Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Zincirleme Suç
Ceza Genel Kurulu Diğer Ceza Hukuku
Beş Yıl veya Daha Az Hapis Cezalarını Fikri İçtimayla İndiren İstinaf Kararı Temyiz Edilemez
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/352 · K. 2026/130 · T. 04.03.2026
Karar Özeti
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk derece mahkemesi sanığa iki mağdur için ayrı ayrı 6 ay 20 gün hapis cezası vermiş, bölge adliye mahkemesi ise suçun tek fiille birden fazla kişiye karşı işlendiğini kabul ederek TCK 43/2 uyarınca tek bir 8 ay 10 gün hapis cezası hükmetmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin hükmü esastan inceleyerek bozması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, CMK 286'daki temyiz sınırlamasında ölçütün suçun vasfı değil ceza miktarı olduğunu, aynı nev'iden fikri içtima ile cezanın indirildiğini ve kararın temyiz edilemeyeceğini belirterek itirazı oy çokluğuyla kabul etti, temyiz istemini reddetti.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
İlk derece mahkemesinin beş yıl veya daha az hapis cezalarını aynı nev'iden fikri içtima uygulayarak indiren bölge adliye mahkemesi kararı, cezayı artırmadığından CMK 286/2-b uyarınca temyiz edilemez.
Soru: Beş yıl veya daha az hapis cezası istinafta fikri içtimayla indirilirse temyiz yolu açık mı?
Sonuç: İtiraz kabul edilerek Özel Dairenin bozma kararı kaldırıldı ve sanık müdafiinin temyiz istemi reddedildi.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulCeza Genel Kurulu
- Esas No2024/352
- Karar No2026/130
- Karar Tarihi04.03.2026
- Karar TürüCeza Genel Kurulu Kararı
- SonuçDiğer
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“ceza yargılama sistemi iş bu filtreleme mekanizmalarında temel ve belirleyici kriter olarak; suç adını, vasfını veya niteliğini değil ve fakat doğrudan normun öngördüğü ya da verilen netice ceza miktarını esas almıştır.”
“aynı neviden fikri içtima hükümleri uygulanarak verilen sonuç hapis cezasının miktarı, İlk Derece Mahkemesince hükmolunan ve infaz edilecek olan toplam hapis cezalarından azdır”
Kararın Tam Metni
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 8. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 1966-408
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109/1, 109/3-b-f, 1 10... /1. maddeleri uyarınca (iki kez) 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin Bolu 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.02.2013 tarihli ve 508-159 sayılı kararın kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan İlk Derece Mahkemesince 10.03.2020 tarih ve 781-135 sayı ile hükümlerin CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanmasına, sanığın TCK’nın 109/1, 109/3-b-f, 110, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca (iki kez) 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
Söz konusu hükümlerin sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 24.02.2021 tarih ve 1966-408 sayı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin kaldırılmasına ve sanığın zincirleme şekilde işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 109/1, 109/3-b-f, 43/2-1, 110, 62... . maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
Bu hükmün, sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 26.02.2024 tarih ve 18705-1725 sayı ile; "Sanığın olay günü yanında ... ve ... adlı arkadaşlarının bulunduğu, araba ile gezdikleri, yolda mağdurları gördükleri, ...'ın mağdurları arabaya davet ettiği, mağdurların arabaya binmek istememesi üzerine 'Binin lan!' şeklinde bağırarak mağdurlar üzerinde manevi cebir uyguladığı ve mağdurların korkmaları nedeniyle araca bindikleri, ...Tepesi adlı yere gittikleri, burada ...'ın mağdurların cep telefonlarını kontrol ettikten sonra aldıkları yere geri bıraktıkları belirlenmiştir.
Mağdurların manevi cebir kullanılarak araca bindirildikleri ve bu nedenle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri ve 110 uncu maddesi uyarınca, mağdur sayısınca cezalandırılması gerektiği," isabetsizliğinden ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulması kaydıyla bozulmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 25.03.2024 tarih ve 54250 sayı ile; "...Zincirleme suç hükmü suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hâli değildir. Dolayısıyla, sanık hakkında ilk derece mahkemesince belirlenen sonuç ceza Bölge Adliye Mahkemesince artırılmamış, aksine sanığa tayin olunan ceza indirilmiştir. Suç vasfına yönelik bir temyizde bulunmadığı nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün 5271 sayılı Kanun'un 286/2-b maddesi uyarınca esastan inceleme imkânı bulunmadığı gözetilerek, aynı Kanun'un 298. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, esastan incelenip bozmaya konu edilmesinin hukuka aykırı olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 10.06.2024 tarih ve 17267-4992 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün temyiz edilebilir nitelikte olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
CMK'nın "Temyiz" başlıklı 286. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları karar tarihi itibarıyla şöyledir;
"(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.
(2) Ancak;
a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
d) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
f) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
h) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
ı) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları,
Temyiz edilemez.".
Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli ve 248-359 sayılı, 31.05.2023 tarihli ve 315-322, 05.07.2022 tarihli ve 359-5 28... .10.2024 tarihli ve 216-315 sayılı kararlarında da yer verildiği üzere;
07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edilerek 20.07.2016 tarihinde göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle ülkemizin de taraf olduğu İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 No.lu Protokol'de yer verilen güvenceler güçlendirilmiştir.
İHAS'ne Ek 7 nolu protokolün, "Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı" başlıklı 2. maddesi de şöyledir:
"1- Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir.
2- Bu hakkın kullanılması, yasada düzenlenmiş haliyle önem derecesi düşük suçlar bakımından ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en yüksek mahkemede yargılandığı veya beraatini müteakip bunun temyiz edilmesi üzerine verilen mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabilir.".
Mahkemeye erişim hakkı bağlamında kanun yoluna ektin başvuru imkânından faydalanabilmek, adil yargılanma hakkı kapsamında teminat altına alınmış temel haklardandır (Anayasa madde 36, İHAS madde 6, Ek protokol madde 7). Genel olarak teminatın kapsamının, bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkûm edilen her kişinin, mahkûmiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olması oluşturur. Bu hakkın kural olarak iki dereceli bir yargılama sistemini zorunlu kıldığı da söylenebilir. Nitekim Türk ceza yargılama hukuku sistemi de bu esas üzerine bina edilmiştir. Ezcümle temyize dair CMK'nın 286. maddesinin de aynı güvence ekseninde bir düzenleme olduğu açıktır. Anılan normda istisna kabilinden sayılan hususların, kural olarak her iki derece mahkemesi tarafından da maddi ve/veya hukuki yönden aynı değerlendirmeye mazhar oldukları durumlar için va'zedildikleri söylenebilir.
Mamafih bu hakkın kullanılması, yasada düzenlenmiş hâliyle önem derecesi düşük suçlar bakımından istisnaya tabi tutulabilir (Ek protokol madde 2/2). Ceza yargılama hukukumuzda da kanun vazıının benimsediği suç ve ceza politikası doğrultusunda bunun yansımalarını barındırmaktadır. CMK'nın 272/3. maddesinde olduğu gibi.
İhtilafla doğrudan irtibatlı ve özel Dairenin kararına dayanak oluşturan CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre; "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları," temyiz edilemez.
Norm kapsamına göre; bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilebilmesi için;
a. İlk derece mahkemesinden verilen "beş yıl veya daha az hapis cezalarına" ilişkin bir "mahkûmiyet" hükmünün bulunması,
b. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesince verilen kararın, ilk derece mahkemelerince hükmolunan beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmaması gerekir.
İhtilafın özünü, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarının artırılmamasından ne anlaşılması gerektiği hususu oluşturmaktadır. İlk derece mahkemelerinin verdiği beş yıl veya daha az hapis cezasının, miktar/süre olarak artırılması halinde hükmün temyizi kabil hâle geleceğinde kuşku yoktur.
Normun sarahatine, gerekçesine, amaç ve kapsamına göre; ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilemez nitelikte oldukları çok açıktır. Anılan kararlar bu hâlleriyle kesin niteliktedirler ve kesin hükmün sonuçlarını doğururlar.
Keza, Ceza Kanununun da kabul ettiği teoriye göre suç; kanuni tipe uygun hukuka aykırı haksızlığı ifade eder. Tanıma göre her suç temelde şahsi ya da kamusal bir hakkı ihlal ettiği için bir haksızlık oluşturur. Ancak her haksızlığı suç olarak cezalandırmamak da haklı mülahazalara istinaden tercih edilen suç ve ceza politikasının sonuçlarından biridir. Aynı gerekçelere ilaveten yoğun iş yükü gibi mecburiyetlerin de tesiri ve daha ağır hukuki sorunlara daha fazla eğilebilme amacıyla nispeten hafif ceza öngören veya hafif ceza ile sonuçlanan davalara ilişkin hükümler için kanun yolu denetimi imkânı tanınmamıştır (CMK madde 272/3). Keza, nispeten hafif ceza öngören suçlar bakımından yargılama ve kanun yollarına dair temel ve genel ilkelerden tavizler içeren pratik kurum ve usuller ön görülmüştür (CMK madde 250, 251). Yine ilk derece mahkemelerince verilen hükümlerin azımsanamayacak bir bölümü istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemelerinin kararlarıyla kesinleşmektedir (CMK madde 286/2).
Görüldüğü üzere, ceza yargılama sistemi iş bu filtreleme mekanizmalarında temel ve belirleyici kriter olarak; suç adını, vasfını veya niteliğini değil ve fakat doğrudan normun öngördüğü ya da verilen netice ceza miktarını esas almıştır. Bu sistemin, kesinlik sınırında kalan ve/veya istinaf mahkemesinin kararıyla kesinleşen hükümlerin de sübut, vasıf ve ceza miktarı itibarıyla hukuka uygun olduğunu varsayan bir kabule dayandığında şüphe yoktur. Esasen ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğe ulaşmak olsa da mutlak hakikatin ortaya çıktığı hallerde olağanüstü kanun yolları kabul edilmiştir (CMK madde 308-323).
Öte yandan TCK'ya hâkim olan ilke gerçek içtima ise de "Suçların içtimaı" bölümünde; bileşik suç (madde 42), zincirleme suç (madde 43/1), aynı nev'iden fikri içtima (madde 43/2) ve farlı nev'iden fikri içtima (madde 44) kurumları ile kuralın istisnalarına yer verilmiştir.
Farklı nev'iden fikri içtima 44. maddede düzenlenmişken aynı nev'iden fikri içtima 43. maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır. Zira Kanun vazıı, suç ve yaptırım politikası kapsamında, farklı nev'iden fikri içtima (madde 44) hâlinde, en ağır cezayı gerektiren suç dolayısıyla cezalandırmayı uygun görmüşken, aynı nev'iden fikri içtima durumunda müteselsil suçlarda olduğu gibi cezanın belli nispette artırılmasını benimsemiştir. Her iki fikri içtima hâlinde de sanık hukuki anlamda tek fiili nedeniyle (kural olarak) bir kez yargılanmakta ve normatif bir değerlendirme neticesinde bir kez cezalandırılmaktadır. Sanığın hukuki anlamdaki tek fiilinin, iki ayrı suçu mu oluşturduğu yoksa fikri içtima kapsamında mı tavsif edileceği hususu tamamen mahkemenin hukuki ve normatif değerlendirmesine taalluk eden bir meseledir ve CMK'nın 286. maddesinde benimsenen temel kriteri (öngörülen ya da hükmolunan ceza miktarını) doğrudan etkilemez.
B. Hukuki Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince, sanığın inceleme dışı sanık ... ile birlikte, katılan ... mağdura yönelik eylemleri nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK’nın 109/1, 109/3-b-f, 110, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca iki kez 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verildiği, bu hükümlerin sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda, anılan suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiil ile işlendiği kabul edilip İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümler kaldırılarak sanığın TCK’nın 109/1, 109/3-b-f, 43/2-1, 110, 62... . maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verildiği, bu hükmün de sanık müdafi tarafından temyiz edildiği anlaşılan dosyada;
Bölge Adliye Mahkemesince, sanık lehine olarak düzenlenen ve gerçek içtima kuralının istisnalarından birisini oluşturan aynı neviden fikri içtima hükümleri uygulanarak verilen sonuç hapis cezasının miktarı, İlk Derece Mahkemesince hükmolunan ve infaz edilecek olan toplam hapis cezalarından azdır. Dolayısıyla sanığın cezası artırılmamış bilakis indirilmiştir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince verilen iki kez 6 ay 20 gün hapis cezalarını artırmayan, bir kez 8 ay 10 gün hapis cezasını kapsayan Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün temyiz edilemez nitelikte olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan on iki Ceza Genel Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26.02.2024 tarihli ve 18705-1725 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Sanık müdafinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 24.02.2021 tarihli ve 1966-408 sayılı kararına yönelik temyiz isteminin CMK'nın 289/1. maddesi gereğince REDDİNE,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2026 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 04.03.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Ceza Genel Kurulu 11.03.2026
Katılanın Yalnızca Vekâlet Ücretine Yönelik Temyizi Mahkûmiyet Hükmünü Kapsamaz
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/229 · K. 2026/143
Somut olayda katılan vekilinin dilekçesindeki açıklama ve talep birlikte değerlendirildiğinde temyiz yalnızca vekâlet ücretine yöneliktir ve sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünü kapsamaz.
İtirazın Reddi Zincirleme Suç
Ceza Genel Kurulu 17.12.2025
Savcının Bozmaya Karşı Görüşü Esas Hakkında Mütalaa Sayılmadı, Direnme Hükmü Bozuldu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/55 · K. 2025/577
Bozmadan sonra mahkeme bozmaya uysa da dirense de, savcının esas hakkındaki mütalaası savunmaya imkân verecek açıklıkta alınmalı; somut olayda bozmaya uyulmaması ve tutukluluk talebi mütalaa sayılmamıştır.
Direnme Kararının Bozulması Zincirleme Suç
Yargıtay 8. CD 02.07.2026
Delili Yetersiz Eylem Zincirleme Suça Dâhil Edilemez: Uyuşturucu Satışında Beraat Onandı
Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/7240 · K. 2026/9709
Somut olayda tape kayıtlarının uyuşturucu ticaretine ilişkin olduğu kesin belirlenemediğinden ve mahkûmiyete yeter kesin delil bulunmadığından sübutu oluşmayan eylem zincirleme suça esas alınamaz.
Düzelterek Onama Zincirleme Suç
Yargıtay 4. CD 01.07.2026
Zincirleme Hakarette Alt Sınırdan Artırım Hatası Aleyhe Temyiz Yoksa Bozma Sebebi Olmaz
Yargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2026/7528 · K. 2026/12398
Somut olayda zincirleme suç nedeniyle TCK 43 uygulanırken mağdur sayısı gözetilerek artırımın alt sınırdan uzaklaşılarak yapılması gerekirdi; ancak aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma sebebi yapılmadı.
Onama Zincirleme Suç
Zincirleme Suç konusundaki 12 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.