Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Yağma
Ceza Genel Kurulu İtirazın Reddi Ceza Hukuku
Çalınan Telefonunu Zorla Geri İsteyen Sahibin Eylemi Yağma Değil, TCK 150/1 Kapsamında
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/14 · K. 2026/15 · T. 07.01.2026
Karar Özeti
Telefonu çalınan sanık, telefonun hırsızın hediye ettiği katılanda olduğunu öğrenince iki arkadaşıyla katılanı yaralayıp tehdit ederek telefonu geri istemiş; sanıklar nitelikli yağmaya teşebbüsten mahkûm edilmiş, istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir. Özel Daire eylemi TCK 150/1 kapsamında görerek bozmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, çalınan taşınırın mülkiyetinin sahibinde kaldığını ve kural olarak onu elinde bulunduran herkesten geri istenebileceğini, diğer sanıkların da kişisel menfaat gözetmeden katıldığını belirterek TCK 150/1'in şartlarının oluştuğuna hükmetmiş, itirazı oy çokluğuyla reddetmiştir.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Somut olayda, mülkiyeti kendisinde kalan çalınmış telefonunu zilyetliğinde sandığı kişiden zorla geri isteyen sanık ile ona kişisel menfaat gözetmeden katılan arkadaşları hakkında TCK 150/1'in şartları oluşmuştur.
Soru: Çalınan telefonunu elinde bulunduran kişiden zorla geri almaya çalışan kişi yağmadan mı cezalandırılır?
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı reddedildi; ikinci uyuşmazlık konusunda karar verilmesine yer olmadığına hükmedildi.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulCeza Genel Kurulu
- Esas No2025/14
- Karar No2026/15
- Karar Tarihi07.01.2026
- Karar TürüCeza Genel Kurulu Kararı
- Sonuçİtirazın Reddi
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“Dolayısıyla taşınır malı çalınan kimse bu malı elinde bulundurulan herkese karşı taşınır davası açarak geri alabilme hakkına sahiptir.”
“sanıklar hakkında TCK'nın 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma şartlarının oluştuğu kabul edilmelidir.”
Kararın Tam Metni
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 6. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 1603-1642
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık ...'nin, teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-c-h ve 35. maddeleri uyarınca 7 yıl 10... gün; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2 ve 109/3-a-b-f maddeleri uyarınca 4 yıl 12 ay; hakaret suçundan TCK'nın 125/1. maddesi uyarınca 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca cezalarının mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; sanıklar ... ve ...'ın, teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan TCK'nın 149/1-a-c-h, 35... . maddeleri uyarınca 5 yıl 18... gün; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/2, 109/3-a-b-f ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 14 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve tüm sanıklar hakkında TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ilişkin Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 09.12.2020 tarihli ve 98-292 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı, sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya üzerinden inceleme yapan Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 28.06.2021 tarih ve 1603-1642 sayı ile; sanıklar ... ve ... hakkında TCK'nın 62. maddesi uygulanırken hesap hatası yapıldığından bahisle hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın katılan kurum vekili ve sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 08.05.2024 tarih, 5681-5825 sayı ve oy çokluğu ile; "Suç tarihinden bir süre önce sanıklardan ...'ye ait cep telefonunun katılan ...'ın erkek arkadaşı ... ... adlı şahıs tarafından çalınıp katılana kullanması için verildiği, katılanın kendisine verilen telefonun hırsızlık malı olduğunu bildiği, sanık ...'nin bu durumu öğrendiği telefonunu geri almak için katılan ...'u aramaya başladığı, sanıkların mahalleden çocukluk arkadaşları oldukları ve suç tarihinde sanık ...'ın babasına ait araçla gezdikleri sırada sanıkların arkadaşları olan ...'nün katılanı görüp bulunduğu yeri sanıklara bildirmesi üzerine sanıkların olay yerine gittikleri, katılanı zorla yanlarına alıp araçla metruk bir eve götürdükleri burada bıçak zoruyla katılandan cep telefonunu istedikleri katılanın telefonun kendisinde olmadığını belirtmesi üzerine sanık ...'nin katılanı darp ettiği ardından katılanın arkadaşı ...'nin katılanın sanıklar tarafından zorla götürüldüğünü polise bildirmesi üzerine polis tarafından arandıklarını öğrenip katılanı serbest bıraktıkları olayda: sanıkların eylemi hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-h, 35. maddeleri kapsamında mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de; sanıklardan ...'nin çalınan cep telefonunun katılanda bulunduğunu öğrenip geri almaya çalışması, diğer sanıkların da ...'nın yakın arkadaşı olup suçun konusuna ortak olmadıkları gibi kendi nam ve hesaplarına hareket etmedikleri, şahsi menfaat gözetmeksizin suça iştirak etmeleri sebebiyle sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 150/1 maddesi delaletiyle aynı yasanın 106/2-a-c maddesi kapsamında kaldığı sanık ... için ayrıca 86/2 maddesiyle de hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden yazılı olduğu şekilde nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Daire Üyesi ... ise; "...TCK’nın 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanabilmesi için taraflar arasında hukuki ilişki ve bu hukuki ilişkiye dayanan bir alacağının bulunması gerekmektedir. Yargılama konusu somut olayda suça konu cep telefonunun katılan ...'un erkek arkadaşı olan ... ... tarafından hırsızlandığı ve katılana hediye edildiği, katılanın bu durumdan yaklaşık 2-3 ay sonra haberdar olduğu, katılanın hırsızlık suçuyla ilgisinin bulunmadığı ve bu durumdan sorumlu tutulamayacağı, bu anlamda sanık ... ile aralarında bir hukuki ilişkinin mevcut olduğundan bahsedilemeyeceği gibi de diğer sanıklar ... ve ...'ın suça konu cep telefonu üzerinde herhangi bir haklarının da bulunmadığı, telefonu hırsızlayan ... ... isimli kişiye karşı suçun işlenmesi durumunda hukuki ilişkinin mevcut kabul edilmesi gerektiği nazara alındığında, sanıklar hakkında TCK'nın 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma koşullarının oluşmadığı, bu sebeple sanıkların eyleminin yağma suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumdan, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin yağma suçundan mahkûmiyete ilişkin esastan red kararının onanması gerektiği," şeklinde karşı oy kullanmıştır.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 17.06.2024 tarih ve 119390 sayı ile;
"1-Katılan vekilinin sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki kişiyi hürriyetinden kılma suçundan ve sanık ... hakkındaki hakaret suçundan mahkûmiyetlerine yönelik temyiz istemi ile ilgili olarak karar verilip verilmediği hususu ile ilgili olarak;
Katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili Av. ...28.07.2021 tarihli temyiz dilekçesinde; sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve sanık ... hakkındaki hakaret suçlarına ilişkin hükümleri temyiz ettiğini beyan ettiği,
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 07.09.2021 gün ve 2021/1603 Esas, 2021/1642 Karar sayılı ek kararı ile sanık ... müdafinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna, sanık ... müdafiinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hakaret suçuna, sanık ... müdafinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin temyiz istemlerinin reddine karar verildiği, katılan vekilinin temyiz istemi ile ilgili bir karar verilmediği, Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından da bir karar verilmediği anlaşılmakla,
Katılan vekilinin sanık ... hakkında hakaret suçuna ilişkin temyiz isteminin CMK'nun 286/2-d maddesi delaletiyle CMK'nun 296/1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi,
Katılan vekilinin sanıklar ..., ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle itiraz yasa yoluna başvurulduğu,
2-Sanık ... hakkındaki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık müdafinin temyiz isteminin reddine dair ek kararın Yüksek Daire tarafından onanmasının yerinde olup olmadığı hususu ile ilgili olarak;
Sanık ... hakkında Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2020 gün ve 2019/98 Esas, 2020/292 Karar sayılı kararı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan eylemine uyan TCK'nun 109/2-3-a-b-f, 62, 53 maddeleri uyarınca 3 yıl 14 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, hükmün istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin 28.06.2021 gün ve 2021/1603 Esas, 2021/1642 Karar sayılı kararı ile '3 yıl 14 ay'ın '4 yıl 2 ay'a çıkarılması suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, dolayısıyla hükmün temyize tabi olduğu, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 07.09.2021 gün ve 2021/1603 Esas, 2021/1642 Karar sayılı ek kararının kaldırılarak, hükmün esastan incelenerek temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 07.09.2021 gün ve 2021/1603 Esas, 2021/1642 Karar sayılı ek kararının onanmasının yerinde olmadığı düşüncesiyle itiraz yasa yoluna başvurulduğu,
3- Sanıklar hakkındaki yağma eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 150/1. maddesi kapsamında kalıp kalmadığı hususu ile ilgili olarak;
...Suç tarihinden bir süre önce sanıklardan ...'ye ait cep telefonunun katılan ...'ın erkek arkadaşı ... ... adlı şahıs tarafından çalınıp katılana kullanması için verildiği, katılanın kendisine verilen telefonun hırsızlık malı olduğunu bildiği, sanık ...'nin bu durumu öğrendiği telefonunu geri almak için katılan ...'u aramaya başladığı, sanıkların mahalleden çocukluk arkadaşları oldukları ve suç tarihinde sanık ...'ın babasına ait araçla gezdikleri sırada sanıkların arkadaşları olan ...'nün katılanı görüp bulunduğu yeri sanıklara bildirmesi üzerine sanıkların olay yerine gittikleri, katılanı zorla yanlarına alıp araçla metruk bir eve götürdükleri burada bıçak zoruyla katılandan cep telefonunu istedikleri katılanın telefonun kendisinde olmadığını belirtmesi üzerine sanık ...'nin katılanı darp ettiği ardından katılanın arkadaşı ...'nin katılanın sanıklar tarafından zorla götürüldüğünü polise bildirmesi üzerine polis tarafından arandıklarını öğrenip katılanı serbest bıraktıkları olayda:
TCK’nın 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanabilmesi için taraflar arasında hukuki ilişki ve bu hukuki ilişkiye dayanan bir alacağının bulunması gerektiği, somut olayda suça konu cep telefonunun katılan ...'ın erkek arkadaşı olan ... ... tarafından hırsızlandığı ve katılana hediye edildiği, katılanın bu durumdan yaklaşık 2-3 ay sonra haberdar olduğu, katılanın hırsızlık suçuyla ilgisinin bulunmadığı ve bu durumdan sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle sanık ... ile aralarında bir hukuki ilişkinin mevcut olduğundan bahsedilemeyeceği gibi, diğer sanıklar ... ve ...'ın suça konu cep telefonu üzerinde herhangi bir haklarının da bulunmadığı, telefonu hırsızlayan ... ... isimli kişiye karşı suçun işlenmesi durumunda hukuki ilişkinin mevcut kabul edilmesi gerektiği nazara alındığında, sanıklar hakkında TCK'nın 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma koşullarının oluşmadığı, bu sebeple sanıkların eyleminin yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin yağma suçuna teşebbüs suçundan mahkûmiyete ilişkin esastan red kararının onanması gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 04.12.2024 tarih ve 3381-12903 sayı ile; iki numaralı itiraz konusu dışındaki itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1- Sanıklar hakkında TCK’nın 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığının,
2- Katılan kurum vekilinin, sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ve sanık ...'nin hakaret suçundan mahkumiyetlerine yönelik temyiz istemi ile ilgili ek karar verilip verilmediğinin ve bu kapsamda Özel Dairece incelenebilecek bir temyiz davası bulunup bulunmadığının,
Belirlenmesine ilişkin ise de iki numaralı uyuşmazlık konusu yönünden Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Özel Dairece karar verilmemiş bir konuda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yoluna başvurmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
IV. OLAY VE OLGULAR
Olay günü katılan ile tanık ...'nin birlikte yürüdükleri sırada sanıkların arabayla yanlarına geldikleri, sanık ...'nin bıçak göstererek rızası hilafına katılanı araca bindirdiği ve kendisine ait olup katılan ... erkek arkadaşı ... ... tarafından çalındığını iddia ettiği cep telefonunu geri istediği, katılanın kendisine ... tarafından hediye edildiğini beyan ettiği cep telefonunun yanında olmadığını bildirmesi üzerine sanık ...'nin araç içerisinde katılanı darbettiği, daha sonra hep birlikte tanık ...'ya ait ancak kullanılmayan eve gittikleri, sanıklar ... ve ...'ın ikametin önünde bekledikleri, sanık ...'nin ise katılanı ikamete soktuğu, burada yine katılana yönelik bıçakla tehditte bulunduğu ve sinkaflı şekilde hakaret ettiği, tanık ...'nin olayı kolluğa ihbar ettiğini öğrenmesi üzerine ise katılanı bıraktığı kabul edilerek, sanıklar hakkında teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulduğu,
Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve sanık ... hakkında hakaret suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin Cumhuriyet savcısı, sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 28.06.2021 tarih ve 1603-1642 sayı ile; sanıklar ... ve ... hakkında TCK'nın 62. maddesi uygulanırken hesap hatası yapıldığından bahisle hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği ve bu kararın kesin nitelikte olduğunun belirtildiği, söz konusu karara yönelik sanıklar müdafileri ve katılan kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 07.09.2021 tarih ve 1603-1642 sayı ile sanıklar müdafilerinin temyiz başvurularının CMK'nın 296/1 maddesi uyarınca reddine ilişkin ek karar verildiği, bu ek kararın sanık ... müdafii tarafından temyiz edildiği, katılan kurum vekilinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hakaret suçlarına ilişkin temyiz talebiyle ilgili tebliğnamede görüş bildirilmediği gibi Özel Dairece de bu hususa ilişkin herhangi bir karar verilmediği,
Anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
1- Sanıklar hakkında TCK’nın 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığı;
A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.05.2025 tarihli ve 528-200 sayılı kararında açıklandığı üzere;
Suç konusunu, alacaklının kendisine ait olmakla birlikte başkasının zilyetliğinde bulunan bir mal/malvarlığı değeri ya da alacak oluşturduğuna göre, gerek alacaklı gerekse iştirak edenlerin eylemlerinin haksızlık içeriğinin, yağma suçu ile aynı ağırlık ve yoğunlukta olmadığı tartışmadan varestedir. Esasen bu durumun farkında olan kanun vazıının, TCK'nın 150/1. fıkrasındaki atıf maddesi ile yağma suçunun konusu üzerinden bir suç ve yaptırım tercihinde bulunmadığını ortaya koymuştur. O hâlde fiilin haksızlık muhtevasının, doğrudan ihkak-ı hak, kendiliğinden hak almaktan ibaret olduğu sonucuna ulaşılabilir. Bu neticeye ulaşılması durumunda da şu hususların kabulü gerekecektir:
a. Alacaklının eylemine iştirak edenlerin de kural olarak TCK'nın 150/1. fıkrası kapsamında sorumlu tutulmaları mümkündür.
b. Kamu düzeni ve toplum huzurunun teminatı olan hukuk devletinde, hükümranlık hakkının bir parçası olarak yargılama ve hükümlerin icrası doğrudan adliyenin tekelinde olması gerekmekle, ihkakı hak veya kendiliğinden hak alma hiçbir sebeple meşru sayılamayacağı gibi (bu nedenle mülga 765 sayılı TCK'nın 308. maddesinin yerine kaim olmak üzere 5237 sayılı TCK'nın 150/1. maddesi va'zedilmiştir.) alacaklı ile sosyolojik ve dolaylı da olsa ekonomik bir bağı olmadığı hâlde, suç konusu alacaktan bağımsız olarak menfaat temini maksadıyla bireysel ya da örgütsel tahsilat işi için hareket edenler ile bu doğrultuda alacaklıyla birlikte suça katılanların sorumluluğunun yağma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Hukuki ilişki kavramı, hukuk düzeni tarafından korunmakta olan, muteber kabul edilen, hukuka uygun şekilde yapılan ve hukuki netice doğuran ilişkiyi ifade etmektedir. Borç ilişkisinin temel kaynaklarından birisi de haksız fiildir. Haksız fiilden doğan borçlara hukuka aykırı fiilden doğan borçlar da denilmektedir. Hukuk düzeni tarafından kabul edilmeyen davranışlar haksız fiil kavramını ifade eder. Haksız fiil kavramı hem Ceza Hukuku hem de Borçlar Hukukunu ilgilendirmektedir. Zira hukuka aykırı bir fiil, yalnızca haksız bir fiil veya yalnızca suç teşkil edebileceği gibi hem suç hem de haksız fiil oluşturabilir. Bu çerçevede, örneğin malvarlığına yönelik bir saldırı niteliği taşıyan hırsızlık fiili, ceza hukuku bakımından suç oluştururken, aynı zamanda zarar görenin Borçlar Hukuku hükümlerine dayanarak uğradığı zararın tazminini talep edebilmesine de imkân tanır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Kaybedilen veya çalınan eşya bakımından" başlıklı 989. maddesi;
"Taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında başka herhangi bir şekilde elinden çıkan zilyet, o şeyi elinde bulunduran herkese karşı beş yıl içinde taşınır davası açabilir.
Bu taşınır, açık artırmadan veya pazardan ya da benzeri eşya satanlardan iyiniyetle edinilmiş ise; iyiniyetli birinci ve sonraki edinenlere karşı taşınır davası, ancak ödenen bedelin geri verilmesi koşuluyla açılabilir.",
"Para ve hamile yazılı senetlerde" başlıklı 990. maddesi;
"Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.",
Şeklinde düzenlenmiştir.
TMK’daki düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere taşınırı çalınan mağdurun kural olarak o eşya üzerindeki mülkiyet hakkı devam edecek olup bu eşyanın daha sonradan başkalarına devredilmesi ve bu kişilerin iyi niyetli olması da sonucu değiştirmeyecektir. Ancak bu kuralın istisnasını suça konu eşyanın para veya hamile yazılı senet olması ile iyi niyetli zilyet için 5 yıllık hak düşürücü süresinin geçmesi hâlleri oluşturmaktadır. Dolayısıyla taşınır malı çalınan kimse bu malı elinde bulundurulan herkese karşı taşınır davası açarak geri alabilme hakkına sahiptir.
B. Hukuki Nitelendirme;
Suç tarihinden önce çalınan cep telefonunun katılanda olduğunu öğrenen sanık ...'nin, olay günü katılanın yanına giderek onu yaralamak ve tehdit etmek suretiyle cep telefonununu geri istediği, katılanın ise erkek arkadaşı ... tarafından çalınarak kendisine hediye edilen suça konu cep telefonunun olay günü yanında olmadığını beyan ettiği, diğer sanıkların da sanık ...'nin eylemine iştirak ettikleri olayda; sanık ...’nin hırsızlık suçuna konu cep telefonu üzerindeki mülkiyet hakkının devam ettiği ve kural olarak bu eşyayı zilyetliğinde bulunduran herkesten geri isteme hakkına sahip olduğu, olay günü de cep telefonunu zilyetliğinde bulundurduğunu düşündüğü katılandan geri istediği, diğer sanıkların da arkadaşlık ilişkisi nedeniyle herhangi bir kişisel menfaatleri olmaksızın sanık ...'nın eylemine iştirak ettikleri hususları göz önünde bulundurulduğunda, sanıklar hakkında TCK'nın 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma şartlarının oluştuğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
2- Özel Dairece karar verilmemiş bir konuda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yoluna başvurmasının mümkün olup olmadığı;
A. Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
İtiraz kanun yolu, Yargıtay Ceza Daireleri kararlarına karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yolu olup bu yetki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına aittir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının olağanüstü kanun yollarından birisi olan itiraz yoluna başvurabilmesi için ön koşul; Yargıtay ceza daireleri tarafından bu hususa ilişkin temyiz incelemesi yapılarak bir karar verilmesidir. Hakkında bu hususta temyiz incelemesi yapılarak herhangi bir karar verilmeyen sanık hakkında itiraz yoluna başvurulması mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.06.2025 tarihli ve 477-296 sayılı güncel kararı ile müstakar içtihatları da aynı doğrultudadır.
B. Ön Soruna İlişkin Hukuki Değerlendirme
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz yoluna başvurulabilmesi için öncelikle Özel Dairece itiraza konu husus ile ilgili bir karar verilmesinin gerektiği, somut olayda Özel Dairece, katılan kurum vekilinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hakaret suçlarına ilişkin temyiz talebiyle ilgili herhangi bir karar verilmemiş olması nedeniyle, Ceza Genel Kurulunun incelemesine esas teşkil edecek usulüne uygun bir itiraz davasının bulunmadığı, bu sebeple Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında Ceza Genel Kurulunca incelenebilecek bir uyuşmazlık oluşmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, katılan kurum vekilinin, sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ve sanık ...'nin hakaret suçundan mahkûmiyetlerine yönelik temyiz istemi ile ilgili ek karar verilip verilmediğinin ve bu kapsamda Özel Dairece incelenebilecek bir temyiz davası bulunup bulunmadığına ilişkin (2) numaralı uyuşmazlık konusuyla ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Bir numaralı uyuşmazlık konusu yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- İki numaralı uyuşmazlık konusuna ilişkin ön sorun ile ilgili olarak Ceza Genel Kurulunun incelemesine esas teşkil eden usulüne uygun bir itiraz davası bulunmadığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2026 tarihinde ön sorun yönünden oy birliğiyle; bir numaralı uyuşmazlık konusu yönünden ise oy çokluğuyla karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 6. CD 01.07.2026
Şikâyetçinin Beyanı Şüpheli Hâle Gelince Eylem Yağma Değil Kasten Yaralama Sayıldı
Yargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2024/6204 · K. 2026/5620
Somut olayda şikâyetçinin olaydan sonra sanıkları binanın dış kapısına kadar çıkarması ve hemen ihbarda bulunmaması beyanını şüpheli kıldığından, yağma için kesin delil bulunmayan eylem kasten yaralama sayıldı.
Bozma Yağma
Yargıtay 6. CD 01.07.2026
Mağdurun Arkadaşının Adresini Öğrenmek için Telefonunu Zorla Almak Yağma Sayılmadı
Yargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2024/5865 · K. 2026/5604
Yağma suçu faydalanma amacı gerektirir; mağdurun telefonu yalnızca arkadaşının iletişim ve adres bilgilerini öğrenmek için zorla alındığında bu amaç bulunmadığından yağma oluşmaz.
Bozma Yağma
Yargıtay 6. CD 14.11.2017
Kaçarken Bıçak Çeken Sanıkta Daire Yağmayı Tamamlanmış Saydı, Direnme Genel Kurula Gönderildi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2014/12844 · K. 2017/4604
Daireye göre kazağı giyip mağazadan çıkan ve kovalanırken bıçak çeken sanığın yağması tamamlanmıştır; değer azlığı, daha çoğunu alabilecekken yalnız gereksinim kadar ve gerçekten az değerli şey alınınca uygulanabilir.
Diğer Yağma
Ceza Genel Kurulu 29.04.2026
Tehditle Parayı Alıp Kaçarken Yakalanan Failin Yağma Suçu Teşebbüste Kalmaz
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/577 · K. 2026/273
Yağmada suç, cebir veya tehdidin etkisiyle malın teslim edilmesi ya da alınmasıyla tamamlanır; failin malı alıp kaçarken yakalanması eylemi teşebbüs aşamasında bırakmaz.
Direnme Uygun Bulundu Yağma
Yağma konusundaki 26 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.