Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › Sendikal Tazminat
AYM 1. Bölüm İhlal İş Hukuku
Sendikal Fesih İddiasında Yetersiz İnceleme Beş İşçi Yönünden Sendika Hakkını İhlal Etti
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2024/25104 · T. 22.07.2026
Karar Özeti
İş sözleşmeleri feshedilen altı işçinin sendikal tazminat taleplerinin reddine ilişkin bireysel başvuruları birleştirildi. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin sendikalı işçi oranı, çıkarılan ve yeni alınan işçiler ile sendikal öncülük gibi ölçütleri araştırmadığını, bir dosyada davacı tanıklarına neden itibar edilmediğini açıklamadığını, baskıyla sendika değiştirdiğini ileri süren işçinin iddiasına ise bölge adliye mahkemesinin ilgisiz bir gerekçeyle yanıt verdiğini belirledi. Beş başvurucu yönünden sendika hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılamaya karar verildi. İstinaf yoluna başvurmayan başvurucunun şikâyetleri başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulundu.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Sendikal fesih iddiası, işçi sayıları, sendikalı oranı ve öncülük gibi ölçütler araştırılmadan ve ilgili, yeterli gerekçe gösterilmeden reddedildiğinde sendika hakkı ihlal edilmiş olur.
Soru: Sendikal fesih davasında işçi sayıları ve tanık beyanları incelenmeden ret kararı verilebilir mi?
Sonuç: Beş başvurucu yönünden sendika hakkının ihlal edildiğine, yeniden yargılamaya ve talepte bulunanlara ayrı ayrı 50.000 TL manevi tazminata karar verildi, bir başvurucunun şikâyetleri kabul edilemez bulundu.
Karar Künyesi
- MahkemeAnayasa Mahkemesi
- BölümBirinci Bölüm
- Başvuru No2024/25104
- Karar Tarihi22.07.2026
- Karar TürüBireysel Başvuru
- Sonuçİhlal
- Resmî KaynakAnayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası
İlgili Mevzuat
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 51 (resmî metin)
- 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 25 (resmî metin)
- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 50 (resmî metin)
- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 66 (resmî metin)
Kararın Önemli Bölümleri
“sendika hakkının gerektirdiği düzeyde yeterli bir yargısal inceleme yapıldığı, gerekçelerinin ilgili ve yeterli olduğu söylenemez.”
Kararın Tam Metni
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
N... K... VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2024/25104)
Karar Tarihi: 22/7/2026
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
İrfan FİDAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Yılmaz AKÇİL
Şaban KAZDAL
Raportör
:
Gülsüm Gizem GÜRSOY
Başvurucular
:
1.N... K...
2. M... H... A...
Av. ...
3. İ... G...
Vekilleri
:
Av. ...
4. S... Ö... E...
Av. ...
5. Y... E...
Av. ...
6. H... A...
Av. ...
Av. ...
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, iş sözleşmesi feshedilen başvurucuların sendikal tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucuların iddiasına göre iş sözleşmeleri, sendikal nedenlerle sonlandırılmıştır. Başvurucular, bu kapsamda işe iade ve sendikal tazminat talepli dava açmıştır.
3. Açılan kimi davalarda ilk derece mahkemeleri davaların kabulüne karar vermiş, buna karşın Bölge Adliye Mahkemeleri davaları kesin olarak reddetmiştir. Kimi davalarda ise gerek ilk derece gerek Bölge Adliye Mahkemelerinin davaların reddine karar verdiği görülmüştür.
4. Nihai kararların tebliği üzerine başvurucular, süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
5. Başvurucular N... K..., M... H... A... ve S... Ö... E... adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
6. Aralarında bağlantı bulunması nedeniyle süresi içinde yapılan 2024/31946, 2024/33039, 2024/45885, 2024/53797, 2025/23864 numaralı başvuruların süresinde yapılan 2024/25104 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.
A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
7. Başvurucu Y... E..., makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
8. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Sendika Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucu Y... E... Yönünden
9. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle iç hukukta düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).
10. Somut olayda; ilk derece mahkemesinin sendikal tazminat iddiasıyla ilgili bir değerlendirmede bulunmadığı, sonrasında başvurucunun istinaf kanun yoluna başvurmadığı, sendikal fesih ve sendikal tazminat talebi ile ilgili iddialarını istinaf mercii önünde dile getirmediği görülmüştür. Bu itibarla başvurucu; sendikal fesih olgusuna ilişkin iddialarını öncelikle yargısal makamlar önünde dile getirme imkânı bulunmasına rağmen böyle bir talepte bulunmamış, iç hukukta sahip olduğu yargısal yolları usulünce tüketmemiştir.
11. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Diğer Başvurucular Yönünden
12. Başvurucular; iş sözleşmelerinin sendikal nedenlerle feshedildiğini, eksik inceleme sonucu verilen ret kararlarının sendika hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, sendika hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiğini ifade etmiştir.
13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmiştir.
14. 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun "Sendika özgürlüğünün güvencesi" başlıklı 25. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) İşçilerin işe alınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamaz.
(2) İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklıdır.
(3) İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz.
(4) İşverenin … yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir.
(5) Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857 sayılı Kanunun …, 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez.
(6) İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür.
(7) Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlü olur. ..”
15. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun sendikal fesih iddiasının değerlendirilmesi bakımından ortaya koyduğu kriterlerle ilgili 7/10/2009 tarihli ve E.2009/9-372, K.2009/416 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... fesih tarihine yakın tarihlerde işyerinde çalışan işçi sayısı, işyerinde çalışan sendikaya üye olan ve olmayan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen, çekilme sonrası çalışmaya devam eden işçilerin olup olmadığı, çıkarılan işçilerin kaçının sendikalı olduğu, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı, toplu iş sözleşmesi prosedürü uygulanmasının söz konusu olup olmadığı, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi halinde teknik yönden bu hususların araştırılması, feshin son çare olarak kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi gereklidir"
16. Anayasa Mahkemesi, benzer başvurularda mahkemelerin sendikal nedenlerle iş sözleşmelerinin feshinin sendika hakkını ihlal ettiği iddialarını incelemiştir (bkz. Emine Yaşar Kaya ve Melike Gök [2. B.], B. No: 2020/32802, 19/7/2023; Aydın Okutucu ve diğerleri [2. B.], B. No: 2020/11279, 24/5/2023; Ayhan Akyüz ve diğerleri [1. B.], B. No: 2018/6851, 10/5/2023; Refiye Şentürk Varlı [1. B.], B. No: 2021/10518, 20/7/2023; Emrah Üzegül ve diğerleri [1. B.], B. No: 2020/22386, 7/6/2023; Muharrem Çimen [GK], B. No: 2016/5002, 23/3/2023; Ahmet Yavuz [2. B.], B. No: 2019/28133, 14/12/2023, § 28). Anayasa Mahkemesi, bu başvurularda bir iş sözleşmesinin salt sendikal nedenlerle feshedilip feshedilmediğinin tespit edilebilmesi için -Yargıtay ve AİHM içtihatlarında vurgulanan hususları da gözönüne alarak- bazı kriterler belirlemiştir. Bu kriterler, dava konusu olaylara göre genişletilmesi mümkün olmakla birlikte şöyle sıralanabilir:
-Fesih tarihine yakın tarihlerde işyerinde çalışan işçi sayısı, işyerinde sendikaya üye olan ve olmayan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten istifa eden/istifa sonrası çalışmaya devam eden işçilerin olup olmadığı, çıkarılan işçilerin kaçının sendikalı olduğu, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı,
-Sendikal neden kavramının, bir fiilin sendikal olarak değerlendirilebilmesi için sadece kurulu bir sendika tarafından yahut sendika üyeleri tarafından yapılmasının zorunlu olmadığının gözönüne alınması, sendika üyesi olmayan bir işçinin henüz kurulmamış bir sendikanın örgütlenmesi için veya kurulmuş bir sendikanın propagandasını yapmak üzere organizasyon düzenlenmesi ya da düzenlenen bir faaliyete katılması veya destekleyici eylemlerde bulunması (sendikaya üye toplama, sendikal konuşmalar yapma, broşür dağıtma vb.) gibi faaliyetlerin de sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi, bunun sonucunda anılan hususların iş sözleşmesinin feshinde etkili olup olmadığının belirlenmesi,
-İş sözleşmesi feshedilenlerin sendikal faaliyette öncü olup olmadıkları,
-Toplu iş sözleşmesi (TİS) prosedürü uygulanmasının söz konusu olup olmadığı,
-Özellikle sendika üyesi olan ve/veya sendikal faaliyet içinde bulunan işçilerin benzer gerekçelerle ve/veya yakın tarihlerde işten çıkarılıp çıkarılmadığı,
-İşyerinde başka sendikalara üye olan işçilerin olup olmadığı, mensubu olduğu sendikadan istifa edenlerin başka bir sendikaya üye olup olmadığı, tüm sendikalı işçilerin toplam işçi sayısına oranı (işyerinin varsa başka şubelerinde çalışan sayısının da dikkate alınarak bu oranın belirlenmesi), bu oranın dava konusu fesih tarihinden önceki ve sonraki dönemlerde ne şekilde değiştiği (örneğin altışar aylık ya da birer yıllık önceki ve sonraki dilimlerin esas alınması),
-Hâlen sendikalı çalışan varsa sayılarının sembolik olup olmadığı, bu kişilerin üye olduğu sendikaların işyerinde TİS imzalayabilmek için yetkili sendika olma ihtimallerinin bulunup bulunmadığı,
-Sendikal fesih iddialarına ilişkin tanık dinlenip dinlenmediği, bilirkişi raporu alınıp alınmadığı; bu delillerin ne şekilde değerlendirildiği, anılan delillere itibar edilmemişse nedenlerinin ilgili ve yeterli gerekçe ile açıklanıp açıklanmadığı,
-Sendikalı olanların veya sendikal faaliyette bulunanların çalışma alanlarında baskıya uğrayıp uğramadığı (bilmedikleri işlerde çalıştırma, işveren tarafından bizzat yahut diğer çalışanlar aracılığıyla sözlü baskı yapılması, sosyal medya hesaplarının takip edilmesi, gerek olmadığı hâlde fazla iş yükleme/fazla mesaiye bırakma, düşük ücretle çalıştırma, özlük haklarından yararlandırmama veya az yararlandırma vb.),
-Sendikal faaliyetlerin iş gücünü etkileyip etkilemediği ve bunun işverence ortaya konulup konulamadığı,
-İşletmesel nedenlerle işten çıkarmalarda öncelikle sendikalı veya sendikal faaliyette bulunan işçilerin çıkarılıp çıkarılmadığı,
-Performans nedeniyle işten çıkarmalarda objektif kriterler belirlenip belirlenmediği, bu kriterlerin sendikalı veya sendikal faaliyette bulunanlarla diğer işçilere aynı şekilde uygulanıp uygulanmadığı,
-Aynı ya da benzer gerekçelerle işten çıkarılan işçilerin başka mahkemelerde görülen davalarının farklı sonuçlandığına ilişkin iddialar varsa bu iddiaların dikkate alınıp alınmadığı, varsa bu kararlardan neden ayrışıldığının izah edilip edilmediği kriterlerin mahkemelerce somut olaya uyduğu ölçüde uygulanması gerekir.
17. Bu kapsamda eldeki başvuruda olduğu gibi sendikal nedenlerle bir iş sözleşmesinin sonlandırıldığı iddia edildiğinde mevzuatın gerektirdiği hususların ve ispat şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmek öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Derece mahkemelerinin olayın şartlarını değerlendirmek açısından daha avantajlı konumda bulunduğu açıktır. Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu kuralların yorumunun Anayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır. Önemle değinmek gerekir ki derece mahkemeleri önündeki uyuşmazlık ne kadar Anayasa’da yer alan temel hak ve hürriyetleri ilgilendirirse Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında bu hak veya hürriyete ilişkin sınırlama ölçütlerini ve güvencelerini denetleme yetkisi o kadar artar. Anayasa Mahkemesinin temel görevi Anayasa’da yer alan hükümlerin yeknesak ve doğru bir biçimde uygulanmasını sağlamaktır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, derece mahkemeleri tarafından izlenen usulü denetlemek ve özellikle mahkemelerin Anayasa’nın 51. maddesindeki güvenceleri gözetip gözetmediğini belirlemekle yetinmektedir. Dolayısıyla yapılan incelemede derece mahkemelerinin yeri alınmamakta, kamusal makamların süreç içindeki tutumları sendika hakkı bağlamındaki usule ilişkin güvenceler açısından değerlendirilmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası [2. B.], B. No: 2016/13328, 19/11/2020, § 40; Türkiye Petrol, Kimya ve Lastik Sanayi İşçileri Sendikası [2. B.], B. No: 2016/13531, 15/12/2020, § 40; Ahmet Sefa Topuz ve diğerleri [1. B.], B. No: 2016/16056, 21/4/2021, §57; Muharrem Çimen, § 42; Aydın Okutucu ve diğerleri, § 39). Bu noktada Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme, başvurucuların sendikal nedenlerle işten çıkarıldıkları gerekçesiyle açtıkları davalarda devletin pozitif yükümlülüğünün gerektirdiği şekilde yargısal bir değerlendirme yapılıp yapılmadığına, özellikle derece mahkemelerinin kararlarının konuyla ilgili ve yeterli gerekçe içerip içermediğine ilişkindir.
a. Başvurucu H... A... Yönünden
18. İlk derece mahkemesi kararında dinlenen tanıklar, işyerinde sendikal faaliyetin bulunduğunu beyan etmişse de başvurucunun iş akdinin sendikal sebeple feshedildiğine dair ispata yarar başkaca bir delilin bulunmadığı, T. Sendikasının cevabi yazısında çoğunluğun sendikaya üye olmasının sağlanamadığı ve yetki prosedürünün işletilmediği, tanık beyanlarına göre sendikaya üye olup hala çalışanların bulunduğu, başvurucunun işten çıkarıldığı dönemde sendika üyesi olmayan ve farklı sebeplerle işten çıkan işçilerin olduğu dikkate alındığında sendikal sebep iddiasının ispat edilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi de ilave bir değerlendirmede bulunmaksızın ilk derece mahkemesinin kararını uygun bulmuştur.
19. Başvuruya konu dosyada; başvurucunun sendikal faaliyetlere öncülük edip etmediği, başvurucunun mensubu olduğu sendikaya mensup işçilerin davalı işyerindeki işçi sayısına oranı, başka sendikaların işyerinde örgütlenip örgütlenmediği, işten çıkarmalarda sendikalılara öncelik verilip verilmediği, diğer sendikalı işçilerin sayısı ve bu işçilerin işten çıkarılıp çıkarılmadığı gibi hususlara değinilmemiştir. Dolayısıyla gerek ilk derece gerekse Bölge Adliye Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda ortaya koyduğu kriterleri (bkz.§ 16) uygulamadığı görülmüştür.
b. Başvurucular M... H... A... ve N... K... Yönünden
20. İlk derece mahkemesi kararlarında; davalı işyerinde çalışan bir kısım işçilerin D. Sendikasına üye olmaları üzerine, davalı işverence bu işçilere baskı yapıldığı ve işçilerin sendika üyeliğinden istifa etmeye zorlandıkları, ardından 3/10/2021 tarihinde işyerinde üretime ara verildiği ve tüm işçilere işten çıkarıldıklarının bildirildiği, taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde davalı işverence sendikalı işçilerin çalışmalarının kabullenildiği ve işyerinin 1/11/2021 tarihinde tekrar açıldığı, sendikalı işçiler de dâhil olmak üzere tüm işçilerin yeniden çalışmaya başladıkları belirtilmiştir. Kararlarda 18/11/2021 tarihinde sendikalı işçiler ile sendika temsilcisi M.A.B arasında işyerinde bir toplantı düzenlendiği, bu toplantıda sendika üyesi işçilerin önceki temsilci M.T.nin görevden alınmasına itiraz ettikleri ve tartışma yaşandığı, bunun üzerine işyeri yetkilisi S.Z.nin toplantıya müdahale ederek işçilerin dışarı çıkmalarını istediği, M.T.nin görevden alınması sebebiyle sendikanın yetkili temsilcisi ile sendikalı işçiler arasında işyerinde yaşanan tartışmalar üzerine işçilerin işten çıkarıldıkları, başvurucuların da bu sebeple işten çıkarılan işçiler arasında yer aldığı değerlendirilmiştir. Kararlarda devamla; işverenin, başvurucuların iş akdine sendika üyesi oldukları için son vermediği, yaşanan tartışmanın sendika içi bir tartışma olduğu, D. Sendikası ile işveren arasında 1/3/2022-28/2/2025 tarihlerini kapsayan TİS bağıtlandığı, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının davalı işveren hakkında sendikal faaliyetleri engelleme suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği gözönüne alındığında başvurucuların iş sözleşmelerinin sendikal sebeple sonlandırılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
21. Kararların istinaf kanun yoluna götürülmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemeleri; işyerinde sendikadan ötürü baskı olmadığı, işten çıkarılan işçilerin büyük kısmının sendikalı olmadığı ve sendika üyesi olan işçilerin büyük bölümünün işe devam ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde sendikal fesih olgusunun gerçekleşmediğine karar vermiştir.
22. İncelenen başvuruda; başvurucular D. Sendikası mensubu 97 işçinin aynı anda işten çıkarıldığı, toplamda ise 160 sendikalı işçinin işine son verildiği, bu kişilerin yerine sendikasız işçilerin işe alındığı, işveren ile sendikanın anlaşması sonucu işçilerin seçmiş olduğu sendika temsilcisinin görevden alınarak kendilerinin tanımadığı bir kişinin sendika temsilcisi kılındığı, bu olaylardan sonra işverenin sendika aleyhine açtığı davalardan feragat ettiği ileri sürülmüştür. Mahkeme kararlarına bakıldığında; başvurucuların sendika ile aralarında yaşanan bir ihtilaf sonrasında işyerinde tartışmaları sonucu işten çıkarıldıkları ve işyerinde genel olarak sendikal baskı olmadığının belirtilmesiyle yetinildiği görülmüştür. Oysaki başvurucuların iddialarında yer aldığı şekliyle sendika ile işveren arasında işçiler aleyhine bir anlaşma olup olmadığı, bu yönüyle sendikal faaliyetlerin engellenip engellenmediği, başvurucuların sendikal faaliyetlere öncülük edip etmediği; fesih tarihine yakın tarihlerde işyerinde çalışan işçi sayısı, işyerinde sendikaya üye olan ve olmayan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten istifa eden/istifa sonrası çalışmaya devam eden işçilerin olup olmadığı, çıkarılan işçilerin kaçının sendikalı olduğu, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı ve bunların sayısı, işten çıkarmalarda sendikalılara öncelik verilip verilmediği (veri analizleriyle somut olarak ortaya konulması), diğer sendikalı işçilerin sayısı ve bu işçilerin işten çıkarılıp çıkarılmadığı gibi hususlara değinilmemiştir. Dolayısıyla gerek ilk derece gerekse Bölge Adliye Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda ortaya koyduğu kriterleri (bkz.§ 16) uygulamadığı görülmüştür.
c. Başvurucu İ... G... Yönünden
23. İlk derece mahkemesi kararında; T. Sendikasının yazısına göre 18/11/2022 tarihi itibarıyla sendika üyeliğinden istifa eden işçi sayısının 204, iş akdi feshedilen işçi sayısının 193 olduğunun, işyerinde ağırlıklı olarak sendikal faaliyetlere Ocak 2022 tarihinden itibaren başlandığının, 26/1/2022-18/2/2022 tarihleri arasında 7, 19/2/2022-17/11/2022 tarihleri arasında ise 217 üyelikten çekilme olduğunun altı çizilmiştir. Kararda; T. Sendikasına 29/11/2023 tarihi itibarıyla üyelik başvurusu yapan işçi sayısının 338, sendika üyeliğinden istifa eden işçi sayısının 237 olduğu, iş akdi feshedilen işçi sayısının 193 olduğu ve işyerinde ağırlıklı olarak sendikal faaliyetlere Ocak 2022 tarihinden itibaren başlandığı, TİS bağıtlanmadığının bildirildiği belirtilmiştir. Kararda; davalı işyerinde 18/2/2022 tarihinden önceki 6 aylık dönemde 786 işçi çalıştığı, 187 yeni işçi alındığı, 79 istifa olduğu, 18/2/2022 tarihinden sonraki 6 aylık dönemde 784 işçi çalıştığı, 2 yeni işçi alındığı ve 58 istifa olduğu tespit edilmiştir. Kararda devamla; başvurucunun 18/2/2022 günü saat 20.40'ta T. Sendikasına üyelik başvurusunda bulunduğu, iş akdinin 18/2/2022 tarihinde mesai saatinin hemen bitiminde feshedildiği, dolayısıyla iş akdi feshedildiğinde henüz sendika üyesi olmadığı, davacı tanıklarının başvurucunun gönüllü olarak işçileri sendikalı yapmak için çalışan bir işçi olduğunu beyan ettikleri, davalı tanıklarının ise davacının sendikalı olup olmadığını bilmediklerini ve işyerinde sendikal faaliyette bulunduğunu görmediklerini ifade ettikleri, bu kapsamda başvurucunun sendikal faaliyette bulunduğuna dair somut delil bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı görülmüştür.
24. Bölge Adliye Mahkemesi de farklı bir değerlendirmede bulunmaksızın ilk derece mahkemesi kararını uygun bularak istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir.
25. Olaya bir bütün olarak bakıldığında; başvurucunun işten çıkarıldığı dönemde yoğun bir biçimde T. Sendikasına mensup işçi sayısında azalma olduğu, çok sayıda işçinin iş sözleşmesinin sonlandırıldığı görülmektedir. Mahkemelerin bu tespitleri yaptıktan sonra başvurucunun sendikal faaliyetlerde bulunduğuna dair davacı tanık beyanları da dikkate alındığında; neden diğer tanık beyanlarına ağırlık verildiğinin ve salt sendikaya üye olduğu gün başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmiş olmasının sendikal fesih olgusuna dayanak oluşturmayacağı kanısına ne şekilde varıldığının ilgili ve yeterli bir gerekçe ile açıklandığı söylenemeyecektir. Mahkeme kararlarında; başka sendikaların işyerinde örgütlenip örgütlenmediği, işten çıkarmalarda sendikalılara öncelik verilip verilmediği, diğer sendikalı işçilerin sayısı ve bu işçilerin de işten çıkarılıp çıkarılmadığı gibi hususlara da değinilmediği görülmüştür. Dolayısıyla gerek ilk derece gerekse Bölge Adliye Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda ortaya koyduğu kriterleri (bkz.§ 16) uygulamadığı anlaşılmıştır.
ç. Başvurucu S... Ö... E... Yönünden
26. İlk derece mahkemesi kararında; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müzekkere cevabında D. Sendikasının yetki tespitinin olduğu, sendikanın söz konusu yüzdeyi sağladığı, (devam eden yetki tespiti davası nedeniyle) henüz TİS'in imzalanmadığı, dinlenen davacı tanık beyanlarına göre işyerinde sendikadan istifa edilmesi yönünde baskı yapıldığı, 24/1/2023 tarihinde sendika üyesi kişi sayısının 9 olduğu, 8/9/2023 tarihinde 158 çalışanın sendika üyesi olduğu, 24/7/2023 tarihinde 591 çalışanın sendika üyesi olduğu belirtilmiştir. Kararda; 6 işçinin 21/7/2023 tarihinde sendikaya üye oldukları, aynı gün işten çıkarıldıkları, sendikadan istifa etmeleri üzerine 22/7/2023 tarihinde tekrar işe girişlerinin yapıldığı, işyerinde yapılan toplu oturma eylemi sonrasında işyeri yetkililerinin işçilere sendikadan istifa etmezlerse işten çıkarılacaklarını söylediği, H. Sendikasına üye olmalarının istendiği, bu sebeple H. Sendikasına geçtiklerini beyan ettikleri, dosya arasına alınan 25/2/2023 tarihli inceleme raporuyla 25/8/2023 tarihli inceleme raporu karşılaştırıldığında H. Sendikasının üye sayısının belirgin bir şekilde arttığı ve sendikalar arası geçiş olduğu, bütün hususlar bir arada değerlendirildiğinde başvurucunun iş akdinin sendikal sebeplerle feshedildiği sonucuna ulaşılmıştır.
27. Kararın istinaf kanun yoluna götürülmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi; Temmuz 2023'de iş akdi sendikal sebeple feshedilenlerin başvurucu için somut bir emsal olmadığını, emsallerde D. Sendikasına üyelikten sonra fesih yapıldığını, ayrıca H. Sendikasının yetki başvurusunun fesihten önce olduğunu, yetki başvurusunun olumlu sonuçlanması da gözetildiğinde işverenin istediği sendikaya geçtiğini kabul eden işçinin, üyesi olmadığı D. Sendikasına eski üyeliği sebebiyle iş akdinin sendikal nedenle feshedilemeyeceğini belirterek sendikal tazminat talebinin kesin olarak reddine karar vermiştir.
28. Başvuruya bakıldığında; başvurucu D. Sendikasına eski üyeliği nedeniyle işten çıkarıldığını ileri sürmemiştir. Aksine D. Sendikası üyesi kalmak istediği hâlde, işverenin baskısı nedeniyle H. Sendikasına üye olduğunu, işyerinde çalışan diğer işçilerin de aynı durumu yaşadığını beyan etmiş; ilk derece mahkemesi; gelen yazı cevapları, sayısal veriler ve tanık beyanlarını bir arada değerlendirdiğinde başvurucunun iddiasını ispatladığı sonucuna ulaşmıştır. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesinin değerlendirmesi somut olgulara uygun düşmeyen ilgisiz bir gerekçe olmuştur.
29. Neticede somut başvurulara konu davalarda, mahkemelerin ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde Anayasa Mahkemesince geliştirilen ve benimsenen kriterleri dikkate almadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda sendika hakkının gerektirdiği düzeyde yeterli bir yargısal inceleme yapıldığı, gerekçelerinin ilgili ve yeterli olduğu söylenemez. Anlatılan nedenlerle devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getiremediği sonucuna ulaşılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
31. Başvurucular, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama talebinde bulunmuştur. Ayrıca başvuruculardan H... A... 200.000 TL manevi tazminat; N... K... ve M... H... A... ayrı ayrı 2.000.000 TL maddi, 2.000.000 TL manevi tazminat; S... Ö... E... 200.000 TL manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.
32. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
33. Öte yandan ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için manevi zararları karşılığında tazminat talebi bulunan başvuruculara ayrı ayrı 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zararlar yeniden yargılama kapsamında giderilebileceğinden maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. Adli yardım talebinde bulunan başvurucular M... H... A..., S... Ö... E... ve N... K...'nın adli yardım taleplerinin KABULÜNE,
C. 1 Başvurucu Y... E...'in makul sürede yargılanma hakkı ve sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer başvurucular yönünden sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
Ç. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının diğer başvurucular yönünden İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin sendika hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (İş Mahkemesi sıfatıyla) (E.2022/541, K.2023/472); Şanlıurfa 2. İş Mahkemesine (E.2021/764, K.2023/347; E.2023/391, K.2023/670); Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (İş Mahkemesi sıfatıyla) (E.2023/611, K.2024/57); Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesine (E.2024/1710, K.2025/444) iletilmek üzere Şanlıurfa 1.İş Mahkemesine (E.2023/506, K.2024/600) GÖNDERİLMESİNE,
E. Tazminat talebinde bulunan başvuruculara ayrı ayrı 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. 3.518,70 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 43.518,70 TL yargılama giderinin başvurucu H... A...'a; 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucular N... K... ve M... H... A...'a müştereken; 3.518,70 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 43.518,70 TL yargılama giderinin başvurucu İ... G...'e; 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin S... Ö... E...'ye ÖDENMESİNE; başvurucu Y... E... tarafından yapılan yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben diğer başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
Ğ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Bu Karar Hakkında Sorular
Sendikal Fesih Davasında Mahkeme Hangi Verileri Araştırmalıdır?
Kararda; fesih tarihine yakın dönemde çalışan ve sendikalı işçi sayısı, çıkarılan işçilerin kaçının sendikalı olduğu, yeni işçi alınıp alınmadığı, işçinin sendikal faaliyete öncülük edip etmediği ve tanık beyanlarına neden itibar edilmediği gibi ölçütler sayılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin Hükmettiği 50.000 TL Sendikal Tazminat mıdır?
Hayır. Bu tutar, ihlal nedeniyle manevi tazminat isteyen başvuruculara ayrı ayrı ödenen manevi tazminattır. Maddi zararların yeniden yargılamada giderilebileceği belirtilerek maddi tazminat talepleri reddedilmiştir.
Benzer Kararlar
AYM 1. Bölüm 02.09.2026
Bilirkişi ve Teftiş Raporları Gerekçesiz Dışlanınca Sendika Hakkı İhlal Edildi
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2023/17185
Sendikal tazminat davasında dosyadaki bilirkişi ve teftiş raporlarının neden dikkate alınmadığı açıklanmadan yalnız işveren ve tanıklarının beyanlarına dayanılarak verilen ret kararı sendika hakkını ihlal etmiştir.
İhlal Sendikal Tazminat
Yargıtay 9. HD 21.04.2026
Liman İşçisinin Sendikal Feshinde Olayların Bütünü Değerlendirilerek Tazminat Onandı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/3437 · K. 2026/3594
Bölge adliye mahkemesinin onanan kararında sendikal fesih yalnız üyeliğe dayanılarak değil; örgütlenme süreci, üyelik hareketleri, iş hacmi kayıtları ve tanık anlatımları birlikte değerlendirilerek kabul edilmiştir.
Onama Sendikal Tazminat
Yargıtay 9. HD 21.04.2026
Liman İşyerinde Örgütlenme Sürecine Dayanan Sendikal Tazminat Kararı Onandı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/3440 · K. 2026/3597
Çıkış nedeni işin sona ermesi olarak bildirilen feshi örgütlenme süreci ve işçi sayısı kayıtlarına dayanarak sendikal sayan ilk derece kararı bölge adliye mahkemesince ve Yargıtayca yerinde görülmüştür.
Onama Sendikal Tazminat
Yargıtay 9. HD 21.04.2026
Liman Hizmet Sözleşmesinin Bitimiyle Yapılan Feshi Sendikal Sayan Karar Onandı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/3439 · K. 2026/3596
Yargıtayca onanan bölge adliye mahkemesi kararında, olayların seyri, örgütlenmeyi engelleme eylemleri ve personel kayıtları birlikte değerlendirilerek feshin gerçek nedeninin sendikal olduğu kabul edilmiştir.
Onama Sendikal Tazminat
Sendikal Tazminat Konusundaki 24 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.