Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik
Ceza Genel Kurulu Diğer Ceza Hukuku
Evlilik Bağı Belgelerle Araştırılmadan Eşi Öldürmekten Verilen Hüküm Bozuldu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/418 · K. 2026/181 · T. 25.03.2026
Karar Özeti
Yabancı uyruklu sanığın birlikte yaşadığı Suriye uyruklu kadını tabancayla öldürdüğü olayda, yerel mahkeme nitelikli kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezası vermiş, hüküm onanmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, tarafların resmî olarak evli olup olmadığının araştırılmadığı gerekçesiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, evliliğin tanıklarca doğrulanmasına karşın Arapça evlilik cüzdanının yalnızca sanığa ait sayfasının tercüme edildiğini ve bundan evlilik bağının anlaşılamadığını belirtmiştir. Kurul, evlilik cüzdanı ve resmî kayıtlar temin edilmeden eksik araştırmayla hüküm kurulduğundan itirazı oy birliğiyle kabul edip hükmü bozmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Somut olayda eşe karşı öldürme nitelendirmesi için sanık ile maktul arasında geçerli evlilik bulunup bulunmadığı evlilik cüzdanları ve resmî kayıtlarla araştırılmadan hüküm kurulması eksik araştırmadır.
Soru: Yabancı uyruklu çiftlerde eşe karşı öldürme için evlilik resmî belgelerle araştırılmalı mı?
Sonuç: İtiraz kabul edilerek Daire onama kararı kaldırıldı ve yerel mahkeme hükmü eksik araştırma nedeniyle bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulCeza Genel Kurulu
- Esas No2024/418
- Karar No2026/181
- Karar Tarihi25.03.2026
- Karar TürüCeza Genel Kurulu Kararı
- SonuçDiğer
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez.”
“sanık ile maktul arasında geçerli bir evlilik bulunup bulunmadığının tespiti bakımından”
Kararın Tam Metni
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 1. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: Ağır Ceza
SAYISI: 23-284
I. HUKUKİ SÜREÇ
Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 62/1, 53, 54... . maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.03.2016 tarih ve 266-99 sayılı hükmün, sanık müdafileri, katılan Bakanlık vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 11.11.2019 tarih ve 3541-4841 sayı ile; ''...Dosya kapsamına göre; sanık ile maktulün yabancı uyruklu olması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 7 ve 13. maddeleri uyarınca hukuki işlemlerin ve evliliğin şeklinin yapıldığı ülke hukukuna tabi bulunması, sanığın her aşamada değişmeyen ifadeleri ve tutuklamaya itiraz beyanında maktulün eşi olduğunu bildirmesi karşısında, maktulün sanığın eşi olduğu, temel cezanın eşe karşı kasten öldürme suçundan TCK'nın 82/1-d maddesi uyarınca tayin edilmesi gerekirken, evliliğin tanıma ve tenfizinin yapılmadığından bahisle suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde aynı Kanunun 81/1. maddesi ile uygulama yapılması...'' gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesince 15.10.2020 tarih ve 23-284 sayı ile; sanığın nitelikli kasten öldürme suçundan TCK'nın 82/1-e, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, bu kararın da sanık ... müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.05.2021 tarih ve 255-8835 sayı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.03.2024 tarih ve 2024/9498 sayı ile; "...Somut olayda, birlikte yaşayan sanık ile maktulün suç tarihi itibarıyla resmi olarak evli olup olmadıkları hususunun Suriye resmi makamlarından araştırılması, sanığa ait evlilik cüzdanının ve Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/5757 emanet sırasına kayıtlı maktule ait kimlik ve evlilik cüzdanının tercüme ettirilerek, olay tarihi itibarıyla aralarında resmi evlilik bağı bulunup bulunmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesinden sonra resmi evliliğin mevcut olması halinde 5237 sayılı Kanunun 82/1-d maddesi, aksi hâlde ise mevcut durum sanık lehine değerlendirilerek aynı Kanun'un 81/1. maddesi uyarınca uygulama yapılması gerekeceği gözetilmeyerek eksik inceleme ve araştırmayla hüküm tesisi...'' görüşüyle itiraz yoluna başvurulmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 08.07.2024 tarih ve 2604-5080 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
İtirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında maktul ...'e yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Adana Adli Tıp Grup Başkanlığınca düzenlenen 23.04.2015 tarihli otopsi raporuna göre; maktulün ateşli silah yaralanmasına bağlı vertebra kırığıyla birlikte omurilik yaralanması sonucu öldüğü,
Olay yeri inceleme tutanağına göre; maktulün ensesinden çıktığı tespit edilen mermi çekirdeğinin, boş kovanın ya da başkaca herhangi bir suç unsurunun bulunamadığı,
Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 26.03.2015 tarihli uzmanlık raporuna göre; maktulün tırnağından alınan kanlı sürüntü örneğinin maktule ait kan örneğinden farklı olduğu ve erkek genotipik nitelik taşıdığının tespit edildiği,
Adana Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen11.03.2015 tarihli uzmanlık raporuna göre; suçta kullanılan tabanca ve şarjörde herhangi bir iz tespit edilemediği,
Adana Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 13.04.2015 tarihli uzmanlık raporuna göre; olayda kullanılan tabancanın 6136 sayılı Kanun'a göre yasak niteliği haiz ateşli silahlardan olduğu ve namlusunda atış artığına rastlandığı, maktule ait sol el ve yüz kısmına ait svap alma bantlarında atış artıklarından Antimon'un mevcut olduğu; sanığa ait svap alma bantlarında atış artıklarından Antimon'a rastlanmadığı,
Arapça olarak düzenlenmiş evlilik cüzdanının rızaen muhafaza altına alındığına ilişkin 02.07.2015 tutanakta; cüzdanın yalnızca sanığa ait bilgilere yer verilen sayfasının Türkçe tercümesinin bulunduğu,
Anlaşılmaktadır.
Şikayetçi ...; maktulün, kızı olduğunu, olay günü saat 05.30 sıralarında bir el silah sesi duyduğunu, akrabalarının kızının banyoda düştüğünü ve yüzünün kanadığını söylemeleri üzerine banyo olarak kullanılan çadıra gittiğinde kızının yerde yattığını ve sanığın da yanında elinde silahla beklediğini gördüğünü, kızının intihar edeceği bir sıkıntısının bulunmadığını, kızını vuran kişiyi bizzat görmediği için sanıktan şikâyetçi olmadığını,
Tanık ...; olayın akabinde kendisine ait araçla maktulü hastaneye götürmek üzere yola çıktıklarını, maktulün babasına olayın nasıl olduğunu sorduklarında; "Kızımı çadırın yanındaki banyoda bulduk, banyonun yanında kızımın başında kocası olan ... tabanca elinde dikiliyordu, kimin vurduğunu bizzat görmedim ancak damadım ...'in kızımı silahla vurduğunu düşünüyorum." şeklinde cevap verdiğini, olaydan sonra çadırlar bölgesinde Suriyelilerin kendi aralarında maktulü silahla boğazından vurarak sanığın öldürdüğünü söylediklerini, yine sanığı korumak amacıyla kardeşleri olan inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in suçta kullanılan tabancayı silerek havluya sardıklarını, olayın gerçekleştiği banyoyu ve kan izlerini yıkayarak temizlediklerini, maktulün ölümüne sebep olan tabancadan çıkan boş kovanı kaybettiklerini ve böylece delilleri kararttıklarını öğrendiğini,
Tanık ...; bildiği kadarıyla sanığın ikinci evliliğini yapmak istediğini, maktulün de buna karşı çıktığını, aralarında bu nedenle sürekli kavga çıktığını, inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in olaydan sonra delilleri kararttığını duyduğunu,
Tanık ...; maktulün yaralı hâlde çadırlarına taşındığını, dışarıdan çadırın içerisinin gözüktüğünü, baktığında sanığın kucağındaki maktulün ağzından kan aktığını gördüğünü, maktulün zorlanarak kardeşi ...'ya seslendiğini, bu esnada sanığın, maktulün ağzını sıkıca kapattığını ve konuşmasını engellediğini, maktulün babasının olaydan sonra kızını sanığın vurduğunu çevredekilere söylediğini duyduğunu,
Tanık ... soruşturma evresinde; olay günü ablası olan maktulün kaldığı çadırdan silah sesi duyulduğunu, çadıra girdiğinde maktulü yerde kanlar içerisinde gördüğünü, silahın da yerde olduğunu, maktulün etrafında sanık ... inceleme dışı sanıkların bulunduklarını,
Kovuşturma evresinde ise; maktulü kimsenin öldürmediğini, son anlarında bir şey söylediğini duymadığını, ağzını kapatan kimsenin de olmadığını, olay yerini kimin temizlediğini bilmediğini, silahı inceleme dışı sanık ...'nin aldığını gördüğünü, ancak temizlediğine tanık olmadığını,
İnceleme dışı sanık ... ...; duyduğu ses üzerine banyoya gittiğini, o esnada maktulün yaşadığını, ancak sordukları sorulara cevap vermediğini, daha sonra sanığın maktulü hastaneye götürdüğünü, olay yerini temizlemediğini ve delilleri yok etmediğini, olay yerine gittiğinde silahın banyoda, yerde olduğunu, silahı alıp sanığın çadırına götürdüğünü, ancak silmediğini, maktulü çadıra kendisinin götürdüğünü, sanığın maktulün ağzını kapattığını görmediğini,
İnceleme dışı sanık ...; silah sesi üzerine dışarı çıktığını, maktulün kardeşi ...'nın da yanlarında olduğunu, maktulün bir şey söylemediğini, sorulara cevap vermediğini, olay yerini kimsenin yıkamadığını, silahı sileni de görmediğini, maktulün ağzını kimsenin kapatmadığını,
Beyan etmişlerdir.
Sanık soruşturma evresinde; maktul ile iki buçuk yıl önce Suriye'de resmî nikâh ile evlendiklerini, olay günü saat 05.30 sıralarında maktul ile kaldıkları çadırda uyuduğu sırada, bağrışmalar üzerine yerinden kalkarak dışarıya çıktığını, kardeşlerinin maktulü banyo olarak kullandıkları çadırda yerden kaldırırlarken gördüğünü, kendisinin banyoya hiç girmediğini ve tabancaya dokunmadığını, müsnet suçu işlemediğini, ancak maktulün intihar edecek bir karaktere sahip de olmadığını, banyoyu kimin yıkadığını ve silahı kimin silerek havluya sardığını, kimin maktulün vücudundan çıkan mermi çekirdeğini olay yerinden aldığını görmediğini ve bilmediğini, banyonun kaldıkları çadıra mesafesinin beş altı metre olduğunu,
Sorguda, önceki ifadelerinden farklı olarak; maktulün daha önceden de silahla oynadığını, çadıra getirildiğinde nefes aldığını, konuşturmaya çalıştığı maktulün cevap veremediğini, iddia edildiği gibi maktulün "... ..." demediğini, maktulün ağzını kapatmadığını, yine iddia edildiği gibi ikinci bir evlilik yapmak da istemediğini, bunu bazen şaka olarak eşine ve etrafındakilere söylediğini, olaydan on beş gün önce Suriye'ye giderken tanık ...'e ikinci kez evlenmek istediğini ifade ettiği ve kendisinden 3000 TL talebinde bulunduğu hususlarının doğru olduğunu,
Kovuşturma evresinde; eşine sık sık sırtını kaşıttığını, bu nedenle tırnağının arasında kendisine ait DNA çıkmış olabileceğini,
Savunmuştur.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 10.09.2025 tarih ve 186-330, 18.06.2025 tarih ve 540-264 sayılı kararında açıklandığı üzere;
Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.
Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.
Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür.
Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez.
B. Somut Olaya İlişkin Hukuki Değerlendirme
Suriye uyruklu maktul ...'in olay tarihinde (eşi olan) sanık ile tartışmaları sonucu sanığın ruhsatsız tabancası ile yakın mesafeden maktulün boynuna bir el ateş etmek sureti ile ölümüne sebep olduğu olayda;
Sanık her ne kadar aşamalardaki istikrarlı savunmalarında maktulün eşi olduğunu ileri sürmüş ve bu husus tarafların yakın akrabaları olan tanıklar tarafından doğrulanmış ise de sanık ile maktule ait Arapça olarak düzenlenmiş evlilik cüzdanın Türkçe tercümesine ilişkin 02.07.2015 tarihli yazıda, yalnızca sanığa ait sayfanın Türkçe tercümesinin yer aldığı ve bu tercümeden de sanığın maktul ile veya bir başkasıyla evli olup olmadığının anlaşılmadığı nazara alındığında; maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve sanık ile maktul arasında geçerli bir evlilik bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, sanık ... maktule ait evlilik cüzdanı ile varsa resmî kurumlardan bu hususu belgeleyen kayıtların temin edilmesi ve tüm delillerin birlikte değerlendirilip sonucuna göre suç vasfının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarih ve 255-8835 sayılı onama kararının kaldırılması ve Yerel Mahkemece kurulan mahkûmiyet hükmünün, sanık hakkında eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2-Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarih ve 255-8835 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3-Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 23-284 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanık hakkında eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4-Dosyanın, Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Ceza Genel Kurulu 15.04.2026
Ceza Davasında İstinaf Mahkemesi Eksik Araştırma Gerekçesiyle Bozma Kararı Veremez
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/321 · K. 2026/225
Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, CMK 280/1-(e) ve (f) dışındaki esasa ilişkin eksik araştırma nedeniyle bozma kararı veremez; bu bozma ve ona dayanan hükümler hükümsüz sayılır.
Direnme Kararının Bozulması Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik
Ceza Genel Kurulu 14.02.2024
Kasten Öldürme Davasında Eksik Araştırmayla Kurulan Mahkûmiyet Bozuldu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/283 · K. 2024/55
Maddi gerçeğe ulaşmaya hizmet edebilecek tüm kanuni deliller toplanıp tartışılmadan ve ölüme kimin sebebiyet verdiği kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmeden mahkûmiyet kurulamaz.
Bozma Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik
Ceza Genel Kurulu 25.02.2026
Öfkeyle Motosikleti Kovalayıp Çarpan Sürücü: Doğrudan Kast Değil Olası Kastla Öldürme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/9 · K. 2026/114
Tartışmanın öfkesiyle motosikletliyi hızla kovalayıp çarpan sanık, ölümü öngörüp muhtemel neticeye kayıtsız kalarak kabullendiğinden eylemi somut olayda olası kastla öldürme suçunu oluşturur.
Direnme Uygun Bulundu Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik
Ceza Genel Kurulu 21.01.2026
Barışmaya Rağmen Süren Sadakatsizlikte Kuma Getiren Sanığa Asgari Haksız Tahrik İndirimi
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/201 · K. 2026/44
İlk haksız hareket sanıktan gelse de, maktulün barışmanın ardından uzun süre ısrarla sürdürdüğü sadakatsiz davranışlar tepki boyutunu aştığından somut olayda asgari haksız tahrik indirimi yapılmalıdır.
Direnme Kararının Bozulması Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik
Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik konusundaki 22 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.