Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › İşe İade Davası
AYM 2. Bölüm İhlal İş Hukuku
Baskıyla İstifa İddiasında Esaslı İddiaların Karşılanmaması Gerekçeli Karar Hakkını İhlal Etti
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm · Başvuru No 2022/99659 · T. 08.04.2026
Karar Özeti
İşçi, istifa dilekçesi ile ibranameyi işveren baskısıyla ve tazminatlarını alamama korkusuyla imzaladığını ileri sürerek işe iade davası açmıştır. İş mahkemesi, belgelerin aynı tarihli olması, tanık anlatımları ve SGK çıkış kodunu birlikte değerlendirerek davayı kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi ise tanıkların husumetli olduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, aynı gün alınan istifa ve ibraname ile istifaya rağmen ihbar tazminatı da ödendiği yönündeki sonuca etkili iddiaların karşılanmadığını tespit ederek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılamaya karar vermiş, tazminat talebini reddetmiştir.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Baskıyla istifa iddiasında aynı gün alınan istifa ve ibraname ile istifaya rağmen yapılan ödemelere ilişkin esaslı iddiaları karşılamadan yalnız tanık husumetine dayanan ret kararı gerekçeli karar hakkını ihlal etmiştir.
Soru: Baskıyla istifa iddiasında istinaf yalnızca tanıkların husumetine dayanıp diğer iddiaları cevapsız bırakabilir mi?
Sonuç: Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılamaya karar verildi; makul süre şikâyeti kabul edilemez bulundu, tazminat talebi reddedildi.
Karar Künyesi
- MahkemeAnayasa Mahkemesi
- Bölümİkinci Bölüm
- Başvuru No2022/99659
- Karar Tarihi08.04.2026
- Karar TürüBireysel Başvuru
- Sonuçİhlal
- Resmî KaynakAnayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“söz konusu ibranameye rağmen kıdem tazminatı yanında iş akdi sanki işverence feshedilmiş gibi ihbar tazminatı ödemesi de yapıldığına dair davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddialarının gerekçede karşılanmadığı”
Kararın Tam Metni
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
... BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/99659)
Karar Tarihi: 8/4/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Selahaddin MENTEŞ
Kenan YAŞAR
Ömer ÇINAR
Raportör
:
Volkan SEVTEKİN
Başvurucu
:
...
Vekili
:
Av. ...
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; istifa dilekçesinin irade fesadı altında düzenlendiği gerekçesiyle açılan işe iade davasında davanın sonucuna etkili iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu, T. … A.Ş.de (Şirket) ilk iki yıl müşteri temsilcisi, son beş yılda takım lideri olarak çalışmaktayken 4/8/2021 tarihli istifa dilekçesi ve ibraname ile işten ayrılmış; 28/9/2021 tarihli dilekçeyle de Batman 1. İş Mahkemesinde (Mahkeme) feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade ve buna bağlı mali hakların (işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti) belirlenmesi istemiyle dava açmıştır.
3. Başvurucu dava dilekçesinde; Şirket tarafından önce ücretsiz izne çıkarıldığını, ücretsiz izin dönüşü işyerinde küçülmeye gidileceğinin ve takım lideri fazlalığı sebebiyle kendisi ile çalışılmayacağının bildirildiğini, ayrıca “kod 23” (işçi tarafından zorunlu nedenle fesih) ile iş akdinin sonlandırılmasının teklif edildiğini ifade etmiştir. Bu durumu kabul etmediğini belirten başvurucu; bunun üzerine bir hafta kadar işe getirtilip kendisine herhangi bir iş verilmeden bekletildiğini ve mobbing uygulanarak istifaya zorlandığını iddia ederek maruz kaldığı tehdit ve baskılara dayanamayıp tazminatlarını alamama korkusu ile 4/8/2021 tarihli istifa dilekçesi ve kanuni unsurları taşımayan hukuka aykırı ibranameyi imzalamak zorunda kaldığını belirtmiştir. Başvurucu, kendisinden aynı gün hem ibraname hem de istifa dilekçesi alınmasının bile yapılan işlemlerin işverenin baskısı ile yapıldığını kanıtladığını dile getirmiştir. Başvurucu; işverenin istifa dilekçesi vermesi hâlinde tazminatlarının derhâl ödeneceği, istifa dilekçesi vermediği takdirde ise hak kazandığı tazminatları ödememe baskısıyla istifa dilekçesi vermek zorunda kaldığını iddia etmiştir. Diğer yandan başvurucu, sanki iş akdi işverence feshedilmiş gibi tarafına kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesinin de istifanın şarta bağlı olduğu ve baskı altında imzalandığını gösterdiğini vurgulamıştır. Ayrıca başvurucu, istifa niyetinin olmadığı ve baskıya maruz kaldığı hususlarının ispatı için dört kişilik tanık listesi bildirmiştir. Başvurucunun istifa dilekçesi şöyledir:
"… 18/07/2014 tarihinden itibaren çalışmakta olduğum iş yerinizden Covid-19 salgını nedeni ile şirketimiz evden çalışma düzenine geçmiş olup bu yeni düzende ev ortamım çalışma ortamıma uygun olmadığı ve evden çalışma düzeninde mutlu olmadığım için kıdem tazminatı tarafıma ödenerek 04/08/2021 tarihinden itibaren iş akdimi tek taraflı feshediyorum. …"
4. Davalı işveren Şirket ise cevap dilekçesinde; başvurucunun iş akdini el yazılı istifa dilekçesiyle kendi istek ve iradesi ile sona erdirdiğini, bu nedenle işe iade davası açma hakkının bulunmadığını savunmuştur. Ayrıca başvurucunun işsizlik ödeneği almak istediğini bildirmesi üzerine işten çıkış nedeni “kod 3” (istifa) yerine, iş akdinin fesih sebebine en uygun çıkış kodunun “kod 23” olarak belirlendiğini vurgulamıştır. Şirket vekili ayrıca başvurucuya kıdem tazminatı ve tüm işçilik alacaklarının eksiksiz ödendiğini ancak ihbar tazminatı ödenmediği iddia edilerek başvurucuya geçmiş çalışmaları nazara alınmak suretiyle iyi niyetle yapılan prim ödemesinin ihbar tazminatı ödemesi olarak ifade edilmesinin kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu dile getirmiştir. Diğer yandan işveren Şirket, COVID-19 salgını sebebiyle 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na, 16/4/2020 tarihli ve 7244 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile eklenen geçici madde gereği başvurucunun ücretsiz izne çıkarıldığını, ücretsiz izin sonrası işe davet edildiğini ve işe başladığını belirtmiştir. Pandemi nedeniyle Şirkette değişen koşullar sonucu uzaktan çalışma sistemine geçilmesi konusunda Şirket yetkilileri ile başvurucu arasında görüşme yapıldığı ifade edilmiştir. Ancak başvurucunun evden çalışmak istememesi üzerine sözleşmesini feshettiği ve tazminatının ödenmesini talep ettiği, istifa dilekçesinin zorla imzalattırıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
5. Mahkeme 17/5/2022 tarihli kararıyla davanın kabulüne, feshin geçersizliğinin tespiti ile başvurucunun işe iadesine ve buna bağlı olarak mali haklarının tespiti ile işverence işe başlatılmaması hâlinde ödenmesi gereken tazminat miktarının belirlenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"…
Davalı işverence SGK'ya verilen sigortalının işten ayrılış bildirgesinde sigortalının işten ayrılış tarihi 04/08/2021, sigortalının işten ayrılış nedeni kodu ‘23’ olarak bildirilmiştir. ‘23’ nolu işten ayrılış kodunun; ‘İşçi tarafından zorunlu nedenle fesih’ olduğu anlaşılmış olup, davacının ücreti noktasında yazılı kayıtlara itibar edilmiştir.
İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca, iş sözleşmenin fesih sebebinin, geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli veya haklı nedene dayandığını kanıtlamalıdır. Bu kapsamda işveren fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlamalıdır.
Dava konusu olayda; davacı tarafça iş akdinin haksız şekilde sona erdirildiği iddia edilmiş, davalı ise davacının iş akdini kendi isteği ile feshettiği savunulmuştur.
Dosya münderecatında yer alan bilgi ve belgeler, istifa dilekçesi ile ibranamenin aynı tarihli (04/08/2021) olması, davacı asilin istifa dilekçesine ilişkin isticvap ettirilmesi (davacıya ait istifa dilekçesinde belirtilen hususların zorla yazdırılması), dinlenen tanık beyanları (davalı iş yerinde çalışanların haklarının ödenmeyeceği endişesiyle istifa dilekçelerini imzalamak zorunda kalmaları, iş yerinde küçülmeye gidilmemesi, işçi alımlarının devam etmesi), SGK işten ayrılış bildirgesinde belirtilen kod 23 (İşçi tarafından zorunlu nedenle fesih) hususları bir bütün olarak nazara alındığında, davacının kendi hür iradesiyle istifa ettiği iddiasını davalı işverenin yeterli ve inandırıcı delillerle ispat edemediği kanaatine varılmıştır. …"
6. İşveren Şirket anılan karara karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin (İstinaf Dairesi) 6/10/2022 tarihli kararı ile istinaf kanun yolu başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
"…Taraflar arasında iş sözleşmesinin hangi tarafça feshedildiği noktasında uyuşmazlık vardır.
Somut olayda, davacı işçinin ev ortamında çalışma düzeninden mutlu olmadığı için kıdem tazminatı ödenerek iş akdini tek taraflı sonlandırdığı beyanını içerir 04/08/2021 tarihli istifa dilekçesi sunulmuş ve iş akdi bu tarihte sona ermiştir. Yine istifa dilekçesi ile aynı tarihli (04/08/2021) kıdem tazminatı bordrosu ile ibraname de davacı tarafından imzalanmıştır.
Davalı işverence düzenlenen ve Sosyal Güvenlik Kurumuna sunulan işten ayrılış bildirgesinde, işten çıkış sebebini simgeleyen kod, işçi tarafından zorunlu nedenle fesih ‘23’ olarak gösterilmiştir.
Davacı, istifa dilekçesinin irade fesadı altında düzenlendiğini ileri sürmüş ise de, dinlenen davacı tanıklarının husumetli oldukları, salt husumetli tanık beyanlarıyla sonuca gidilemeyeceği, bu kapsamda, dosya içeriğine göre davacının irade fesadı iddiasını yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlayamadığı, davacının kıdem tazminatını alarak kendisinin işten ayrılmak istediği anlaşılmaktadır.
İş sözleşmesini fesheden işçinin, işe iade davası açma hakkı bulunmamaktadır. Bu itibarla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır."
7. Başvurucu, nihai kararı 17/10/2022 tarihinde öğrendikten sonra 25/10/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
9. Başvurucu; Şirket yetkilileri ile yaptığı görüşmede kendisine baskı yapılarak tazminatsız bir şekilde işten çıkarılacağı tehdidiyle istifa etmesinin istendiğini, maruz kaldığı tehdit ve baskılara dayanamayıp tazminatlarını alamama korkusu ile istifa dilekçesi ve ibranameyi imzaladığını ifade etmiştir. Bu durumun dinlenilen tanık beyanlarıyla ortaya çıktığını savunmuştur. Öte yandan başvurucu, işverenin işten çıkış nedenini “kod 23” olarak belirlemesinin gerçeğe aykırı olduğunu ve haksız feshin hukuki sonuçlarından kurtulma çabası taşıdığını beyan etmiştir. Başvurucu, söz konusu ibranamede işveren Şirket ihbar tazminatından muaf tutulmuşsa da tarafına yapılan 46.994,42 TL ödeme dikkate alındığında kıdem tazminatı yanında iş akdi sanki işverence feshedilmiş gibi ihbar tazminatı ödemesi de yapıldığını, istifa ve ibranameye rağmen kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesinin tek başına verilen istifanın şarta bağlı olduğunu ve baskı altında imzaladığını kanıtladığını vurgulamıştır. Bununla birlikte kanunun aradığı şekil ve esaslı unsurları taşımayan ibranamenin hukuka aykırı olduğu gibi istifa eden birinden aynı gün içinde hem ibraname hem de istifa dilekçesi alınmasının da işlemlerin davalı işverenin baskısı altında yapıldığını gösterdiğini belirtmiştir. Ayrıca başvurucu, istifa dilekçesinin irade fesadına dayandığının tanık beyanlarıyla ispat edilebilmesinin mümkün olduğunu ve husumetli tanıklarının tutarlı beyanlarının hükme esas alınmasında hukuki bir sakınca da olmadığını dile getirmiştir. Sonuç olarak başvurucu; feshin geçersizliğini ispatlayan esaslı tüm nedenler değerlendirilip dikkate alınmadan İstinaf Dairesince sadece “salt husumetli tanık beyanlarıyla sonuca gidilemeyeceği” gerekçesiyle istifa dilekçesinin irade fesadı altında düzenlendiğinin ispat edilemediği neticesine varılarak davasının reddedilmesi suretiyle adil yargılanma hakkı ile hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
10. Başvurunun bu kısmının adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı çerçevesinde incelenmesi uygun görülmüştür.
11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
12. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
13. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
14. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında olay değerlendirildiğinde başvurucu işe iade davası açmış ve söz konusu istifa dilekçesi ve ibranamenin hukuka aykırı olduğunun kabulü gerektiğini dava dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle açıklamıştır (bkz. § 3). Mahkeme gerekçesinde davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği hususları değerlendirmiş, başvurucunun istifa dilekçesi ile ibranamesinin aynı tarihli olmasını dikkate alarak ve ayrıca başvurucu tanıklarının beyanları kapsamında davalı işyerinde çalışanların haklarının ödenmeyeceği endişesiyle istifa dilekçelerini imzalamak zorunda kaldığını kabul etmiştir. Bununla birlikte Mahkeme, işyerinde küçülmeye gidilmediğini ve işçi alımlarının devam ettiğini ayrıca işten ayrılış bildirgesinde belirtilen “kod 23” (işçi tarafından zorunlu nedenle fesih) hususlarını bir bütün olarak değerlendirerek başvurucunun kendi hür iradesiyle istifa ettiği iddiasının davalı işverence yeterli ve inandırıcı delillerle ispat edilemediği kanaatiyle davanın kabulüne karar vermiştir (bkz. § 5).
15. İstinaf Dairesi ise dinlenen başvurucu tanıklarının davalı işverenle husumetli olduklarından dolayı salt husumetli tanık beyanlarıyla sonuca gidilemeyeceğini değerlendirmiştir. Bu duruma göre başvurucunun maruz kaldığı tehdit ve baskılar sonucu istifa dilekçesi vermek zorunda kaldığını bir başka ifadeyle iradesinin fesada uğratıldığı iddiasını yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlayamadığını kabul etmiştir. Başvurucunun kıdem tazminatını alarak kendisinin işten ayrıldığını değerlendiren İstinaf Dairesi, bu nedenle iş akdini fesheden işçinin işe iade davası açma hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir (bkz. § 6).
16. İstinaf Dairesince, Mahkeme gerekçesinde dikkate alınan (bkz. § 14) davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte esaslı hususlarda bir değerlendirme yapılmadığı, sadece davalı işverenle husumetli tanık beyanlarıyla sonuca gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddedildiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesince başvurucunun davanın başından beri ileri sürdüğü ibranamenin hukuka aykırı olduğu, istifa eden birinden aynı gün içinde hem ibraname hem de istifa dilekçesi alınmasının işlemlerin davalı işverenin baskısı altında yapıldığını gösterdiği, istifa ve ibranameye rağmen kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesinin tek başına verilen istifanın şarta bağlı olduğunu ve baskı altında imzaladığını kanıtladığı, söz konusu ibranameye rağmen kıdem tazminatı yanında iş akdi sanki işverence feshedilmiş gibi ihbar tazminatı ödemesi de yapıldığına dair davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddialarının gerekçede karşılanmadığı sonucuna varılmıştır.
17. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
18. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
19. Başvurucunun iddiasının Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) ve Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
20. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
21. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.] , B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
22. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
23. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine (E.2022/1483, K.2022/1368) iletilmek üzere Batman 1. İş Mahkemesine (E.2021/723, K.2022/438) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Bu Karar Hakkında Sorular
Anayasa Mahkemesi Doğrudan İşe İade veya Tazminat Kararı Verdi mi?
Hayır. Anayasa Mahkemesi yeniden yargılamaya karar verdi ve tazminat talebini reddetti. İhlal tespitinin davanın kabulü ya da reddi gerektiği anlamına gelmediğini de belirtti.
Benzer Kararlar
AYM 1. Bölüm 17.06.2026
Fesihten Çok Önceki Mahkûmiyete Dayanan Şüphe Feshi Özel Hayata Saygı Hakkını İhlal Etti
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2022/77144
Terör örgütüyle irtibat şüphesine dayanan fesihte iş sözleşmesinden çok önceki bir mahkûmiyete atıfla yetinilemez; şüphenin ciddi, güncel ve göreve etkili olduğu bireyselleştirilmiş gerekçeyle gösterilmelidir.
İhlal İşe İade Davası
AYM 2. Bölüm 08.04.2026
İşverene Gönderilen Eleştirel E-Posta ve İhtarname Nedeniyle Fesihte İfade Özgürlüğü İhlali
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm · Başvuru No 2022/106568
İşçinin yalnızca işverene ilettiği eleştirel ifadeler nedeniyle yapılan fesihte, ifadeler bağlamından koparılmadan değerlendirilmeli ve işyerinde yol açtığı somut olumsuzluk ilgili ve yeterli gerekçeyle gösterilmelidir.
İhlal İşe İade Davası
Yargıtay 9. HD 29.04.2026
İdari Yargı Kararıyla Göreve Dönen İşçiden İşe Başlatmama Ödemeleri Geri İstenebilir
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/701 · K. 2026/4002
İşe başlatmama işleminin idare mahkemesince iptal edilip işçinin yeniden göreve başlaması hâlinde, işe iade sonrası yapılan ödemeler önceki iş ilişkisini tasfiye etmiş sayılmaz ve işverence geri istenebilir.
Uyuşmazlık Giderildi İşe İade Davası
Yargıtay 9. HD 21.04.2026
Başlatmama Tarihindeki Ücret Asgari Ücrete Oranlanamaz, Yol Ücreti Boşta Geçen Süreye Eklenmez
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1298 · K. 2026/3617
İşe başlatmama tarihindeki ücretin ispat yükü işçidedir; bu ücret asgari ücrete oranlanarak değil emsal işçi ücretine göre belirlenir, işe gidilmeyen dönem için yol ücreti boşta geçen süreye eklenmez.
Bozma İşe İade Davası
İşe İade Davası Konusundaki 13 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
- İşe İade Süreleri Hesaplama
- İşe İade mi, İşçilik Alacağı mı?
- İş Hukuku Rehberi
- İş Hukuku İçtihatları
- Hukuk Sözlüğü: İşe İade Davası Nedir?
- Fesih Sonrası Hak Arama: Süreler ve İşe İade 2026
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.