top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Tedbir Nafakası

Yargıtay 2. HD Kısmen Bozma Aile ve Boşanma Hukuku

Kadın İlk Kararı İstinaf Etmediğinden Tedbir Nafakası Dava Tarihine Çekilemedi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/7554 · K. 2026/1702 · T. 16.02.2026

Karar Özeti

İlk hükümde kadın yararına karar tarihinden itibaren aylık 4.000 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, kadın bu hükmü istinaf etmemişti. Bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra tedbir nafakası dava tarihinden itibaren artırılmış ve istinafta bu başlangıç korunmuştu. Yargıtay, yoksulluk nafakası ancak kesinleşmeyle hüküm ifade ettiğinden ilk karar ile kesinleşme arasındaki tutarı fiilen tedbir nafakası saydı ve kadının istinaf etmemesi nedeniyle erkek lehine usulî kazanılmış hak doğduğunu kabul etti. Başlangıç 11.06.2024 ilk karar tarihinden geriye götürülemeyeceğinden karar yalnız tedbir nafakası yönünden bozuldu, diğer bölümler onandı.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Kadının istinaf etmediği ilk hükümdeki yoksulluk nafakası, kesinleşmeye kadarki dönem için fiilen tedbir nafakası sayılmış; başlangıç yönünden erkek lehine usulî kazanılmış hak doğduğu kabul edilmiştir.

Soru: İlk kararı istinaf etmeyen kadın lehine tedbir nafakası sonraki hükümle dava tarihinden başlatılabilir mi?

Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası yönünden erkek yararına bozuldu, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümler onandı.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“İlk Derece Mahkemesinin ilk karar tarihi ile boşanma hükmünün kesinleşme tarihi arasındaki dönem bakımından hükmedilen aylık 4.000,00 TL olarak belirlenen tutarın niteliği fiilen tedbir nafakasıdır.”

“erkek yararına oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeden geriye dönük şekilde dava tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”

Kararın Tam Metni

2. Hukuk Dairesi 2025/7554 E. , 2026/1702 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1719 E., 2025/1659 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen nafaka ve tazminatlar ile miktarları, tedbir nafakasının başlangıç zamanı, usulü kazanılmış hakka aykırı hüküm kurulması yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Taraflar arsasında görülen karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması neticesinde İlk Derece Mahkemesince erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüyle tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadın yararına 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, karar tarihinden itibaren aylık 4.000,00 TL yoksulluk nafakası ödenmesine, karşı davanın ise açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafaka yönünden istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince taraflar arasındaki daha önceki tarihte görülmüş boşanma davalarının araştırılmadan, yine kadın tarafından dava dilekçesinde daha önce hükmedilen tedbir nafakasının artışı istenmesine rağmen taraflar arasındaki tedbir nafakasına ilişkin dosyanın getirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu, kabule göre de yoksulluk nafakasının başlangıç tarihinin yanlış belirlendiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının tamamının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama neticesinde asıl davanın kabulüyle tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadın yararına 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, kadının tedbir nafakasının artırılması talebinin kısmen kabulüyle daha önce bağlanan 250,00 TL tedbir nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 3.000,00 TL'ye yükseltilerek karar kesinleşinceye kadar tedbir, karar kesinleştikten sonra yoksulluk nafakasına hükmedilmesine, karşı boşanma davanın ise açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile miktarları, tedbir nafakasının başlangıç zamanı, aleyhe hükmedilen tazminatlar ve usuli kazanılmış hakka aykırı hüküm kurulması yönünden, davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından ise katılma yoluyla nafaka ve tazminatların miktarı yönünden istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin kusur belirlemesine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, erkekten bir kısım kusurların ispatlanamadığı gerekçesiyle çıkarılarak kusur gerekçesinin düzeltilmesine, erkeğin yine de tam kusurlu olduğunun tespitine, kadının ise yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf isteminin kabulüne, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakasının az olduğu gerekçesiyle kadın yararına aylık 4.000,00 TL yoksulluk nafakası ödenmesine, tarafların sair istinaf başvurularının ise esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından yukarıda gösterilen şekilde temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından istinaf edilmediğinden tedbir nafakasının başlangıç tarihi yönünden erkek lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Şöyle ki İlk Derece Mahkemesi ilk kararında yoksulluk nafakasına karar tarihinden itibaren hükmedilmiş, bu karara karşı kadın tarafından istinaf yoluna başvurulmamış ise de yoksulluk nafakasının hukuken ancak kararın kesinleşmesinden itibaren hüküm ifade edeceği açıktır. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesinin ilk karar tarihi ile boşanma hükmünün kesinleşme tarihi arasındaki dönem bakımından hükmedilen aylık 4.000,00 TL olarak belirlenen tutarın niteliği fiilen tedbir nafakasıdır. O halde kadın yararına İlk Derece Mahkemesinin ilk karar tarihi olan 11.06.2024 tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken erkek yararına oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeden geriye dönük şekilde dava tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası yönünden erkek yararına BOZULMASINA,

2.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

İlk Hüküm Yoksulluk Nafakası Dediği Hâlde Neden Tedbir Nafakası Olarak Değerlendirildi?

Yargıtaya göre yoksulluk nafakası hukuken ancak karar kesinleştiğinde hüküm ifade eder; bu nedenle ilk karar ile kesinleşme arasındaki dönem için hükmedilen tutar fiilen tedbir nafakasıdır.

Benzer Kararlar

Tedbir Nafakası Konusundaki 11 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page