Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › İş Hukukunda Diğer Konular
Yargıtay 9. HD Bozma İş Hukuku
Hukuk Seçimi Yoksa Türkiye ile Sıkı Bağlı Yurt Dışı İş Sözleşmesine Türk Hukuku Uygulanmalı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1339 · K. 2026/4116 · T. 30.04.2026
Karar Özeti
Asıl işveren davalı şirketin yurt dışındaki şantiyesinde montaj ustası olarak çalıştığını ileri süren davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer alacaklarını istemiştir. İlk derece mahkemesi çalışılan ülkenin iş kanunundaki bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmüne ilişkin iptal kararının geriye yürümeyeceğini belirtmiş; hukuk seçimi bulunmayan sözleşmede tarafların tabiiyeti, yerleşim yerleri ve ücretin Türkiye'de ödenmesi gibi bağlar nedeniyle daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğunu kabul ederek kararı bozmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Hukuk seçimi yapılmadan yurt dışı işyerinde çalışılan dosyada tarafların tabiiyeti, yerleşim yerleri ve ücretin Türkiye'de ödenmesi karşısında daha sıkı ilişkili hukuk olarak Türk hukuku uygulanmalıdır.
Soru: Yurt dışındaki şantiyede çalışan işçinin alacak davasında hangi ülkenin hukuku uygulanır?
Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire9. Hukuk Dairesi
- Esas No2026/1339
- Karar No2026/4116
- Karar Tarihi30.04.2026
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçBozma
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 27/4 (resmî metin)
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 27/2 (resmî metin)
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 27/1 (resmî metin)
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 153/5 (resmî metin)
Kararın Önemli Bölümleri
“Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.”
“ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında çalışma döneminin tamamı için daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1636 E., 2025/2551 K.
DAVA TARİHİ: 30.09.2021
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 22. İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/644 E., 2024/324 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, dava dışı ... Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti. (Şirket) işçisi olarak asıl işvereni davalı Şirketin olduğu ... 23.03.2016-14.07.2016 tarihleri arasında dış cephe montaj ustası olarak çalıştığını, ücretin 2.200,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin haksız, mesnetsiz ve bildirimsiz feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının müvekkili Şirket nezdinde herhangi bir çalışması bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının çalıştığı ülke mevzuatına göre yargılama yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Şirketin zamanaşımı def'inde bulunduğu, dosya kapsamında bulunan ... İş Kanunu'nun 99. maddesinin; "Maaş, tazminat, ikramiye, komisyon ve çeşitli hizmet ödemelerinin veya bu hizmetlere dair tazminatların ödenmesine ilişkin dava bir yıl içinde zamanaşımına uğrar. Zamanaşımı, maaş veya ek ödemelerin ödenmesi gereken tarihten itibaren başlar. Zamanaşımı, işçinin iş teftiş hizmetleri nezdinde ücretlerinin ödenmesine ilişkin sözlü veya yazılı talepte bulunması veya süresi dolmamış karar, ikrar beyanı, yükümlülük veya mahkeme celbi bulunması halinde kesintiye uğrar." şeklinde düzenlendiği, zamanaşımı süresinin 15.07.2016 tarihi itibarıyla işlemeye başladığı, 30.09.2021 olan dava tarihi itibarıyla 1 yıllık sürenin geçtiği ve davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, davanın 4 yıl 9 ay 15 gün sonra açıldığı ve sürenin kesildiği hususunda delil sunulmadığı belirtilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, fesih tarihi ve emsal Yargıtay kararları dikkate alındığında davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de yerinde olduğu belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; davalı müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı ve vekâlet ücretine ilişkindir.
Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir.
Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.
Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.
Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.
Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun’un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu ... sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü Kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, asıl işveren davalının ... ülkesinde bulunan şantiyesinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyesinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; davacının, 23.03.2016-14.07.2016 tarihleri arasında hukuk seçimi anlaşması bulunmadan davalı Şirketin ... ülkesindeki işyerinde çalıştığı, davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile işçinin tâbi olduğu ... sistemi ve ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında çalışma döneminin tamamı için daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Hukuk Seçimi Yapılmayan Yurt Dışı Çalışmada Türk Hukuku Daha Sıkı İlişkili Bulundu
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/5057 · K. 2026/4316
5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmüne ilişkin iptal kararı geriye yürümez; davacının hukuk seçimi bulunmayan çalışma döneminde tabiiyet ve yerleşim yeri gibi unsurlar gereği daha sıkı ilişkili Türk hukuku uygulanmalıdır.
Bozma İş Hukuku
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Yurt Dışı Çalışmasının Bir Döneminde Daha Sıkı İlişkili Hukuk Türk Hukuku Kabul Edildi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/3788 · K. 2026/4338
Yurt dışında geçen bir çalışma döneminde tarafların tabiiyeti, yerleşim yerleri, ilişkilerin yoğunlaştığı yer ve ücretin Türkiye'de ödenmesi gözetilerek daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu kabul edilmiştir.
Bozma İş Hukuku
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Yurt Dışı Çalışmada Hukuk Seçimi Yoksa Türkiye ile Daha Sıkı İlişki Varsa Türk Hukuku Uygulanır
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/4732 · K. 2026/4310
Hukuk seçimi bulunmayan yurt dışı çalışma dönemlerinde, tarafların tabiiyeti, yerleşim yerleri ve ücretin Türkiye'de ödenmesi karşısında daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukuku uygulanmalıdır.
Bozma İş Hukuku
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Hukuk Seçimi Yoksa Türk Hukukuyla Daha Sıkı İlişkili Yurt Dışı Çalışmaya Türk Hukuku Uygulanır
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/3789 · K. 2026/4339
Hukuk seçimi bulunmayan dönemde tabiiyet, yerleşim yeri ve ücretin Türkiye'de ödenmesi gibi unsurlar daha sıkı ilişkiyi gösteriyorsa yurt dışında çalışan işçinin sözleşmesine Türk hukuku uygulanır.
Bozma İş Hukuku
İş Hukukunda Diğer Konular Konusundaki 165 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.