Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
Ceza Genel Kurulu Bozma Ceza Hukuku
Akıl Sağlığı Savunması ve Başka Davadaki Hastane Raporu Varken Ceza Ehliyeti Araştırılmalı
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/51 · K. 2026/37 · T. 14.01.2026
Karar Özeti
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından mahkûm edilen sanık, psikolojik sorunları nedeniyle askerliğe elverişsiz raporu aldığını savunmuş; yerel mahkeme bunu araştırmamış, Özel Daire hükmü onamıştır. Ceza Genel Kurulu, sanık hakkında başka bir dosyada akıl hastalığı nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiğini de gözeterek akıl hastalığının tespitinde rapor alınmasının zorunlu olduğunu belirtti. Terhis ve sağlık belgeleri getirtilerek sanığın suç tarihindeki ceza ehliyeti hakkında rapor alınması gerektiğinden itiraz kabul edilip onama kararı kaldırıldı ve hükümler eksik araştırma nedeniyle bozuldu.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Sanığın akıl sağlığına ilişkin savunması ve başka dosyada TCK 32/1 kapsamında rapor bulunması hâlinde, suç tarihindeki ceza ehliyeti konusunda rapor alınmadan hüküm kurulması eksik araştırmadır.
Soru: Sanığın akıl hastalığı iddiası varsa mahkeme rapor almadan mahkûmiyet kararı verebilir mi?
Sonuç: Başsavcılık itirazı kabul edildi; Özel Dairenin onama kararı kaldırılarak yerel mahkeme hükümleri bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulCeza Genel Kurulu
- Esas No2023/51
- Karar No2026/37
- Karar Tarihi14.01.2026
- Karar TürüCeza Genel Kurulu Kararı
- SonuçBozma
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“sanığın akıl hastası olup olmadığının tespiti bakımından Yerel Mahkemece rapor alınması zorunlu olup rapor alındıktan sonra”
“akıl hastalığı, parada sahtecilik, moleküler genetik inceleme, yaş grubuna göre kusur yeteneği gibi hususlarda hâkimin bilirkişi raporu alması zorunludur.”
Kararın Tam Metni
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 9. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: Ağır Ceza
SAYISI: 51-1181
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1, 43... . maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/1-3.f-5 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, her iki suç bakımından TCK'nın 53/1 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.05.2014 tarihli ve 51-181 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 08.02.2022 tarih ve 26307-942 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14.04.2022 tarih ve 132587 sayı ile; "...Sanığın Ankara 17. Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan 02.08.2013 tarihli sorgusunda sanık müdafisinin sanığın rahatsızlığı nedeniyle erken terhis olduğunu, ilaç kullandığını, ilaç kullanmayınca rahatsızlığının arttığını ileri sürdüğü, sanığın da 03.04.2014 tarihli celsede alınan savunmasında 2012 yılında askere gittiğini, psikolojik sorunları nedeniyle askerliğe elverişsiz raporu verildiğini savunduğu, ancak yerel mahkemenin bu hususta herhangi bir araştırmaya girmeden, sanığın bu savunması hakkında hüküm gerekçesinde herhangi bir değerlendirme yapmadan yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurduğu gözetildiğinde, sanığın hukuki durumunu etkileyecek bir hususun araştırılmaması suretiyle eksik araştırma ile hüküm kurulduğu..." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 04.10.2022 tarih ve 6632-8546 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı, buna bağlı olarak da hakkında TCK’nın 32. maddesinin birinci veya ikinci fıkralarının uygulanmasının gerekip gerekmediği hususlarında rapor alınmasına gerek olup olmadığının, bu bağlamda eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
07.07.2013 tarihinde başka bir soruşturma nedeniyle polis merkezinde bulunan 13.07.1997 doğumlu katılanın, kendisine yönelik gerçekleştirilen bazı eylemlerden bahsetmesi üzerine nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatı ile çocuk izleme merkezine gönderildiği, burada da ifade tarihi olan 08.07.2013 tarihinden iki yıl kadar önce sanığın evinde sanık ile cinsel ilişkiye girdiklerini beyan ettiği ve bu şekilde sanık hakkındaki soruşturmanın başladığı,
Sanığa ait adli sicil kaydında görünen ve UYAP Sistemi üzerinden bilgilerine ulaşılabilen Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/80 esas ve 2023/551 karar sayılı dosyasının gerekçeli kararı ve kesinleşme şerhine göre; sanık hakkında 10.10.2020 tarihinde gerçekleştirdiği sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı eylemi nedeniyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, "…Sanığın cinsel saldırı suçunu işlediği sabit ise de Ankara Şehir Hastanesinin 12.10.2021 tarihli raporu ile sanığın işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını alıgılayamayacak durumda bulunduğu ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olduğu, dolayısıyla hakkında TCK’nın 32/1. maddesinin tatbikinin uygun olacağının rapor edildiği anlaşılmakla" gerekçesine dayanılarak sanık hakkında CMK’nın 223/3 ve TCK’nın 57/1. maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tebirine hükmedilmesine karar verildiği, bu kararın da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesince incelenmesi üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmek suretiyle kesinleştiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan aşamalarda; 2011 yılında Pursaklar'da sanıkla tanıştıklarını ve farklı yerlerde iki kez ilişkiye girdiklerini ifade etmiştir.
Sanık kollukta; katılan ile sadece öpüştüklerini, askere gittiğini, geldikten sonra da bir müddet hastanede yattığını,
Sorguda; 2011 yılında askere gitmeden önce tanıştığı katılanla iki kez parkta, bir kez de tarlada öpüştüklerini, evde ise kendisinin tamamen çıplak olduğunu, katılanın da bedeninin sadece üst kısmının çıplak olduğunu, seviştiklerini ancak cinsel ilişkiye girmediklerini, müdafiden soruluğunda; sanığın rahatsızlığı nedeniyle askerden erken terhis edildiğini, altı ay ilaç kullandığını, ilacını kullanmayınca rahatsızlığının arttığını,
Mahkemede ise; katılanı öptüğünü, yaladığını, tarlada penisini çıkartıp sürtündüğünü, ancak içeri girmediğini, bir keresinde evine çağırdığını, kendisinin belden aşağısının, katılanın da arkasının çıplak olduğunu, ancak katılanın kendisini ittirmesi nedeniyle cinsel ilişkiye giremediklerini, askere gittiğini, psikolojik sorunları nedeniyle askerliğe elverişsiz raporu verildiğini ve askerlikten ayrıldığını,
Savunmuştur.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
TCK'nın 32. maddesi; "1- Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
2- Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Maddenin gerekçesi "Kusur yeteneğini etkileyen bir neden olan akıl hastalığının varlığı durumunda, kişi işlemiş bulunduğu fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamamakta veya işlediği fiille ilgili olarak irade yeteneği önemli ölçüde etkilenmektedir. Kişi bu durumda kusurlu olamayacağından, hakkında cezaya hükmedilemeyecektir. Ancak, fiili hukuka aykırı niteliğe sahip olduğundan, kişi hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine başvurulacaktır.
Ayrıca işaret etmek gerekir ki, akıl hastalığı kişinin işlediği her fiil açısından algılama veya irade yeteneği üzerinde etkili olmayabilir. Örneğin, kleptomani akıl hastası olan kişinin hafif değerdeki şeylere yönelik olarak işlediği hırsızlık suçu açısından irade yeteneğinin olmadığı söylenebilir. Ancak, bu kişinin kasten adam öldürme suçunu işlemesi durumunda, malûl olduğu akıl hastalığı bu fiille ilgili olarak algılama ya da irade yeteneğini etkilemez.
Kişinin akıl hastası olup olmadığının tespiti ile hastalığının algılama ve irade yeteneği üzerinde ne gibi etkilerinin olabileceğini, davranışlarını ne surette etkilediğini genel olarak belirleme, tıbbî bir konudur. Uzman bilirkişi bu hususu ortaya koyduktan sonra, akıl hastası olan kişinin somut olay açısından algılama veya irade yeteneğinin olup olmadığını, akıl hastalığının somut olay açısından kişinin bu yeteneklerini ne ölçüde etkilediğini normatif olarak belirleme görevi, hâkime aittir." biçimindedir.
Hâkim, çözümü ancak özel veya teknik bir bilgi gerektiren hâllerde bilirkişi dinleyebilecek veya rapor isteyebilecektir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bir bilgi ile çözümü mümkün bulunan konularda ise bilirkişiye başvurulmayacaktır. Kanun koyucunun uzmanlığa, özel veya teknik bir bilgiye ihtiyaç bulunduğunu baştan kabul ettiği akıl hastalığı, parada sahtecilik, moleküler genetik inceleme, yaş grubuna göre kusur yeteneği gibi hususlarda hâkimin bilirkişi raporu alması zorunludur.
TCK'nın 32. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere, sanığın akıl hastası olup olmadığının tespiti bakımından Yerel Mahkemece rapor alınması zorunlu olup rapor alındıktan sonra, akıl hastası olan kişinin somut olay açısından algılama veya irade yeteneğinin olup olmadığını, akıl hastalığının somut olay açısından kişinin bu yeteneklerini ne ölçüde etkilediğini normatif olarak belirleme görevi, hâkime aittir.
Öte yandan, ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve 2023/540 E. - 2025/264 K. sayılı kararında açıklandığı üzere;
Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.
Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.
Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür.
Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Sanığın, suç tarihi itibarıyla on beş yaşından küçük katılanla cinsel ilişkiye girdiği hususunda Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında bir uyuşmazlık bulunmayan ve bu kabulde de dosya içeriği itibarıyla bir isabetsizliğin olmadığı anlaşılan dosyada;
Sanığın aşamalarda katılan ... ile arkadaşlıkları sonrasında askere gittiğini, psikolojik sorunları nedeniyle askerliğe elverişsiz raporu verildiğini ve bu sebeple askerlikten ayrıldığını, geldikten sonra da bir müddet hastanede yattığını savunması, müdafiinin de benzer ifadelerinin bulunması ve UYAP Sistemi üzerinden bilgilerine ulaşılabilen Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/80 esas ve 2023/551 karar sayılı dosyasının gerekçeli kararına göre; sanık hakkında Ankara Şehir Hastanesince düzenlenen 12.10.2021 tarihli rapor ile TCK’nın 32/1. maddesinin tatbikinin uygun olacağının belirtilmesi üzerine adı geçen Mahkemece sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve akıl hastalığı nedeniyle güvenlik tedbirinin uygulanmasına hükmedilmiş olması karşısında; sanığın akıl hastası olup olmadığının ve bunun derecesinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından sanığın bağlı bulunduğu Askerlik Şubesinden terhis belgesi ile varsa terhis edilme nedenine dair sağlık raporu/raporları ve ilgili muayene belgelerinin dosya içerisine getirtilmesi, Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/80 esas ve 2023/551 karar sayılı dosyasında bulunduğu anlaşılan Ankara Şehir Hastanesince düzenlenmiş 12.10.2021 tarihli raporun bir örneğinin ve ilgili muayene evrakının zikredilen Hastaneden istenmesinden sonra, getirtilecek raporlar ve muayene belgelerini haiz dava dosyasıyla birlikte sanığın, psikolojik durumunun belirlenmesini teminen bu hususta rapor tanzim etmeye ehil bir sağlık kuruluşuna sevk edilerek suç tarihinde TCK'nın 32. maddesi anlamında ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığına dair rapor alınması ve sonucuna göre dava dosyası içerisindeki delillerle birlikte hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 08.02.2022 tarihli ve 26307-942 sayılı, sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına ilişkin kararının KALDIRILMASINA,
3- Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2014 tarihli ve 51-181 sayılı sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, sanık hakkında TCK'nın 32. maddesi anlamında ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığına dair rapor alınması gerektiği hâlde bu husus yerine getirilmeden eksik araştırmayla hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Ceza Genel Kurulu 18.02.2026
Cinsel Saldırı Süresiyle Sınırlı Alıkoyma Ayrıca Hürriyetten Yoksun Kılma Suçu Oluşturmaz
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/122 · K. 2026/102
Cinsel saldırı süresiyle sınırlı tutma ve kaçışı engelleme eylemleri ayrı suç oluşturmaz; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma için amaç suç öncesi veya sonrasında özgürlüğün kaldırılması gerekir.
Direnme Kararının Bozulması Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
Ceza Genel Kurulu 16.04.2025
Velayeti Olmayan Baba Çocuğunu Kaçırırsa Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu Oluşur
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/219 · K. 2025/172
Velayet yetkisi elinden alınmış sıfatını taşımayan baba da on altı yaşını bitirmemiş çocuğunu veli, vasi veya bakım ve gözetimini üstlenen kişinin yanından kaçırır ya da alıkoyarsa TCK 109 değil, TCK 234 uygulanır.
Direnme Kararının Bozulması Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
Yargıtay 8. CD 01.07.2026
Tek Eylemde Beraat ve Düşme: Sanık Lehine Vekâlet Ücreti Verilmemesi Yerinde Bulundu
Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2026/3349 · K. 2026/9623
Tek eylemden kaynaklanan yargılamada vekâlet ücreti suç sayısınca değil dava bazında takdir edilir; beraat ve düşme kararlarının birlikte verildiği somut olayda sanık lehine ücrete hükmedilmemesi yerindedir.
Onama Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
Yargıtay 8. CD 01.07.2026
Eksik Araştırma Gerekçesiyle Verilen İstinaf Bozma Kararı Hükümsüz Sayılır
Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/11788 · K. 2026/9613
Bölge adliye mahkemesi yalnızca CMK 280/1-e ve f'de sayılan hâllerde bozma kararı verebilir; eksik araştırma gerekçesiyle verilen bozma kararı ve buna dayanan ilk derece kararı hükümsüz sayılır.
Bozma Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma konusundaki 14 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.