top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Ceza Hukukunda Diğer Konular

AYM 1. Bölüm İhlal Olmadığı Ceza Hukuku

Kolluğa Direnen Başvurucuya Karşı Güç Kullanımında Kötü Muamele Yasağı İhlal Edilmedi

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2021/50883 · T. 01.07.2026

Karar Özeti

Adli muayeneye götürülen dört başvurucu, sevk sırasında kolluk görevlilerince darbedildiklerini ve soruşturmanın etkisiz olduğunu ileri sürdü. Başsavcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, başvuruculardan ikisi görevi yaptırmamak için direnme suçundan cezalandırılmıştı. Anayasa Mahkemesi, kabul edilebilir bulduğu tek başvurucu yönünden kolluk müdahalesinin varlığını kabul etmekle birlikte direnmenin sabit olması karşısında gücün gereken ölçüyü aştığını gösteren bir olgu bulunmadığını belirtti. Bir raporun Adli Tıp Kurumuna gönderilmemesi sonucu değiştirebilecek bir eksiklik sayılmadığından ihlal bulunmadı, diğer üç başvurucunun şikâyeti ise kabul edilemez bulundu.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Kolluğa fiziksel saldırıyla direndiği sabit olan başvurucuya uygulanan güçte, direnişe karşı da aranan kesin gereklilik ve orantılılık ölçüsünün aşıldığı gösterilemediğinden ihlal saptanmamıştır.

Soru: Kolluğa direnen kişiye uygulanan fiziksel güç hangi hâllerde kötü muamele yasağını ihlal eder?

Sonuç: Bir başvurucu yönünden kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edilmediğine karar verildi, diğer üç başvurucunun şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olduğundan kabul edilemez bulundu.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“Güç kullanımına ilişkin bu ilkeler, güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin hukuka uygun olarak verdikleri emre karşı etkin (aktif) veya edilgin (pasif) direniş gösterilmesi hâlinde de geçerlidir”

“kolluk görevlilerinin gereken ölçüyü aşacak şekilde başvurucuya fiziksel müdahalelerini gösteren bir olgunun bulunmadığı değerlendirilmiştir.”

Kararın Tam Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

A... B... VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/50883)

Karar Tarihi: 1/7/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Yılmaz AKÇİL

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Mustafa Erdem ATLIHAN

Başvurucular

:

1. A... B...

2. Fa... K...

3. Fe... K...

4. R... K...

Vekili

:

Av. ...

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, kolluk görevlilerince fiziksel şiddet uygulanması ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Beş kolluk görevlisi tarafından olay günü olan 27/1/2021 tarihinde düzenlenen tutanağa göre bir gün önce yaşanan kasten yaralama olayına karışan başvurucular, nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda devlet hastanesine götürülmek ve adli muayene raporları alınmak üzere kelepçeli olarak -başvurucu Fa... K...'ın bir gün önceki olayda sağ kolunun kırıldığına dair özel bir hastaneden alınan sağlık raporu bulunması nedeniyle ona kelepçe takılmamıştır- ekip aracına bindirilmiştir. Araç seyir hâlindeyken başvurucular, kolluk görevlilerine karşı hakaret ve tehditlerde bulunmaya başlamış; ayağa kalkarak görevlilere tekmelerle saldırmış ve kaçmaya yönelik davranışlar sergilemiştir. Başvurucu Fa... K... kolluk görevlisi Y.E.nin belindeki tabancayı kabzasından tutarak çekmeye çalışmış, başvurucular Fa... K... ve R... K...'ın darbeleri nedeniyle Y.E. bayılmıştır. Ellerinde kelepçe olmamasından istifade eden Fa... K... iki kolluk görevlisine yumruk atmış ve görevli Y.M.nin sağ bileğinden tutup çevirmek suretiyle parmağını kırmıştır. Aracın hastaneye gelmesiyle birlikte telefonla takviye isteyen kolluk görevlileri baygın olan arkadaşları Y.E.yi hastaneye götürmüştür. Başvurucu Fa... K...'ın kolunun kırık olmadığı, bir gün önce yaşanan yaralama olayından sonra özel bir hastaneden alınan ve buna ilişkin olan raporun hatalı olduğunun öğrenildiği bilgisine de tutanakta yer verilmiştir.

3. Başvurucuların olayın yaşandığı gün müdafileri eşliğinde ve şüpheli sıfatıyla kollukça alınan ifadelerine göre yol verme meselesi sebebiyle sonradan mahalle bekçisi olduğunu öğrendikleri S.A. ile başvurucular arasında çıkan tartışma kavgaya dönüşmüş, kavga sırasında S.A., başvurucu Fa... K...'ın sağ kolunu kırmıştır. Başvurucular olay yerinden ayrılıp evlerine döndükten bir süre sonra gelen kolluk görevlilerince karakola götürülmüş ve bir süre sonra da herhangi bir zorluk çıkarmamalarına rağmen gerekmediği hâlde elleri arkadan kelepçelenerek bir araca bindirilmiştir. Araçta seyir hâlindeyken kolluk görevlileri başvuruculara hakaret ederek fiziki şiddet uygulamaya başlamış, bu sırada kendini savunmak isteyen Fa... K...'ın iteklediği bir görevli yere düşmüş ve toparlandıktan sonra silahının kabzasıyla Fa... K...'ın başına vurmuştur. Başvurucular, silahın yere düştüğünü ve kolluk görevlilerinin silahı araç içinde aradığı esnada hastaneye ulaştıklarını, kolluk görevlilerinin fiziki şiddete hastane önünde ve içinde de devam ettiklerini, hastane çıkışında kendilerini karakola götürmek için gelen farklı ekipteki görevlilerce de dönüş yolunda darbedildiklerini beyan ederek yol verme meselesi nedeniyle tartışma yaşadıkları S.A. da dâhil olmak üzere olaydaki tüm kolluk görevlilerinden şikâyetçi olduklarını ifade etmiştir.

4. Olay günü şikâyetçi sıfatıyla alınan ifadelerinde üç kolluk görevlisinin yukarıda yer verilen tutanağa uygun bir olay anlatımı yapmış oldukları görülmüştür.

5. Başvurucular 2/2/2021 tarihinde gözaltında kötü muamele gördükleri iddiasıyla ve şüpheli sıfatıyla alınan ifadelerine uygun bir olay anlatımı yaparak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) şikâyette bulunmuşlardır. Başsavcılık, bu şikâyet konusu kötü muamele iddiası ile aynı olayda başvurucularca görevi yaptırmamak için direnme suçunun işlenip işlenmediği hususunu birlikte soruşturmuştur.

6. Başvurucular hakkındaki sağlık raporları şöyledir:

i. Başvurucu Fa... K... hakkında düzenlenmiş raporlar:

- 26/1/2021 tarihinde Özel Erdem Hastanesinde düzenlenen geçici adli rapor formunda "..." notu düşülmüştür.

- 26/1/2021 tarihinde Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen genel adli muayene raporunda "..." tespitleri yapılmıştır.

- 27/1/2021 tarihinde Kartal Dr.Lütfi Kırdar Şehir Hastanesinde düzenlenmiş olan Genel Adli Muayene Raporu'nda "..." tespitleri yapılmıştır.

- 1/2/2021 tarihinde Özel Gisbir Sağlık Merkezi Hastanesinde düzenlenen epikriz raporunda "..." tanısı konularak "..." notuyla birlikte operasyonun gerçekleştirildiği kayıt altına alınmıştır.

- Adli Tıp Kurumu İstanbul Anadolu Şube Müdürlüğünün 8/3/2021 tarihli raporunda başvurucunun yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu kanaati bildirilmiştir. Bu raporun Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başvurucu hakkında düzenlenen 26/1/2021 tarihli genel adli muayene raporunun baz alınarak hazırlandığı anlaşılmıştır.

ii. Diğer üç başvurucu hakkında 26/1/2021 tarihinde Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen ve aynı içerikte olduğu anlaşılan genel adli muayene raporlarına "Polis tarafından getirilen hastanın bilinç açık koopere oryante gks:15 Darp cebir izine rastlanılmamıştır." notu düşülmüştür.

7. Başvurucularla aynı sevk aracında bulunan kolluk görevlileri hakkında düzenlenen genel adli muayene raporlarında kolluk görevlisi F.K. için "...", kolluk görevlisi Y.E. için "..." kolluk görevlisi Y.M. için "... ve bu yaralanmanın etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı" tespitleri yapılmıştır.

8. Başsavcılık, soruşturma kapsamında, olayın yaşandığı karakol binası ve Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine ait kamera görüntülerini dosyaya kazandırmış; görüntülere ilişkin olarak iki bilirkişi raporu düzenlettirmiştir. Bilişim teknolojileri uzmanı tarafından hazırlanan 15/4/2021 tarihli raporda sonuç olarak başvurucu Fa... K...'ın hastaneye götürüldüğü sırada direndiği, bekçi Y.M.nin hastanede sağ elini sardırarak muayene olduğunun görüldüğü, diğer başvurucuların direnç göstermediği, başvurucuların karakoldaki işlemleri sırasında görevli memurlara mukavemette bulunmadıkları, kolluk görevlilerinin de başvuruculara yönelik fiziki bir müdahalesi olmadığının rapor edildiği, 23/6/2021 tarihli bilirkişi raporunda ise eldeki kayıtlarda başvuruculara ait görüntü bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.

9. Başsavcılık, yürüttüğü soruşturma sonucunda başvurucuların kolluk görevlilerine karşı görevi yaptırmamak için direnme suçunu işledikleri gerekçesiyle cezalandırılmaları talebiyle iddianame düzenlemiş; yapılan yargılama sonucunda Asliye Ceza Mahkemesince verilen 5/7/2022 tarihli -itiraz üzerine kesinleşmiş- hükümle başvurucular Fe... K... ile A... B...'ın beraatine, başvurucular Fa... K... ile R... K...'ın kamu görevi yapan müştekilere yönelik olarak fiziki saldırıda bulunmak suretiyle yüklenen suçu işledikleri sabit görülerek görevi yaptırmamak için direnme suçunu işledikleri gerekçesiyle hapis cezası ile cezalandırılmalarına, haklarında verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

10. Yol verme meselesi sebebiyle başvurucular ile sonradan mahalle bekçisi olduğunu öğrendikleri S.A. arasında yaşanan kavgaya ilişkin olarak yapılan yargılama neticesinde Asliye Ceza Mahkemesince verilen hükümle S.A.nın başvurucu Fa... K...'ı kemik kırığı oluşacak şekilde yaraladığı gerekçesiyle hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, başvurucuların ise S.A.ya karşı eylemleri nedeniyle basit yaralama suçunu işledikleri gerekçesiyle adli para cezası ile cezalandırılmalarına kesin olarak karar verilmiştir.

11. Başsavcılık 2/7/2021 tarihinde verdiği ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla olayın başvurucuların yaralanmasına ilişkin boyutu yönünden kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda gerekçe olarak başvurucuların olay sırasında görevli polis ve bekçilere aktif olarak direndikleri, başvurucu Fa... K... haricindekilerin yaralanmaları olmadığı, Fa... K...'ın yaralanmasına ise trafikte tartıştığı ve kavga ettiği S.A.nın sebep olduğu ya da bu direnme ve arbede sırasında oluşmuş olabileceği gösterilmiştir.

12. Başvurucuların karara yaptığı itiraz Sulh Ceza Hâkimliğince 22/9/2021 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucular, nihai kararı 28/9/2021 tarihinde öğrendikten sonra 26/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

14. Başvurucular; bireysel başvuru formunda, kolluk görevlilerince bindirildikleri araç içinde hastaneye götürülürken hastane önünde ve dönüş yolunda kendilerine fiziksel ve sözlü şiddet uygulandığını, olay nedeniyle oluşan yaralanmaları doktor raporu ile de tespit edilmesine rağmen yapılan şikâyetin etkili şekilde soruşturulmadığını ifade ederek kötü muamele yasağının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde Anayasa Mahkemesinin verdiği bazı kararlara yer verilmiş; inceleme yapılırken Anayasa'nın ve mevzuatın ilgili hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

15. Başvuru, tüm başvurucular bakımından kötü muamele yasağı kapsamında ancak başvurucuların durumlarının farklılık göstermesi nedeniyle ayrı başlıklar altında incelenmiştir.

A. Başvurucu Fa... K... Yönünden

16. Olay günü düzenlenen tutanağa ve kolluk görevlilerinin soruşturma kapsamında alınan ifadelerine göre haklarında sağlık raporu alınmak amacıyla hastaneye götürülen başvurucu ve beraberindekiler bindirildikleri araçta bulunan kolluk görevlilerine saldırmış ve kendilerine engel olmak isteyen görevlilere direnmiştir. Başvurucunun anlatımı ise bindirildikleri araçta bulunan kolluk görevlilerince önceki gün yaşanan yol verme tartışmasının diğer tarafı olan S.A. ile mesleki dayanışma gayesiyle kendilerine fiziksel şiddet uygulandığı yönündedir. Başvurucular, başvuru formunda başvurucu Fa... K...'ın bu olay neticesinde omzunun kırılmasına neden olacak biçimde yaralandığını iddia etmiştir.

17. Başsavcılık tarafından verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda başvurucuların olay sırasında görevli polis ve bekçilere aktif olarak direndikleri, hakaret ve tehdit içerikli sözler söyledikleri, polis ve bekçilere saldırarak yumruk ve tekme attıkları, başvurucu Fa... K...'ın yaralanmasının trafikte tartıştığı ve kavga ettiği S.A. tarafından ya da bu direnme ve arbede sırasında oluşmuş olabileceği değerlendirmesinin yapıldığı görülmüştür (bkz. § 11).

18. Başvuru formunda, başvurucunun omzunun hastaneye sevk edilmesi sırasında kolluk görevlilerinin uyguladığı fiziksel şiddet sonucu kırıldığı iddiasına, bu sevkten önce alınan ve bir özel hastanede düzenlenen raporda omuz kırığı tespitine yer verilmiş olması ve yol verme meselesi sebebiyle başvurucuların sonradan mahalle bekçisi olduğunu öğrendikleri S.A.yla yaşadıkları kavgaya dair yapılan yargılamada bu kırığın oluşmasına S.A.nın neden olduğunun tespit edilmesi karşısında bir değer atfetmek mümkün değildir (bkz. § 10).

19. Başvurucu Fa... K... hakkında yol verme olayından hemen sonra ve başvurucular gözaltına alınmadan önce özel bir hastaneden alınan adli rapor formunda yer verilen tespitler ile ... Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesinde düzenlenen genel adli muayene raporuna işlenmiş tespitler ... arasında fark olduğu görüldüğünden bu başvurucu yönünden açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir (bkz. § 6/i).

20. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa’nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa’nın 15. maddesinde savaş, seferberlik hâllerinde veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı, görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).

21. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin, tutumu nedeniyle kendisine karşı güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları, kişi üzerindeki etkisi ne olursa olsun ilke olarak Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eder. Kesin gerekli olduğu hâllerde de güç, aşırıya kaçmadan kullanılmalı ve kişinin tutumuyla orantılı olmalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 81; K.K., § 27).

22. Güç kullanımına ilişkin bu ilkeler, güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin hukuka uygun olarak verdikleri emre karşı etkin (aktif) veya edilgin (pasif) direniş gösterilmesi hâlinde de geçerlidir (Oğulcan Yiğit Özdemir [1. B.], B. No: 2020/16726, 17/9/2024, § 19; ayrıca bkz. Arif Haldun Soygür [2. B.], B. No: 2013/2659, 15/10/2015, §§ 51, 52).

23. Yakalama gerektiren, özellikle yakalamaya karşı direnmenin olduğu hâllerde şüphesiz ki kolluk makamlarının bedensel güç uygulaması anayasal yönden sorun oluşturmamaktadır. Aynı şekilde gerekli olmadığı sonradan anlaşılan hâllerde yapılan yakalamalarda dahi yakalanmasına çalışılan kişinin direnmesi kolluk makamlarının zor kullanma yetkisini kullanmasını gerektirebilir (Nergiz Şen ve diğerleri (2) [2. B.], B. No: 2017/17702, 4/7/2022, § 50).

24. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıyla yasaklanan muamelelerin varlığına ilişkin iddialar, uygun delillerle desteklenmelidir. Bu delillerin değerlendirilmesinde ise sözü edilen delillerin iddiayı makul şüphenin ötesinde ispat edip etmediği gözetilmelidir. Bununla birlikte yeterince ciddi, açık ve tutarlı emareler ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karineler de iddianın ispatı için yeterli kanıt teşkil edebilir (K.K., § 28; bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, § 95; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 83).

25. Kişinin gözaltı veya tutukluluk gibi devletin kontrolü altında bulunduğu sırada yaralanması hâlinde yetkili makamlar, bu olaya ilişkin tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirmekle yükümlüdür (S.D. [1. B.], B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 90; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek [1. B.], B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95) zira bu tür olayların gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler çoğunlukla yetkili makamların erişimindedir (Ferit Kurt ve diğerleri [2. B.], B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 74).

26. Yukarıda da ifade edildiği üzere başvurucunun yaralanmalarının bir kısmı yol verme olayında yaşanan kavga esnasında, bir kısmı ise gözaltına alındıktan sonra meydana geldiğinden, sağlık raporlarındaki tespitler ile Başsavcılık tarafından verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda kolluk görevlilerinin fiziksel müdahalesinin kabul edilmiş olması karşısında; bu müdahalenin varlığına ilişkin herhangi bir tereddüt yoktur.

27. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 5/7/2022 tarihli hükümle, başvurucular Fa... K... ile R... K...'ın kamu görevi yapan kolluk görevlilerine fiziki saldırıda bulunmak suretiyle görevi yaptırmamak için direnme suçunu işledikleri sonucuna varılmıştır (bkz. § 9). Bu hâlde başvurucunun hastaneye götürüldüğü esnada seyir hâlindeki araçta bulunan kolluk görevlilerine direndiği, başvuruya konu olayda kolluk görevlilerince zor kullanılmasının kaçınılmaz hâle geldiği, görevlilere direnen başvurucunun yaralanma şekli ve ağırlığı ... ve ona engel olmak isteyen kamu görevlileri hakkında düzenlenen doktor raporlarındaki tespitler dikkate alındığında başvurucunun direncinin kırılması amacıyla kullanılan gücün orantılı olduğu yönündeki Başsavcılık kanaatinden farklı bir sonuca ulaşmayı gerektirecek bir delilin başvuru dosyasına yansımadığı anlaşılmış; kolluk görevlilerinin gereken ölçüyü aşacak şekilde başvurucuya fiziksel müdahalelerini gösteren bir olgunun bulunmadığı değerlendirilmiştir.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurucuya yapılan müdahale nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

29. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eder biçimde fiziksel ve ruhsal bir saldırıya uğranıldığına dair savunulabilir bir iddia varsa bu iddia hakkında etkili bir soruşturma yürütülmelidir. Yaralama olayının güç kullanmaya yetkili bir kamu görevlisinin kasıtlı bir eylemi sonucu meydana geldiğinin ileri sürüldüğü hâllerde ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalı, soruşturma olaya karışmış olanlardan bağımsız kişilerce yürütülmeli ve soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine ve mağdurun erişimine açık tutulmalı, soruşturma sonunda çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanılmamalı ve soruşturma makamınca, kullanılan gücün ilgilinin davranışı nedeniyle mutlak surette gerekli olan bir güç kullanımına karşılık gelip gelmediği ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir. Ayrıca soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir (sözü edilen ilkelerin yer aldığı örnek kararlar için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103; S.D., § § 111-114; Veli Saçılık (2) [1. B.], B. No: 2018/24614, 18/10/2022, § 16).

30. Başsavcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında başvurucunun şikâyet ve delilleri tespit edilmiş, kolluk görevlilerinin olay hakkındaki beyanları soruşturma dosyasına alınmış ve olayla ilgili kamera görüntüleri incelenmiştir. Toplanan tüm deliller neticesinde Başsavcılık, başvurucuların olay sırasında görevli polis ve bekçilere aktif olarak direndikleri, başvurucu Fa... K... haricindekilerin yaralanmaları olmadığı, Fa... K...'ın yaralanmasına ise trafikte tartıştığı ve kavga ettiği S.A.nın sebep olduğu ya da bu direnme ve arbede sırasında oluşmuş olabileceği değerlendirilmiştir.

31. Bu noktada Anayasa Mahkemesinin ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin doğrudan değerlendirmesini yapmasının söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif Öztürk [2. B.], B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar, ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak olaya ilişkin kesin ikna edici nitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58).

32. Başsavcılıkça Adli Tıp Kurumundan rapor düzenlenmesi istenirken buna ilişkin talep yazısına başvurucu için 27/1/2021 tarihinde Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesinde düzenlenen genel adli muayene raporu eklenmeyerek sadece 26/1/2021 tarihinde Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen genel adli muayene raporunun eklenmiş olması eksiklik olarak göze çarpmaktadır. Bu eksiklik nedeniyle Başsavcılığın bu iki rapor arasındaki farklı sonuçları değerlendirme imkânından faydalanamadığı görülmüştür. Ancak yukarıda da gösterildiği üzere (bkz. § 27) başvurucu Fa... K... ile R... K...'ın kamu görevi yapan kolluk görevlilerine yönelik olarak fiziki saldırıda bulunmak suretiyle direndikleri ve 27/1/2021 tarihli rapor ile başvurucuda tespit edilen yaralanmaların kolluk görevlilerinin gereken ölçüyü aşacak şekilde başvurucuya fiziksel müdahalelerini gösterir nitelikte olmadığı değerlendirildiğinden bu husus, sonucu değiştirebilecek mahiyette bir eksiklik olarak görülmemiştir. Bunun dışında soruşturma sürecinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla delillerin toplandığı, toplanmayan herhangi bir delilden söz edilmediği, toplanan delillerin ilgili soruşturma makamınca değerlendirilerek bir sonuca ulaşıldığı, soruşturma sürecinin etkili şekilde yürütülmediğini gösteren herhangi bir bulguya rastlanmadığı hususları gözönünde bulundurulduğunda soruşturmanın Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında korunan hakkı zedeleyecek mahiyette, etkili şekilde yürütülmediğini gösterir herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.

33. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer Başvurucular Yönünden

34. İspat külfetinin devlete geçtiği durumların söz konusu olmadığı hâllerde kötü muameleye uğramaları nedeniyle mağdur olduklarını ileri süren kişiler, kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş olabileceklerini gösteren emare ve delilleri -haklı bir gerekçeleri olmadığı sürece- zamanında yetkili makamlara sunma konusunda özenli davranmakla yükümlüdür. Olgulara dayanmayan yetersiz açıklamalar, iddiaların deliller ile desteklenmemesi hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu veya kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman ve diğer konulardaki çelişkili ifadeler gibi hususlar kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu durumda iddianın savunabilir olduğundan, dolayısıyla bu iddialara ilişkin derhâl resmî bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemez. Kaldı ki iddialarını güçlü bir dayanakla birlikte yetkili merciler nezdinde dile getirmemeleri hâlinde mağdur olduğunu ileri süren kişilerin etkili bir soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye girebileceklerinin söylenebilmesi mümkün değildir (Beyza Metin [1. B.], B. No: 2014/19426, 12/12/2018, §§ 45-47).

35. Somut olayda başvurucuların yaralandığına ilişkin herhangi bir adli muayene raporu bulunmamaktadır. Haklarında düzenlenen raporların gerçekliğine ya da güvenilirliğine karşı herhangi bir itirazı bulunmayan başvurucuların sözlü şiddet iddialarını destekleyen bir veri de yoktur. Tüm bu tespitlere göre başvurucuların kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin savunulabilir bir iddia ortaya koyamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle bu başvurucular yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucular A... B..., Fe... K... ve R... K... yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Başvurucu Fa... K... yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucu Fa... K... yönünden Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

Ç. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

Diğer Üç Başvurucunun Şikâyeti de Esastan İncelenip Reddedildi mi?

Hayır. Bu başvurucular hakkında yaralanmaya ilişkin adli muayene raporu bulunmadığı ve sözlü şiddet iddialarını destekleyen veri de ortaya konulmadığı için şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez sayıldı.

Başvurucudaki Kırığın Kolluğun Şiddetinden Kaynaklandığı Kabul Edildi mi?

Hayır. Anayasa Mahkemesi, kırığın sevkten önce özel bir hastanede düzenlenen raporda tespit edildiğini ve kırığa başka bir kişinin neden olduğunun yargılamada belirlendiğini belirterek bu iddiaya değer atfetmedi.

Benzer Kararlar

Ceza Hukukunda Diğer Konular Konusundaki 213 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page