top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › Alt İşveren ve Muvazaa

Yargıtay 9. HD Onama İş Hukuku

Yardımcı İşte Çalışan Gemiadamının Alacaklarından Kamu İktisadi Teşebbüsü Sorumlu Tutulmadı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/5324 · K. 2026/4290 · T. 30.04.2026

Karar Özeti

Kamu iktisadi teşebbüsüne ait römorkörlerde, hizmet alımı yapılan şirketin işçisi olan davacı gemiadamı, toplu iş sözleşmesinden doğan alacaklarını iki davalıdan istemiştir. Daire önceki bozmasında, davalı teşebbüsün 4734 sayılı Kanun'un 62/1(e) hükmüne göre personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı yapabileceğini, davacının işinin yardımcı iş olduğunu ve muvazaanın kanıtlanamadığını belirtmiştir. Bozmaya uyan mahkeme bu davalı yönünden davayı husumetten reddetmiş, diğer davalı yönünden kısmen kabul etmiştir. Yargıtay, kararın bozmaya uygun olduğunu ve karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşan yönlerin yeniden incelenemeyeceğini belirterek kararı onamıştır.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Kamu iktisadi teşebbüsünün 4734 sayılı Kanun'un 62/1(e) hükmüne göre hizmet alımı yaptığı somut olayda, gemiadamının işi yardımcı iş olduğundan ve muvazaa kanıtlanamadığından teşebbüs sorumlu tutulmamıştır.

Soru: Yardımcı işte çalışan gemiadamı, hizmet alımı yapan kamu iktisadi teşebbüsünden de alacak isteyebilir mi?

Sonuç: Bozmaya uyularak verilen ilk derece mahkemesi kararı onandı.

Kararın Önemli Bölümleri

“gemiadamı davacının yaptığı işin yardımcı iş niteliğinde olduğu, ileri sürülen muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı ve davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı bir ilişki olmadığı”

“bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2024/655 E., 2025/69 K.

DAVA TARİHİ: 25.09.2020

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30.03.2006 tarihinden itibaren davalı ... Boru Hatları ile ... AŞ'ye (...) ait ve envanterinde kayıtlı römorkörlerde çalıştığını, dava tarihi itibarıyla çalışmaya devam ettiğini, ...'ın bu römorkörleri çalıştırma işini başka firmalara ihale ettiğini, işçilerin aynı yerde çalışmaya devam ettiklerini, asıl işverenin ... olduğunu, diğer davalı ... Altyapı İnşaat Denizcilik AŞ (... Altyapı Şirketi) ile ... Sendikası arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uyuşmazlık çıkması üzerine Sendikanın başvurması ile Yüksek Hakem Kurulunun 03.07.2019 tarihli ve 2019/150 Esas, 2019/258 Karar sayılı kararının verildiğini, 01.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren ... kararına göre toplu iş sözleşmesinin 38. maddesinde öngörülen birinci yıl birinci altı ay %6 ve birinci yıl ikinci altı ay %4 ücret zammının yapılmadığını, 39. maddesinde fazla çalışma ücretinin %30 zamlı olarak ödeneceğinin belirtildiği hâlde buna uyulmadığını, 42. maddesinde 20.00-06.00 saatleri arası gece çalışmalarında ücretin %10 zamlı ödeneceğinin belirtildiğini, yakacak yardımı, sosyal yardım, bayram yardımı alacaklarının ödenmediğini, birinci altı ayda 10 gün olması gereken ikramiyenin 8 gün olarak ödendiğini, ikinci altı ayda hiç ikramiye ödenmediğini, davacı vekili ayrıca müvekkili ile yaptığı avukatlık ücret sözleşmesine göre karar verilecek tutarın %10'u kadar vekâlet ücretinin de davalılardan tahsilini talep ettiklerini ileri sürerek ücret farkı, fazla çalışma ücreti farkı, gece çalışma ücret farkı, çocuk yardımı, öğrenim yardımı, yakacak yardımı, bayram yardımı, ikramiye alacağı ve takdir edilecek tutarların %10'u kadar vekâlet ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... Altyapı Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacı ile devam eden bir iş sözleşmesinin mevcut olmadığını, davaya konu iş sözleşmesine ilişkin asıl işveren olmadığı gibi son işveren sıfatı da bulunmadığını, husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, somut davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının müvekkili Şirketten hiçbir alacağının olmadığını, davacı vekilinin davacı asıl ile arasındaki akdi vekâlet ücreti bedelinin müvekkil Şirkete yükletilmesi talebinin kabul edilemeyeceğini, davacının faiz talebinin yerinde olmadığını, asıl işveren ... tarafından toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi alacaklarının ödenmesi gerekçesi ile müvekkili Şirketin hak edişlerine bloke konulduğunu, davacılara ödenmeyen veya geciken bir alacak tespit edildiği takdirde Şirketin bu nedenle de sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kuruluş ... ile diğer davalı ... Altyapı Şirketi arasında davacının iddiasının aksine herhangi bir asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını müvekkilinin taraf sıfatının olmadığını, davanın ...'ın ihale makamı olması ve ayrıca 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nda (854 sayılı Kanun) asıl işveren alt işveren ilişkisinin düzenlenmemiş olması nedeniyle husumetten reddi gerektiğini, davada talep edilen ücret zammı, fazla çalışma ücreti, gece çalışması ücreti, çocuk yardımı, yakacak yardımı, bayram yardımı, yıllık sosyal yardım, ikramiye kalemlerinden oluşan alacakların tamamının müvekkilinin tarafı olmadığı toplu iş sözleşmesine dayanan alacaklar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli kararı ile; davacının davalı işyerinde dava tarihinde çalışmaya devam ettiği, davacı 01.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren 03.07.2019 tarihli ve 2019/150 Esas, 2019/258 Karar sayılı ... kararı kapsamında ödenmesi gereken ücret ve yardımların tahsilini talep ettiğinden 25.09.2020 olan dava tarihi itibarıyla zamanaşımının gerçekleşmediği, Dairemizin 26.11.2020 tarihli ve 2020/6133 Esas, 2020/17010 Karar sayılı kararı ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 2. maddesinde düzenlenen asıl işveren alt işveren ilişkisinin 854 sayılı Kanun kapsamında bulunan iş ilişkilerine uygulanamayacağı ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi bağlamında muvazaa bulunmadığı takdirde gemiadamının işvereni ile imzalanan iş alım sözleşmesinin karşı tarafı olan gerçek veya tüzel kişinin gemiadamının işçilik alacaklarından müteselsilen sorumluluğunun bulunmadığına karar verildiği, somut olayda dava konusunun davacının üyesi olduğu ... Sendikası ile davalı ... Altyapı Şirketi arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesine göre yapılması gereken zamların yapılmayarak eksik ücret ödendiği iddiasıyla hesaplanacak ücret farklarının tahsili istemi olduğu, davalılar ... Altyapı Şirketi ile ... arasında iş alım ilişkisi mevcut olduğu, davacının iş alım sözleşmesi kapsamında 854 sayılı Kanun'a tâbi olarak davalı ... envanterindeki römorkörlerde gemiadamı sıfatıyla çalıştığı, asıl uyuşmazlığın 854 sayılı Kanun kapsamında çalışan gemiadamının iş sözleşmesinden ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarından davalı ... Altyapı Şirketinden iş alımı yapan davalı ...’ın sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığı, 17... tarihli ve 22261 sayılı Resmî Gazete'de davalı ...'ın ana statüsü başlığı altında Şirketin amaç ve faaliyet konularının sıralandığı, 4. maddede Şirketin bu amaca ulaşabilmek için kılavuzluk, römorkörcülük, palamarcılık vs. hizmetleri ile her türlü liman işletmeciliğini yapabileceğinin düzenlendiği, diğer taraftan davalı ...'ın internet sitesinde kılavuzluk (pilotaj), römorkaj ve palamar hizmetlerine dair ücret tarifesinin yer aldığı, tüm bu açıklamalar çerçevesinde Devlet tarafından davalı ...'a ana statüsü kapsamında ruhsat verilen liman, rıhtım ve iskeleler ile diğer kıyı tesislerinde yapılacak kılavuzluk, römorkörcülük ve palamarcılık faaliyetlerinin yine davalı ...'a ait römorkör ve pilot botlar vasıtasıyla yerine getirilmesi ve tanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere diğer davalı ... Altyapı Şirketine ait bordrolu işçilerin çalıştığı bu deniz araçları ile ... ve ... Depoculuk gibi harici işyerlerine yakıt nakli yapacak gemilere kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin ... tarafından satılmak suretiyle sağlanması nedenleriyle davalılar ... Altyapı Şirketi ile ... arasındaki 18.05.2018 tarihli ... İşletme Müdürlüğü Deniz Vasıtaları İşletmeciliği ve Palamar Hizmeti Alımına Dair Sözleşme ile esasen ...'ın envanterindeki deniz araçlarıyla, yine ...'ın faaliyetine ruhsat verilen bir alanda sürdürülen iş kapsamında çalışacak işçilerin temininin ihale edildiği, her ne kadar davalılar arasında 854 sayılı Kanun kapsamında bir iş alım sözleşmesi bulunsa da iş alım amacı olmaksızın yapılan sözleşmenin işçi temini amacı taşıdığı ve muvazaalı olduğu, gemiadamları tarafından işçilik alacaklarının hem görünüşteki işveren ... Altyapı Şirketinden hem de gerçek işveren olan davalı ...'tan talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin 22.12.2022 tarihli kararı ile; davacının davalının faaliyet gösterdiği limanlarda bulunan römorkörlerinde çalışan gemiadamı olduğu, davacının yaptığı işin niteliği gereği işyerindeki asıl iş olduğu, asıl işin bölünerek yükleniciye verilmesi mümkün olmadığından karar yerinde gösterilen tüm gerekçelerle muvazaa olgusunun tespit edilmesinin yerinde olduğu, hüküm altına alınan alacakların zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 25.05.2023 tarihli kararı ile; dava konusu işyeri ve çalışma ilişkileri 4857 sayılı Kanun kapsamında değil ise de, davalılar arasındaki ilişkinin 6098 sayılı Kanun’un 19. maddesi kapsamında muvazaaya dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesinde, verilen işin yardımcı iş olup olmadığı tespitinin önem taşıdığı, nitekim 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun (4734 sayılı Kanun) 62/1(e) hükmünün 20.11.2017 tarihli değişiklikten önceki metninde; İdarelerce kanun, tüzük ve yönetmeliklere göre istihdam edilen personelin yeterli nitelik veya sayıda olmaması hâlinde personel çalıştırılmasına dayalı yardımcı işlere ilişkin hizmetler için ihaleye çıkılabileceğinin düzenlendiği, kanun metninin 20.11.2017 tarihli değişikliğinden sonraki ifadeleri incelendiğinde kamu iktisadi teşebbüslerinin bu kapsama dâhil edilmediğinin anlaşıldığı, davalı ...'ın bir kamu iktisadi teşebbüsü olduğu ve değişiklikten önceki uygulamanın davalı ... için geçerli olduğu, şu hâlde İlk Derece Mahkemesince belirtilen yönde bir araştırma yapılıp alanında uzman bilirkişilerden oluşan bir heyetten bilirkişi raporu alındıktan ve dosya kapsamındaki tüm deliller hep birlikte değerlendirildikten sonra, davacının yaptığı işin yardımcı iş kapsamında kaldığının belirlenmesi durumunda davanın ... yönünden reddi gerektiği, asıl iş kapsamında olduğu tespit edilirse davalıların birlikte sorumlu tutulması gerektiği şeklindeki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2024 tarihli kararı ile; bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılamada; her ne kadar davalılar arasında 854 sayılı Kanun kapsamında bir hizmet alım sözleşmesi bulunsa da hizmet alım amacı olmaksızın imzalanan sözleşmenin işçi temini amacı taşıdığı ve muvazaalı olduğunun değerlendirildiği, Yargıtay kararında işaret edildiği üzere Mahkemece yapılan keşif neticesinde bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemeler sonucu davacının yaptığı işin asıl iş kapsamında kaldığının tespit edildiği, bozma gerekçesi de gözetilerek, gemiadamları tarafından işçilik alacaklarının hem görünüşteki işveren ... Altyapı Şirketinden hem de gerçek işveren olan ...'tan talep edilebileceği gerekçesiyle hüküm altına alınan alacakların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2024 tarihli kararının süresi içerisinde davalı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairenin 19.09.2024 tarihli kararı ile; 4734 sayılı Kanun'un 62/1(e) hükmünde yapılan ve 01.02.2018 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikten sonra da 4734 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında kamu iktisadi teşebbüsü olan davalı ...'ın, aynı Kanun'un 62/1(e) hükmüne göre personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı yapabilmesinin mümkün olduğu, gemiadamı davacının yaptığı işin yardımcı iş niteliğinde olduğu, ileri sürülen muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı ve davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı bir ilişki olmadığı, bozma sonrası alınan bilirkişi heyet raporundaki değerlendirmenin isabetsiz olduğu ve dosya delil durumu ile örtüşmediği anlaşılmış olup davanın, davalı ... yönünden reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince aksi yöndeki gerekçeyle davalı ...'ın işçilik alacaklarından sorumlu tutulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, diğer davalı yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Davacıya davalı ... tarafından verilen işin asıl iş kapsamında kaldığını, bu doğrultuda dava konusu alacak kalemlerinden diğer davalı ... Altyapı Şirketi ile birlikte ...'ın da sorumlu tutulması gerektiği,

2. Mahkemece verilen kararın kesin nitelikte olduğu hâlde Yargıtay tarafından inceleme yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının yaptığı işin niteliği ile dava konusu işçilik alacaklarından davalı ...'ın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktalarındadır.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Alt İşveren ve Muvazaa konusundaki 26 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page