Ana Sayfa › İçtihatlar › Kira Hukuku › Yeni Malikin İhtiyacı Nedeniyle Tahliye
Yargıtay 3. HD Bozma Kira Hukuku
Haksız Tahliyede Kısmi Davada Kesinleşen Aylık Kâr Kaybı Sonraki Davada Esas Alınmalı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2021/8972 · K. 2022/1000 · T. 14.02.2022
Karar Özeti
Yeni malik tarafından cebri icra yoluyla haksız biçimde tahliye edilen davacı kiracı, bir aylık kâr kaybı için açtığı kısmi davanın kesinleşmesinden sonra kalan beş ay için kâr kaybı ve manevi tazminat istemiştir. Mahkeme, bozmaya uyarak makul kiralama süresini altı ay kabul etmiş, ancak bilirkişi raporuna dayanarak altı aylık kâr kaybını toplam 30.796,79 TL olarak hükme bağlamıştır. Yargıtay, kısmi davada aylık kâr kaybının 30.796,79 TL olarak davacı lehine kesinleştiğini, ilk aya o davada hükmedildiğinden talep aşılarak altı aylık tazminata karar verilemeyeceğini değerlendirmiştir. Aylık tutar üzerinden beş aylık tazminat hesaplanması gerektiğinden hüküm her iki taraf yararına bozulmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Haksız tahliyeye dayalı önceki kısmi davada aylık kâr kaybı kesinleştiğinden, kalan süre için açılan davada bu tutarın esas alınması ve talep edilen beş ayla sınırlı hüküm kurulması gerektiği kabul edilmiştir.
Soru: Haksız tahliye edilen kiracının kâr kaybı, önceki kısmi davada kesinleşen aylık tutar üzerinden mi hesaplanır?
Sonuç: Sulh hukuk mahkemesinin hükmü her iki taraf yararına bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire3. Hukuk Dairesi
- Esas No2021/8972
- Karar No2022/1000
- Karar Tarihi14.02.2022
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçBozma
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
Kararın Önemli Bölümleri
“Bu durumda makul süre kar kaybı tazminatı hesabında aylık kar kaybı tutarı olarak davacı lehine kesinleşen 30.796,79 TL’nin esas alınması gerekmektedir.”
“mahkemece talep edilen beş aylık tazminata hükmedilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmaksızın talep aşılarak altı aylık tazminata hükmedilmesi de doğru olmamıştır.”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; 13/06/2001 tarihli kira sözleşmesi ile eski malikinden kiraladığı iş yerini davalının devraldığını ve bu suretle yeni malik olarak kira sözleşmesinin tarafı haline geldiğini, kira bedellerini davalı yeni malike ödemeye devam ettiğini, cebri icra yolu ile kiralanandan haksız şekilde tahliye edildiğini, tahliyenin haksız olduğu iddiasıyla tahliye emrinin iptaline ilişkin açılan davanın mahkemece kabul edildiğini, bu karara istinaden davalı aleyhine haksız tahliye nedeniyle 03/04/2006-03/05/2006 dönemine ait kazanç kaybı zararının tahsili için açtığı kısmi davanın kabul edildiğini ve Yargıtay denetimden geçerek kesinleştiğini, bu mahkeme kararı uyarınca kar kaybının aylık 30.796,79 TL olduğunu iddia ederek; kalan beş aylık yeniden kiralama süresi bakımından toplam 153.983,95 TL maddi tazminatın ve 50.000 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; davacının tahliyeden sonra ne kadar sürede yeni bir yer kiraladığının ve ne kadar kar kaybına uğradığını ispatlaması gerektiğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, tacir olan davacının tahliye sonrası beş ay boyunca ticari faaliyette bulunmadığının kabul edilemeyeceğini ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kira sözleşmesi imzalanmadan önce taşınmaza ipotek konulduğunu ve haciz gereçekleştiğini, daha sonra imzalanan kira sözleşmesinin muvazaalı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının beş aylık kar mahrumiyetinden sorumlu olduğu ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 153.983,95 TL maddi tazminatın aylık değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine dair verilen hüküm, her iki tarafın temyizi üzerine, Dairemizce verilen 27/02/2020 tarihli ve 2019/4922 E 2020/1768 K sayılı kararla; kiracının dava konusu kiralananla aynı vasıf ve özelliklere sahip başka bir yeri aynı şartlarda kiralayabileceği makul süre kâr kaybına hükmedilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğu gerekçesiyle davalı lehine, reddedilen manevi tazminat talebi yönünden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle de davacı lehine bozulmuş, tarafların sair temyiz itirazları reddedilmiştir.
Bozma kararına uyan mahkemece; kiracının dava konusu kiralanan ile aynı vasıf ve özelliklere sahip başka bir taşınmazı aynı şartlarda kiralayabileceği makul sürenin altı ay olarak tespit edildiği, davalının bu süre kadar kâr kaybından sorumlu olduğu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda 6 aylık kar kaybının 30.796,79 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 30.796,79 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair maddi tazminat talebi ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Taraflar arasında daha önce görülen kar kaybı tazminatına ilişkin kısmi davada davacı fazlaya dair hakları saklı kalacak şekilde 03/04/2006 ile 03/05/2006 arası dönem için 39.000 TL kazanç kaybına ilişkin maddi tazminat talebinde bulunmuş, İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesince 2011/65 E 2011/85 K sayılı karar ile 03/04/2006 ile 03/05/2006 arası döneme ait bir aylık kar kaybının 30.796,79 TL olduğu gerekçesiyle davanın bu tutar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş ve söz konusu karar, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2012/8676 E 2012/13597 K sayılı 18/10/2012 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Mahkemece bozma öncesi verilen kararda da aylık kazanç kaybı 30.796,79 TL esas alınarak tazminat hesabı yapılmış ve karar davalının sair temyiz itirazları reddedilerek yalnız makul süre tespiti yönünden bozulmuştur. Bu durumda makul süre kar kaybı tazminatı hesabında aylık kar kaybı tutarı olarak davacı lehine kesinleşen 30.796,79 TL’nin esas alınması gerekmektedir.
Öte yandan davacı kiracının aynı vasıflara sahip yeni bir yeri bulup kiralayabileceği makul süre altı ay olarak belirlenmiş ve bu sürenin ilk ayına ilişkin tazminat tutarına yukarıda bahsi geçen kısmi davada hükmedilmiş olup, eldeki davada davacı ilk davada talep edilmeyen 03/05/2006 sonrası beş aylık döneme ilişkin tazminat talebinde bulunduğundan, mahkemece talep edilen beş aylık tazminata hükmedilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmaksızın talep aşılarak altı aylık tazminata hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece; aylık 30.796,79 TL tutar üzerinden beş aylık makul süre tazminatına hükmedilmesi gerekirken, altı aylık toplam 30.796,79 TL tazminata hükmedilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nın 428. maddesi gereğince her iki taraf yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/02/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 3. HD 10.12.2019
Yeni Malikin Sözleşmeye Taraf Olmadığı Gerekçesiyle Kiracının Kâr Kaybı Talebi Reddedilemez
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2019/5482 · K. 2019/9859
Yeni malik kira sözleşmesiyle bağlı olduğundan, sözleşme kendisinden kaynaklanan nedenlerle süresinden önce fiilen sona erdirildiğinde kiracı, benzer bir yeri kiralayabileceği makul süreyle sınırlı kâr kaybı isteyebilir.
Bozma Yeni Malikin İhtiyacı Nedeniyle Tahliye
Yargıtay 3. HD 27.02.2020
Tahliye Emri İptal Edilen Kiracının Kâr Kaybı Benzer Yeri Kiralayacağı Makul Süreyle Sınırlı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2019/4922 · K. 2020/1768
Tahliye emri iptal edilen kiracının kusurlu fesih nedeniyle isteyebileceği kâr kaybı, aynı şartlarla benzer bir yeri kiralaması için gereken makul süre ve bu süredeki kârı tespit edilerek belirlenmelidir.
Bozma Kira Sözleşmesinin Feshi ve Sona Ermesi
Yargıtay 3. HD 09.09.2025
Yeni Malikin Edinme Bildirimi Geç Tebliğ Edilince Tahliye Hükmü Kanun Yararına Bozuldu
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/2624 · K. 2025/3931
Yeni malik TBK'nın 351/1 maddesindeki edinme yoluna dayanıyorsa edinme bildiriminin bir ay içinde kiracıya tebliği zorunludur; bu süre kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilir.
Kanun Yararına Bozma Yeni Malikin İhtiyacı Nedeniyle Tahliye
Yargıtay 3. HD 11.03.2025
Bir Ay İçinde Bildirim Yapan Yeni Malik, Altı Ay Sonra Sözleşme Sonuna Kadar Dava Açabilir
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/1060 · K. 2025/1497
TBK 351'e göre edinmeden itibaren bir ay içinde bildirimi kiracıya tebliğ ettiren yeni malik, davayı altı ay geçtikten sonra hemen açmak zorunda olmayıp sözleşme sonuna kadar açabilir.
Bozma Yeni Malikin İhtiyacı Nedeniyle Tahliye
Yeni Malikin İhtiyacı Nedeniyle Tahliye Konusundaki 10 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.