Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Tehdit ve Hakaret
Yargıtay 4. CD Bozma Ceza Hukuku
Ağır Siyasi Eleştiri Niteliğindeki Eylemde Cumhurbaşkanına Hakaret Mahkûmiyeti Bozuldu
Yargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2026/1456 · K. 2026/12441 · T. 01.07.2026
Karar Özeti
Sanık, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkûm edilmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözün hakaret sayılamayacağını ve siyasetçilere yönelik eleştiri sınırlarının özel kişilere göre daha geniş olduğunu belirtmiştir. Sanığın eyleminin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp ifade özgürlüğü kapsamında ağır siyasi eleştiri niteliğinde olduğunu, suçun unsurlarının oluşmadığını kabul ederek beraat yerine mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bulmuş ve kararı bozmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyuta ulaşmayan ve ağır siyasi eleştiri niteliği taşıyan eylemde Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
Soru: Cumhurbaşkanına yönelik ağır siyasi eleştiri hakaret suçu oluşturur mu?
Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı beraat gerektiği gerekçesiyle bozuldu ve dosya İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire4. Ceza Dairesi
- Esas No2026/1456
- Karar No2026/12441
- Karar Tarihi01.07.2026
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçBozma
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“sanığın eyleminin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ifade özgürlüğü kapsamında ağır siyasi eleştiri niteliğinde olduğu”
Kararın Tam Metni
4. Ceza Dairesi 2026/1456 E. , 2026/12441 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/956 E., 2021/925 K.
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; atılı suçun unsurlarının oluşmadığına ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Sanık müdafiinin belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etme veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur.
Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.
Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır.
Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.
Siyasetçilere yönelik eleştirilere izin verilen sınırların özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir.
Açıklamalar ışığında, somut olayda; sanığın eyleminin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ifade özgürlüğü kapsamında ağır siyasi eleştiri niteliğinde olduğu, dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı düşünülmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, aynı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.07.2026 tarihinde karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Bu Karar Hakkında Sorular
Yargıtay Sanık Hakkında Doğrudan Beraat Kararı Verdi mi?
Hayır. Daire suçun unsurlarının oluşmadığını ve beraat gerektiğini gerekçesinde belirtti; hüküm fıkrasında kararı bozarak dosyayı ilk derece mahkemesine gönderdi.
Benzer Kararlar
Yargıtay 4. CD 01.07.2026
Kesinleşmiş Hakaret Mahkûmiyetinde Önödeme Talebinin Reddini Kaldıran Karar Bozulmadı
Yargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2026/6735 · K. 2026/12406
Hakaret suçunun önödeme kapsamına alınması ve CMK geçici 7/2'deki evre ibaresinin iptali karşısında kesinleşmiş mahkûmiyette önödeme talebinin reddini kaldıran itiraz kararı hukuka aykırı bulunmamıştır.
Kanun Yararına Bozma İsteminin Reddi Tehdit ve Hakaret
Yargıtay 4. CD 01.07.2026
Telefonda Başkasına Söylenen Sözleri Katılanın Duyması Hakaret Mahkûmiyetine Yetmedi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2026/6732 · K. 2026/12404
Başkasıyla yapılan telefon görüşmesini duyan katılana sözleri iletme kastı bulunmadığından eylem gıyapta hakaret sayılmış, üç kişiyle ihtilat da olmadığından suçun oluşmadığı kabul edilmiştir.
Kanun Yararına Bozma Tehdit ve Hakaret
Ceza Genel Kurulu 25.02.2026
Kamu Görevlisine Fevren Söylenen Hainsiniz Sözü Somut Olayda Hakaret Suçu Oluşturmadı
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/87 · K. 2026/115
Gergin ortamda fevren söylenen, süreklilik arz etmeyen ve somut olgu isnadı içermeyen 'hainsiniz' sözü ifade özgürlüğü kapsamında kaba hitap sayılmış, hakaret suçunun oluşmadığı kabul edilmiştir.
İtirazın Kabulü Tehdit ve Hakaret
Yargıtay 4. CD 01.07.2026
Başbakanlık Makamına Yönelik Paylaşımda Matufiyet Yok: Cumhurbaşkanına Hakaret Oluşmaz
Yargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2024/11164 · K. 2026/12454
Paylaşıma konu ifade Başbakanlık makamına yönelik olduğundan TCK 126'daki matufiyet şartı gerçekleşmemiş, Cumhurbaşkanına hakaret suçu unsurları itibarıyla oluşmamıştır.
Bozma Tehdit ve Hakaret
Tehdit ve Hakaret Konusundaki 30 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
- Ceza Hukuku Rehberi
- Ceza Hukuku İçtihatları
- Hukuk Sözlüğü: Tehdit Nedir?
- Hukuk Sözlüğü: Hakaret Nedir?
- Uzlaşma Kapsamındaki Suçlar 2026: Liste, İstisnalar ve Süreç
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.