top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Ziynet Eşyası Alacağı

Yargıtay 2. HD Bozma Aile ve Boşanma Hukuku

Ev Alımında Kullanıldığı Kanıtlanan Ziynetler İçin İade Davasının Reddi Bozuldu

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/10096 · K. 2026/4216 · T. 15.04.2026

Karar Özeti

Kadın, ziynetlerin ev alımı için bozdurulup bedelinin büyük kısmının erkeğin banka hesabına yatırıldığını ve daha önce iade edildiği gibi yine geri verileceği inancıyla verdiği altınların iade edilmediğini ileri sürmüş; erkek, ziynetleri kadının evden ayrılırken götürdüğünü savunmuştur. Bölge adliye mahkemesi erkeğin istinafını kabul ederek davayı reddetmiştir. Yargıtay, altınların ev alımında kullanıldığının örtüşen tanık anlatımları, erkeğe yapılan banka havale makbuzu ve sarraf kaydıyla sabit olduğunu, erkeğin bunların geri verilmemek üzere verildiğini ispatlayamadığını belirterek kararı bozmuştur.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Ziynetlerin kadının himayesinden çıkıp erkeğin himayesine girdiği ispatlanınca, bunların iade edilmemek üzere verildiğini ispat yükü erkeğe düşer.

Soru: Ev almak için erkeğe verilen ziynetler boşanmada geri istenebilir mi?

Sonuç: Davayı reddeden bölge adliye mahkemesi kararı bozularak dosya bölge adliye mahkemesine gönderildi.

Kararın Önemli Bölümleri

“Davalı erkek kadının geri verilmemek üzere altınları verdiğini ispatlayamamıştır.”

“dava konusu bilezikler, set ve diğer altınların ev alımında kullanıldığı”

Kararın Tam Metni

2. Hukuk Dairesi 2025/10096 E. , 2026/4216 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1298 E., 2025/2000 K.

DAVA TÜRÜ : Kişisel Eşyanın İadesi

İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2021/933 E., 2024/621 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından reddedilen dava yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Dava kadın tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 220 nci ve 226 ncı maddeleri gereğince açılan kişisel mal niteliğinde bulunan ziynet eşyalarının aynen iadesi istemine ilişkin olup, İlk Derece mahkemesince kadının davasının kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine karar taraf vekillerince istinaf edilmiş Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kadının başvurusunun esastan reddine erkeğin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiş karar davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir.

4721 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre, kural olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Uyuşmazlık konusu ziynet eşyaları; rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardan olduğu için ziynet eşyalarında olağan olan, bu eşyaların kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Kaldı ki; hayat deneyimlerine göre de olağan olan bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanarak muhafaza edilmesidir. Bunların erkeğin zilyetlik ve korunmasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir.

Ziynet eşyası alacağı davalarında, ispat hukuku yönünden öncelikli kural; davacı tarafından dava konusu edilen ziynet eşyalarının, cins, sayı, nitelik ve miktar olarak varlığının kanıtlanmış olması gerekliliğine ilişkindir. Ziynetlerin varlığını bu şekilde ispatlayan davacının ikinci olarak ise; bu ziynetlerin evlilik birliği içinde kendisinden alındığını ve tekrar iade edilmediğini veya bu şekilde elinden alındığına dair bir iddiası yoksa evden ayrılırken bu eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle ziynet alacağı hakkı olduğunu iddia eden davacı, varlığını kanıtladığı dava konusu ziynetlerin kendinde olmadığını şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmakla yükümlüdür. İşte bu anda; kadın eş, fiili karineyle kişisel malı niteliğinde kabul edilen ziynet eşyalarının kendi himayesinden çıkarak, erkek eşin himayesine girdiğini şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlamış ise artık erkek eş; kadın eşe ait olan ziynet eşyalarının iadesiyle yükümlü olmadığı hususunu ispat yükü altındadır. Borçlar hukuku genel hükümleri uyarınca; aslolan borçlunun aldığı şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kuralıdır. İade edilmemek üzere alındığı hususunda ispat yükü ise yukarıda açıkça vurgulandığı gibi, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğuna göre, davalı eğer ki ziynetlerin himayesine girdiğini kabul ederse bu ziynetleri iade etmemek üzere aldığını ispatlamalıdır.

Davacı kadın vekili dava ve ikinci cevap dilekçesinde; "...düğünde takılan nakit paralar ve çeyrek altınlar bozdurularak geçim sağlandığını, ziynetlerinden 7 tane bilezik bozdurarak tekel bayi açtıklarını fakat sonrasında devrettiklerini tekel bayi açılırken bozdurulan 7 bileziğin 6 tanesinin davalı erkek tarafından 1 bileziğin ise davalı erkeğin annesi tarafından yapılarak kadına iade edildiğini, sonraki zamanlarda müvekkiline ait 10-12 adet çeyrek altınıı dükkanın borcu için davalıya verdiğini, 2013 yılının Haziran ayında çalışarak biriktirdiği altınlarla birlikte ev almak için ziynet altınlarını bozdurduklarını ve altınların 53.750,00 TL tuttuğunu, bu paranın 52.000, 00... .06.2013 tarihinde davalı erkeğin Akbank hesabına yatırıldığını, kalan 1.750,00 TL ise emlakçıya elden verildiğini, evin 153.000,00 TL' ye satın alındığını ve 100.000,00 TL'sinin de Akbanktan on yıllık kredi çekilerek karşılandığını, müvekkilinin daha önce geri verildiğini bildiği için yine geri verileceği inancı ile altınları verdiğini ancak altınların tekrar iade edilmediğini,..." iddia ederek ziynet eşyalarının aynen iadesine aksi bedelinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı erkek ise "...Ziynetlerin kadın tarafından evden ayrılırken yanında götürüldüğünü..." savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olan, bu çeşit eşyanın kadın üzerinde olması ya da evde saklanmış, muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Diğer taraftan, söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev’idendir. Onun için kadının bunları önceden götürmesi gizlemesi her zaman mümkündür. Somut uyuşmazlıkta; dava konusu bilezikler, set ve diğer altınların ev alımında kullanıldığı birbiri ile örtüşen davalı kadının tanıkları, davalı erkeğe yapılan banka havale makbuzu ile Karabulut Sarrafiye ticaret ve sanayi anonim şirketi isimli işyerinden gelen "bilgi içindir yazılı" kart ile sabittir. Davalı, ziynet altınlarının kadın tarafından evden ayrılırken yanında götürdüğünü savunmuş ise de, söz konusu bu savunmasını ya da ziynetlerin iade edilmemek üzere verildiğini toplanan delillerle ispat edememiştir. Gerçekleşen bu duruma göre, davacının kişisel malı niteliğindeki söz konusu bu ziynetlerin davalının hakimiyet alanında olduğu kabul edilmelidir. Davalı erkeğin bu altınların iade edilmemek üzere geri verildiğinin iddia ve savunma doğrultusunda ispat yükü altında olup kadın tarafından bu eşyaların iade edilmemek üzere verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, erkek bunları iadeden kurtulur. Davalı erkek kadının geri verilmemek üzere altınları verdiğini ispatlayamamıştır. O halde varlığı ve erkek tarafından alınarak harcandığı ispat edildiğine göre davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

Ziynet Alacağı Davasında Kadın Neyi İspatlamalıdır?

Karara göre kadın önce ziynetlerin cins, sayı, nitelik ve miktar olarak varlığını, ardından bunların kendisinden alınıp iade edilmediğini veya evden ayrılırken götürmesinin mümkün olmadığını ispatlamalıdır.

Benzer Kararlar

Ziynet Eşyası Alacağı Konusundaki 37 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page