top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Ceza Hukukunda Diğer Konular

AYM 1. Bölüm Kabul Edilemezlik Ceza Hukuku

Tanığa Söylenen Tehdit Sözlerine Dayanan Mahkûmiyette Gerekçe Yeterli Görüldü

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2023/44303 · T. 02.09.2026

Karar Özeti

Başvurucu, baro yöneticisi olan tanıkla yaptığı telefon görüşmesinde müştekiyi rezil edeceğini söylediği gerekçesiyle tehdit suçundan yargılanmıştır. Basit yargılama usulüyle verilen karara itiraz üzerine duruşma açılmış ve mahkeme, sözlerin müştekiye iletilmesi kastıyla söylendiğini kabul ederek 1.500 TL adli para cezasına hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi, mahkûmiyetin müşteki ile tanığın birbiriyle uyumlu beyanlarına dayandığını, tehdit oluşturan sözlerin kararda ayrı ve açık gösterildiğini ve gerekçenin keyfî olmadığını belirlemiştir. Gerekçeli karar hakkı şikâyeti ve diğer iddialar açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez sayılmıştır.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Tehdit oluşturan sözleri ayrı ve açık biçimde gösteren, müşteki ile tanığın uyumlu beyanlarına dayanan mahkûmiyet gerekçesi keyfî bulunmamış; gerekçeli karar şikâyeti kabul edilemez sayılmıştır.

Soru: Üçüncü kişiye söylenen sözlerden tehdit mahkûmiyeti verilen kararda gerekçeli karar hakkı ihlal edildi mi?

Sonuç: Gerekçeli karar hakkı ve diğer ihlal iddiaları kabul edilemez bulundu; yargılama giderleri başvurucu üzerinde bırakıldı.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilen sözler, kararda ayrı ve açık olarak gösterilmiştir.”

Kararın Tam Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

... BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/44303)

Karar Tarihi: 2/9/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Hüseyin ERAL

Başvurucu

:

...

Vekili

:

Av. ...

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza davasında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.

2. Avukat olan müşteki, adli tıp ana bilim dalında akademisyen olarak görev yapan başvurucuyla bir süre görüştükten sonra başvurucunun yaptığı evlenme teklifini kabul etmemesi üzerine başvurucunun bağlı olduğu baronun yönetim kurulunda yer alan avukat A.D. ile yaptığı telefon görüşmesinde kendisini tehdit ettiği iddiasıyla başvurucu hakkında şikâyetçi olmuştur.

3. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tehdit suçunu işlediği şüphesiyle başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır. Soruşturma kapsamında başvurucu ve A.D.nin ifadesi alınmıştır. Müştekiyi Ankara Barosu staj kurulunda görev alması nedeniyle tanıdığını belirten A.D., başvurucunun kendisini arayarak müştekiyle bir ilişki yaşadıklarını, evlenme teklifini kabul etmediği için müştekiye karşı savaş başlattığını söylediğini belirtmiştir. A.D. ayrıca başvurucunun, müştekinin kendisiyle görüşmeyi kabul etmemesi hâlinde "...Onun [müştekinin] ne mal olduğunu ... göstereceğim, onu bütün Ankara'ya rezil edeceğim." şeklinde sözler söylediğini de ifade etmiştir.

4. Başvurucu; soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde müştekiyle bir ilişki yaşadıklarını, ilişkinin bitmesiyle birlikte müştekinin kendisi hakkında asılsız birçok şikâyet dilekçesi verdiğini, müştekinin amacının itibarını zedelemek olduğunu, Ankara Barosunda başkan yardımcısı olan A.D.yi müştekinin iftiralarını engelleyebileceği düşüncesiyle aradığını ve konuşmada tehdit içeren söz söylemediğini belirtmiştir.

5. Başsavcılık, başvurucunun tehdit suçundan cezalandırılması talebiyle 3/11/2021 tarihli iddianameyi düzenlemiştir. İddianamede özetle başvurucunun A.D.yi arayarak "... Ankara'ya geleceğim, [N.] [müşteki] de gelecek, aynı masaya oturacağız, ben onunla konuşacağım, onunla yüzleşeceğim, eğer benimle görüşmeye gelmezse, aynı masada oturmazsa bu sefer baro başkanı [E.S.yi] arayacağım, o da yetmez, TBB Başkanı [M.F.yi] da arayacağım, [N.yi] rezil edeceğim, onun ne mal olduğunu ... herkese, bütün avukatlara anlatacağım." şeklindeki sözlerle atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.

6. İddianamenin kabulü ile açılan dava, Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkemece 15/11/2021 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda atılı suç bakımından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmasına karar verilmiştir. Başvurucu; iddianamenin tebliği üzerine verdiği yazılı savunmasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için tanık dinlenmesi gerektiğini, atılı suçu işlemediğini, genel yargılama usulünün uygulanmasını ve aynı olayla ilgili Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesinde derdest olan diğer ceza davasıyla birleştirme kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkeme tarafından 6/4/2022 tarihinde basit yargılama usulü uygulandığından birleştirme yapılmayacağına karar verilmiştir. Savunma aşamasının tamamlanmasıyla birlikte Mahkemece başvurucunun tehdit suçunu işlediği sabit kabul edilerek 1 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararda başvurucunun iddianamede belirtilen sözleri müştekiye iletilmek kastıyla A.D.ye söylediği kabul edilmiştir.

7. Başvurucu 5271 sayılı Kanun'un 252. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca duruşma açılması amacıyla mahkûmiyet kararına itiraz etmiştir. İtiraz üzerine Mahkeme, başvurucu ve müştekinin duruşmaya çağrılmasına yönelik duruşma hazırlığı işlemlerini yapmıştır. Yargılama iki celsede tamamlanmıştır. Birinci celseye başvurucu ve müşteki ile A.D. katılmıştır. Başvurucu ve müşteki soruşturma aşamasındaki beyanlarıyla benzer açıklamalarda bulunmuştur. A.D. başvurucunun kendisini arayarak müşteki hakkında sinkaflı sözler söylediğini ayrıca soruşturma aşamasında açıkladığı tehditlerde bulunduğunu beyan etmiştir. Başvurucu müdafii, dosyanın Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesinde derdest olan kovuşturmayla birleştirilmesini istemiştir. Cumhuriyet savcısı esas hakkında mütalaasında müşteki ve tanık anlatımı çerçevesinde başvurucunun atılı suçu işlediğini belirterek cezalandırılmasını talep etmiştir. Mahkeme, anılan celsede Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesindeki kovuşturma konusu suçun farklı olduğu gerekçesiyle birleştirme talebinin reddine karar vermiştir. Başvurucu, aralarında yakınlık bulunan müşteki ve tanığın beyanlarıyla tehdit içerdiği belirtilen sözleri söylediğinin kabul edilemeyeceğini ve suçun unsurlarının oluşmadığını ileri sürmüştür.

8. Yargılama sonucunda Mahkeme, başvurucunun tehdit suçunu işlediğini sabit kabul ederek 1.500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına 18/5/2023 tarihinde kesin olarak karar vermiştir. Gerekçeli kararın değerlendirme kısmı şu şekildedir:

"...Katılan beyanı, tanık [A.D.nin] soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan beyanları, sanık [başvurucu] savunmaları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanık ve katılanın, sanığın mesleği sebebi ile tanıştıkları, tanışma sonrasında sanığın katılana ilgi duymaya başladığı, sanığın beyanlarında katılan ilgi birliktelik yaşadığı beyanlarında bulunduğu, katılana evlenme teklif ettiği, katılanın da evlenme teklifini kabul etmemesi sebebi ile katılanın çevresine sürekli ulaşmaya çalıştığı, katılanın kayıtlı olduğu baru yetkililerine ulaştığı, suç tarihinde katılanı tanıdığını bildiği Ankara Baro Başkan Yardımcısı [A.D.yi] telefon ile aradığı, bu aramada sanığın 'siz baro başkan yardımcısısınız, Ankara'ya geleceğim, [N] [müşteki] da gelecek, aynı masaya oturacağız, ben onunla konuşacağım, onunla yüzleşeceğim, eğer benimle görüşmeye gelmezse, aynı masada oturmazsa bu sefer baro başkanı [E.S.yi] arayacağım, o da yetmez, TBB Başkanı [M.F.yi] da arayacağım, [N.yi] rezil edeceğim, onun ne mal olduğunu [E.S.ye] [M.F.ye] anlatacağım, [N.nin] staj kurulundaki tüm stajer avukat ve öğrencilerine, herkese, bütün avukatlara anlatacağım' şeklinde beyanlarda bulunduğu, tanığın bu beyanları mahkeme aşamasında da tekrarladığı, sanığın da arama yaptığını kabul ettiği, her ne kadar sanık ... üzerine atılı sair tehdit eylemini inkar etmiş ise de taraflar arasında bir çok şikayet ve davaların bulunduğu, tanığın anlatımları katılan [N.S.nin] beyanlarını doğruladığı ve sanığın üzerine atılı, taraflar arasında bulunan ancak daha açıklanmayan onu rezil edeceğim, onun ne mal olduğunu anlatacağım şeklinde sair tehdit suçunu işlediği anlaşılmakla, sanığın katılana yönelik olarak [A.D.ye] hitaben katılana iletme kastıyla sair tehditte bulunduğu sabit olmakla takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle sanığın TCK'nun 106/1-2.cümlesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş[tir]."

9. Başvurucu, kararı 18/5/2023 tarihinde öğrendikten sonra 29/5/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

11. Başvurucu; gerekçeli kararda hangi delile üstünlük tanındığının gösterilmediğini, olayın gerçekleşme şekline ilişkin delillerin gerekçede açıklanmadığını, esasa etkili savunmalarına cevap verilmediğini ve tehdit suçunun unsurlarının kararda tartışılmadığını ileri sürmüştür.

12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurunun öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş; ayrıca somut olay ele alınırken mevzuat hükümleri ile konuya ilişkin yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin gerekçeli karar hakkı bağlamındaki görevinin uyuşmazlığın esası yönünden önem taşıyan meselelere ilişkin olarak derece mahkemelerinin ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya koyup koymadıklarının incelenmesinden ibaret olduğu, derece mahkemesinin gerekçelerinin hukuka uygun olup olmadığını denetleme gibi bir görevi bulunmadığı gibi derece mahkemesi kararlarındaki hukuka aykırılıkları gidermenin de görevi olmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı formda ileri sürdüğü şikâyetlerle benzer açıklamalarda bulunmuştur.

13. Başvuru, adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.

14. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

15. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi, gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

16. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli karar hakkı bağlamındaki görevi, uyuşmazlığın esası yönünden önem taşıyan meselelere ilişkin olarak yargı mercilerinin ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya koyup koymadıklarını incelemekten ibarettir. Anayasa Mahkemesinin yargı mercilerinin açıkça keyfî olmadığı veya bariz bir takdir hatası içermediği sürece gerekçelerini denetleme gibi bir görevi olmadığı gibi söz konusu kararlardaki hukuka aykırılıkları gidermek de Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (Halit Kabadağ [1. B.], B. No: 2019/3589, 23/11/2021, § 30).

17. Gerekçeli karar incelendiğinde, müşteki ve tanık A.D.nin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında verdiği birbiriyle uyumlu beyanları doğrultusunda başvurucunun müştekiye iletilmesi kastıyla tehdit içerdiği belirtilen sözleri söylediği kabul edilerek mahkûmiyet sonucuna varıldığı görülmektedir. Kararda başvurucunun yapılan telefon görüşmesini inkâr etmediği ve tanık beyanının müşteki anlatımını doğruladığı da belirtilmiştir (bkz. § 8). Ayrıca tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilen sözler, kararda ayrı ve açık olarak gösterilmiştir. Başvurucu ise yardım istemek amacıyla aradığı tanıkla yaptığı telefon görüşmesinde tehdit içeren söz söylemediğini kaldı ki iddia edilen sözlerin tehdit suçunun unsurlarını oluşturmadığını ileri sürmüştür (bkz. § 4). Mahkemenin müşteki ve tanık beyanları doğrultusunda yaptığı hukuki nitelendirmeye bağlı olarak başvurucunun tehdit suçunu işlediğine yönelik ortaya koyduğu gerekçenin açıkça keyfî olmadığı ve bariz bir takdir hatası içermediği görülmektedir [benzer sözlerin atılı suçu oluşturacağına ilişkin birçok karar arasından bkz. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/12/2020 tarihli ve E.2017/11595, K.2020/19533; 14/11/2019 tarihli ve E.2015/20188, K.2019/17879 ve 15/1/2019 tarihli ve E.2017/22013, K.2019/260 sayılı kararları]. Bu doğrultuda mahkûmiyet kararının ilgili ve yeterli gerekçe içermediğinden söz etmek mümkün görünmemektedir. Sonuç olarak somut olayda yapılan açık yargılama sonunda tarafların, davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışıldığı ve kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir.

18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

19. Başvurucunun; sadece tanık beyanıyla ceza verilmesi, birleştirme yapılmaması, iddia konusu sözlerin tehdit suçunu oluşturmaması ve şüpheye rağmen mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, §§ 43-46) ve Yasemin Ekşi ([1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 23-36) kararları doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması, kesinleşmemiş diğer kovuşturma dosyasının delil olarak yargılandığı dosyada dikkate alınması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının kararda bu dosyaya bağlı olarak başvurucunun suçlu olduğu yönünde bir çıkarımda bulunulmadığı dikkate alınarak Galip Şahin ([1. B.], B. No: 2015/6075, 11/6/2018, §§ 47, 48) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 2/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

Başka Bir Ceza Dosyasının Dikkate Alınması Masumiyet Karinesini İhlal Etti mi?

Hayır. Anayasa Mahkemesi, kararda diğer kovuşturma dosyasına bağlı olarak başvurucunun suçlu olduğu yönünde bir çıkarımda bulunulmadığını belirterek bu şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun buldu.

Benzer Kararlar

Ceza Hukukunda Diğer Konular Konusundaki 213 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page