine dava açmaya zorlanamaz ve taraflar serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu üzerinde dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisini korur. Hâkimin talep sonucuyla bağlı olması ise ayrıca taleple bağlılık ilkesi olarak düzenlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 24 ve 26

  • İcra ve İflas

    Tasarrufun İptali Davası

    Tasarrufun iptali davası, borçlunun ivazsız tasarruflarının, aciz hâlinde yaptığı belirli işlemlerin ve alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemlerin alacaklıya karşı iptalini sağlayan davadır. Davayı geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı ya da iflasta iflas idaresi veya kanunda belirtilen hâllerde alacaklılar açar; ivazsız tasarruflarda aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği ya da iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl esas alınır. Dava hakkı tasarruftan itibaren beş yılda düşer; kabul kararı davacıya, tapu kaydı düzeltilmeden mal üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verir.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 277–284

  • İcra ve İflas

    Tasfiye

    Tasfiye, bir malvarlığının paraya çevrilip borçların ödenmesi ve kalan değerin hak sahiplerine dağıtılmasıyla sonuçlandırılması sürecidir. İflasta tasfiye adi veya basit usulle yapılır; iflas dairesi tasfiye şeklini iflas kararının tebliğinden itibaren en geç iki ay içinde belirler, basit tasfiyeyi iflas dairesi, adi tasfiyeyi kural olarak iflas idaresi yürütür. Ticaret şirketlerinde tasfiye memurlarınca yürütülen tasfiye, alacaklıların çağrılması, borçların ödenmesi ve kalan varlığın pay sahiplerine dağıtılmasından sonra ticaret unvanının sicilden silinmesinin tescil ve ilanıyla sona erer.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 208, 218 ve 223 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 536–548

  • İcra ve İflas

    Taşınmaz Haczi

    Borçlunun taşınmazının icra takibi kapsamında haczedilmesidir. Haczin miktarı ve alacaklı bilgileri icra dairesince tapu siciline bildirilir ve haciz malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlar. Tapu kütüğüne şerh verilen haciz, taşınmaz üzerinde sonradan hak kazanan kişilere karşı da ileri sürülebilir; haczin kalkması veya hacze yeni alacaklıların katılması da sicile bildirilir.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 91 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 1010

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi

    Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, tarafların ileride bir taşınmazın satış sözleşmesini yapmayı üstlendikleri önsözleşmedir. Resmî şekilde, noterde düzenleme biçiminde yapılmadıkça geçerli olmaz; noter, taraflardan birinin istemi ve harç ile giderlerin ödenmesi hâlinde sözleşmeyi tapu bilişim sistemi üzerinden tapu kütüğüne şerh verebilir. Şerh verilen hak, taşınmaz üzerinde sonradan hak kazananlara karşı da ileri sürülebilir. Vaat eden tescilden kaçınırsa vaat alacaklısı, mülkiyetin hükmen geçirilmesini (tapu iptali ve tescil) dava edebilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 29 ve 237 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 716 ve 1009 · 1512 sayılı Noterlik Kanunu, m. 60 ve 89

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Taşkın Yapı

    Taşkın yapı, bir yapının başkasına ait araziye taşan kısmıdır. Yapıyı yapan malik, taşan kısım için komşu arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahipse bu kısım onun taşınmazının bütünleyici parçası olur. Böyle bir hak yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak on beş gün içinde itiraz etmemiş ve durum ve koşullar da haklı gösteriyorsa, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kişi uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için irtifak hakkı kurulmasını veya o kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devrini isteyebilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 725

  • İcra ve İflas

    Tazyik Hapsi

    Tazyik hapsi, borçluyu kanundan veya ilamdan doğan bir yükümlülüğü yerine getirmeye zorlamak amacıyla icra mahkemesince verilen ve yükümlülük yerine getirildiğinde borçlunun tahliyesiyle sona eren hapistir. Mal beyanında bulunmama, icra dairesindeki ödeme taahhüdünün ihlali, bir işin yapılması veya yapılmamasına ilişkin ilama ve nafaka kararına uymama gibi hâllerde öngörülür; süresi kural olarak üç ayı geçemez. Nafaka takipleri dışında, alacağı aylık en yüksek brüt asgari ücretin altında kalan takiplerde uygulanmaz; Kanunun cezai hükümler babına göre verilen karar, kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 76, 338, 340, 343, 344, 346 ve 354

  • Usul ve Yargılama

    Tebellüğ

    Tebellüğ, tebliğ edilen belgenin muhatap veya kanunen onun yerine tebliğ yapılabilecek kişi tarafından teslim alınmasıdır. Muhatap adresinde bulunmazsa belge aynı konutta oturan kişilere, hizmetçiye veya işyerindeki daimi çalışanlara verilebilir; bu kişilerin görünüşe göre on sekiz yaşından küçük olmaması ve açıkça ehliyetsiz bulunmaması gerekir. Adreste kimse bulunmaz veya tebellüğden kaçınılırsa belge muhtara ya da kolluğa teslim edilir, ihbarname kapıya yapıştırılır ve bu tarih tebliğ tarihi sayılır.

    İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 16–22

  • Usul ve Yargılama

    Tebligat

    Tebligat, yargı mercileri, kamu idareleri, barolar ve noterler gibi kanunda sayılan mercilerin bir belgeyi Tebligat Kanunu’nda öngörülen usulle muhatabına bildirmesi ve bunun belgelenmesidir. Tebligat PTT veya memur aracılığıyla ya da Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yapılır; kamu kurumları, özel hukuk tüzel kişileri, avukatlar ve noterler gibi kişilere elektronik tebligat zorunludur ve belge elektronik adrese ulaştığı günü izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır. Usule aykırı tebliğ muhatap öğrenmişse geçerli olur; olağan SMS veya e-posta bildirimi ise tebligat yerine geçmez.

    İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 1, 7/a, 10–11 ve 32

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Tecdit (Yenileme)

    Mevcut borcun ortadan kaldırılarak yerine yeni bir borç kurulmasıdır. Yenileme iradesinin açıkça anlaşılması gerekir; yalnızca yeni senet düzenlenmesi veya hesabın güncellenmesi tek başına yenileme sayılmaz. Yenileme ile eski borca bağlı fer’i haklar kural olarak sona erer.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 133–134

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Tecil ve Taksitlendirme

    Tecil ve taksitlendirme, amme borcunun vadesinde ödenmesi, haczin uygulanması veya haczedilen malların paraya çevrilmesi borçluyu çok zor duruma düşürecekse, borçlunun yazılı talebi üzerine alacaklı amme idaresince borcun faiz alınarak ertelenmesi ve taksitlendirilmesidir. Tecil süresi 72 ayı geçemez; tecil edilen borç toplamı kanunda belirlenen ve Cumhurbaşkanınca değiştirilebilen tutarı aşmıyorsa teminat aranmaz, aşıyorsa aşan kısmın yarısı kadar teminat gösterilir. Tecil idarenin takdirindedir ve borcu ortadan kaldırmaz; tecil şartlarına uyulmaması veya teminatın tamamlanmaması hâlinde alacak muaccel olur.

    İlgili mevzuat: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m. 48

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Tedbir Nafakası

    Geçim ve bakım ihtiyacını karşılamak için alınan geçici parasal önlemdir. Boşanma veya ayrılık davasında hâkim, eşler ve çocuklar için gerekli önlemlere kendiliğinden karar verebilir. Dava açılmadan ayrı yaşama durumunda da kanuni koşullarla parasal katkı istenebilir; bu yolun şartları TMK m. 197’de ayrıca düzenlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 169, 197 ve 200

Sayfa 1 / 3 · 1–50 / 102 terim

Önceki harf: Ş · Hukuk sözlüğü ana sayfası · Sonraki harf: U

Kaynaklar ve Güncellik

Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar

bottom of page