Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Nafakanın Artırılması ve Kaldırılması
Hukuk Genel Kurulu Direnme Kararının Bozulması Aile ve Boşanma Hukuku
Asgari Ücretle İşe Giren Kadının Yoksulluk Nafakasının 100 TL'ye İndirilmesi Aşırı Bulundu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1036 · K. 2019/1147 · T. 07.11.2019
Karar Özeti
Davacı, boşanma kararıyla eski eşine bağlanan aylık 350 TL yoksulluk nafakasının, davalının çalışmaya başladığını ileri sürerek kaldırılmasını istemiştir. İlk derece mahkemesi, asgari ücretle çalışmanın yoksulluğu kaldırmadığını kabul etmekle birlikte nafakayı 100 TL'ye indirmiş ve Özel Dairenin indirimin fazla olduğu yönündeki bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, asgari ücret düzeyindeki gelirin nafakaya engel olmayıp miktarın belirlenmesinde esas alınacağını belirtmiş; çocuğu için 100 TL iştirak nafakası alan, ailesinin desteği ve işiyle geçinen davalı bakımından yapılan indirimi hakkaniyet ilkesine aykırı ve fazla bulmuştur. Direnme kararı oy birliğiyle bozulmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Nafaka alacaklısının asgari ücretle işe girmesi yoksulluğu tek başına ortadan kaldırmadığından nafakada ancak hakkaniyete uygun indirim yapılabilir; 350 TL nafakanın 100 TL'ye indirilmesi fazla bulunmuştur.
Soru: Nafaka alan eski eşin asgari ücretle işe girmesi yoksulluk nafakasının kaldırılmasına yeter mi?
Sonuç: Direnme kararı, Özel Daire bozma kararındaki nedenlerle oy birliğiyle bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulHukuk Genel Kurulu
- Esas No2017/1036
- Karar No2019/1147
- Karar Tarihi07.11.2019
- Karar TürüHukuk Genel Kurulu Kararı
- SonuçDirenme Kararının Bozulması
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“Asgari ücret seviyesinde gelir elde edilmesi yoksulluk nafakası bağlanmasına engel değilse de bu durumun nafaka miktarının tespitinde esas alınacağı da unutulmamalıdır.”
“mahkemece uygulanan indirimin TMK’nın 4. maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesine aykırı ve fazla olduğu açıktır.”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki “yoksulluk nafakasının kaldırılması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Kayseri 1. Aile Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.09.2015 tarihli ve 2015/225 E., 2015/630 K. sayılı karar, davalının temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 22.02.2016 tarihli ve 2015/17140 E., 2016/2240 K. sayılı kararı ile;
“...Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların Kayseri 4. Aile Mahkemesinin 2012/155 Esas ve 2013/712 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, 350 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, boşanma davası sonucu tazminat, ziynet bedeli, mahkeme masrafları toplamında 110.000 TL borcu olduğunu, bu borcunu ödemeye çalıştığını, maaşından her ay 820 TL icra kesintisi yapıldığını, davalının çalışmaya başladığını belirterek yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı cevabında; nafakanın yetersiz kaldığını, asgari ücretle çalışmaya başladığını, yoksulluğunun ortadan kalkmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davalı lehine belirlenen aylık 350 TL yoksulluk nafakasının 250 TL indirilerek dava tarihinden itibaren 100 TL yoksulluk nafakasının her ay ...'den alınıp, ...'e verilmesine karar verilmiş, kararı davalı tarafından temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 176/3.maddesinde yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılacağı, 176/4.maddesinde ise tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde irad biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın artırılması yada azaltılmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir. Anılan maddede yoksulluğun hukuksal kavramı tanımlanmamış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 2-656 E.-688 K.sayılı kararında yeme, giyinme, barınma, sağlık ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edileceği belirtilmiştir.
Yine; Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında ‘asgari ücretle çalışılmakta bulunulması’ yoksulluk nafakası bağlanmasını imkansız kılan bir olgu olarak kabul edilmediği gibi, yoksulluğu ortadan kaldıracak bir gelir seviyesi olarak kabul edilmemektedir (HGK 07.10.1998 gün 1998/2-656 G.688 K., HGK 28.02.2007 gün ve 2007/3-84 E.-95 K.sayılı kararları).
Somut olayda, davacı ve davalının Kayseri 4. Aile Mahkemesinin 2012/155 Esas ve 2013/712 Karar sayılı ilamı ile boşandıkları, davalı lehine 350 TL yoksulluk nafakası bağlanmıştır. Davalı, yoksulluk nafakasının bağlanması sonrası devlet hastanesinde veri giriş kontrol işletmeni olarak asgari ücretle çalışmaya başlamıştır.
Günümüz ekonomik koşullarına göre davalının aldığı nafaka ile geçinmesi mümkün değildir, işe girip çalışması zorunluluk arz etmektedir. Ancak, elde ettiği asgari ücret onu yoksulluktan kurtaracak seviyede olmasa da mali durumunu olumlu yönde değiştirdiği açıktır. Bu durumda asgari ücret seviyesindeki gelirin yoksulluğu tümden kaldırmadığı, ancak nafakada hakkaniyete uygun bir miktar indirimi gerektirdiği düşünülerek, indirim yapılması doğru ise de tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve nafakanın niteliği nazara alındığında, mahkemece yapılan indirim miktarı, tarafların tespit edilen gelirleri ile mütenasip olmayacak şekilde fazla olup, Türk Medeni Kanunu'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece; nafakada TMK'nın 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktar indirime karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen ilke ve esaslara aykırı olacak şekilde yanılgılı değerlendirme sonucu fahiş oranda indirime karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir...”
gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava yoksulluk nafakasının kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı; müşterek bir çocukları bulunan davalı ile 2008 yılında evlenip Kayseri 4. Aile Mahkemesinin 2014 yılında kesinleşen 2012/155 E., 2013/712 K. sayılı kararı ile boşandıklarını, boşanma kararı gereği maddi manevi tazminatlar, çocuk ve eski eş için nafaka, ziynet bedeli, yargılama masrafı gibi kalemlerle 110.000TL kadar borç altına girdiğini, söz konusu kararda davalı eski eş için 350TL, müşterek çocuk için 100TL nafakaya hükmedildiğini, nafakaların yanında davalıya her ay icra nedeniyle 820TL, nafaka olarak da 450TL ödemek zorunda kaldığını, bu yüzden dava dilekçesine ekli maaş bordrosundan da görüleceği üzere eline aylık 1.100TL kaldığını ve bundan başka geliri bulunmadığını, 2012 yılından beri bu durumun devam ettiğini ve artık icra borcunu ödeyemeyecek hâle geldiğini, avukat dahi tutacak durumunun olmadığını, eski eşinin çalışmaya başladığını ve durumunun artık kendisinden daha iyi olduğunu ileri sürerek davalı lehine hükmedilen aylık 350TL yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; yetki itirazının yanında işin esasına ilişkin olarak, davacının boşanma davasında haksız çıkmasının onu mali yükümlülükler altına soktuğunu, icra borcunun bir kısmının kendisine ait ziynet eşyalarından kaynaklandığını, ziynetlerinin geri verilmesi hâlinde davacının bu borcu icrayla ödemek zorunda kalmayacağını, müşterek çocukları için yalnızca 100TL iştirak nafakası ödendiğini, bunun bir çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya ne ölçüde yetebileceğini mahkemenin takdirine bıraktığını, sadece anaokuluna aylık 100TL ödediğini, nafaka dışındaki borçlarını ödememesi nedeniyle davacıyı icraya vermek zorunda kaldığını, kendisi ve ortak çocuğun masraflarını karşılamak için asgari ücretli olarak bir işe girmek zorunda kaldığını, zira artık ailesinin de kendisine destek olamadığını, asgari ücretin yoksulluğu ortadan kaldırmadığının yargı kararlarıyla kabul edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece kadının özel sektörde asgari ücret ile çalışmaya başladığı ve çocuğu ile birlikte ailesinin yanında yaşadığı, asgari ücret ile çalışmasının davalıyı yoksulluktan kurtarmayacağı, polis memuru olan davacının gelirinin davalıdan daha yüksek olduğu gözetildiğinde yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılması yerine 100TL'ye indirilmesinin daha adil olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile aylık 350TL olan yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 100TL’ye indirilmesine karar verilmiştir.
Davalının temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda karar başlığında yazılı gerekçelerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece önceki kararın hakkaniyete daha uygun olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık tarafların mali ve sosyal durumları ile nafakanın niteliği de gözetildiğinde mahkemece yoksulluk nafakasının aylık 100TL’ye indirilmesinin hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle yoksulluk nafakası hakkında genel açıklama yapılmasında yarar vardır:
Yoksulluk nafakası boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarından biri olup 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 175. maddesi:
"Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
Maddede geçen “yoksulluğa düşecek” kavramından ne anlaşılması gerektiği konusunda yasal bir tanımlama olmaması karşısında bu husus yargısal uygulamada kurallara bağlanmıştır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2-656 E., 688 K.; 16.05.2007 tarih ve 2007/2-275 E., 275 K.; 11.03.2009 tarih ve 2009/2-73, 2009/118 K. sayılı kararlarında; “yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim” gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların “yoksul” kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir.
Madde metninden de anlaşıldığı üzere yoksulluk nafakası isteminde bulunan tarafın kusurunun daha ağır olmaması gerekmektedir. Ancak yoksulluk nafakası, boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan tarafı koruma amacına yönelik olduğu içindir ki, boşanmış olan yoksul tarafa verilecek olan yoksulluk nafakası, hiçbir surette diğer tarafa yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde olmayacaktır. Şayet böyle olsaydı, sadece boşanmada kusuru olan eşten istenebilmesi gerekirdi. Oysa ki, maddede açıkça belirtildiği gibi, kusursuz eş dahi yoksulluk nafakası ödemekle yükümlüdür. Yoksulluk nafakası, bir bakıma evlilik birliği devam ettiği sürece söz konusu olan karşılıklı bakım ve geçindirme ödevinin devam ettirilmesi anlamını taşımaktadır (Akıntürk T./Ateş, D.: Aile Hukuku, II. Cilt, 21. Bası, Ocak 2019, s. 302).
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakasının hangi hâllerde mahkeme kararı ile kaldırılacağı ve değiştirilebileceği TMK’nın 176. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin ilgili üçüncü ve dördüncü bendi şu şekildedir:
“İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.”
Yargıtayın yerleşik kararlarında "asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması" yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.12.2001 tarihli, 2001/2-1158 E., 1185 K; 01.08.2002 tarihli, 2002/2-397 E., 339 K.; 28.02.2007 tarihli, 2007/3-84 E., 95 K.; 16.05.2007 tarihli, 2007/2-275 E., 275 K.; 11.03.2009 tarihli, 2009/2-73 E, 2009/118 K.; 13.05.2009 tarihli, 2009/3-165 E., 2009/186 K.; 04.05.2011 tarihli, 2011/2-155 E., 2011/278 K.; 20.06.2019 tarihli 2017/2-2424 E., 2019/751 K. sayılı kararları).
Asgari ücret seviyesinde gelir elde edilmesi yoksulluk nafakası bağlanmasına engel değilse de bu durumun nafaka miktarının tespitinde esas alınacağı da unutulmamalıdır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde;
Davacı, davalı boşanma kararı ile o dönemde çalışmayan eski eşi lehine 350TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini ancak sonrasında davalının işe girdiğini, kendisinin ise nafakalar ve boşanma ile doğan tazminatlar nedeniyle ödeme güçlüğüne düştüğünü ileri sürerek yoksulluk nafakasının kaldırılmasını istemiştir. Yerel mahkemece isabetli ve Hukuk Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamasına uygun olarak davalının asgari ücretle işe başlamasının tek başına yoksulluğun kalktığı sonucuna varmaya yeterli olmadığı, nafakanın kaldırılması şartlarının doğmadığı tespit edilmekle birlikte, çoğun içinde azın da bulunduğu gözetilerek davalıya ödenen 350TL nafakanın 100TL’ye indirilmesinin yerinde olacağı sonucuna varılmış ve yazılı şekilde kısmen kabul hükmü kurulmuştur.
Davalının işe girmesinin mali durumunu olumlu yönde etkilediği tartışmasızdır. Ne var ki davacının sosyal ve ekonomik koşulları ile müşterek çocuk için 100TL iştirak nafakası alan ve ailesinin desteği ve asgari ücretle çalıştığı iş sayesinde kendisinin ve çocuğunun geçimini sağlayan davalının içerisinde bulunduğu koşullar karşılaştırıldığında mahkemece uygulanan indirimin TMK’nın 4. maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesine aykırı ve fazla olduğu açıktır.
Hâl böyle olunca aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
S O N U Ç: Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcın yatırana iadesine, aynı Kanun’un 440/III-1. maddesine göre karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 07.11.2019 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Hukuk Genel Kurulu 05.11.2019
Asgari Ücretli Güvencesiz İş Yoksulluğu Gidermedi, Nafaka Hakkaniyete Göre İndirilecek
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/445 · K. 2019/1129
Asgari ücretle sabit ve güvenceli olmayan işe giren alacaklının yoksulluğu sürdüğünden nafakanın tamamen kaldırılamayacağı, ancak değişen denge nedeniyle TMK'nın 4. maddesine göre indirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Direnme Kararının Bozulması Nafakanın Artırılması ve Kaldırılması
Hukuk Genel Kurulu 05.11.2019
Yoksulluğu Gidermeyen Yetim Aylığı ve Kira Geliri Nafakada Yalnızca İndirim Sebebi Sayıldı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1025 · K. 2019/1135
Nafaka alacaklısının 272,50 TL yetim aylığı ve 150 TL kira geliri elde etmesi yoksulluğunu gidermediğinden kaldırma sebebi sayılmamış, TMK'nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre indirim yapılmasını gerektirmiştir.
Direnme Kararının Bozulması Nafakanın Artırılması ve Kaldırılması
Hukuk Genel Kurulu 14.11.2019
Kusuru Olmadan Ödeme Gücü Bulunmayan Eski Eşin Ödediği Yoksulluk Nafakası Kaldırılabilir
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1013 · K. 2019/1180
Alacaklının asgari ücretli işi yoksulluğunu gidermese de, boşanma nedeniyle kendi kusuru olmaksızın çalışamayan ve ödeme gücü bulunmayan borçlu yönünden yoksulluk nafakasının kaldırılması hakkaniyete uygun bulunmuştur.
Direnme Uygun Bulundu Nafakanın Artırılması ve Kaldırılması
Hukuk Genel Kurulu 14.11.2019
Alacaklı Yoksul Kalsa da Kusuru Olmadan Yoksullaşan Eski Eşin Nafaka Borcu Kaldırıldı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1009 · K. 2019/1179
Kendi kusuru olmadan yoksullaşan ve geliri alacaklınınkinden az olan borçlu yönünden, alacaklının yoksulluğu sürse de yoksulluk nafakası TMK'nın 1. ve 175. maddeleri gözetilerek kaldırılmıştır.
Direnme Uygun Bulundu Nafakanın Artırılması ve Kaldırılması
Nafakanın Artırılması ve Kaldırılması Konusundaki 18 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
- Nafaka Artış Hesaplama
- Boşanmada Nafaka Türleri
- Aile ve Boşanma Rehberi
- Aile ve Boşanma Hukuku İçtihatları
- Hukuk Sözlüğü: Nafakanın Artırılması, Azaltılması veya Kaldırılması Nedir?
- Nafaka Artırımı, Kaldırılması ve Süresiz Nafakada Son Durum
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.