top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku

Yargıtay 9. HD Bozma İş Hukuku

Hukuk Seçimi Yapılmayan Yurt Dışı Çalışmada Türk Hukuku Daha Sıkı İlişkili Bulundu

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/5057 · K. 2026/4316 · T. 11.05.2026

Karar Özeti

Yurt dışı şantiyelerde çalışan davacı işçinin davasında ilk derece mahkemesi, Libya, Türkmenistan ve Irak dönemi alacaklarını yabancı hukuka göre zamanaşımına uğramış saymış, 2017-2018 dönemine Türk hukukunu esas almış; istinaf başvuruları reddedilmiştir. Yargıtay, 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmüne ilişkin Anayasa Mahkemesi iptal kararının geriye yürümediğini belirterek hukuk seçimi yapılan dönemlerde seçilen hukukun, Libya döneminde ikili anlaşma gereği Libya hukukunun uygulanmasını yerinde bulmuştur. Hukuk seçimi bulunmayan 2017-2018 döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğunu belirtmiş, hesaplamanın farklı bir hukuka göre yapılmasını çelişkili bularak kararı bozmuştur.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmüne ilişkin iptal kararı geriye yürümez; somut olayda hukuk seçimi bulunmayan dönemde tabiiyet ve yerleşim yeri gibi unsurlar gereği daha sıkı ilişkili Türk hukuku uygulanmalıdır.

Soru: Yurt dışı şantiyede çalışan işçinin alacaklarına hangi ülkenin hukuku uygulanır?

Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı bozuldu.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir.”

“davacının 03.09.2017-12.01.2018 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/2155 E., 2025/85 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/628 E., 2024/162 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait Türkiye ve yurt dışı şantiyelerinde demirci olarak eksik sigorta prim ödemeleri ile aylık 2.300,00 USD ücretle günlük en az 15 saat çalıştığını, dinî bayramların ilk günü dışında kalan ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına devam ettiğini, ayda 2 kez hafta tatili kullanabildiğini, günde 3 öğün yemek, barınma yardımı sağlandığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının davalı Şirket çalışanı olmadığından ücret alacağının olmadığını, hangi ülkelerde ne kadar süre ile çalıştığının belli olmadığını, husumetin çalıştığı şirketlere yöneltilmesinin gerektiğini, davalı şirketin davada pasif husumet ehliyetinin olmadığını, davacının çalıştığı ülke mevzuatlarınca sosyal haklardan yararlanabileceğini, çalışılan ülke mevzuatına göre yargılamanın yapılabileceğini, alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatlarına göre değerlendirilmesi gerektiğini, yurt dışında çalıştığını iddia ettiği sürelerde Türkiye’deki sigortalılık sürelerinin ve yurt dışı çalışma iddialarının mahsubu gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince Mahkeme hükmünün kaldırılması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda, davacının Libya, Türkmenistan ve Irak döneminde yapmış olduğu çalışmaların zamanaşımına uğradığı, ...'da yapılan çalışma dönemine Türk hukuku uygulanması gerektiği, bu dönemin zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Uyuşmazlığın tamamına Türk hukuku uygulanması gerektiğini,

b. Müvekkilinin Türkiye'de geçen hizmet süresi dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu,

c. Talep edilen alacakların zamanaşımına uğramadığını,

ç. Cevap dilekçesinde açıkça yabancı hukuk itirazının olmadığını,

d. Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere Türkmenistan, Irak ve Libya hukukunda hak düşürücü süre müessesesinin bulunmadığını ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Husumet itirazında bulunduklarını,

b. Türk hukukunun uygulanmasının hatalı olduğunu, ...'da çalıştığı dönemin zamanaşımından reddi gerektiğini,

c. Davacının tespit edilen hizmet süresinin hatalı olduğunu,

ç. Ücretin hatalı tespit edildiğini,

d. Davacıya ihbar önelinin tanındığını,

e. Yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve buna bağlı olarak alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığına, hüküm altına alınan alacak kalemlerinin hesaplanmasına, hizmet süresine ve davalının alacaklardan sorumluluğuna ilişkindir.

Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; davacının 08.12.2010-07.12.2011, 11.08.2011-11.02.20 12... .08.2014-05.08.2015 tarihleri arasında yurt dışı şantiyelerinde çalıştığı kabul edilerek ve her döneme ilişkin de yabancı hukuk uygulanarak Libya, Türkmenistan ve Irak şantiyelerinde yapılan çalışmaların zamanaşımına uğradığı, 03.09.2017-12.01.2018 tarihleri arasında ... şantiyesinde geçen çalışması bakımından ise imzalanan yurt dışı iş sözleşmesi bulunmadığından Türk hukuku uygulanması gerektiği gerekçesiyle alacaklar hüküm altına alınmıştır.

Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir.

Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.

Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.

Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.

Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır.

İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.

Yapılan açıklamalara göre somut uyuşmazlıkta, yurt dışı iş sözleşmesi bulunan 11.08.2011-11.02.20 12... .08.2014-05.08.2015 tarihleri arasında Türkmenistan ve Irak şantiyelerinde geçen çalışma dönemleri bakımından hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan, seçilen hukukun uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.

05.01.1975 tarihinde ...'da imzalanan Başbakan tarafından temsil edilen Türkiye Cumhuriyeti ile Başbakan tarafından temsil edilen Libya Arap Cumhuriyeti Arasında İşgücü Anlaşması'nın 1. maddesinde, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın çalışılan ülke hukukuna göre çözümleneceğinin kararlaştırıldığı görülmekle 08.12.2010-07.12.2011 tarihleri arasındaki uyuşmazlığa, çalışılan ülke olan Libya hukukunun uygulanmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Diğer yandan tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu ... sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.

Somut uyuşmazlıkta, dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 03.09.2017-12.01.2018 tarihleri arasında ...'da geçen çalışma dönemi bakımından taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunmamaktadır. Davacı işçi ile işveren davalının tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ... kayıtları dikkate alındığında, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli kararında da bu çalışma dönemi bakımından Türk hukukunun uygulanması gerektiği belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince ise Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada, bu dönem için Türk hukuku uygulanarak hüküm kurulduğu belirtilmesine karşın hesaplamaların ... hukuku gözetilerek yapıldığı ve bu şekilde Mahkeme gerekçesinin kendi içinde çelişkili olduğu anlaşılmakla; davacının 03.09.2017-12.01.2018 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page