Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › Hizmet Tespiti
Yargıtay 10. HD Bozma İş Hukuku
Çıraklık Sözleşmesiyle Çalışanın Üretime Fiilen Katıldığı Somut Olarak Araştırılmalı
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2026/3076 · K. 2026/6461 · T. 07.05.2026
Karar Özeti
Davacı, 18 yaşından önce çıraklık sözleşmesiyle girdiği kamu kurumunda diğer işçilerle aynı koşullarda sıhhi tesisatçı olarak çalıştırıldığını ileri sürerek hizmet tespiti istemiş; ilk derece mahkemesi çalışmaların üretime dayalı olduğunu kabul ederek davayı kabul etmiş, istinaf başvuruları reddedilmiştir. Yargıtay, çırağın üretime bilfiil katılıp eğitimin arka planda kaldığı durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Ancak deneyimsiz davacının nitelik gerektiren işte üretime nasıl katıldığı araştırılmadan soyut tanık beyanlarıyla karar verildiğinden, önceki dava dosyası da getirtilerek inceleme yapılması için karar bozulmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Çırak üretime bilfiil katılıp eğitim arka planda kalıyorsa çıraklık ilişkisi yoktur; ancak çıraklık sözleşmesi bulunan davacının üretime nasıl katıldığı somut araştırılmadan soyut tanık beyanıyla tespit yapılamaz.
Soru: Çıraklık sözleşmesiyle çalışan kişi hangi durumda tüm sigorta kollarına tabi sayılır?
Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire10. Hukuk Dairesi
- Esas No2026/3076
- Karar No2026/6461
- Karar Tarihi07.05.2026
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçBozma
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (mülga) m. 3/II-B
- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (mülga) m. 79/10
- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (mülga) m. 2
- 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu m. 13
- 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu m. 10
- 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu m. 3
Kararın Önemli Bölümleri
“Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.”
“Yetersiz soyut tanık beyanlarına dayanarak karar verilmesi isabetsizdir.”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/2204 E., 2025/3495 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 2. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/234 E., 2024/130 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.10.1987 tarihinde davalılardan ... Kurumuna ait, Destek Tesisleri İşletme Müdürlüğü birimininde sıhhi tesisatçı olarak çalıştığını, müvekkilinin 01.10.19 87... .03.1992 tarihleri arasında işveren tarafından sadece sağlık sigortası yapılmak suretiyle çalıştırıldığını, müvekkilinin 17.05.19 93... .11.1996 tarihleri arasında bölge müdürlüğünde çalıştığını, askerlik sonrasında 28.05.1998 tarihinden sonra halen çalıştığını, Müvekkilinin bu fabrikada hafta içi her gün olmak kaydıyla sabah saat 07.30’dan, akşam 17.00'a kadar bilfiil çalıştırıldığını, müvekkilinin çalışmış olduğu iş yerinde diğer işçiler ile aynı şekilde çalıştırılmasına karşın, asgari ücretin üçte biri kadar bir ücret verildiğini, ücret dışında diğer işçiler ile aynı koşullarda çalıştırıldığını ayrıca müvekkilinin diğer işçilere sağlanan, yemek, ayakkabı, havlu vesaire sosyal haklardan da yaralandırıldığını, müvekkilinin davalı Kuruma 18 yaşından önce girmiş olduğunu ve 18 yaşına kadar ve 18 yaşından sonra bir süre bu şekilde çalıştırıldığını, davalı Kurumun müvekkilini çocuk işçi statüsünde, ağır sanayi işçisi olarak çalıştırdığını, bu nedenle 01.10.19 87... yaşını doldurduğu 11.03.1989 tarihine kadar olan hizmetinin tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın aynı talepler ile ... İş Mahkemesi nezdinde 2006/324 Esas sayılı davayı açarak nihai karar verilmiş olduğundan kesin hüküm itirazımız bulunduğunu, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davaya bakmaya İş Mahkemesi görevli olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğunu, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu’nun 13. maddesinin son fıkrasında, bu kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile onsekiz yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağı açıklandığını, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğunu, bu durum karşısında, Kanun'da belirtilen yaş sınırı içinde çıraklık sözleşmesinin yapılmasına rağmen bazı durumlarda sözleşmenin yapılmasından sonra 18 yaşın aşılması da söz konusu olacağını, bu nedenle 3308 sayılı Kanun'da bu imkanı açık tutulduğunu ancak eskisinden farklı olarak, onsekiz yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklara 1475 sayılı İş Kanunu'nun uygulanmayacağını hükme bağlandığını, davacının Kanun'da belirtilen yaş sınırı içinde çıraklık sözleşmesi devam etmekte iken davacının hizmetlerinin işçilik olarak kabulü ile uzun vadeli sigorta kollarına tabi hizmet sayılması mümkün olmadığını 506 sayılı Kanun'un 3/II (B), 79... maddeleri de açık olduğunu, davacının iddia ettiği gibi müvekkil şirket nezdinde çırak olarak çalışmış olsa dahi davacının onsekiz yaş altında çıraklık sözleşmesi kapsamında geçen sürelerinin uzun vadeli sigorta kollarından sayılmasını engelleyen Kanun hükmü bulunduğunu, 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunu'nda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde meslekî eğitim gören öğrencilerden sadece iş kazaları ve meslek hastalıkları ile hastalık sigortası primleri kesilmekte olup uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin prim kesilmediğinden bu süreler aylık bağlanma şartlarının oluşumunda ve bağlanacak aylığın hesabında dikkate alınmadığını, bu kapsamdaki çalışmalar bir mesleğin öğrenilmesine yönelik eğitim amaçlı olup hizmet akdinin iş görme edimi ve ücret unsurları bulunmadığından uzun vadeli sigorta kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini, davacı iddia ettiği gibi müvekkil şirket nezdinde çırak olarak çalışmış ise; davacının sigorta primleri de Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından ödendiğini, davacının bu dönemde 3308 sayılı Kanun gereğince asgari ücretin %30’u kadar ücret almış ve 30’ar gün yıllık izin kullandığını, davacıya, yıllık izin hakları işçilerin hak ettiklerinden daha fazla süre ile verildiğini, bu durumun bile hizmet akdi ile iş görmediğini ve çıraklık sözleşmesi kapsamında Müvekkil Kurum nezdinde eğitim aldığını açıkça göstertiğini ve davacı tarafın ikrarı ile de ispatlanmış olduğunu, nitekim, davacının çıraklık dönemindeki eğitimi 3308 sayılı Kanun'un 12. maddesinde hüküm altına alınmış olup, çıraklık eğitiminin esas ve usullerinin yönetmelikle düzenleneceği açıklandığını, tüm bunların yanı sıra dava dilekçesinde davacının ... Mühimmat Fabrikasında çalıştığı belirtilmişse de ilgili işçi, ... Destek Tesislerinde çıraklık hizmetine başladığını ve halen aynı yerde çalıştığını ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı adına aynı konuda daha önce açılmış dava bulunduğundan davanın reddinin gerektiğini, davacının 3308 sayılı Kanun kapsamında çırak olan geçen süreleri için uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanamayacağını, 506 sayılı Kanun'un 60/g maddesi uyarınca sigortalılığının 18 yaşın doldurduğu tarihte başlayacağını, davacının yaşı itibariyle usta gibi çalıştırılmasının hayatın akışına aykırı olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"Davacının davasının kabulü ile
1-Davacının davalı ... Genel Müdürlüğünde 01.10.1987-10.03.1989 tarihleri arasında hizmet akdiyle uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak sürekli ve kesintisiz çalıştığının ve bu çalışmalarının prim gününe ilavesinin gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Kanun'un 79/10 maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği ortadır. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
3. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6'ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel Kanun'da tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10'uncu maddesine göre çırak olabilmek için,
a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan "onüç yaşını" ibaresi, 16/8/1997 tarih ve 4306 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle "ondört yaşını" olarak değiştirilmiştir.)
b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak.
c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir.
Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13. maddesi hükmüne göre ise “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.”
Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır.
Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130).
4. Bir işyerinde üretim-imalat, malzemelerin veya bileşenlerin fiziksel olarak bir araya getirilip bir ürünün oluşturulduğu süreci ifade eder.İmalat, genellikle seri üretim veya kitlesel üretim süreçlerini içerir. İmalat, belirli makinelerin, proseslerin ve işçilerin kullanımını gerektirebilir. Genellikle ürünün kalitesi, maliyeti ve üretim hızı gibi faktörler önemlidir. ..., nitelikli askeri malzemeler üreten bir kamu kurumu olup, işyerinde üretimde çalışan işçilerde bu üretimi yapabilecek yeterli bilgi birikimi ve tecrübeye sahip kişiler olması gerektiği kuşkusuzdur. ... işçi alımınında önceleri kendi bünyesinde kurduğu çıraklık okulunu bitirenler arasından sınavla almakta iken bunların kapanması üzerine Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki Eğitim Merkezlerinde eğitim alanlardan başarılı olanlar arasından sağlamaktadır.
5. İnceleme konusu eldeki davada, davacı 01.10.19 87... yaşını doldurduğu 11.03.1989 tarihine kadar Destek Tesisleri İşletme Müdürlüğü birimininde sıhhi tesisatçı olarak çalıştığını beyanla hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini talep etmiş olup Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olduğu, meslek öğrenmeye yönelik olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
6. Somut olayda, davacının 01.10.1987 tarihli Çıraklık Eğitim Merkezinden verilen işe giriş bildirgesi ve 01.10.1987 tarihli çıraklık sözleşmesinin bulunduğu, anılan sözleşme ile hassas ve ağır işler yapan kamu kurumu niteliğindeki davalı iş yerinde çırak olarak işe başladığı, Mahkemece, sıhhi tesisat işinde henüz 16 yaşında işe başlayan, çıraklık sözleşmesi bulunan ve o güne kadar herhangi bir işte çalışmayan, işle ilgili herhangi bir deneyimi olmayan davacının nitelik gerektiren bir işte üretime ne şekilde katıldığı hususu tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmadan, iş yerindeki faaliyetlerinin çıraklık eğitimindeki teorik eğitimin tamamlatılmasına yönelik pratik eğitime yönelik olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmeden soyut tanık beyanlarına dayalı olarak davacının tüm sigorta kollarına tabi çalıştığının tespitine karar verilmesi isabetsizdir. Mahkemece, öncelikle davacının 18 yaşından sonraki çalışmalarının tespitine yönelik olarak davalı aleyhine açtığı ... İş Mahkemesinin E.2006/324 sayılı dava dosyası celbedilmeli, sonrasında davacının üretime nasıl katıldığı, hangi işleri nasıl yaptığı, bu yeterliliğe nasıl sahip olduğu titizlikle araştırılmalı, somut olarak ortaya konulmalıdır. Yetersiz soyut tanık beyanlarına dayanarak karar verilmesi isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Hukuk Genel Kurulu 08.04.2026
Çırak Olarak Bildirilen Sigortalının Hizmet Tespitinde Çıraklık Statüsü Araştırılmalı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/254 · K. 2026/222
Çırak olarak bildirilen sigortalının durumu, dava konusu dönemde yürürlükte olan 2089 sayılı Kanun koşullarına göre araştırılmalı; üretime bilfiil katılıp meslek eğitimi arka planda kalıyorsa çıraklıktan söz edilemez.
Direnme Kararının Bozulması Hizmet Tespiti
Hukuk Genel Kurulu 25.02.2026
Nisan 2015 Öncesi Ev Hizmetinde Haftada Üç Gün ve Üzeri Çalışma Sürekli Sayılmalı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/178 · K. 2026/123
6552 sayılı Kanun değişikliği öncesinde ev hizmetlerinde çalışan ancak ücretle ve sürekli çalışıyorsa sigortalı sayılır; somut olayda haftada üç gün ve üzeri çalışma sürekli kabul edilmelidir.
Direnme Kararının Bozulması Hizmet Tespiti
Hukuk Genel Kurulu 18.02.2026
Fiili Çalışma İspatlanamazsa İşe Giriş Bildirgesi Sigorta Başlangıcı için Yetmez
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/179 · K. 2026/86
Süresinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi işe girişi gösterse de fiili çalışmayı tek başına kanıtlamaz; diğer yasal belgeler yoksa çalışma inandırıcı ve yeterli kanıtlarla ispatlanmalıdır.
Direnme Uygun Bulundu Hizmet Tespiti
Hukuk Genel Kurulu 28.01.2026
Vergi Denetiminde Adı Geçmeyen İşçinin Hizmet Tespitinde Bordro Tanıkları da Dinlenmeli
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/16 · K. 2026/35
Somut olayda taraf tanıklarıyla yetinilmeyip bordro tanıkları ve denetim tutanağında adı geçenler dinlenmeli, çelişkiler giderilerek çalışma kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Direnme Kararının Bozulması Hizmet Tespiti
Hizmet Tespiti konusundaki 41 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.