Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk
Yargıtay 9. HD Bozma İş Hukuku
Arabuluculuk Tutanağından Sonra Muaccel Olan Ücret Farkı İçin Dava Şartı Sağlanmış Sayılmaz
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/3004 · K. 2026/3673 · T. 22.04.2026
Karar Özeti
696 sayılı KHK ile kadroya geçen davacı işçi, iş sözleşmesindeki asgari ücretin %61 fazlası ücret hükmüne dayanarak fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye istedi; alacaklar alt derece mahkemelerince hüküm altına alındı. Yargıtay, raporun 02.03.2020 tarihli son tutanaktan 18.03.2020 dava tarihine kadar olan dönemi de kapsadığını, bu dönem için arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini belirtti. İlave tediyeye yasal faiz, fark ücret ve fark ikramiyeye en yüksek mevduat faizi uygulanması ve ikramiye ile ilave tediye için ayrı hüküm kurulması gerektiğinden karar bozuldu.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Arabuluculuk son tutanağından sonra dava tarihine kadar kalan döneme ait alacaklar için arabuluculuk dava şartı yerine getirilmiş sayılmaz ve bu dönem yönünden dava usulden reddedilir.
Soru: Arabuluculuk son tutanağından sonraki döneme ait ücret farkı aynı davada istenebilir mi?
Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı bozularak dosya bölge adliye mahkemesine gönderildi.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire9. Hukuk Dairesi
- Esas No2026/3004
- Karar No2026/3673
- Karar Tarihi22.04.2026
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçBozma
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“bu dönem yönünden dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”
“fark ikramiye ve ilave tediye alacakları bakımından ayrı ayrı hüküm kurulması yerine, bu alacak kalemlerinin toplanarak birlikte hüküm altına alınması da doğru olmamıştır.”
Kararın Tam Metni
9. Hukuk Dairesi 2026/3004 E. , 2026/3673 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2969 E., 2025/2173 K.
DAVA TARİHİ : 18.03.2020
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/244 E., 2021/536 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına (Bakanlık) bağlı ... Üniversitesi İstanbul ... ... ve Araştırma Hastanesinde sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini, ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını iddia ederek ödenmeyen fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçiş sonrası işçi ücretlerinin ... tarafından düzenlenen toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak belirlendiğini, davacının ücretinin düşürülmesi gibi bir uygulama söz konusu olmadığından dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını, yanısıra talep edilen faiz oranı ile faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı İdare arasında kadroya geçiş esnasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin onaylı örneğinin istendiği, gelen sözleşmede davacının ücretinin her ay asgari ücretin %61 oranında fazlası olacağına dair açık düzenleme olduğunun görüldüğü, buna karşın 01.01.2019 tarihinde davacının 31.12.2018 tarihindeki ücretine sadece Çalışma ve ... Bakanlığı Genelgesindeki ... kararında belirtilen %4 oranındaki ücret zammının uygulandığı gerekçesiyle, belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca, bilirkişi ek raporunda dava şartı arabuluculuk son tutanak tarihine dek olan dönem bakımından yapılan hesaplamalara göre ve ıslah dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak davacının fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarına ilişkin talebinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin kadroya geçişi aşamasında işverenle imzalanan iş sözleşmesinde açıkça asgari ücretin %61 fazlasının ödeneceğinin kararlaştırıldığının, kadroya geçiş aşamasında işverenle imzalanan iş sözleşmesinde asgari ücretin belli bir oranda fazlasının ödeneceği kararlaştırılmışsa sözü edilen kuralın, her asgari ücret artış dönemi için işvereni bağlayacağının, hüküm altına alınan alacak miktarlarının 02.03.2020 tarihine kadar olan hesaplama dönemini kapsadığının, bu tarihe kadar yapılan hesaplamaların ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre yapıldığının anlaşılmasına göre istinaf başvurusunun bu yönüyle yerinde olmadığı, bunun yanı sıra davalı Bakanlığın harçtan muaf olduğu belirtilmiş olunmasına karşın sonraki bentte çelişkili şekilde yargılama harçlarının kabul/ret oranına göre davalı Bakanlıktan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olmasının isabetsiz bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava tarihi itibarıyla hesap dönemi alacaklarının zamanaşımına uğradığını,
2. Dava konusu alacakların kısmi veya belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini,
3. Ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere davacının 31.12.2018 tarihli ücreti korunarak üzerine %4 oranında zam yapıldığını ve herhangi bir ücret indirimine gidilmediğini,
4. Asgari ücretle ilişiğin kesildiğini ve brüt ücrete geçiş yapıldığını,eski sözleşmede geçen yüzdelik dilimin kıyas yoluyla toplu sözleşme hükümlerinin yanında ekstra kullanılmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda hem bireysel sözleşme farkının hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın yapılmasının haksız olduğunu,
5. Sendikaya üyelik tarihinin belirlenmediğini,
6. Faiz oranı ve başlangıç tarihlerini de kabul etmediklerini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarının bulunup bulunmadığı, talep aşımına sebebiyet verilip verilmediği, faiz türü ve faiz başlangıç tarihlerinin yerinde olup olmadığı hususlarındadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/1 hükmü; "Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır." şeklindedir. Maddenin 2. fıkrasında ise arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda davacı tarafından aylık ücretinin eksik ödendiği gerekçesiyle arabulucuya başvurulmuş olup 02.03.2020 tarihli anlaşamama nedeniyle tutulan son tutanak, dava dilekçesine eklenerek dava açılmıştır. Bununla birlikte Mahkemece hükme esas alınan ve davacının ıslahına dayanak oluşturan bilirkişi raporundaki dava konusu alacaklara ilişkin hesaplamalar 18.03.2020 tarihine kadar yapılmıştır. Arabuluculuk faaliyeti ise, tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için gerçekleştirilmiştir.
Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra ihtilaf konusu olan, 02.03.2020 son tutanak tarihi ile 18.03.2020 dava tarihi arasında kalan talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında, bu dönem yönünden dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. İlave tediye, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'da düzenlenen bir alacak olup bu alacağa uygulanması gereken faiz türü, yasal faizdir. Belirtilen yasal düzenleme ile birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi de gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu alacak yönünden bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi geçmemek üzere yasal faize hükmedilmesi gerekir. Diğer yandan fark ücret alacağı ve fark ikramiye alacağı bakımından talep edilen faiz türü en yüksek mevduat faizi olup hesaplama yapılan dönemde bu alacak kalemleri için yürütülmesi gereken faiz türü de en yüksek mevduat faizidir. Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen hususlar gözetilmeden alacakların "bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla (yasal faizden az olmamak kaydıyla)" hüküm altına alınması yerinde olmadığı gibi fark ikramiye ve ilave tediye alacakları bakımından ayrı ayrı hüküm kurulması yerine, bu alacak kalemlerinin toplanarak birlikte hüküm altına alınması da doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Bu Karar Hakkında Sorular
İlave Tediye Alacağına Hangi Faiz Uygulanır?
Kararda ilave tediyeye yasal faiz uygulanacağı, taleple bağlılık ilkesi gereği bunun bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi geçmemek üzere hükmedilmesi gerektiği belirtildi. Fark ücret ve fark ikramiyeye ise en yüksek mevduat faizi uygulanır.
Benzer Kararlar
Hukuk Genel Kurulu 21.01.2026
Görevsizlik Sonrası İş Mahkemesine Kayıttan Önce Tamamlanan Arabuluculuk Dava Şartını Karşılar
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/255 · K. 2026/11
Görevsiz mahkemede açılan davada arabuluculuk süreci, dosya görevli iş mahkemesinin esasına kaydedilmeden önce sonuçlandırılmışsa dava şartı yerine getirilmiş kabul edilip esasa girilmelidir.
Direnme Kararının Bozulması İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk
Yargıtay 9. HD 16.06.2025
Arabuluculuk Son Tutanağından Sonra Muaccel Olan Alacak İçin Dava Usulden Reddedilir
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2025/3259 · K. 2025/5034
02.06.2018 sonrası arabuluculuk başvurularında dava şartı yalnızca son tutanağa göre belirlenir; son tutanakta sayılmayan veya son tutanak tarihinden sonra muaccel olan alacaklar için dava şartı gerçekleşmez.
Bozma İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk
Yargıtay 9. HD 30.04.2026
Kadroya Geçişte Sözleşme İmzalanmayan İşçinin Ücret Farkında Şartnamedeki Oran Esas Alınmadı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/4887 · K. 2026/4130
Yargıtayca onanan bölge adliye mahkemesi kararında, kadroya geçişte iş sözleşmesi imzalanmayan işçinin ücret farkı geçiş anındaki ücret seviyesine göre hesaplanmış ve şartnamedeki oran esas alınmamıştır.
Onama Ücret Alacağı
Anayasa Mahkemesi 11.07.2018
İşçi Alacağı ve İşe İade Davalarında Zorunlu Arabuluculuk Anayasa'ya Aykırı Bulunmadı
Anayasa Mahkemesi · E. 2017/178 · K. 2018/82
İşçi-işveren alacağı ve işe iade davalarında arabuluculuğun dava şartı olması, zorunluluk yalnızca başvuruyla sınırlı kaldığı ve anlaşma olmazsa dava açılabildiği için hak arama hürriyetine aykırı değildir.
İptal İsteminin Reddi İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk
İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Konusundaki 20 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
- Arabuluculuk Süreleri Hesaplama
- Arabuluculuk Ücreti Hesaplama
- İş Hukuku Rehberi
- İş Hukuku İçtihatları
- Hukuk Sözlüğü: Dava Şartı Arabuluculuk Nedir?
- Arabuluculuk Ücreti Hesaplama 2026
- Fesih Sonrası Hak Arama: Süreler ve İşe İade 2026
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.