top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

Ceza Genel Kurulu Direnme Kararının Bozulması Ceza Hukuku

Cinsel Saldırı Süresiyle Sınırlı Alıkoyma Ayrıca Hürriyetten Yoksun Kılma Suçu Oluşturmaz

Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/122 · K. 2026/102 · T. 18.02.2026

Karar Özeti

Kapıyı iterek girdiği evde mağdura cinsel saldırıda bulunan sanık, mağdurun camdan yardım isteme girişimini onu ısırıp geri çekerek engellemiş; nitelikli cinsel saldırı mahkûmiyeti kesinleşmişti. Yerel mahkeme, Dairenin beraat yönündeki bozmasına direnerek sanığı ayrıca hürriyetten yoksun kılmadan mahkûm etti. Ceza Genel Kurulu, amaç suçun işlendiği süreyle sınırlı tutma eylemlerinin cinsel saldırının zorunlu sonucu olduğunu, kaçışın engellenmesinin de bu süre içinde kaldığını ve ölümle tehdidin yalnızca soyut beyana dayandığını belirtti. Saldırı öncesi veya sonrasında alıkoyma kesin olarak ispatlanamadığından suçun unsurları oluşmadı ve direnme hükmü bozuldu.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Cinsel saldırı süresiyle sınırlı tutma ve kaçışı engelleme eylemleri ayrı suç oluşturmaz; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma için amaç suç öncesi veya sonrasında özgürlüğün kaldırılması gerekir.

Soru: Cinsel saldırı sırasında mağdurun kaçmasının engellenmesi ayrıca hürriyetten yoksun kılma suçu oluşturur mu?

Sonuç: Yerel mahkemenin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurduğu direnme hükmü oy çokluğuyla bozuldu.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“Amaç suç olan cinsel saldırı suçunun işlendiği süre boyunca sanık tarafından gerçekleştirilen bekletme veya tutma eylemleri failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olup ayrı bir suç oluşturmamaktadır.”

“Ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır.”

Kararın Tam Metni

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 9. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ağır Ceza

SAYISI: 238-281

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109/2, 109/5, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Van 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.02.2022 tarihli ve 204-99 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 21.06.2022 tarih, 1403-1364 sayı ve oy çokluğu ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.03.2023 tarih ve 15482-1493 sayı ile; "Sanık hakkında ... temel ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yedi bent hâlinde sayılan hususlar ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ... yer alan 'Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.' şeklindeki kanuni düzenleme nazara alınarak dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece dosya ile uyumlu alt hadden ayrılmayı gerektirir bir neden belirtilmeden kanun maddesinde yer alan bazı ibarelerin tekrarı şeklindeki yetersiz gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi uyarınca teşdit uygulanması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozmaya uyan Van 3. Ağır Ceza Mahkemesince 20.09.2023 tarih ve 308-359 sayı ile; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanığın TCK'nın 109/2, 109/5, 53... . maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 07.03.2024 tarih ve 13549-1986 sayı ile; "Olay tarihinde sanığın katılanın evine geldiği, eylemin katılanın evinde gerçekleştiği, katılanın hukuka aykırı olarak hareket serbestisinin kısıtlanması şeklindeki maddi unsurun gerçekleşmemiş olması nedeni ile sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyet kararı verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise 04.07.2024 tarih ve 238-281 sayı ile; "TCK 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda korunan hukuki yararın bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı bir biçimde kaldırılması, kısıtlanması engellenmeye çalışılmasıdır. Yargılamaya konu olay açısından eylem mağdurun evinde gerçekleşmiş olsa bile mağdurun uğradığı cinsel saldırıdan kurtulmak amacıyla kendi evinden çıkmaya çalışıp yardım istemesinin cebir ve şiddet kullanılarak engel olunmuştur. Yargıtay bozma ilamında belirtilmemiş olsa bile kişiyi hürriyetinden yoksun kılmanın bazı durumlarda eylemle sınırlı süre ile gerçekleşmesi hâlinde bu suç açısından beraat kararı verilmektedir ancak yargılamaya konu dosyada bu durumun da bulunmadığı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmanın cinsel saldırıda sınırlı olmadığı değerlendirilerek ayrı bir mahkûmiyet hükmü kurulmuştur." gerekçesiyle bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.

Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.2024 tarihli ve 96100 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 23.01.2025 tarih ve 8414-629 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU

Direnme kararının kapsamına göre inceleme sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından;

Kolluk tarafından düzenlenen olay tutanağa göre; 27.02.2015 tarihinde saat 14.30 sıralarında haber merkezi tarafından ... sayılı adreste taciz olayı meydana geldiğinin anons edilmesi üzerine bahse konu adrese gidildiği, olay yerinde bulunan tanık ...'in sanığın kolundan tutmuş olduğunun görüldüğü, katılanın, sanığın evine gelerek zorla kendisine tecavüz etmeye kalktığını, tanıklar ... ile ...'ın ise katılanın "Tecavüz ediyorlar!" diyerek evinin önüne çıplak olarak çıktığını gördüklerini beyan etmeleri üzerine sanık hakkında yakalama işlemi yapıldığı, ayrıca tanık ...'ın sanığa ait yanık vaziyette olan bir adet cep telefonu ile bir adet cüzdanı polise teslim ettiği,

Kolluk tarafından düzenlenen olay yeri inceleme raporuna göre; olayın, iki katlı betonarme bir binanın birinci katında yer alan, iki oda, bir salon, banyo, tuvalet ve mutfaktan oluşan ikamette gerçekleştiği, söz konusu apartmanın ana giriş kapısında ve olayın meydana geldiği ikametin ahşap giriş kapısında herhangi bir zorlama izine rastlanmadığı, evin bütün pencerelerin açık ve içinin yoğun bir dumanla kaplı olduğu, oturma odası olarak kullanılan oda içinde, yerde ters vaziyette bir adet sandalye ile elektrikli ısıtıcının, kanepe üzerinde katılanın kendisine ait olduğunu beyan ettiği bir adet atletin, halı üzerinde ise sanığa ait olduğu beyan edilen bir adet külot ile katılanın kendisine ait olduğunu beyan ettiği bir adet sütyenin bulunduğu, katılana ait iç çamaşırlarında herhangi bir suç emaresi görülmediği, bahse konu oda içerisindeki kanepe ve halının kısmen yandığı, evin diğer bölümlerinde herhangi bir dağınıklığın olmadığı,

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından düzenlenen 27.02.2015 tarihli ve 148 sayılı rapora göre; katılanın boyun ve göğsünün ön yüzünde, sol glutea iç bölgede abrazyon, sol göz altı ile sağ ve sol dizinde kızarıklık bulunduğu, bu yaralanmanın kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu,

Kolluk tarafından 27.02.2015 tarihinde saat 16.57'de düzenlenen alkol ölçüm tutanağına göre; sanığın 113 promil alkollü olduğu,

Sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan TCK'nın 102/2, 53/1 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Van 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.09.2023 tarihli ve 308-359 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 07.03.2024 tarih ve 13549-1986 sayı ile; temyiz isteminin esastan reddine karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

Katılan aşamalarda benzer şeklinde; yaklaşık iki ay önce bir kafede arkadaş ortamında tanıştığı sanık ile daha sonra görüşmediğini, olay tarihinde saat 12.00 sıralarında sanığın kendisini arayarak dışarıya çay içmeye davet ettiğini, yorgun olduğunu, evde kalıp dinleneceğini beyan ettiği sanığa cep telefonunu satıp satamayacağını sorduğunu, satabileceğini ifade etmesi üzerine adresini tarif edip cep telefonunu alması için sanığı evine davet ettiğini, ardından sanığın ikametine gelip kapıyı çaldığını, kapıyı açtığında alkollü olduğunu anlaması üzerine sanığa "Sen sarhoşsun, çık sonra gelirsin." dediğini, buna karşın sanığın kapıyı itip içeri girdiğini, daha sonra "Sen çok güzelsin." diyerek boğazına sarıldığını, bunun üzerine yere düştüğünü, üzerindeki eşofmanı çıkaran sanığın soyunduğunu, fırsatını bulup oturma odasına doğru kaçsa da sanığın kendisini yakalayıp yere attığını, ardından sanığın parmaklarını vajinasına, cinsel organını da ağzına sokmaya çalıştığını, alkolün etkisinde olduğunu bildiğinden evine ve kendisine zarar vermemesi için sanığın cinsel organını ağzına aldığını, ayrıca sanığın, cinsel organına parmaklarını soktuğunu, bu olayın defaatle yaşandığını, bağırması üzerine sanığın ağzını kapattığını, evin içinde devamlı sanık ile didiştiğini, karşı koymaya çalıştığını, sanıktan kurtulmaya çalışsa da kaçamadığını, sanığın kendisine "Seni öldürürüm!" şeklinde sözler söylediğini, üzeri çıplak olduğu için sokağa çıkmadığını, ayrıca sanığın da çıkmasına izin vermediğini, fırsatını bulup cama yöneldiğini, camı açmaya çalıştığı esnada sanığın kalçasını ısırıp kendisini tutarak geri çektiğini, sanığı iterek açık kapıdan sokağa çıktığını ve bağırmaya başladığını, sanığın da üstünü giyerek arkasından geldiğini, orada bulunan bakkala girdiğini, bakkala sığınmadan önce üzerinden tam olarak çıkmamış olan kıyafetlerini evde yeniden giyerek bakkala doğru koştuğunu, evde boğuştukları sırada elektrikli sobanın yere düştüğünü, bu nedenle evinde maddi hasar meydana geldiğini,

Olay anına ilişkin görgüye dayalı bilgileri olmayan tanıklar ..., ..., ... ve ... benzer şekilde; katılanın bağırarak evden çıktıktan sonra yakında bulunan bakkala sığındığını,

İfade etmişlerdir.

Sanık aşamalarda benzer şekilde; Van ilinde askerî görevini yaptığını, katılan ile yaklaşık iki ay öncesinde arkadaşları aracılığıyla tanıştığını, 27.02.2015 tarihinde saat 10.15 sıralarında bir arkadaşı ile birlikte çarşıya çıkıp alkol aldıklarını, ardından arkadaşının telefonundan katılanı aradığını, yaptıkları görüşme sonrasında para karşılığında cinsel ilişkiye girmek için katılanın tarif ettiği adrese giderek, onun rızası ile eve girdiğini, katılanın parayı görmek istemesi üzerine 150 TL verdiğini, parayı aldıktan sonra katılanın soyunduğunu ve kendisinden de soyunmasını istediğini, kendisi de soyunduktan sonra katılanın aniden camı açıp bağırmaya başladığını, onu sakinleştirmeye çalıştığı sırada katılanın giyinip dışarıya kaçtığını, bunun üzerine kendisinin de dışarı çıktığında tanımadığı kişilerin saldırısına uğradığını, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur.

IV. GEREKÇE

A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 16.04.2025 tarihli ve 262-171 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şeklinin tipik eylemi, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmaktır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, serbest hareketli bir suç olduğundan, fiil, failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilir. Netice ise mağdurun hareket etme ya da yer değiştirme özgürlüğünün kaldırılmış olmasıdır. Fiilin herkesin girebileceği bir yerde, özel, kapalı veya açık alanda gerçekleştirilmesinin yahut uzun veya kısa süreli olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Suçun oluşması için mutlaka mağdurun bir yere kapatılmış olması gerekmeyip aleni bir yerde tutma veya böyle bir yere götürme hâlinde dahi diğer unsurlar da var ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşacaktır.

Bununla birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel saldırı suçu gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabilir. Cinsel saldırı suçunda failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı bu gibi hâllerde işlenen suç dışında failin sorumluluğunu gerektiren ayrı bir fiilin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak işlenen fiilin zorunlu sonucu olmamakla birlikte, amaç suçun işlenebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun bırakıldığı hâllerde, fail amaç suçun yanında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılacaktır (Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 6. Bası, Ankara, 2019, s. 465). Cinsel saldırı öncesi ya da sonrasında eğer mağdurun özgürlüğü sınırlandırılmışsa, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulmalıdır (Mehmet Emin Artuk - Ahmet Gökçen - Mehmet Emin Alşahin - Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, Ankara, 2019, s. 375).

Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar) veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamaktadır. Ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır.

Diğer taraftan, amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).

Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.

B. Hukuki Değerlendirme

Katılanın olay tarihinden yaklaşık iki ay öncesinde bir arkadaş ortamında sanık ile tanıştığı, olay tarihine kadar da bir daha sanık ile görüşmediği, 27.02.2015 tarihinde ise telefonla görüştüğü sanığın dışarı çıkma teklifine olumsuz yanıt verdiği, ancak telefonunu alarak satması hususunda sanığı evine davet ettiği, bir süre sonra evine gelen sanığın sarhoş olduğunu anlayan katılanın onu içeri almak istemediği, ancak sanığın buna rağmen kapıyı itmek sureti ile zorla eve girdiği, "Çok güzelsin." şeklinde sözler söyleyip boğazına sarıldığı katılanı yere düşürdüğü, katılanın eşofmanlarını zorla çıkarttığı, bu sırada kendisinin de soyunduğu, kaçmaya çalışan katılanı yakaladığı, cinsel organını zorla katılanın ağzına soktuğu, bu eylemini müteaddit defa tekrarladığı, ayrıca katılanın cinsel organına parmağını soktuğu, bir yandan da katılanın ağzını kapatmaya çalıştığı, katılanı ölümle tehdit ettiği, katılanın evin camına vurmak sureti ile yardım istemeye çalıştığı, ancak sanığın kalça bölgesini ısırdığı katılanı tutarak geri çektiği, bir fırsatını bulan katılanın sanığı itmek sureti ile dışarı kaçtığı, bağırarak yardım istediği iddia ve kabul edilen ayrıca nitelikli cinsel saldırı suçundan sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılan olayda;

Katılanın, sanığın cinsel saldırı teşkil eden eylemlerini defaatle gerçekleştirdiği ve olay boyunca sanık ile sürekli mücadele hâlinde olduğu yönündeki beyanları göz önünde bulundurulduğunda; cinsel saldırı suçunun sanığın evin kapısını iterek içeri girdikten hemen sonra boğazına sarılıp yere düşürdüğü katılanın kıyafetlerini zorla çıkarması ile birlikte başladığı ve katılanın sanığın elinden kurtulup evden kaçtığı ana kadar da devam ettiği anlaşılmaktadır. Amaç suç olan cinsel saldırı suçunun işlendiği süre boyunca sanık tarafından gerçekleştirilen bekletme veya tutma eylemleri failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olup ayrı bir suç oluşturmamaktadır. Nitekim, katılanın maruz kaldığı cinsel saldırı eyleminden kurtulmak amacıyla evinden çıkıp yardım istemeye yönelik girişiminin sanık tarafından cebir kullanılarak engellenmesi de cinsel saldırı suçunun işlendiği süre ile sınırlı olarak gerçekleştirildiğinden ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmayacaktır. Öte yandan, İlk Derece Mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olarak kabul edilen ölümle tehdit eyleminin sanık tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin katılanın soyut beyanı dışında somut, kesin ve inandırıcı herhangi bir delil de bulunmamaktadır.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; cinsel saldırı suçu öncesinde veya sonrasında katılanı hürriyetinden alıkoyduğu hususu kesin bir şekilde ortaya konulmayan sanığın hürriyetten alıkoyma eylemlerini cinsel saldırı suçunun icrası sırasında ve bu suçla sınırlı süre içinde gerçekleştirdiği, bu bağlamda da sanığa isnat edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesi ile karşı oy kullanmıştır.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2024 tarihli ve 238-281 sayılı direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün sanığa isnat edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın, CMK'nın 304. maddesi uyarınca Van 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma konusundaki 14 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page