Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › İhbar Tazminatı
Yargıtay 9. HD Bozma İş Hukuku
Hukuk Seçimi Yoksa Türk Hukukuyla Daha Sıkı İlişkili Yurt Dışı Çalışmaya Türk Hukuku Uygulanır
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/3789 · K. 2026/4339 · T. 11.05.2026
Karar Özeti
Yurt dışı şantiyelerde çalışan davacı işçi, kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret alacaklarını istemiştir. İlk Derece Mahkemesi yabancı iş mevzuatına göre hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmiş, istinaf başvurusu da reddedilmiştir. Yargıtay, 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün iptalinin geriye yürümediğini belirterek hukuk seçimi yapılan dönem ile Türk hukukuyla daha sıkı ilişki kurulamayan dönemde yabancı hukukun uygulanmasını yerinde bulmuş, yabancı kanundaki sürelerin zamanaşımı süresi olduğunu açıklamıştır. Tabiiyet, yerleşim yeri ve ücretin Türkiye'de ödenmesi gözetilerek diğer dönemlerde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu kabul edilerek karar bozulmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Hukuk seçimi bulunmayan dönemde tabiiyet, yerleşim yeri ve ücretin Türkiye'de ödenmesi gibi unsurlar daha sıkı ilişkiyi gösteriyorsa yurt dışında çalışan işçinin sözleşmesine Türk hukuku uygulanır.
Soru: Yurt dışı şantiyede çalışan işçinin alacaklarına Türk hukuku mu yabancı hukuk mu uygulanır?
Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire9. Hukuk Dairesi
- Esas No2026/3789
- Karar No2026/4339
- Karar Tarihi11.05.2026
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçBozma
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 27/1
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 27/2
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 27/4
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 24
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 8
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 153/5
Kararın Önemli Bölümleri
“Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır”
“tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/1439 E., 2025/3013 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 35. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/563 E., 2024/529 K.
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ: ... 19. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/137 E., 2022/182 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin ...'da bulunan şantiyelerinde 22.06.2008-30.10.2016 tarihleri arasında demir ustası olarak çalıştığını, ücretinin 2.000.00 Amerikan doları olduğunu, davacının işyerinde haftanın 7 gün çalıştığını, fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, davalı Şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; daha önce aynı davalılara karşı açılan işçilik alacakları davasında alınan bilirkişi raporunda hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatı yönünden alacakların ıslah yoluyla artırıldığını, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda ise yeniden hesaplanan alacaklardan kıdem ve ihbar tazminatının fazla hesaplanan kısım yönünden dava yoluna başvurduklarını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini ve davaların birleştirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... (Eski Ünvan: .....) vekili cevap dilekçesinde; işçilik alacaklarının ... Federasyonu kanunlarına tâbi olduğunu, yurt dışında çalışan işçilerin ülke mevzuatına göre ücretlerinin ödendiğini, davacının hak kazanıp davalı işveren tarafından ödenmeyen hiçbir ücret alacağının bulunmadığını, davalı işyerinde proje kapsamında belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan davacının iş sözleşmesinin projenin sona ermesi sebebiyle kendiliğinden sona erdiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... İnşaat Yatırım San. ve Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; davalı işverenin bu davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalılar birleşen davaya cevap dilekçelerinde; işçilik alacaklarının ... Federasyonu kanunlarına tâbi olduğunu, yurt dışında çalışan işçilerin ülke mevzuatına göre ücretlerinin ödendiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 22.06.2008-30.10.2016 döneminde ... şantiyelerinde çalıştığı, çalışmasına iş bitimi nedeniyle son verildiği, uyuşmazlığın çözümünde ... Federasyonu iş mevzuatının uygulandığı, ... Federasyonu İş Kanunu'na göre talep edilen alacaklar yönünden dava tarihinin 20.04.2017, birleşen dava tarihinin ise 14.03.2022 olması karşısında, dava tarihinde hak düşürücü sürenin geçirildiği, hak düşürücü süre içerisinde mahkemeye başvuramama gerekçesine ilişkin delil sunulmadığı, davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine oyçokluğuyla karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Uyuşmazlığın Türk hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğini, davalıların cevap dilekçesinde veya ön inceleme duruşmasına kadar yabancı hukuk itirazında bulunmadığını,
2. Davanın kabulü gerektiğini, tüm yargılama giderleri ve harçların davalı üzerinde bırakılmasını talep ettiklerini, kararda yer alan aleyhe sair hususları kabul etmediklerini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, zamanaşımı ve yargılama giderleri hususlarına ilişkindir.
1. Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir.
Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.
Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.
Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.
Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu ... sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işveren yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde; davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde ... iş mevzuatının uygulanması suretiyle dava konusu alacakların hak düşürücü sürede talep edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilerek yargılama sonuçlandırılmıştır.
Dosyada bulunan davacıya ait yurda giriş çıkış kayıtlarına göre dava konusu dönemde davacının davalı işyerinde; 22.06.2008-04.12.2008, 06.03.2009-22.11.2009, 30.04.2012-23.05.2012, 19.12.2013-20.12.2014, 31.03.2015-04.06.2015, 05.07.2015-31.08.2015 tarihleri arasında çalışması bulunmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; dosyada mevcut yurt dışı iş sözleşmesinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmede hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir. Buna göre taraflar arasındaki hukuk seçimi anlaşmasının kapsamında bulunduğu anlaşılan 30.04.2012-23.05.2012 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ... hukukunun uygulanması yerindedir.
Davacının 19.12.2013-20.12.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından hukuk seçimi anlaşması bulunmamaktadır. Bu hâlde uyuşmazlık konusu dönemde iş sözleşmesine, daha sıkı ilişkili hukukun varlığı tespit edilmediği sürece, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerekir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre değerlendirme yapıldığında bu dönem bakımından işçi ve işverenin Türk olması ve yerleşim yerlerinin Türkiye'de olması kriterleri, işverenin emir ve talimatlarına bağlı olarak işin görüldüğü ve ücret ödeme borcunun ifa edildiği yer hukukuna göre Türk hukukunun iş sözleşmesi ile daha sıkı ilişkili olduğunu ortaya koymamaktadır. Buna göre hukuk seçimi anlaşması bulunmayan uyuşmazlık konusu bu dönemde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olmadığı anlaşıldığından mutad işyeri hukuku olan ... hukukunun uyuşmazlığa uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.
... İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde belirtilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Somut olayda, ... İş Kanunu'nun uygulandığı 30.04.2012-23.05.20 12... .12.2013-20.12.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri açısından dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalılar tarafından da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 30.04.2012-23.05.20 12... .12.2013-20.12.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de İlk Derece Mahkemesince, söz konusu sürelerin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi doğru olmamıştır.
Davacının 22.06.2008-04.12.2008, 06.03.2009-22.11.2009, 31.03.2015-04.06.2015, 05.07.2015-31.08.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ise ... hukukunun uygulanması gerektiğine yönelik varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Dosya içeriğine göre; 22.06.2008-04.12.2008, 06.03.2009-22.11.2009, 31.03.2015-04.06.2015, 05.07.2015-31.08.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 22.06.2008-04.12.2008, 06.03.2009-22.11.2009, 31.03.2015-04.06.2015, 05.07.2015-31.08.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
2. Ayrıca dosyada mevcut banka kayıtları ve sair delillere göre; davacının davalı işverenler nezdinde ...'da geçen çalışmasının 31.08.2015 tarihinde sona erdiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararında fesih tarihinin 30.10.2016 olarak belirtilmesi de dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Yurt Dışı Çalışmada Hukuk Seçimi Yoksa Türkiye ile Daha Sıkı İlişki Varsa Türk Hukuku Uygulanır
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/4732 · K. 2026/4310
Somut olayda, hukuk seçimi bulunmayan yurt dışı çalışma dönemleri için tarafların tabiiyeti, yerleşim yerleri ve ücretin Türkiye'de ödenmesi gözetilerek daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukuku uygulanmalıdır.
Bozma İş Hukuku
Yargıtay 9. HD 30.04.2026
Yurt Dışı Şantiyeyi Habersiz Terk Edip Dönmeyen İşçinin Kıdem Tazminatı Talebi Reddedilmeli
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1377 · K. 2026/4119
Somut olayda taraflar feshin işverence yapıldığını kabul ettiğinden işçinin haklı feshi esas alınamaz; sağlık mazereti yerinde görülmeyen ve işyerini habersiz terk edip dönmeyen işçi yönünden işveren feshi haklıdır.
Bozma İhbar Tazminatı
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Yabancı Hukuka Tâbi Yurt Dışı Çalışmada Üç Aylık Zamanaşımı Kamu Düzenine Aykırı Bulunmadı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/4837 · K. 2026/4342
Zamanaşımı esasa uygulanan hukuka tâbidir; iç hukukta üç aydan kısa dava ve başvuru süreleri de bulunduğundan yabancı hukuktaki üç aylık süre somut olayda Türk kamu düzenine aykırı görülmemiştir.
Bozma İşçilik Alacaklarında Zamanaşımı
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Hukuk Seçimi Yapılmayan Yurt Dışı Çalışmada Türk Hukuku Daha Sıkı İlişkili Bulundu
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/5057 · K. 2026/4316
5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmüne ilişkin iptal kararı geriye yürümez; somut olayda hukuk seçimi bulunmayan dönemde tabiiyet ve yerleşim yeri gibi unsurlar gereği daha sıkı ilişkili Türk hukuku uygulanmalıdır.
Bozma İşçilik Alacaklarında Zamanaşımı
İhbar Tazminatı konusundaki 26 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.