top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik

Ceza Genel Kurulu Direnme Kararının Bozulması Ceza Hukuku

Barışmaya Rağmen Süren Sadakatsizlikte Kuma Getiren Sanığa Asgari Haksız Tahrik İndirimi

Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/201 · K. 2026/44 · T. 21.01.2026

Karar Özeti

Eşini öldüren sanık hakkında yerel mahkeme, eve kuma getiren sanıktan kaynaklanan ilk ve devam eden haksız hareketler nedeniyle haksız tahrik indirimi uygulamamış ve bozmaya direnmiştir. Ceza Genel Kurulu, ilk ağır ve haksız hareketin sanıktan geldiğini, maktulün buna tepki olarak başlayan görüşmelerinin o aşamada haksız tahrik sebebi olmadığını kabul etmiştir. Ancak maktulün sanığı affedip barıştıktan sonra da yeni hat ve hesaplarla başka erkeklerle uzun süre iletişimini sürdürmesinin tepki boyutunu aşıp haksız bir eyleme dönüştüğünü saptamıştır. Kurul, asgari düzeyde haksız tahrik indirimi yapılmamasını isabetsiz bularak direnme hükmünü oy çokluğuyla bozmuştur.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

İlk haksız hareket sanıktan gelse de, maktulün barışmanın ardından uzun süre ısrarla sürdürdüğü sadakatsiz davranışlar tepki boyutunu aştığından somut olayda asgari haksız tahrik indirimi yapılmalıdır.

Soru: İlk haksız hareketi yapan eş, diğer eşin ısrarlı sadakatsizliği nedeniyle haksız tahrik indirimi alabilir mi?

Sonuç: Yerel mahkemenin direnme hükmü, asgari oranda haksız tahrik indirimi yapılmadığı gerekçesiyle oy çokluğuyla bozuldu.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“Bu vaziyete göre maktulenin geniş bir zaman dilimine yayılarak tevali eden ısrarlı hareketlerinin, tepki boyutunu aşıp sanık yönünden haksız bir eyleme dönüştüğü ve etki-tepki dengesini sanık lehine bozduğu”

“Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir.”

Kararın Tam Metni

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 1. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ağır Ceza

SAYISI: 82-138

I. HUKUKİ SÜREÇ

Nitelikli kasten öldürme suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-d, 29, 62, 53, 54... . maddeleri uyarınca 18... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.10.2014 tarihli ve 40-314 sayılı resen temyize tabi hükmün, sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 07.06.2016 tarih ve 3098-2945 sayı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının davaya dahil edilmemesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma gereğini yerine getiren Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 29.09.2016 tarih ve 318-358 sayı ile önceki hüküm gibi sanığın cezalandırılmasına ilişkin re’sen temyize tabi hükmün, sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından da temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.04.2018 tarih ve 3671-1650 sayı ile; "Sanığın, maktulenin haksız tahrik oluşturduğu kabul edilen eylemlerine, evlilik birliğini sarsan kendi kusurlu davranışlarıyla neden olduğu anlaşıldığından hakkında TCK'nın 29. maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeksizin, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde haksız tahrik indirimi uygulanması..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamına uyan Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 11.07.2018 tarih ve 355-331 sayı ile; sanığın müsnet suçtan TCK’nın 82/1-d, 62, 53, 54... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.

Resen temyize tabi hükmün, sanık müdafii ve katılan kurum vekili tarafından da temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.04.2021 tarih ve 1025-6237 sayı ile; "Her ne kadar sanık haksız eylemleri ve birliği temelden sarsan davranışları nedeniyle evliliğin boşanma aşamasına gelmesine sebebiyet vermiş ise de, ... isimli kadının Fransa’ya dönmesi ve akrabaların da araya girmesi sonucunda sanık ile maktulenin barışıp Sivas’tan Kocaeli’ye taşınarak yeni bir hayat kurmaya karar verdikleri, maktulenin tekrar yapmayacağına söz vermesine rağmen internet üzerinden erkeklerle ilişki kurmaya devam ederek sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve sanığın bu fiile duyduğu kızgınlıkla atılı suçu işlediği anlaşılmakla, sanık hakkında asgari düzeyde TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince devam olunan yargılama sonucunda 19.01.2022 tarih ve 181-4 sayı ile önceki hüküm gibi sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş, resen temyize tabi hükmün sanık müdafii, katılan kurum vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.02.2023 tarih ve 7915-592 sayı ile yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilen Yerel Mahkeme kararının önceki sebep doğrultusunda bozulmasına karar verilmiştir.

Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 15.06.2023 tarih ve 82-138 sayı ile; "Maktule ile resmî nikahlı olup müşterek dört çocukları bulunan sanığın, bir kadını gayri resmî şekilde eve kuma olarak getirmesi, maktuleye dayatma yaparak birlikte yaşamaya mahkûm ve mecbur etmesi ve bir de kumadan çocuk sahibi olmayı kendinde hak görmesi karşısında, maktulenin internet ortamında yaptığı yazışmaların mevcudiyetinin, öncelik-sonralık, karşılıklı etki-tepki oranı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, buna göre ilk ağır haksız hareketin bizzat sanıktan geldiği, maktulenin tepki niteliğindeki internet kaynaklı davranışlarının, evlilik birliği içinde kabul ve itibar görmesi olanaklı olmamakla beraber bu olay nedeniyle daha Sivas ilinde iken psikolojisinin bozulması, sanığın Sivas’ta maktüleye yönelik fiziki şiddet içeren eylemlerini Derince ilçesine taşındıklarında da devam ettirmiş olması, Derince ilçesine taşınan aile açısından bu durumun yeni bir sayfa açma olmadığı, Derince ilçesine taşınmanın geçimsizlikleri çevre tarafından bilinen sanığın tayin istemesiyle gerçekleştiği, evlilikteki sorunların taşınmayla bitmediği, sanığın maktuleye kötü davranmasının burada da devam ettiği, kötü muameleden dolayı adliyelik oldukları, burada da araya başkalarının girmesiyle zoraki olarak barıştırıldıkları, evlilik birliğinin taraflar açısından bir bütün olduğu, tarafların sadakat yükümlülüklerinin evlilik birliği içerisinde her daim devam etmesi gerektiği, sanıktan kaynaklı ilk ve devam eden haksız hareketlerin boyutu karşısında sonradan tepki mahiyetindeki maktulenin hareketlerinin haksız tahrik yönünden sanık lehine bozulmadığı, aksine sanığın kendisi tarafından kusurlu davranışı ile yaptığı ilk ve devam eden eylemleri ile haksız tahrik dengesini aleyhine bozduğunun kabulü gerektiği," şeklindeki gerekçe ile bozma ilamına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.

Resen temyize tabi bu hükmün de sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2023 tarihli ve 107319 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 28.03.2024 tarih ve 9033-2150 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

II. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya muhteviyatından;

Sanık ve maktulün 04.10.1996 tarihinde evlenip bu birliktelikten dört müşterek çocuklarının bulunduğu, olay tarihinden üç yıl kadar önce sanığın, Fransa'da ikamet eden ... ...isimli bir bayanla facebook uygulaması üzerinden tanışıp arkadaşlık kurduğu, devamında ...’nin Sivas’a gelerek müşterek ikamette sanık ile on beş gün birlikte yaşadığı, bu sürede sanığın gayriresmî olarak ... ile evlendiği, daha sonra ...’nin Fransa’ya geri döndüğü, orada sanıktan olduğu belirtilen bir erkek çocuğu dünyaya getirdiği, sanık ve maktulün bu nedenle sık sık kavga etmeye başladıkları, 2012 yılı Eylül ayında sanığın telefon ve sosyal medya yoluyla başka erkeklerle görüştüğünden şüphelendiği eşinden ayrılmak istediği, durumu akrabalarına da anlatarak avukatlık yapan tanıklar ... ve ... ile görüşmeler yaptığı, bu esnada tanık ...'ın girişimleri sonucu maktul ile barışarak boşanmaktan vazgeçtiği, bununla birlikte Sivas'ta kalamayacağını düşünüp Kocaeli'ye tayin istediği, ailesini de getirerek olay tarihinden beş ay kadar önce Derince ilçesindeki bahse konu evde yaşamaya başladıkları, bir müddet sonra sanığın, eşinin sosyal medya üzerinden başka erkeklerle görüşmeye devam ettiğini anladığı, bu nedenle kavga ettikleri, akabinde maktulün eşi tarafından darp edildiği iddiasıyla 13.08.2013 tarihinde kolluğa müracaatta bulunduğu, bunun sonucunda sanığın üç ay süre ile evden uzaklaştırılmasına karar verildiği, başlatılan tahkikat kapsamında sanık hakkında eşi kasten yaralama suçundan açılan kamu davası üzerine Kocaeli 2. Sulh Ceza Mahkemesince 19.09.2013 tarih ve 598-679 sayı ile sanığın beraatine kararı verildiği, olay günü de sanık ve maktulün önceki olaylara dayalı olarak tartışmaya başladıkları, devamında sanığın ikametinde bulunan av tüfeği ile maktule bir el ateş ettiği, sesleri duyup gelen kızları ... ve ...’nın araya girerek sanığın elinden tüfeği alıp diğer odaya götürdükleri, ...’nın yardım çağırmak amacıyla dışarıya çıktığı, sanığın bu kez eline geçirdiği bıçak ile maktulü yaraladığı, ...’nın ihbarı üzerine olay yerine intikal eden ekiplerin içeriye girerek sanığı yakaladıkları, maktulün yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, ölü muayene tutanağında, maktulün yüzünün sol tarafından giren av tüfeği saçma tanelerinin sağ parietal bölgeden çıkış yaptığı, kafatası ve kaide kemiklerinde çok parçalı kırık oluşturduğu, atışın bitişik atış mesafesinden gerçekleştirildiği, kesici delici aletin ise toplamda on iki defa tatbik edildiği, sağ ve sol göğüs ile sağ arka koltuk altından giren bıçak darbelerinin müstakilen öldürücü nitelikte olduğu, parmaklar ve uyluk bölgelerindeki dokuz isabetin ise öldürücü nitelik taşımadığı, maktulün kanında hydr*******, venl*******, alpr****** ve lamo******* isimli antidepresan ilaçlara ait etken maddelerin tespit edildiği, sonuç olarak maktulün kesici delici alet yaralanması sonucu kalp, akciğer ve karaciğer delinmesine bağlı iç kanama ile ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası parçalı kırığı beyin ezilmesi ve kanaması sonucu hayatını kaybettiği, olay yerinde haznesi boş şekilde 12 kalibrelik av tüfeği ile iki adet kartuş ve 16,5 cm uzunluğunda bir adet bıçağın ele geçirildiği,

Kocaeli Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 14.07.2014 tarihli raporunda, sanığın işlediği fiille ilgili olarak cezai ehliyetinin tam olduğunun bildirildiği,

HTS raporlarının incelenmesinde; maktülün 09.10.2012 tarihinde kendi adına çıkardığı 536393**** numaralı hat ile ... ve ... isimli şahıslar ile çok sayıda görüşmesinin bulunduğu, ayrıca ..., ... ve ... isimli şahıslarla da görüşme kayıtlarının olduğu,

14.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda; maktulün suç tarihinden önce kullandığı laptopun incelenmesinde görüntülü chat şeklinde olduğu değerlendirilen görüşmelerin yapıldığı ancak içeriklerine erişilemediği, maktulün 28.04.2013 tarihinde ... ismiyle bir hesap oluşturduğu, 20.08.2013 tarihinde çok sayıda kullanıcıya gönderilen bir mesajda "...... ne yapmadı ki, ben Sivas’ta otururken beni bekârım vaadiyle..." şeklinde bir paylaşımının olduğu, 03.11.2013 tarihinde de kendi ismiyle hesap açtığı, 04.11.2013 tarihinde saat 01.52’de ... ile görüntülü görüşme gerçekleştirdiği, yine 12.11.2013 tarihinde adı geçen şahsın sayfasına erişim sağladığı, 13.11.2013 tarihinde kendi adına 536394**** numaralı hattı çıkararak 16.11.2013 tarihine kadar ... ile toplamda 88 kez görüştüğü,

Sivas Devlet Hastanesi tarafından gönderilen müzekkere cevabında; sanığın 12.09.2012 tarihinde gastroenterit ve kolit şikâyeti ile acil servise başvurduğu, 14.09.2012 tarihinde taburcu olduğunun bildirildiği, psikiyatrik tedavi ve yatış gördüğüne ilişkin herhangi bir epikriz kaydı belirtilmediği,

Anlaşılmaktadır.

Katılan ...; kızı olan maktulün kendisini arayarak kadın sığınma evinde kaldığını ve parasının olmadığını söylemesi üzerine kızına bilet tedarik edip yanına gelmesini sağladığını, kızının, eşinin sürekli kendisini dövdüğünü, üzerine kuma getirdiğini, hatta İzmit'te de birisiyle ilişkisi olduğunu anlattığını, torunlarının ısrarı ve sanığın araması ile on gün kadar yanında kalan kızının evine geri döndüğünü, sanığın kendisine kızının internette birileriyle konuştuğuna dair herhangi bir şeyden bahsetmediğini,

Mağdur ... ve katılan ... (...) soruşturma aşamasında aynı yöndeki ifadelerinde; annelerinin karşı çıkmasına rağmen babalarının ... isimli kadını Sivas'taki evlerine getirdiğini, annelerinin bu duruma boyun eğmek zorunda kaldığını, on beş gün evlerinde kalıp Fransa’ya geri dönen ...'nin daha sonra hamile olduğunu öğrendiklerini, annelerinin babalarını bu kadından vazgeçirmeye çalıştığını, ...’nin daha sonra bu kez yanında oğluyla evlerine geldiğini, istemedikleri için kadının geri gittiğini, ancak bu olaylar nedeniyle annelerinin moralinin bozulduğunu, antidepresan kullanmaya başladığını, takip eden zamanda babalarının, kendilerine annelerinin sosyal medyada görüştüğünü söylediği yabancı bir erkeğin resimlerini gösterdiğini, bu nedenle aralarında yine tartışmalar yaşandığını, 2013 yılı Haziran ayında Kocaeli'ye taşındıklarını, tartışmaların burada da devam ettiğini, olay günü öğleden sonra bir vakitte babalarının gelerek ''Bana bir şey olursa hiç kimseye güvenmeyin, doğru babaannenize gidin, babaannenizden ayrılmayın!'' dediğini, aynı gün saat 17.00 sıralarında odalarında oturdukları esnada tüfek ve cam kırılma sesi duyduklarını, annelerinin "Beni kurtarın!" diye bağırdığını, hemen mutfağa koştuklarında babalarının elinde av tüfeği gördüklerini, annelerinin de yerde sırtüstü vaziyette yatmakta olduğunu,

Mağdur ... ilaveten; ...’nın evin karşısındaki karakola haber vermeye gittiğini, kendisinin de babasının elinden tüfeği alarak diğer odaya götürdüğünü, mutfağa döndüğünde babasının bu kez eline geçirdiği bıçağı annesine rastgele salladığını görerek engel olmaya çalıştığını, akabinde babasının odadan tüfeği alıp geri getirdiğini ve ''Anneniz eve erkek almış!'' diyerek tüfeği yeniden ateşlediğini,

Mağdur ... ve katılan ... kovuşturmada farklı olarak; ...’nin eve gelmesine başta annelerinin rıza gösterdiğini, bebek doğduktan sonra kıskanmaya başladığını, annelerinin vaktini çoğunlukla internette geçirdiğini, ... ve ... sahte kimlikleriyle açılmış hesaplarının bulunduğunu, internette erkeklerle okey oynadığını ve görüntülü görüşmeler yaptığını, bel altına ilişkin yazışmalarını gördüklerini, babalarının Kocaeli'ye tayin olup gittiği ve kendilerinin Sivas'ta kaldıkları dönemde annelerini telefonda erkeklerle konuşurken yakaladıklarını,

Tanık ...; kardeşi olan sanığın olaydan iki yıl kadar önce kendisini arayarak eşini internette başkaları ile konuşurken yakaladığını, konuşma içeriklerinin belden aşağı olduğunu anlattığını, kardeşini sakinleştirmeye çalıştığını, bu olay nedeniyle kardeşinin psikolojik olarak rahatsızlanıp hastaneye kaldırıldığını, sonra araya aile büyüklerinin girmesiyle tarafların barıştığını, maktulün bu olayın bir daha yaşanmayacağına dair Kuran'a el bastığını, devamında kardeşinin Sivas'ta duramayacağını söyleyip Kocaeli'ye geldiğini, bir süre yalnız yaşadığını, lojman çıkınca çocuklarını da getirdiğini, o zamana kadar bir sorundan bahsetmediğini, ancak olay günü yanına geldiğini, moralinin bozuk olduğunu, eşinin yine başkaları ile görüştüğünden dert yandığını, kendisinin de teselli edip "O zaman ayrılırsınız, dünyanın sonu değil." dediğini, sonra evine giden kardeşinin saat 17.00 sıralarında arayarak "Çocuklar sana emanet." şeklinde konuştuğunu, devamında olayı öğrendiğini,

Tanık ...; akrabası olan sanık ile maktul arasında geçimsizlik bulunduğunu, kendisinin de arabuluculuk yaparak tarafları barıştırmaya çalıştığı, Sivas'ta bulundukları dönemde sanığın kendisini eve çağırdığını ve "Bana inanmıyorsunuz, gel kendin oku." diyerek bilgisayarı gösterdiğini, baktığında ekranda maktulün ... isimli birisiyle karşılıklı mesajlarını gördüğünü, içeriğinden birbirleriyle kameralı olarak da görüştüklerini anladığını, konuşmalar cinsel içerikli olduğu için tamamını okumadığını, maktule "Madem böyle bir şey yaptın, bir hata ettin, niye mesajları açıkta bıraktın?" diye sorduğunu, maktulün de bu mesajları kocasının görmesini istediği için kasıtlı olarak açık bıraktığını söylediğini, bu olaydan sonra maktulün evden ayrıldığını, ertesi gün maktulün arayıp sanığın sinir krizi geçirmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldığını, korkudan yanına gidemediğini söyleyerek bakması amacıyla kendisinin gitmesini istediğini, hastaneye vardığında sanığı sürekli ağlar hâlde bulduğunu, daha sonra maktulün de geldiğini, sanıktan özür dilediğini, her ikisinin de ağlayıp birbirlerine sarıldıklarını, aralarını bulup ikisini de hastaneden aldığını ve evlerine götürdüğünü, daha sonra sanığın Sivas'ta kalmak istemediğini, kimsenin yüzüne bakamayacağını söylediğini,

Tanık ...; avukatlık yaptığını, birkaç yıl önce sanığın eşinden boşanma talebiyle yanına geldiğini, boşanma nedeni olarak da eşinin internet üzerinden başka erkeklerle mesaj ve görüntülerini yakaladığını ileri sürdüğünü, bu mesaj ve görüntüleri fiziki olarak temin ederek yeniden gelmesini söylemesi üzerine bir kaç gün sonra eşiyle birlikte yeniden ofisine geldiğini, sanığın elinde mesaj dökümleri olduğunu, göz ucuyla baktığında yazışmaların cinsel içerik taşıdığını gördüğünü, sanığın eve girdiğinde eşinin kameradan çıplak bir erkekle görüştüğünü anlattığını, maktulün çıplak olup olmadığına dair bir şey söylemediğini, sanığın durumunu iyi bulmadığı için onu sakinleştirmeye ve tarafları anlaşmalı boşanmaya ikna etmeye çalıştığını, maktulün boşanmayı pek istemediğini, birkaç gün içinde vekâletname getirmek üzere ofisinden ayrıldıklarını, ancak vekâletnameyi getirmediğini,

Tanık ...; akrabası olan sanığın hatırlamadığı bir tarihte kendisini arayarak eşinden boşanmak istediğini, bu hususu ... isminde bir avukatla da görüştüğünü, Sivas'ta kaldıkça başının belaya gireceğini, bundan dolayı ayrılmak istediğini anlattığını, boşanmak üzere kendisine vekâlet vermediğini, ancak taşındıktan sonra da görüşmelerinin devam ettiğini, sanığın devamlı evliliğinin kötü gittiğine, Facebook uygulamasının ocağını söndürdüğüne dair konuşmakta olduğunu,

Beyan etmişlerdir.

Sanık aşamalarda; 2010 yılında internet ortamında Fransa’da yaşayan ... isimli bir bayanla arkadaşlık yapmaya başladığını, eşi olan maktulün bu durumu öğrendiğinde herhangi bir tepki göstermediğini, ...’nin Sivas’a gelerek eşi ve müşterek çocukları ile birlikte yaşadığı ikamette on beş gün kadar kaldığını, bu sırada eşinin rızasıyla ... ile gayriresmî olarak evlendiğini, ...’nin Fransa'ya döndükten sonra hamile kaldığını söylediğini, daha sonra bir erkek çocuğu dünyaya getirdiğini, adını ... ... koyduklarını, ilerleyen süreçte de iki kez oğluyla birlikte Sivas'a geldiğini, hatta eşinin ve çocuklarının oğlunu sevdiklerini, ancak bu kez eşinin baskısı üzerine ...'den ayrıldığını, telefonla ve internet üzerinden ... ile görüşmeye devam ettiğini, üç aya yakın beraber olduklarını, olay tarihinden üç yıl öncesine kadar ise herhangi bir ilişkilerinin kalmadığını, 2012 yılı Eylül ayında bir gün evine geldiğinde eşinin ... isimli birisiyle görüntülü görüşme yaptığını gördüğünü, durumu akrabalarına ilettiğini, bunun üzerine eşi ile ayrılmaya karar verdiklerini, boşanmak amacıyla avukatıyla görüştüğünü, bu sırada psikolojik bir rahatsızlık geçirerek hastaneye kaldırıldığını, araya giren yakınlarının telkinleri ve eşinin bir daha böyle davranışlar sergilemeyeceğine yönelik sözleri üzerine barıştıklarını, ancak daha sonra eşinin yine sosyal medya yoluyla başka erkeklerle görüşmeye devam ettiğini öğrendiğini, bu kez eşinin Kuran'a el basarak bu olayı tekrarlamayacağını bir daha söylediğini, eşine inandığını, bununla birlikte çevresine karşı mahcubiyet hissettiği için Sivas’tan taşınmak istediğini, Kocaeli'ye tayininin çıktığını, okul nedeniyle eşi ve çocuklarının bir süre Sivas'ta kaldıklarını, daha sonra onların da yanına geldiklerini, burada da durumun değişmediğini, eşinin sosyal medyada çok zaman geçirip başka erkeklerle görüşmeyi sürdürdüğünü, bu sebeple aralarında çıkan kavgayı bahane ederek kendisini şikâyet ettiğini ve evi terk edip kadın sığınma evine gittiğini, daha sonra da babasının yanında kaldığını, devamında barışıp yeniden birlikte yaşamaya başladıklarını, olaydan iki gün önce eşinin sahte hesaplar kullanarak Facebook sayfası açtığını, ... ve ... ile görüşmeye devam ettiğini öğrenerek ekranda gördüğü bir numarayı aradığını, isminin ... olduğunu söyleyen şahsa eşini neden rahatsız ettiğini sorduğunu, ...’ın da "A..na sahip çıksaydın, karınla görüşüp ayarladım, ne yapacaksan yap!" şeklinde karşılık verdiğini, bunun üzerine yine tartıştıklarını, olay tarihinde öğlen saatlerinde önceye dayalı olaylar nedeniyle kavga ettiklerini, eşine "...'nın neyini beğendin?" diye sorduğunu, onun da "Arabasını." şeklinde cevap verdiğini, bu şekilde eşinin ...’nın arabasına bindiğini anladığını, ... ile ilişkiye girip girmediğini sorduğunda ise sessiz kaldığını ancak cinsel organının büyüklüğünden bahsettiğini, hatta "Ona kul köle olurum, satsa bile kabul ederim." dediğini, bu sözleri duyunca önce intihar etmeyi düşündüğünü, ailesi ile görüşüp helallik istediğini, çocukları ile de konuştuğunu, sadece eline tüfeği aldığını hatırladığını, daha sonra olanları hatırlamadığını savunmuştur.

IV. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları (CGK'nın 19.02.2025 tarihli ve 279-75 sayılı, 15.01.2025 tarihli ve 531-21 sayılı ile 15.01.2025 tarihli ve 594-22 sayılı kararları gibi) ile doktrinde de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için;

a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,

b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,

c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,

d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır.

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Sanık, ... isimli kadını maktul karşı çıkmasına rağmen müşterek konuta getirmek suretiyle evlilik birliğinin sarsılmasına kendi kusurlu ve haksız eylemi ile sebebiyet vermiştir. Böylelikle ilk ağır ve haksız hareketin bizzat sanıktan sadır olduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Maktulün, üzerine kuma getirilmesine duyduğu hiddet ve üzüntünün etkisi altında cep telefonu ve sosyal medya aracılığıyla başka erkekler ile görüşme yapmak suretiyle eşinin bu hareketine yakın oranda karşılık vermiş olması, bu aşamada sanık bakımından haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir sebep olarak kabul edilemeyecektir. Bununla birlikte ... on beş gün kaldıktan sonra yaşadığı ülkeye geri dönmüş, akabinde sanıktan olduğunu söylediği çocukla iki kez daha Sivas'a geldikten sonra aksi kanıtlanamayan savunmaya göre sanığın ... ile ilişkisi sona ermiştir. Üzerine kuma getirilmesi nedeniyle boşanma hak ve yetkisine sahip olan maktul, bu yolu tercih etmeyip sanığı affetme yönünde irade göstermiş, 2012 yılı Eylül ayında ... isimli bir şahısla görüntülü görüşme gerçekleştirdiğini öğrenen sanığın boşanma davası açmaya hazırlandığı tarihlerde geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle hastaneye kaldırılmasını takiben tanık ...'in de bulunduğu ortamda sanıktan özür dileyerek barışmıştır. Ancak maktul, 09.10.2012 tarihinde çıkardığı yeni bir hat ile ... ve ... isimli şahıslar ile konuşmayı sürdürmüştür. Sanık tarafından bu durumun da öğrenilmesinin akabinde araya aile büyüklerinin girmesi ve maktulün olası bir daha tekrarlamaycağına dair söz vermesi üzerine taraflar barışsa da maktul, eşinin Kocaeli de bulunduğu dönemde 28.04.2013 tarihinde sahte bir isimle hesap oluşturarak ... ve ... ile sosyal medya üzerinden iletişimine devam etmiştir. Kocaeli'ne geldikten sonra da 20.08.2013 tarihinde çok sayıda kullanıcıya gönderdiği bir mesajda "... ne yapmadı ki, Sivas'ta otururken beni bekârım vaadiyle..." şeklinde bir paylaşımda bulunmuştur. Sanığın bir görevlendirme nedeniyle şehir dışında olduğu 03.11.2013 tarihinde kendi ismi ile yeni bir hesap açıp gece geç saatlerde ... ile görüntülü görüşme de gerçekleştirmiş, 13.11.2013 tarihinde de farklı bir cep telefonu hattı çıkararak 16.11.2013 tarihine kadar adı geçen şahıs ile çok kez konuşmuştur. Sanığın, eşinin görüştüğü numaralardan birini aradığında karşıdaki şahıs "A..na sahip çıksaydın, karınla görüşüp ayarladım." şeklinde konuşmuştur. Gelişen tartışma ortamında sanığın, görüştüğü erkekler ile cinsel münasebette bulunup bulunmadığını sorduğu maktulün, ...'nın cinsel organının büyüklüğünden bahsettiği yolundaki savunması, mağdur ...'nın eylem anında babasına müdahale etmek istediği, babasının ise "Anneniz eve erkek almış!" diyerek av tüfeğini ateşlediği yönündeki ifadesi ile kısmen örtüşmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, eşinin görmesi amacıyla özellikle bilgisayarını ortada bırakan maktulün, sanığın yazışmaları görmesinden sonra da üstelik eşinin evde olmadığı vakitlerde yeni hatlar alıp hesaplar oluşturarak başka erkekler ile iletişime devam etmiş olması nedeniyle artık sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan eşine karşı tepki niteliğinde davranış geliştirdiği ileri sürülemeyecektir. Bu vaziyete göre maktulenin geniş bir zaman dilimine yayılarak tevali eden ısrarlı hareketlerinin, tepki boyutunu aşıp sanık yönünden haksız bir eyleme dönüştüğü ve etki-tepki dengesini sanık lehine bozduğu, bu nedenle sanık hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca asgari düzeyde haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği kabul edilmelidir.

Bu itibarla isabetli bulunmayan Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu...; "Doğal seyrinde devam eden evlilik birliğinin sanığın müşterek konuta ... isimli kadını kuma olarak getirmesiyle sarsılmaya başlaması, mağdur ... ve katılan ...'nın, olayın hemen akabinde dinlenmelerinde, annelerinin üzerine kuma getirilmesini kabul etmediğini, ancak şiddet eğiliminde olan babalarının baskısıyla bu duruma boyun eğmek zorunda kaldığını ifade etmeleri, ...'nin, sanıktan olduğunu söylediği çocukla Sivas'a birkaç kez gelip yine müşterek evde birlikte kalmaları, bu olaylar nedeniyle yaşanan tartışmaların ailenin Kocaeli'ne taşınmasından sonra da devam etmesi, nitekim sanık hakkında burada eşini kasten yaralama suçundan kamu davası açılmış olması, beraat kararı verilmekle birlikte katılan ...'in, evine sığınan kızının, sanığın sürekli kendisini dövdüğünü anlattığı yolundaki beyanından, sanığın taşındıkları yerde de maktuleye şiddet uygulamayı sürdürmesi, sanığın, eşinin başka erkeklerle görüştüğünü öğrenmesi üzerine psikolojik tedavi gördüğüne dair beyanının ise celp edilen hastane kayıtları ile doğrulanmaması, bilakis otopsi incelemesi neticesinde asıl maktulenin ağır nitelikte antidepresan ilaçlar kullandığının tespit edilmesi hususları ile tanık ...'in, maktulenin başka erkekler ile yaptığı yazışmalarını özellikle eşinin görmesi için bilgisayarını ortada bıraktığını söylediği yönündeki beyanı da dikkate alındığında, maktulenin üzerine kuma getirilmesini hâlen kabullenemeyip öç alma saiki ile sadece sosyal medyada başka erkekler ile görüşme yapmış olması, cinsi münasebette bulunduğuna dair somut bir delil de elde edilememesi karşısında, sanığın, eşinin ... ile birlikte olduğunu söylediğine yönelik savunmasının haksız tahrik hükümlerinden faydalanma amacına dönük olup itibar edilemeyeceği cihetle, her ikisinin de sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandıklarında kuşku bulunmayan somut olayda, birliğe aykırılık teşkil eden ilk haksız hareketin bizzat sanıktan gelmesi, sanıktan kaynaklanan haksız hareketlerin boyutu ve ağırlığı gözetildiğinde, maktulenin gösterdiği tepki niteliğindeki görüşmelerin sanık lehine etki-tepki dengesini bozmaya yeterli oranda olmadığı, bu nedenle haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı," açıklamasıyla,

Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer gerekçelere dayalı olarak direnme kararının isabetli olduğu ve hükmün onanması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.06.2023 tarihli ve 82-138 sayılı direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanık hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca haksız tahrik nedeniyle asgari oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik konusundaki 22 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page