top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Ceza Hukukunda Diğer Konular

AYM 1. Bölüm Kabul Edilemezlik Ceza Hukuku

Karakolda İfade Değiştirme Baskısı İddiası Kötü Muamele Eşiğine Ulaşmadığından Kabul Edilemez

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2022/12091 · T. 22.07.2026

Karar Özeti

Başvurucu, şikâyet için gittiği karakolda çıkışının engellendiğini ve ifadesini değiştirmesi için baskı gördüğünü, bu iddialar hakkında etkili soruşturma yapılmadığını ileri sürdü. Savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, itiraz reddedilmişti. Anayasa Mahkemesi çoğunluğu, başvurucunun anlatımı esas alınsa da fiziksel şiddet iddiası bulunmadığını, ruhsal etkilerin somut biçimde gösterilmediğini ve muamelenin süre ile yoğunluk yönünden sınırlı kaldığını belirterek asgari ağırlık eşiğine ulaşılmadığı gerekçesiyle şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun buldu. Kararda karşı oy bulunmaktadır.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Fiziksel şiddet içermeyen, ruhsal etkisi gösterilmeyen ve süre ile yoğunluk bakımından sınırlı kalan baskı iddiası, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki asgari ağırlık eşiğine ulaşmamıştır.

Soru: Karakolda ifadesini değiştirmesi için baskı yapıldığı iddiası neden kötü muamele yasağı kapsamında görülmedi?

Sonuç: Kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiası, açıkça dayanaktan yoksun olduğundan oyçokluğuyla kabul edilemez bulundu.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“söz konusu muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirme yapılabilmesi için aranan asgari ağırlık eşiğine ulaştığı söylenemez”

“İddia edilen muamele süre ve yoğunluk bakımından da sınırlı kalmıştır.”

Kararın Tam Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

... BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/12091)

Karar Tarihi: 22/7/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Merve ARSLANTÜRK

Başvurucu

:

...

Vekili

:

Av. ...

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, mağdurun şikâyetçi olmak üzere gittiği karakolda ifadesini değiştirmesi yönünde baskıya maruz kalması hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, vekili aracılığıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) verdiği 16/4/2021 tarihli dilekçesinde şikâyetçi olmak için gittiği polis merkezi amirliğinden çıkışının bir polis amiri tarafından engellendiğini, Ankara il emniyet müdür yardımcılarından birinin de şikâyetçi olarak verdiği ifadeyi değiştirmesi yönünde kendisine baskı uyguladığını iddia ederek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve görevi kötüye kullanma suçlarından ilgililer hakkında soruşturma yapılmasını istemiştir. Sözü edilen dilekçedeki iddialara göre başvurucu, babası A.T.nin ölüm yıl dönümü nedeniyle 4/4/2021 tarihinde İstanbul'dan Ankara'ya gelmiştir. Aynı gün saat 08.50 sıralarında kabir girişinde daha önce tanımadığı kişilerce aracının önü kesilmiş ve aracı yumrukla vurularak durdurulmuştur. Aracını durduran kişiler başvurucuya MHP Genel Başkan Yardımcısı S.Y.den A.T.nin ailesinin içeri alınmaması yönünde talimat aldıklarını söylemiştir. Bu olay üzerine başvurucu, polis merkezine giderek şikâyette bulunmuştur. İfade işlemlerinin tamamlanmasından sonra Güvenlik ve Foto Film Şubesinden sorumlu M.K., Cumhuriyet savcısının gelmediği ve işlerin Cumhuriyet savcısının gelmesinin ardından tamamlanacağı gerekçesiyle başvurucu ile vekilinin polis merkezinden çıkışına engel olmuştur. Başvurucu ile vekili bir odada bekletilirken Ankara il emniyet müdür yardımcılarından olduğu söylenen bir emniyet müdürü başvurucuya “İfadenizde babanızın kabrine sizi sokmayan ve engelleyen kişilerin MHP Genel merkezinden ve S...Y...den talimat aldıklarını söylemişsiniz. Olmayan şeyleri söylememek lazım.” diyerek ifadesini değiştirmesi yönünde baskı uygulamıştır.

3. Başvurucunun şikâyeti üzerine Başsavcılık ilgili kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatmıştır. Soruşturma kapsamında olayla ilgili kolluk görevlilerince düzenlenen 5/4/2021 tarihli tahkikat evrakı dosya arasına alınmıştır. Tahkikat evrakı içeriği şöyledir :

i. Başvurucu, müşteki sıfatıyla vekili eşliğinde verdiği ifadesinde babasının kabrine giriş yapmak istediği sırada tanımadığı kişilerin aracının önünü kestiğini, aracın kaportasına birkaç kez sert şekilde vurarak ve tehditkâr el hareketleriyle “Giremezsin. Senin burada işin yok. Senin buraya girmeye hakkın yok” dediklerini, kendisinin “Öz babamın mezarına mı sokmuyorsunuz ?” demesi üzerine bu kişilerin MHP Genel Merkezinden Genel Başkan Yardımcısı S.Y.den talimat aldıklarını söylediklerini, A.K. ve S.D.nin bu olaya tanık olduklarını, Alo 155'i aradığını, avukatı ile her yıl kendisini orada karşılayan S.D.yi de aynı kişilerin “Buraya giremezsiniz, sizin için kötü olur.” diyerek içeri almadığını belirtmiştir. Ardından gelen polis ekipleriyle karakola giderek şikâyetçi olmuştur.

ii. Şüpheliler M.Ö. ve M.M.K., A.T.nin ölüm yıl dönümünde pandemi nedeniyle anma töreni yapılmamasının kararlaştırıldığını, MHP Ankara il yönetiminde oldukları için gelen ziyaretçilere giriş yasağını bildirmek amacıyla anıt mezara gittiklerini, saat 09.00 sıralarında lüks bir aracın yasağa rağmen giriş yapmak istediğini, kendilerinin uyarıda bulunması üzerine kişinin A.T.nin oğlu olduğunu söylediğini fakat görünüşü nedeniyle buna inanmadıklarını ve basındaki bazı yazılar nedeniyle provokatif amaçla gelmiş olabileceğini düşündüklerini ifade etmişlerdir. Daha sonra başvurucuyu içeri aldıklarını ancak başvurucunun kendilerine hakaret ve tehditte bulunduğunu beyan etmişlerdir.

iii. Tanık S.D. başvurucunun arkadaşı olduğunu, kabir girişinde kendisini beklediğini, saat 08.50 sıralarında aracın önünün şüpheliler tarafından kesildiğini, şahısların aracın kaportasına vurup “İçeri giremezsiniz, burada olmaya hakkınız yok.” diyerek talimatı S.Y.den aldıklarını söylediklerini ifade etmiştir. Başvurucunun koruması ve şoförü A.K. da benzer şekilde beyanda bulunmuştur.

iv. Başvurucunun aracına yumrukla vurulduğu iddiası üzerine kolluk görevlileri, araç sürücüsüyle birlikte Araç Görgü ve Tespit Tutanağı düzenlemiş; tutanakta araçta herhangi bir vurma izi ve zarar olmadığının tespit edildiğini ifade etmiştir.

4. Başsavcılık, yapılan işlemlerin Cumhuriyet savcısının talimatları doğrultusunda usul ve kanuna uygun olarak gerçekleştirildiğini, bir suç unsurunun bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

5. Başvurucu; yapılan araştırmanın yalnızca mezarlıktaki eylemlere ilişkin olduğunu, şikâyetinin konusu olan karakoldan çıkışının engellenmesi ve ifadesini değiştirmesi yönündeki baskı iddiaları hakkında inceleme yapılmadığını, bu suretle karakolda işlendiğini iddia ettiği suçların örtbas edildiğini ileri sürerek kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etmiştir. Sulh Ceza Hâkimliği, itirazı 14/12/2021 tarihinde kesin olarak reddetmiştir.

6. Başvurucu, nihai kararı 3/1/2022 tarihinde öğrendikten sonra 31/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucu, şikâyetçi olmak amacıyla gittiği polis merkezinde ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından çıkışa yöneldiği sırada dönemin Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı M.K. ile yine emniyet müdür yardımcısı olduğu belirtilen kimliği tespit edilemeyen bir kişi tarafından önünün kesildiğini, zorla bir odaya götürüldüğünü, ifadesinden “MHP Genel Merkezinden ve S... Y...’den talimat alındığı” yönündeki beyanların çıkarılması için tehdit ve baskıya maruz kaldığını ileri sürmüştür. Başvurucu, baskılara rağmen ifadesini değiştirmediğini ve polis merkezinden ayrıldığını, bu olayla ilgili olarak Başsavcılığa yaptığı şikâyetin soruşturulmadığını, söz konusu iddiaların mezarlıkta yaşanan olaya ilişkin tahkikat evrakı ile birleştirilerek dosyanın kapatıldığını, bu suretle karakolda gerçekleştirildiğini iddia ettiği kötü muamele ve baskı eylemlerinin örtbas edildiğini, bu eylemler hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştür.

9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde yapılacak incelemede Anayasa, mevzuat hükümleri ve tespitlerin dikkate alınması gerektiğini bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

10. Başvurucu, Başsavcılığa sunduğu dilekçede açıkça kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da işlendiğini ileri sürmesine karşın bireysel başvuru formunda kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde ayrı bir şikâyette bulunmamıştır. Ayrıca başvurucu, zorla bir odaya götürüldüğünü ileri sürmüşse de bu odada ne kadar süreyle ve ne şekilde tutulduğuna ve polis merkezinden ayrılmasının nasıl engellendiğine ilişkin somut bir açıklama yapmamıştır. Bu nedenle, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden ayrıca bir inceleme yapılmamış ve başvuru, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

11. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa’nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa’nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı, görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).

12. Başvurucu, vekili aracılığıyla Başsavcılığa sunduğu dilekçesinde polis merkezindeki ifade işlemlerinin tamamlanmasından sonra Güvenlik ve Foto Film Şubesinden sorumlu M.K.nın Cumhuriyet savcısının gelmediği ve işlerin Cumhuriyet savcısının gelmesinin ardından tamamlanacağı gerekçesiyle kendisi ile vekilinin polis merkezinden çıkışına engel olduğunu, vekili ile birlikte bir odada bekletilirken Ankara il emniyet müdür yardımcılarından olduğu söylenen bir emniyet müdürünün “İfadenizde babanızın kabrine sizi sokmayan ve engelleyen kişilerin MHP Genel merkezinden ve S...Y...den talimat aldıklarını söylemişsiniz. Olmayan şeyleri söylememek lazım.” diyerek ifadesini değiştirmesi yönünde kendisine baskı uyguladığını iddia etmiştir. Buna göre Başsavcılığa sunulan dilekçede başvurucunun çıkışına engel olan kişi M.K., baskı uygulayan kişi ise bir emniyet müdürüdür. Bireysel başvuru formunda ise Cumhuriyet savcısının geleceği gerekçesiyle çıkışın engellendiğinden söz edilmeksizin M.K. ile yine emniyet müdür yardımcısı olduğu belirtilen kimliği tespit edilemeyen bir kişinin başvurucunun önünü kestiği, onu zorla bir odaya götürdüğü ve söz konusu beyanı ifadesinden çıkarması için tehdit ve baskı uyguladığı ileri sürülmüştür. Bu bakımdan Başsavcılığa sunulan dilekçedeki anlatım ile başvuru formundaki anlatım olayın gerçekleşme biçimi yönünden tam olarak örtüşmemektedir.

13. Öte yandan başvurucunun bireysel başvuru formundaki anlatımı esas alınsa dahi, kendisine yöneltildiğini belirttiği baskı, “İfadenizde babanızın kabrine sizi sokmayan ve engelleyen kişilerin MHP Genel merkezinden ve S... Y...den talimat aldıklarını söylemişsiniz. Olmayan şeyleri söylememek lazım.” denilmesi ve ilgili kısmın ifadesinden çıkarılmasının istenmesiyle sınırlıdır. İfadesini vekili eşliğinde veren ve kendi beyanına göre polis merkezinden kendi iradesiyle ayrılan başvurucu, anılan süreçte fiziksel şiddete maruz kaldığını ileri sürmemiş, müdahalenin kendisinde doğurduğu ruhsal etkilere ilişkin somut bir açıklama yapmamış ve buna ilişkin herhangi bir belge sunmamıştır. İddia edilen muamele süre ve yoğunluk bakımından da sınırlı kalmıştır. Dolayısıyla başvurucunun bireysel başvuru formunda iddia edildiği şekilde bir muameleye maruz kaldığı kabul edilse bile söz konusu muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirme yapılabilmesi için aranan asgari ağırlık eşiğine ulaştığı söylenemez (sözlü baskı iddialarında olayın süresi ve başvurucu üzerindeki somut etkiler ortaya konulmadığında asgari ağırlık eşiğine ulaşılamayacağına ilişkin benzer yönde değerlendirme için bkz. Barış Pehlivan [GK], B. No: 2020/17359, 12/12/2024, §§ 44, 45).

14. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA ,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 22/7/2026 tarihinde karar verildi.

​

​

​

KARŞIOY

1. Mahkemenin sayın çoğunluğu tarafından başvurucunun açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.

2. Aşağıda belirteceğim gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmadım.

3. Olay ve olgular mahkememizin gerekçeli kararında ayrıntılı olarak özetlenmiştir.

4. Başvurucu olay tarihinde babasının mezarını ziyarete gittiğini ziyaretin engellenmesi nedeniyle karakola şikayet için başvurduğunu şikayetine ilişkin işlemler sırasında ifadesini değiştirmesi yönünde baskıya maruz kaldığını iradesi dışında bir müdürün odasında bulunmak zorunda kaldığını bu konuda yapmış olduğu şikayet nedeniyle de etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini ifade etmiştir.

5. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

6. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan, maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle negatif yükümlülük olarak kamu otoritelerinin kişilerin fiziksel ve ruhsal olarak zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirdiği gibi ayrıca pozitif yükümlülük olarak devlete kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye maruz bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevi yüklemektedir. Sınırları belli bazı durumlarda, mevzuata uygun olarak ve sadece kaçınılmaz hâllerde aşırı olmaması koşuluyla güvenlik güçleri tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul edilmektedir. Bununla beraber fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe bu neviden fiiller prensip olarak kötü muamele yasağını ihlal edecektir. Devletin 17. madde kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu çerçevesinde bireyin kötü muameleye ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde yürütülmesi gereken ceza soruşturmasının etkili kabul edilebilmesi için derhâl başlatılması, sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmesi, olayı çevreleyen tüm koşulları aydınlatması, nesnel ve tarafsız analizlere dayanması, olaya karışmış olabilecek kişilerden bağımsız olması, özenle yürütülmesi ve suç tespit edildiği takdirde eylemle orantılı bir ceza ile sonuçlandırılması gerekir. Kontrol altındaki kişilerin vücutlarında bir yaralanma tespit edilmişse ve kötü muamele iddiaları da varsa yaralanmanın nasıl oluştuğu konusunda makul bir açıklama getirme yükümlülüğü idari ve yargısal kurumlarıyla devlete aittir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015; Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013).

7. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında belirtildiği üzere bir muamelenin asgari ağırlık eşiğine ulaşılıp ulaşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşımaktadır. Değerlendirmeye alınacak hususlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki saik de eklenebilir.

8. Olay günü düzenlenen tahkikat evrakına göre şüpheliler ve başvurucular arasında bir tartışmanın olduğu açıktır. Şüphelilerin tanık S.D’nin beyanına göre aracın kaportasına vurarak içeri giremezsiniz burada olmaya hakkınız yok diyerek talimatı S.Y’den aldıklarını söyledikleri ifade edilmiştir. Başvurucunun koruması ve şoförü de benzer beyanlarda bulunmuştur. Başsavcılık bu beyanları araç görgü tespit tutanağını esas alarak sonuca ulaşmıştır. Tanık beyanları varken engellemeye yönelik davranışların TCK anlamında suç oluşturup oluşturamayacağı değerlendirilmemiştir. Karakoldaki şikayet esnasında meydana gelen şikayetin geri alınmasına ilişkin inceleme kamera kayıtları getirtilerek sonuca ulaşılmamıştır. Anayasa Mahkemesinin yaşananlara ilişkin bilgi, belge sunma yükümlülüğünü başvurucuya yüklemesi bireysel başvurunun mantığıyla bağdaşmayacaktır. Kamu otoritelerinin vardığı sonucu etkileyecek kamera kaydı, tanık beyanı gibi ceza hukuku anlamında ve kesin delil teşkil eden deliller tartışılmadan ulaşılan sonuç ceza hukuku bağlamında soruşturma ya da kovuşturmanın etkili olmayacağını göstermektedir. Somut olay bağlamında tanık beyanları irdelenmeden sonuca ulaşılmıştır. Anayasa mahkemesinin bu konudaki asgari eşik sınırının aşılmadığı yaklaşımı da bireysel başvuru inceleme yöntemiyle bağdaşmayacaktır. Somut olay bağlamında başvurucunun babasının mezarını ziyarete gittiği; bu ziyaret esnasında bütün bu olayların yaşandığı göz önüne alındığında asgari eşik sınırının aşıldığı sonucuna ulaşılmalıdır. Aynı zamanda kamu otoritelerinin olay nedeniyle yaptıkları incelemede kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmalıdır.

9. Yukarıda belirttiğim gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmadım.

Üye

Selahaddin MENTEŞ

​

​

​

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Şikâyeti Ayrıca Esastan İncelendi mi?

Hayır. Anayasa Mahkemesi, başvuru formunda bu hak için ayrı bir şikâyet bulunmadığını ve odada tutulma süresi ile biçimine ilişkin somut açıklama yapılmadığını belirterek ayrıca inceleme yapmadı.

Benzer Kararlar

Ceza Hukukunda Diğer Konular Konusundaki 213 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page