top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Resmî Belgede Sahtecilik

Ceza Genel Kurulu İtirazın Reddi Ceza Hukuku

Sahte Faturaya Dayalı Gümrük Beyannamesi Yalan Beyan Değil Resmî Belgede Sahtecilik Sayıldı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/520 · K. 2025/25 · T. 15.01.2025

Karar Özeti

Şirket yöneticisi sanıkların, gümrük vergisi daha yüksek kırık pirinci sahte fatura ekli beyannameyle yemlik pirinç olarak yurda sokarken yakalandığı kabul edilerek verilen resmî belgede sahtecilik mahkûmiyeti, direnme üzerine Özel Dairece onanmıştır. Ceza Genel Kurulu, içerik itibarıyla sahte faturalara dayanılarak düzenlenen beyannamenin sanıklarca kullanılıp gümrük idaresince onaylanmasıyla resmî belge niteliği kazandığını belirtmiştir. Gümrük müşavirince düzenlenen beyannamenin beyanın doğruluğunu ispat edici güce sahip olduğunu gözeten Kurul, eylemin yalan beyan değil resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunu kabul ederek Başsavcılık itirazını reddetmiştir.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Somut olayda, içerik itibarıyla sahte faturalara dayanılarak düzenlenip kullanılan gümrük beyannamesi idarenin onayıyla resmî belge niteliği kazanmış; eylem yalan beyan değil resmî belgede sahtecilik sayılmıştır.

Soru: Sahte faturaya dayanan gümrük beyannamesi yalan beyan mı yoksa resmî belgede sahtecilik mi sayılır?

Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı oy çokluğuyla reddedildi.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“sanıklara isnat edilen eylemin resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu değil, resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.”

“söz konusu belgeye dayanılarak gümrük idaresi tarafından yapılan onay işlemi ile bu beyannameye resmî belge niteliği kazandırıldığının”

Kararın Tam Metni

İtirazname No: 2023/46024

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 7. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 181-46

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanıkların resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluğuna ilişkin Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.02.2015 tarihli ve 136-47 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 7. Ceza Dairesince 07.06.2021 tarih ve 18838-7477 sayı ile hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 23.03.2022 tarih ve 34491 sayı ile; "Sanıklar ... ve ...'nun ortağı, yönetim kurulu başkanı ve üyesi oldukları ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 'bakliyat, tahıl, kuruyemiş, organik gıda, yem ve yağlı tohumlar tarımsal ürünlerin ithal ve ihracatını yapan, işleyerek iç ve dış piyasada satışını yapan' bir şirket olup, itiraz aşamasında ibraz edilen ve dosya arasında mevcut '2013-ISO 500-Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu' başlıklı belgeye göre, Gaziantep Sanayi Odasına bağlı olarak faaliyet gösterdiği, suç yılında Türkiye’de 169. sırada olacak şekilde üretimden satışlarının 498.980.401 TL olduğu, dava konusu olayda ise eksik ödendiği iddia olunan vergi miktarının 46.433,49 TL olup şirket hacmine göre oldukça düşük bir miktar olduğu, bilirkişi raporlarında gerek ürünün fiziksel özellikleri ve gerekse ürünün analiz ve muayene raporlarına göre suça konu pirincin 'yemlik' vasfında olduğunun insan gıdası olarak tüketilmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, ayrıca şirketin daha önce de olduğu gibi söz konusu pirinci dökme olarak Gaziantep ilinde faaliyet gösteren ... Piliç ve Fenni Yem San. Tic. Ltd. Şti’ye fatura karşılığı hayvan yemi olarak sattığının dosyada mevcut satış sözleşmesi ve sevk irsaliyelerinden açıkça anlaşıldığı, her ne kadar söz konusu pirincin tavuk yemi olarak Gaziantep'te bulunan adı geçen şirkete nakliye edilmesi için düzenlenen sevk irsaliyelerinde kırık pirinç olarak kaydı bulunduğu anlaşılmakta ise de şirket çalışanı tanık ...'ün beyanına göre, sevk irsaliyelerinin bu şahıs tarafından bilgisayar üzerinde düzenlendiği sırada eşyanın niteliğinin sehven kırık pirinç olarak yazıldığının anlaşılması karşısında; anonim şirketi statüsüne sahip oluşumlarda yönetim kurulu üyelerinin hukuki ve cezai sorumluluğunun doğabilmesi için kusur, zarar, hukuka aykırılık ve tabi ki illiyet bağı unsurları gerektiği nazara alındığında, personelin yaptığı yazım hatasından dolayı belirtilen büyüklükteki şirketin cirosu ve işlem hacmine göre yönetim kurulu başkanı ve üyesi olan sanıklara atfedilebilecek bir kusur ve müsnet eylemlere ilişkin illiyet bağı unsuru bulunmadığı için cezalandırılmalarının hakkaniyete uygun olmadığı zira ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi olan, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi şeklinde, Latincede ise in dubio pro reo olarak ifade edilen 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi uyarınca, şüphenin sanıklar lehine yorumlanması gerektiği gibi 5237 sayılı TCK’nın 20. ve Anayasamızın 38. maddesinde yer alan cezaların şahsiliği prensibine göre kanuni temsilcilerin tamamı değil, fiilin ayrıntısını bilen, oluşumunda rolü olan ortak ya da yönetici hakkında dava açılması gerektiği, suçlamaya konu olaya fiilen iştirak etmeyen, ayrıntısını bilmeyen, oluşumunda rolü olmayan sanıkların resmi belgede sahtecilik suçunu işlemek kastıyla hareket ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve yeterli delilin bulunmadığı ve bu suretle yasal unsurları oluşmayan atılı suçtan beraatlerine kararı verilmesi yerine mahkûmiyetlerine hükmolunmasının hukuka aykırılık oluşturduğu değerlendirilmiştir." düşüncesi ile itiraz yoluna başvurmuştur.

İtiraz yerinde gören Yargıtay 7. Ceza Dairesince 09.05.2022 tarih, 3284-8834 sayı ve oy çokluğu ile; "Mahkemece, dosya kapsamında yer alan bilirkişi incelemesine göre suça konu eşyanın kırık pirinç olduğunun bildirildiği, tespit edilen kırık pirincin gümrük vergisinin %45, KDV sinin ise %8 olduğu, bu itibarla sanıkların kamu zararına neden oldukları ve beyana aykırı olarak sahte belgeler kullanmak sureti ile pirinç-yemlik olarak kayıtlı bulunan eşyanın ithali için Mersin Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğüne serbest dolaşıma giriş beyannamesi tescil ettirdikleri gerekçesiyle sanıkların üzerlerine atılı sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmış ise de;

Dosyada mevcut Orta Akdeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Laboratuvar Şube Müdürlüğü tarafından yapılan analiz sonucu düzenlenen 25.03.2013 tarihli ve 4170 sayılı raporda dava konusu gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın kırık pirinç olduğu bildirilmesine rağmen, sanıkların talebi üzerine Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/22 değişik iş sayılı dosyasında ziraat yüksek mühendisi ve kimya mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetinin düzenlediği 07.05.2013 tarihli rapora göre tespite konu ürünün yemlik vasfında olduğunun belirtildiği, yine 24.03.2014 ve 28.03.2014 tarihli raporlara göre de dava konusu pirincin yemlik vasfı taşıdığının anlaşıldığı, bunun yanında Gıda Mühendisi tarafından düzenlenen 27.10.2014 tarihli raporda ise eşyanın Pirinç tebliğine göre kusurlu pirinç vasfında yer alan kırık pirinç olduğu, kırık pirincin insan beslenmesinde kullanılabileceği gibi hayvan beslenmesinde de kullanılabileceğinin bildirildiği öte yandan, sanıklar ... ve ...'nun aşamalarda, suça konu eşyanın yemlik pirinç olduğunu, Gaziantep ilindeki ... Tavukçuluğa gideceğini, bu hususta aralarında satış sözleşmesinin bulunduğunu, eşyanın Mersin Serbest Bölgeden yurda ithali sırasında sevk irsaliyesine sehven yemlik pirinç yerine kırık pirinç yazıldığını savunmaları, tanık olarak dinlenilen işletme çalışanı ...'ün ise yargılama esnasında, her üç sevk irsaliyesini de bizzat kendisinin imzaladığını, bu irsaliyelerin araçlar yüklendikten sonra düzenlendiğini, beyannamelerde yemlik pirinç yazılı olmasına rağmen sevk irsaliyelerinde kırık pirinç yazılı olmasının, sevk irsaliyesinin düzenlendiği sırada bilgisayardan hatalı seçim yapması sebebiyle kendisinden kaynaklandığını beyan etmesi, bu ürünlerin yem fabrikası dışında başka bir yere gönderileceğine ilişkin delil olmaması karşısında, sanıkların dava konusu pirinçleri içeriği itibarıyla sahte fatura ekli serbest dolaşıma giriş beyannamesi yoluyla, gümrük vergilerinin eksik ödenmesi kastıyla yurda sokmaya teşebbüs ettiklerine dair cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi," isabetsizliğinden hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.

Daire Üyeleri ... ve ...; " ...Sanıklar hakkındaki kaçakçılık suçunun subüta erip verilen kararın kesinleşmesi; İstanbul Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Araştırma Merkezinin 22/04/2013 tarih ve ...-... sayılı raporunda da belirtildiği üzere GDO lu olduğu saptanan, 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu’nun 5 ve Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerin İthalatı, İşlenmesi, İhracı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik’in 5. maddeleri uyarınca ithalatı yasak ve Gümrük Vergisi % 45 olan toplam 361.320,00 kg pirinç ve kırık pirinç yerine, Gümrük Giriş Beyannamesinde Gümrük Vergisi %5 olan yemlik pirinç (hayvan yemi) olarak bildirilmek suretiyle yurda ithal ettikleri ve böylece resmi evrak sayılan Gümrük Beyannamesinde içerik itibariyle sahtecilik yaptıklarının sabit olduğu, yerel mahkeme kararının doğru olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilerek dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesine karar verilmemesi yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz." görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

Bozma üzerine yargılama yapan Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi 07.03.2023 tarih ve 181-46 sayı ile önceki hükümde direnmiş, hükmün sanıklar müdafilerince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 04.07.2023 tarih, 12199-6626 sayı ve oy çokluğuyla direnme kararının isabetli olduğundan bahisle hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.

Daire Üyesi ..; "...Orta Akdeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Laboratuar Şube Müdürlüğü tarafından yapılan analiz sonucu düzenlenen 25.03.2013 tarihli rapora göre ithalata konu eşyanın kırık pirinç olduğu yönünde tespit yapılmış olmasına karşın;

a)Silahların eşitliği ilkesine aykırı olarak soruşturmanın, davanın katılanı konumundaki Gümrük Müdürlüğü tarafından düzenlenen rapora istinaden başlatılmış olması,

b)Gerek yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporları gerekse uzman görüşleri doğrultusunda davaya konu pirincin yemlik vasfında da kullanılabileceğinin anlaşılması ve bu hususun sanıkların savunmalarını desteklemesi,

c)18.03.2013 tarihinde 3 adet sevk irsaliyesi ile eşyanın araçlara yüklemesini yapan şoförlerin eşyayı Gaziantep’te yer alan ... Piliç ve Yem sanayi firmasına ait yem fabrikasına götüreceklerine yönelik ifadeleri, keza serbest bölgede iken yani henüz serbest dolaşıma girişi yapılmadan yurt içerisinde mukim bu firmaya satılarak sevk edilen, yemlik pirinç olarak ithal edilen ve bu konuda serbest bölge idaresine ve gümrüğe bildirimi yapılarak buna ilişkin fatura düzenlenen eşyanın başka bir amaçla kullanılması mümkün olmadığı gibi yemlik pirinç dışında kullanılacağına dair somut delilin de bulunmaması karşısında, Dairemizin 09.05.2022 tarihli bozma kararında vurgulanan hususlar ve dosya kapsamına göre olayda eksik ödendiği iddia olunan vergi miktarı 46.433,49 TL olup, sanıkların yetkilisi oldukları şirketin yıllık iş hacmi de düşünüldüğünde sanıkların suç kastı ile hareket ederek gümrük vergilerini eksik ödemek amacıyla resmi belgede sahtecilik yaptıkları sabit olmadığı," düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 07.09.2023 tarih ve 46024 sayı ile; "... Mahkemece dosya kapsamında yer alan bilirkişi incelemesine göre suça konu eşyanın kırık pirinç olduğunun bildirildiği, tespit edilen kırık pirincin gümrük vergisinin %45, KDV'sinin ise %8 olduğu, bu itibarla sanıkların kamu zararına neden oldukları ve beyana aykırı olarak sahte belgeler kullanmak sureti ile pirinç-yemlik olarak kayıtlı bulunan eşyanın ithali için Mersin Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğüne serbest dolaşıma giriş beyannamesi tescil ettirdikleri gerekçesiyle sanıkların müsnet suçtan mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılan somut olayda; dosyada mevcut Orta Akdeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Laboratuvar Şube Müdürlüğü tarafından yapılan analiz sonucu düzenlenen 25.03.2013 tarihli ve 4170 sayılı raporda dava konusu gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın kırık pirinç olduğu bildirilmesine rağmen, sanıkların talebi üzerine Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/22 değişik iş sayılı dosyasında ziraat yüksek mühendisi ve kimya mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetinin düzenlediği 07.05.2013 tarihli rapora göre tespite konu ürünün yemlik vasfında olduğunun belirtildiği, yine 24.03.2014 ve 28.03.2014 tarihli raporlara göre de dava konusu pirincin yemlik vasfı taşıdığının anlaşıldığı, bunun yanında Gıda Mühendisi tarafından düzenlenen 27.10.2014 tarihli raporda ise eşyanın Pirinç tebliğine göre kusurlu pirinç vasfında yer alan kırık pirinç olduğu, kırık pirincin insan beslenmesinde kullanılabileceği gibi hayvan beslenmesinde de kullanılabileceğinin bildirildiği öte yandan sanıklar ... ve ...'nun aşamalarda, suça konu eşyanın yemlik pirinç olduğunu, Gaziantep ilindeki ... Tavukçuluğa gideceğini, bu hususta aralarında satış sözleşmesinin bulunduğunu, eşyanın Mersin Serbest Bölgeden yurda ithali sırasında sevk irsaliyesine sehven yemlik pirinç yerine kırık pirinç yazıldığını savunmaları, tanık olarak dinlenilen işletme çalışanı ...'ün yargılama esnasında, her üç sevk irsaliyesini de bizzat kendisinin imzaladığını, bu irsaliyelerin araçlar yüklendikten sonra düzenlendiğini, beyannamelerde yemlik pirinç yazılı olmasına rağmen sevk irsaliyelerinde kırık pirinç yazılı olmasının, sevk irsaliyesinin düzenlendiği sırada bilgisayardan hatalı seçim yapması sebebiyle kendisinden kaynaklandığını beyan etmesi, bu ürünlerin yem fabrikası dışında başka bir yere gönderileceğine ilişkin delil olmaması karşısında, sanıkların dava konusu pirinçleri içeriği itibariyle sahte fatura ekli serbest dolaşıma giriş beyannamesi yoluyla gümrük vergilerinin eksik ödenmesi kastıyla yurda sokmaya teşebbüs ettiklerine dair cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekirken onanması usul ve yasalara aykırıdır." düşüncesi ile itiraz yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 25.09.2023 tarih, 16198-7345 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN

Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;

1- Sanıkların eylemlerinin suç teşkil edip etmediğinin,

2- Suç teşkil ettiğinin kabulü hâlinde ise eylemlerin resmî belgede sahtecilik suçunu mu yoksa resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu mu oluşturduğunun,

Belirlenmesine ilişkindir.

IV. OLAY VE OLGULAR İLE ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER

İncelenen dosya kapsamından;

Sanık ...'in ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin yönetim kurulu başkanı ve ortağı, sanık ...'ın ise genel müdürü olduğu, sanıkların suç tarihinde yönetim kurulu kararı ile Mersin Serbest Bölgede bulunan tesislerinin de yetkilisi oldukları, ... Gıda San. ve Tic. AŞ adına tescilli Mersin Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğünce mavi hat üzerinden işlem gören 08.03.2013 tarihli ve IM001037 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 361.760 kg pirincin hayvan yemi olarak beyan edildiği, beyanname ekinde 04.03.2013 tarihli, 046548 numaralı 59.690,41 USD bedelli yemlik pirinç adlı ürün adına kesilen faturanın sunulduğu, bu belgelere istinaden eşyanın hayvan yemi olarak ithaline Mersin Tarım Müdürlüğü tarafından izin verilip ithalat işlemlerinin tamamlandığı, bilahare 18.03.2013 tarihinde söz konusu eşyanın 76.860 kg'lik kısmının 23 .. ..5/.2., 23 . ..1./23 .. ..2 ve 23 .. ..2/23 .. ..8 plakalı araçlara yüklenerek Mersin Serbest Bölgeden çıkarılmasına müteakip yapılan kontrolde araçlarda beyana aykırı olarak kırık pirinç cinsi eşya bulunduğunun tespit edildiği, araç sürücülerinin ... Gıda San. ve Tic. AŞ adına düzenlenen, nakliyesi yapılan eşyanın kırık pirinç olduğunu gösterir üç adet sevk irsaliyesi ibraz ettikleri, ele geçirilen eşyadan alınan numunelerin Orta Akdeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Laboratuvar Şube Müdürlüğünce yapılan analizinde kırık pirinç olduğunun tespit edildiği,

Mersin İl Tarım Müdürlüğünün 08.03.2013 tarihli ithalat izin belgesine göre; ... Gıda San. ve Tic. AŞ'nin 04.03.2013 tarihli ve 046548 sayılı faturasına istinaden Rusya’dan ithal edilen 361.760 kg yemlik pirincin ithalatının uygun olduğu,

08.03.2013 düzenlenme tarihli IM001037 sayılı gümrük giriş beyannamesinin gönderici bölümünde ... Gıda San. ve Tic AŞ - Serbest Bölge - Mersin yazdığı, alıcı bölümünde ise yine aynı şirketin Gaziantep'de yer alan şubesinin adresinin yer aldığı, söz konusu belgede ithal edilen eşyanın 361.760 kg yemlik pirinç ve değerinin 59.690,41 USD olduğunun belirtildiği, anılan beyannamenin dava dışı ... tarafından düzenlendiği,

Dosya içerisinde yer alan 420126, 420127 ve 420128 seri numaralı 18.03.2013 düzenlenme tarihli sevk irsaliyelerinde; taşınan kırık pirincin ... Piliç ve Yem Sanayi Limited Şirketi- ... Sanayi Sitesi Gaziantep adresine nakledildiğinin belirtildiği,

18.03.2013 tarihli Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit Varakasına (KEMT) göre; ele geçirilen eşyanın CİF değerinin 107.454,66 TL, gümrük vergilerinin 60.819,34 TL ve gümrüklenmiş değerinin 168.274,00 TL olduğu,

27.03.2013 tarihli Orta Akdeniz Gümrük ve Ticaret Müdürlüğü, Mersin Serbest Bölge Müdürlüğünün yazısına göre; yemlik pirincin Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonunun (GTİP), 2302.40.02.00.19 ve gümrük vergi oranının % 5, katma değer vergisinin % 8 olduğu, kırık pirincin ise GTİP’inin 1006.40.00.00.00 ve gümrük vergi oranının % 45, katma değer vergisinin % 8 olduğu,

Gıda Mühendisi ... tarafından düzenlenen 27.10.2014 tarihli raporda özetle; dosya muhteviyatı pirinçlerin Pirinç Tebliğine göre kusurlu pirinç sınıfında yer alan kırık pirinç olarak tespit edildiğinin, kırık pirincin insan beslenmesinde kullanılabileceği gibi hayvan beslenmesinde de yani yemlik olarak da kullanılabileceğinin, kırık pirincin hayvan yemi olarak kullanılabileceğinin ilgili mevzuatta yer aldığının, dosyada bulunan firmaya ait yem rasyonları incelendiğinde ... Yem Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ürettikleri kanatlı hayvan yemlerinde kırık pirinç kullandıklarının belirtildiği,

Kaçakçılık suçlarında uzman bilirkişilerden oluşan heyet tarafından düzenlenen 15.10.2014 tarihli raporda özetle; sanıkların ... Gıda San Tic AŞ adlı firma adına düzenlenen Mersin Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğünce tescilli 08.03.2013 tarihli ve IM0****7 sayılı ithalat beyannamesi kapsamında ilk parti eşyanın 18.03.2013 tarihinde 23 .. ..5/.2., 23 . ..1./23 .. ..2 ve 23 .. ..2/23 .. ..8 plakalı araçlarla Mersin Serbest Bölgesinden çıkartıldığı tarihte serbest bölge sorumlusu tarafından yapılan analizlerde eşyanın kırık pirinç olduğunun tespit edildiğinin, kırık pirinç ve pirincin GTİP' inin yemlik pirinçten farklı olduğunun, kırık pirincin gümrük vergisinin % 45, yemlik pirincin ise % 5 vergiye tabi olduğunun, sanıkların, beyanname ekindeki kendi firmalarına ait içerik itibari ile sahte olan fatura ile yemlik pirinç olarak gösterdikleri kırık pirinci, yine kendi firmalarına ait irsaliyeli faturalarda kırık pirinç olarak göstererek yurda sokmaya teşebbüs ettiklerinin, böylece sanıkların, resmi evrak sayılan gümrük beyannamesi ekinde içerik itibari ile sahte fatura sunarak, vergi oranı daha düşük eşya beyan etmek suretiyle yüksek vergi oranı içeren eşyayı yurda sokarak kaçakçılık suçunu işlediklerinin bildirildiği,

Anlaşılmaktadır.

Tanık ...; adı geçen şirketin Mersin Serbest Bölgede bulunan tesislerinde yaklaşık iki yıldır nakil araçlarına sevk irsaliyesi düzenlediğini, dava konusu eşyanın ele geçirildiği üç araca ait sevk irsaliyesini sistemde kendisinin hazırladığını, araçlara eşya yüklendikten sonra sevk irsaliyesini sistemden çıkartıp imzalayarak araç şoförlerine verdiğini, dosyada yer alan 18.03.2013 tarihli 42***6, 42***7 ve 42***8 seri numaralı sevk irsaliyelerinin kendisinin hazırlayıp imzaladığını, beyannamelerde eşyanın cinsi yemlik pirinç olarak belirtilmesine rağmen sevk irsaliyelerinde kırık pirinç yazılmasının sevk irsaliyelerinin düzenlendiği sırada bilgisayardan seçim yaparken hatalı seçimden kaynaklandığını, bu durumun sehven yapıldığını, yüklenen eşyanın yemlik pirinç olduğunu ifade etmiştir.

Sanıklar aşamalardaki benzer savunmalarında; şirketlerinin yıllık büyük miktarda pirinç ithalatı yaptığını, Mersin Serbest Bölgede fabrikalarının olduğunu, burada ithal ettikleri ham ürünleri işlediklerini, Rusya'dan ithal ettikleri pirinci Mersin Serbest Bölgede bulunan fabrikalarında işledikten sonra elek altı denilen kısmı tavuk çiftliklerinde yem olarak kullanılmak üzere, Türkiye’ye ithal ettiklerini, elek üstü kısmını da Mersin Serbest Bölgeden başka ülkelere ihraç ettiklerini, dava konusu olan ve gümrük kapısında el konulan pirincin yemlik pirinç olduğunu, Gaziantep' deki ... Tavukçuluk adlı firmaya gönderildiğini, bu firmaya sadece pirincin elek altı kısmını değil, mercimek gibi diğer ürünlerin de elek altını yem olarak sattıklarını, Mersin Serbest Bölgeden Türkiye'ye ithali sırasında sevk irsaliyesinde yemlik pirinç yazılması gerekirken kırık pirinç yazılmasının sehven yapılan bir yanlışlık olduğunu, beyannamenin doğru şekilde yemlik pirinç olarak oluşturulduğunu savunmuşlardır.

V. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Asıl Uyuşmazlık Konuları ile Ön Soruna İlişkin Açıklamalar

Resmî belgede sahtecilik suçu TCK'nın "Topluma Karşı Suçlar" kısmının "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümündeki 204. maddesinde;

"(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır" şeklinde düzenlenmiştir.

Suçun konusu resmî belge olup resmî belgede, bir kamu görevlisi tarafından görevi gereği düzenlenen yazılı belgeyi ifade etmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında resmî belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır. Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmî belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir.

İkinci seçimlik hareket gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmî belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır.

Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtmek gerekir ki; sahteciliğin, belge üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır.

Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmî belgeyi kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebilir.

Maddenin ikinci fıkrasında, resmi belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı ve özgü bir suç olarak düzenlenmiş ve daha ağır bir yaptırıma bağlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesinin yanı sıra, suçun konusunu oluşturan belgenin kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu bir belge olması gerekir. Kamu görevlisinin gerçeğe aykırı olarak bir olayı kendi huzurunda gerçekleşmiş veya bir beyanı kendi huzurunda yapılmış gibi göstererek belge düzenlemesi halinde, bu fıkra hükmünde tanımlanan suç oluşmaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise, suçun konusunu oluşturan resmî belgenin, kanunun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan bir belge niteliğinde olması halinde cezanın yarı oranında artırılması hükme bağlanmıştır.

Sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamu güveni olup belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgeye eklemeler yapılması, tamamen veya kısmen değiştirilmesi eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek, söz konusu eylemler suç olarak düzenlenmiş ve yaptırım altına alınmıştır.

Suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir. Ancak sahtecilik eyleminin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi durumunda o kişinin suçtan zarar gören olarak kabulü mümkündür.

Sahtelikten söz edebilmek için, düzenlenen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi aldatıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği suçun temel unsuru olup özel bir incelemeye tâbi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte (nesnel) bulunup bulunmadığının ve beş duyuyla ilk bakışta anlaşılabilir olup olmadığının şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekir.

Resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu ise TCK'nın "Topluma Karşı Suçlar" kısmının "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümünde, 206. maddesinde; "Bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır" biçiminde düzenlenmiştir.

Resmî bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak herkesin kural olarak doğruyu söylemek yükümlülüğü bulunmaktadır. Kimse, kendi beyanıyla, sahte bir resmî belgenin düzenlenmesine neden olmak hakkına sahip değildir.

Ancak kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmî belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Kişinin beyanı yeterli olmayıp bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse, kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, anılan maddedeki suç oluşmayacaktır.

Bu suçun oluşabilmesi için, yalan beyanın resmi belgenin düzenlemesi esnasında ve belgeyi düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yazılı veya sözlü açıklama biçiminde yapılmış olması gerekmektedir.

Resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu ile kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçu arasında benzerlik bulunmaktadır. Gerçekten her iki suçta da eylem sonucu düzenlenen resmî belge içerik olarak gerçeği yansıtmamakta olup fikri sahtecilik söz konusudur. Bununla birlikte kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunda, sahtecilik bizzat kamu görevlisi tarafından yapılmakta iken, resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda sahtecilik özel kişi tarafından gerçekleştirilmektedir.

Resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun da koruduğu hukuki yarar kamu güveni olup suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir.

Uyuşmazlık konusunun çözümünde isabetli bir hukuki sonuca varılabilmesi için suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği'nde yer alan düzenlemeler üzerinde de durulmalıdır.

Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrası; "Eşyayı, sahte belge kullanmak suretiyle gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin, Türkiye’ye ithal eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiş olup 6455 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun'da değişiklik yapılmış ise de anılan düzenleme aynen korunmuş, 5607 sayılı Kanun'da 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile anılan madde fıkrası "Eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenerek son hâlini almıştır.

4458 sayılı Kanun'un "Temsil Hakkı ve Yetkilendirilmiş Yükümlü" başlıklı 5. maddesi;

"Bütün kişiler, gümrük mevzuatı ile öngörülen tasarrufları ve işlemleri gerçekleştirmek üzere gümrük idarelerindeki işleri için bir temsilci tayin edebilirler. Transit taşımacılık yapan veya arızi olarak beyanda bulunan kişiler hariç olmak üzere, temsilci Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik bulunan kişilerdir. Temsil, doğrudan veya dolaylı olabilir. temsilci, doğrudan temsil durumunda başkasının adına ve hesabına hareket eder. Dolaylı temsil durumunda ise kendi adına, ancak başkasının hesabına hareket eder. Temsilci, temsil edilen kişi namına hareket ettiğini beyan etmek, temsilin doğrudan veya dolaylı olduğunu belirtmek ve sahip olduğu temsil yetki belgesini gümrük idarelerine ibraz etmek zorundadır. Bir başka kişi adına veya hesabına hareket ettiğini beyan etmeyen ya da bir temsil yetkisine sahip olmadığı halde, başka bir kişi adına ya da hesabına hareket ettiğini beyan eden kişi, kendi adına ve kendi hesabına hareket ediyor sayılır.

225 inci maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen kişiler gümrük idarelerinde dolaylı temsilci olarak iş takip edebilirler."

Anılan Kanun'un "Eşyanın Bir Gümrük Rejimine Tabi Tutulması" başlıklı 58. maddesi;

"1. Bir gümrük rejimine tabi tutulmak istenen eşya, bu rejime uygun şekilde yetkili gümrük idaresine beyan edilir.

2. İhracat, hariçte işleme, transit veya antrepo rejimi için beyan edilen serbest dolaşımda bulunan eşya, gümrüğe verilen beyannamenin tescilinden itibaren Türkiye Gümrük Bölgesinden çıkıncaya veya imha edilinceye ya da gümrük beyannamesi iptal edilinceye kadar gümrük gözetimi altında kalır." şeklinde düzenlenmiş olup bir gümrük rejimine tabi tutulmak istenen eşyanın, bu rejime uygun şekilde yetkili gümrük idaresine beyan edileceği, gümrüğe verilen beyannamenin tescilinden, eşyanın Gümrük Bölgesinden çıkıncaya veya imha edilinceye ya da gümrük beyannamesi iptal edilinceye kadar gümrük gözetimi altında kalacağı kabul edilmiştir.

Aynı Kanun’un "Eşyanın Bir Gümrük Rejimine Tabi Tutulması" başlıklı 59. maddesi;

"1. Gümrük beyanı;

a) Yazılı olarak,

b) Bilgisayar veri işleme tekniği yoluyla,

c) Sözlü olarak,

d) Eşya sahibinin bu eşyayı bir gümrük rejimine tabi tutma isteğini ifade ettiği herhangi bir tasarruf yoluyla,

Yapılabilir." şeklinde düzenlenmiş olup gümrük beyanı yazılı, sözlü, bilgisayar veri işleme tekniği veya bir eşyanın bir gümrük rejimine tabi tutma isteğini ifade ettiği herhangi bir tasarruf yoluyla yapılabilmektedir.

"Normal Usul" başlıklı 60. maddesi;

"1. Yazılı beyan, 4 üncü fıkrada belirtilen beyanname ile yapılır. Bu beyannamenin eşyanın beyan edildiği gümrük rejimini düzenleyen hükümlerin uygulanması için gerekli bütün bilgileri ihtiva etmesi ve imzalanması gerekir.

2. a) Eşyanın beyan edildiği gümrük rejimini düzenleyen hükümlerin uygulanması için gerekli bütün belgeler beyannameye eklenir.

b) Gümrük beyanı bilgisayar veri işleme tekniği yoluyla yapıldığında gümrük idaresi beyannameye eklenmesi gereken belgelerin beyanname ile birlikte ibrazını istemeyebilir. Bu durumda söz konusu belgeler gümrük idaresi istediğinde ibraz edilmek üzere beyan sahibince muhafaza edilir.

3. Kazıntılı ve silintili beyannameler gümrük idarelerince kabul edilmez. Ancak, beyannameler hatalı yazının üzeri okunacak şekilde çizilerek yanına doğrusu yazılıp beyan sahibi tarafından imzalanarak ve tescil sırasında resmi mühürle mühürlenerek düzeltilir.

4. Gümrük işlemleri, şekil ve içeriği yönetmelikle belirlenen beyanname ve diğer belgelerle yapılmak zorundadır. Bu belgelerin basımı ve dağıtımına ilişkin usul ve esaslar Müsteşarlıkça belirlenir. Bilgisayar ortamında hazırlanan söz konusu belgelerin kabulüne Müsteşarlık yetkilidir." şeklinde düzenlenmiş olup yazılı beyanın şekil ve içeriği yönetmelikle belirlenen beyanname ve diğer belgelerle yapılması gerektiği, kazıntılı ve silintili beyannamelerin idarece kabul edilemeyeceği, bu beyannamenin eşyanın beyan edildiği gümrük rejimini düzenleyen hükümlerin uygulanması için gerekli bütün bilgileri ihtiva etmesi ve imzalanması gerektiği kabul edilmiştir.

"Normal Usul" başlıklı 61. maddesi;

"60 ıncı maddede belirtilen şartlara uygun beyannameler, ait oldukları eşyanın gümrüğe sunulmuş olması halinde tescil edilir. Tescil işlemi, beyana ilişkin bilgilerin yerel alan ağı veya geniş alan ağı üzerinden gümrük bilgisayar sistemine girilerek sistem tarafından tescil tarihi ve sayısı verilmesini ya da beyanname veya beyanname hükmündeki belgenin üzerine mühür vurularak, sıra numarası ile tarih konulması ve bu beyannameye ait bilgilerin tescil defterine yazılmasını ifade eder.

2. Aksine hüküm bulunmadıkça, eşyanın beyan edildiği gümrük rejimine ilişkin tüm hükümlerin uygulanmasında esas alınacak tarih, beyannamenin tescil edildiği tarihtir.

3. Tescil edilmiş olan beyanname, ait olduğu eşyanın vergileri ve para cezalarından dolayı taahhüt niteliğinde beyan sahibini bağlar ve gümrük vergileri tahakkukuna esas tutulur." şeklinde düzenlenmiş olup 60. maddede belirtilen şartlara uygun beyannamelerin, ait oldukları eşyanın gümrüğe sunulmuş olması hâlinde tescil edileceği, tescil işleminin ne şekilde yapılacağı, beyannamenin tescil tarihinin gümrük rejimine ilişkin tüm hükümlerin uygulanmasında esas alınacak tarih olduğu, tescil edilmiş beyannamenin hangi yönlerden beyan sahibini bağladığı belirtilmiştir.

Anılan Kanun'un geçici 6. maddesinin altı numaralı bendinde ise;

"...

Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanununun Devlet memurlarına ait hükümleri uyarınca cezalandırılır.

" şeklinde düzenleme yer almaktadır.

Gümrük Yönetmeliğinin "Beyanın kontrolü" başlıklı 180. maddesi;

"1) Beyanın kontrol türü ve kontrolle görevli memur, bilgisayar sistemi tarafından risk kriterlerine göre belirlenir.

(2) Kontrol türleri:

a) Kırmızı hat; eşyanın muayenesi ile birlikte belge kontrolünün de yapıldığı hattır.

b) Sarı hat; muayeneye gerek görülmeksizin eşyaya ait beyanname ve eklerinin doğruluğunun ve birbiriyle uygunluğunun kontrol edildiği hattır.

c) Mavi hat; Bakanlıkça belirlenen onaylanmış kişi statüsüne sahip kişilerin ihracatta yararlandığı, eşyanın çıkış işlemlerinin tamamlanmasından önce belge kontrolüne veya muayeneye tabi tutulmadığı hattır. Mavi hatta işlem gören ihracat beyannamelerine ilişkin beyanın kontrolü, eşyanın çıkış işlemlerinin tamamlanmasını müteakip Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar dâhilinde gerçekleştirilir.

ç) Yeşil hat; eşyanın belge kontrolüne veya muayeneye tabi tutulmadığı hattır.

(3) Yetkilendirilmiş yükümlü sertifikası sahipleri adına tescilli beyannamelere ilişkin kontroller öncelikli olarak yapılır." olarak düzenlenmiştir.

Beyanın kontrol türü ve kontrolle görevli memurun bilgisayar sistemi tarafından risk kriterlerine göre belirlenmektedir. Kontrol türleri; kırmızı, sarı, mavi ve yeşil hat olarak ayrılmaktadır. Beyanın kontrol türü ve kontrolle görevli memurun bilgisayar sistemi tarafından risk kriterlerine göre belirlenmektedir. Kontrol türleri; kırmızı, sarı, mavi ve yeşil hat olarak ayrılmaktadır. Mavi hat türü; yetkilendirilmiş yükümlü sertifikasına veya Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen onaylanmış kişi statüsüne sahip olan kişilere uygulanan kontrol türüdür. Mavi hatta kontrol edilen eşya, belge kontrolüne veya fiziki muayeneye tabi tutulmaz. Mavi hat kontrolüyle ithal edilen eşyaya ait beyanın kontrolü ve gerek görüldüğü hâllerde eşyanın muayenesi eşyanın sahibine teslim edilmesinden sonra yapılır.

B. Ön Sorun ve Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Sanıkların, yetkilisi oldukları ... Gıda San. ve Tic. AŞ isimli firma adına tescilli Mersin Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğünde mavi hat kriterlerine göre işlem gören 08.03.2013 tarihli IM****37 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 361.760 kg pirinci hayvan yemi olarak beyan ettikleri, malın Mersin Serbest Bölgeden çıkartılmasını müteakip kapı önünde yapılan kontrolde araçlarda beyana aykırı olarak kırık pirinç cinsi mal bulunduğunun tespit edildiği ve sanıkların gümrük vergisini düşük ödemek kastıyla cinsini dava konusu gümrük beyannamesi ve ekinde yer alan sahte faturalarla değiştirdikleri malı yurda sokarken yakalandıkları şeklinde kabul edilen olayda;

Dış ticaret konusu malın ithalat ya da ihracat koşullarının Gümrük beyannamesinde yer alan bilgiler doğrultusunda belirlenmesi, yazılı bildirim araçları olmakla birlikte beyannamelerin elektronik ortamda da düzenlenebilmesi, ülkemizdeki uygulamaya göre BİLGE (Bilgisayarlı Gümrük Etkinlikleri) adlı bir sistemle gümrük beyannamelerinin elektronik ortamda tanzim edildiğinin anlaşılması, BİLGE sisteminde beyannameye konu tüm bilgilerin elektronik ortamda doldurularak sisteme kaydedilmesi ve gümrük beyannamesine sistem tarafından değişmez bir tescil numarası verilmesi söz konusu numara verme işlemi ile gümrük idaresi tarafından beyanname tescili işleminin gerçekleştirilmiş olması karşısında; uyuşmazlığa konu gümrük giriş beyannamesinin sanıklar tarafından gümrük müşavirine verilen içerik itibarıyla sahte faturalara istinaden düzenlenen özel belge görünümünde olmakla birlikte sahte bir şekilde düzenlenmiş bulunan beyannamenin sanıklar tarafından kullanılması sonucunda, söz konusu belgeye dayanılarak gümrük idaresi tarafından yapılan onay işlemi ile bu beyannameye resmî belge niteliği kazandırıldığının ve oluşa göre müsnet suçun tüm unsurları itibarıyla oluştuğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Bununla birlikte gümrük müşavirince düzenlenen beyannamenin, beyanın doğruluğunu ispat edici güce sahip olduğu nazara alındığında sanıklara isnat edilen eylemin resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu değil, resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir.

Birinci uyuşmazlık bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "Maddi vakıanın sübutu ve tarzı icrası yönünden bir ihtilaf bulunmamaktadır. Sanık ...'in ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin yönetim kurulu başkanı ve ortağı, sanık ...'ın ise genel müdürü olduğu, her ikisinin de gümrük işlemleri bakımından şirketi temsil yetkisini haiz oldukları da sabittir ve yetkilisi oldukları ... Gıda San. ve Tic. AŞ isimli firma adına tescilli Mersin Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğünde mavi hat kriterlerine göre kontrol işlemlerine tabidirler. Beyanın kontrol türü, kontrolle görevli memurun bilgisayar sistemi tarafından risk kriterlerine göre belirlenmektedir. Kontrol türleri; kırmızı, sarı, mavi ve yeşil hat olarak ayrılmaktadır. Mavi hat türü; yetkilendirilmiş yükümlü sertifikasına veya Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen onaylanmış kişi statüsüne sahip olan kişilere uygulanan kontroldür. Gümrük beyannamesi elektronik ortamda, sanıkların çalışanı tanık ... tarafından sisteme girilmiştir. Tanık ... işlemin kendisi tarafından yapıldığını, bilinçli bir veri girişi olmadığını, hataen eşya vasfının yanlış girilmiş olabileceğini ifade ederken, sanıklar savunmalarında özetle; şirketteki konumları, şirketin "onaylanmış kişi statüsüne sahip olması", ihracat ve ithalata dayalı yapılan ticari işlerin yoğunluğu, işlem hacmi ve buna dayalı olarak yıllık ödedikleri vergi miktarına nispeten kaçırmaya çalıştıkları iddia edilen vergi miktarı nazara alındığında böyle bir amaca tenezzül edecek durumda olmadıklarını savunmaktadırlar. Yakalanan emvalin vasfı konusunda düzenlenen raporların en azından şüpheyi tamamen bertaraf edecek kesinlik taşımadığı da ortadadır.

Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde sanıkların suç işleme kastı ile hareket ettiklerine dair yeterli delil bulunmamakla müsnet suçtan CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.",

Üç Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer gerekçelerle sanıkların eylemlerinin suç teşkil etmediği,

İkinci uyuşmazlık yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı ve yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi de; "Maddi olay ve tartışma konusu suçlarla ilgili olarak yukarıda yer verilen açıklamalar yeterince aydınlatıcıdır.

Bununla birlikte, ayrıntıları yüksek CGK'nın 2015/412-286 ve 25.9.2024 tarih 130-259 sayılı içtihadlarında da açıklandığı üzere; şeklen resmi belgenin tüm zorunlu unsurlarını bulundursa da, temsil ettiği irade ya da vakıa yönünden gerçeği yansıtmaması nedeniyle 'fikri sahtecilik' olarak adlandırılan suç türüne, kamu görevlisi olmayan sanıklar hakkında TCK'da yer verilmemiştir.

Ancak bunun yerine, bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunmak, Kanun'un 206. maddesinde ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Suçun unsurları ilgili bölümde ve atıf yapılan CGK kararında anlatılmış olmakla tekrar edilmeyecektir.

Somut olay özelinde;

a. Gümrük beyannamelerinin elektronik ortamda, şirket yetkililerince sisteme girilerek/yüklenerek verildiği,

b.Tescil işleminin, beyana ilişkin bilgilerin yerel alan ağı veya geniş alan ağı üzerinden gümrük bilgisayar sistemine girilerek sistem tarafından tescil tarihi ve sayısı verilmesini ya da beyanname veya beyanname hükmündeki belgenin üzerine mühür vurularak, sıra numarası ile tarih konulması ve bu beyannameye ait bilgilerin tescil defterine yazılmasını ifade edeceği,

c.İhtilaf konusu olayda bilgilerin, sanıkların çalışanı tanık ... tarafından gümrük bilgisayar sistemine girildiği,

d. Gümrük bilgisayar sistemine girilen bilgilere, sistem tarafından tescil tarihi ve sayısı verilmesi işlemini gerçekleştiren/verileri resmi belge haline getiren kamu görevlisinin müsnet suçtan soruşturulmadığı,

e. Gümrük bilgisayar sistemine tanık ... tarafından girilen bilgilerin, şirketin "yetkilendirilmiş yükümlü sertifikasına, Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen onaylanmış kişi statüsüne sahip" Mavi hat türüne tabi olması nedeniyle, kamu görevlisince araştırılmasının zorunlu olmadığı,

Hususları tartışmadan varestedir.

Şu hale göre; gümrük beyannameleri, ancak beyana ilişkin bilgilerin yerel alan ağı veya geniş alan ağı üzerinden gümrük bilgisayar sistemine girildikten sonra sistem tarafından/kamu görevlisince tescil tarihi ve sayısı verilmesi ile resmi belge statüsünü kazanır. Böyle olunca da, tescil tarihi ve sayısı verilinceye kadar şirket adına yapılan işlemin, ortada sadece bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunmaktan ibaret olduğunun kabulünde mantıken zorunluluk bulunmaktadır. Kamu görevlisinin de suça fail ya da şerik olarak katıldığı iddia edilmediği cihetle sanıkların TCK'nın 204. maddesi kapsamında 'resmi belgede sahtecilik' suçundan sorumlu tutulmalarına hukuken imkan yoktur.

Ancak gümrük bilgisayar sistemine tanık ... tarafından girilen bilgilerin, şirketin 'yetkilendirilmiş yükümlü sertifikasına, Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen onaylanmış kişi statüsüne sahip' Mavi hat türüne tabi olması nedeniyle, kamu görevlisince araştırılmasının zorunlu olmadığı gözetildiğinde eylemlerin, aynı kanunun 206.maddesine mümas bulunduğu kabul edilmelidir.",

Düşünceleriyle

Karşı oy kullanmışlardır.

VI- KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, birinci uyuşmazlık bakımından 20.11.2024 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla, ikinci uyuşmazlık bakımından 20.11.2024 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 15.01.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Resmî Belgede Sahtecilik konusundaki 9 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page