Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › Hizmet Tespiti
Yargıtay 10. HD Bozma İş Hukuku
Hizmet Tespiti Kararında Hangi Dönemde Kaç Gün Çalışıldığı Açıkça Belirlenmeli
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2024/5600 · K. 2024/11990 · T. 28.11.2024
Karar Özeti
Davacı işçi, 2007-2015 arasındaki çalışmalarının bir kısmının Kuruma hiç bildirilmediğini, bir kısmının eksik bildirildiğini ileri sürerek hizmet tespiti istedi; davalı işveren davacının işe 2010'da başladığını savundu. İlk derece mahkemesi davacının 2007'den itibaren çalıştığını kabul edip bildirilmeyen 1392 günü tespit etti, istinaf başvuruları reddedildi. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, tanıkların 2010 ve sonrasını doğruladığını, 2007-2010 dönemi için bordro tanıklarının re'sen belirlenip dinlenmesi ve puantaj kayıtlarının istenmesi gerektiğini belirtti. Hangi dönemde kaç gün çalışıldığı açıkça belirlenmeden kurulan hükmün infaza elverişli olmadığı gerekçesiyle kararı bozdu.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Hizmet tespiti davasında gerektiğinde bordro tanıkları re'sen belirlenip dinlenmeli, hükümde davacının hangi dönemde kaç gün çalıştığı açıkça belirtilerek infaza elverişli karar verilmelidir.
Soru: Hizmet tespiti davasında mahkeme kararı hangi dönemde kaç gün çalışıldığını göstermek zorunda mı?
Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire10. Hukuk Dairesi
- Esas No2024/5600
- Karar No2024/11990
- Karar Tarihi28.11.2024
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçBozma
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“davacının davalı iş yerinde hangi dönemde kaç gün çalıştığı hususu açıkça belirlenerek infaza elverişli bir karar verilmelidir.”
“tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/63 E., 2024/489 K.
KARAR: Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Aydın 2. İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/431 E., 2023/294 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili 14.12.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı işyerinde 01.01.2007 tarihinde işe başladığını ve aralıksız olarak iş akdinin sona erdirildiği 16.09.2015 tarihine kadar çalıştığını, bazı aylara ait çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini, bazı aylara ait çalışmalarının ise eksik bildirildiğini iddia ederek müvekkilinin 01.01.2007 ile 16.09.2015 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirkete ait işyerinde davacının ilk olarak 11.03.2010 tarihinde işe başladığını, daha önceki çalışma iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ilk işe başladığı 11.03.2010 tarihi itibari ile işe girişinin Kuruma verildiğini ve çalıştığı gün kadar da Kuruma bildiriminin yapıldığını, bu günlere ait puantaj kayıtlarının dosya kapsamına sunulduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında 01.12.2011 başlangıç ve 01.12.2012 bitiş tarihli iş sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmeye göre bu çalışmalarının Kuruma bildiriminin yapıldığını, bu sözleşmenin bitim tarihinde davacının işten ayrıldığını ve tekrar 17.07.2013 tarihinde yeniden işe başladığını, davacının 2015/ Şubat ayında 21 gün çalıştığını, 12-13-14-15-16-17-18 ve 19 Şubat günlerinde raporlu olduğunu, bu nedenle eksik gün ile Kuruma bildirimi yapıldığını, raporun da dosya kapsamına sunulduğunu, yine davacının 2015/Mayıs ayında 24 gün çalıştığını, davacının 18.05.2015 ile 24.05.2015 tarihleri arasında işgöremezlik raporu bulunduğunu, bu nedenle eksik günle Kuruma bildirimi yapıldığını, raporun ekte olduğunu, yine davacının 2015/Ağustos ayında 17 gün çalıştığını, davacının 18.08.2015 ile 27.08.2015 tarihleri arasında işgöremezlik raporu bulunduğunu, davacının 28-29-30-31Ağustos/2015 günlerinde ardı ardına 4 gün işe gelmediğini, bu nedenle Kuruma eksik günle bildirim yapıldığını, işe gelmediğinden 16.09.2015 tarihinde noter ihtarnamesine göre işten çıkışının yapıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil vekili vekili cevap dilekçesinde özetle, Kurumları kayıtlarının incelendiğini, davacının ilk defa 08.02.1999 tarihiyle başka bir işveren tarafından yapılan bildirime göre sigortalılık tescilinin yapıldığı, 16.09.2015 tarihine kadar muhtelif işyerlerinden davacı adına işçilik bildirimi olduğu, davalı şirkete ait sabun imali işyerinin 01.03.1965 tarihli ve 1534.09 sicil numarası ile 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı tespit edildiğini, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Davacı 16.12.2021 tarihli celsede, yukarıda ait imzalı puantaj kayıtlarıyla ilgili isticvap edilmiş, davacı beyanında imzaların kendisine ait olduğunu beyan etmiştir.
Dosyada işyeri komşu tanığı olarak beyanı alınan ve davacının kendi çalıştığı sürede davacının da davalı işyerinde çalıştığı beyanında bulunan ...’un hizmet döküm cetvelinde başka işverene ait işyerinden adına 05.07.2007 işe giriş ve 07.02.2012 işten çıkış tarihiyle işçilik bildirimi olduğu, işyeri komşu tanığı olarak beyanı alınan ve davacının 10 yıl kadar davalı işyerinde çalıştığını ve 2015 yılında işten ayrıldığı beyanında bulunan ...’ın hizmet döküm cetvelinde başka işverene ait işyerinden adına 01.08.2007 işe giriş ve 2021 / 9 devresi olarak işçilik bildirimi olduğu ve bordro tanığı olarak dinlenen, davalı şirkete ait dönem bordrosunda ...T.C. numarasıyla ... ... olarak 2013 / Ekim ayında ismi görülen ve 14.10.2014 tarihinde işten çıktığı yazılı olan ancak dönem bordrosunda işe giriş tarihi yazılı olmayan ... , kendisinin davalı şirket işyerinde 2007 yılında işe başladığını ve 14.10.2014 tarihinde evlilik nedeniyle işten ayrıldığını, kendisinin işe girdiği 2007 yılında ve işten çıktığı 2014 yılında davacının davalı işyerinde çalışıyor olduğunu bildiğini, davacı ile birlikte çalıştıklarını ancak 2007 tarihinde işe başlamasına rağmen sigortalılığının uzun süre yapılmadığını, işten çıkmadan 1,5 yıl önce sigortalılığının yapıldığı ve davacının kendisinden önce davalı işyerinde çalışıyor olduğu beyanları dikkate alınarak davacının 01.01.2007 tarihinden beri davalı işyerinde çalıştığı kanaatine varılmış, istinaf kararı öncesi ve sonrası dinlenen tanıklar, imzalı puantaj kayıtları ve buna ilişkin davacının beyanı, davacının raporlu ve işe gitmediğini gösteren bilgi ve belgeler ile SGK kayıtları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının çalışma tablosunun aşağıda yazıldığı gibi olacağının ve davada 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğinin kabulünün gerektiği" gerekçesi ile
"Davanın kabulüne,
... sigorta sicil numaralı davacı ...’ın (...), davalı şirkete ait ... sicil numaralı davalı işyerinde 01.01.2007 tarihiyle işe başladığının, hizmet akdinin sona erdirildiği 16.09.2015 tarihine kadar toplam 2838 gün çalıştığının, bu çalışmalarının 1446 gününün Kuruma bildirildiğinin, 1392 gününün ise bildiriminin yapılmadığının, bildirimi yapılmayan davacının asgari ücretini aldığının tespitine,
" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı işveren vekili, Mahkemece delillerin hatalı olarak değerlendirildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İstinaf kanun yoluna başvuran fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının ilk defa 08.02.1999 tarihinde dava dışı işyerinden çalışma bildiriminin yapıldığını, bu tarihten 16.09.2015 tarihine kadar muhtelif yerlerde çalıştığının tespit edildiğini, davacının belirttiği gibi bir çalışmasının olmadığını, Kurum kayıtları resmi ve yazılı belge niteliğinde olup, aksini kanıt aynı nitelikte yazılı delilllerle olması gerektiğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut olayda, davacının davalı işveren nezdinde eylemli çalışmasını tanıkların doğruladıkları anlaşılmıştır.
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili ve ... vekilinin dilekçelerinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi ışığında değerlendirildiğinde yerinde olmadığı, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvuruların esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1) 1982 Anayasası 142/3 maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir Mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde:
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren Mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, Mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298 inci maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. HMK’nın “Hükmün Yazılması” başlıklı 298 inci maddesi;
“(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu Mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.
(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.”
Mahkeme kararı kanunda açıkça belirtilmiş unsurları ihtiva etmeli ve belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararda bulunması gereken hususlar HMK 297 nci maddede ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması, infazı kabil olması ve hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesidir. 298 inci maddeye göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacaktır.
Kararda yazılması gereken en önemli unsurlardan birisi de hüküm sonucudur. Zira hüküm sonucu, davacının somut talepleri hakkında infaz edilebilecek ve kesin hükme konu olabilecek şekilde kaleme alınmalıdır. Madde 297/2 “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”.
3) Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
4) Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
3. Değerlendirme
Eldeki davada, davacının 01.01.2007 ile 16.09.2015 tarihleri arasındaki çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini ya da eksik bildirildiğini beyanla hizmet sürelerinin tespitini talep ettiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu ve hükmün infaza elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece dinlenilen tanıkların davacının 2010 ve sonrasında geçen çalışmalarını doğruladıkları anlaşılmakla 2007-2010 dönemi yönünden bordro tanıkları Mahkemece re'sen tespit edilerek dinlenilmeli, bu döneme ait puantaj kaydı varsa istenilmeli, davacının davalı iş yerinde hangi dönemde kaç gün çalıştığı hususu açıkça belirlenerek infaza elverişli bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 10. HD 27.06.2024
Bildirilmeyen Çalışma Bordro Tanıkları, Banka Ödemeleri ve Hastane Kayıtlarıyla Kanıtlandı
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2024/6332 · K. 2024/7250
Onanan gerekçeye göre, bordro tanık beyanları, işverenin bildirilmeyen dönemdeki düzenli banka ödemeleri ve hastane kayıtları birlikte değerlendirilerek somut olayda bildirilmeyen çalışma ispatlanmıştır.
Onama Hizmet Tespiti
Hukuk Genel Kurulu 18.02.2026
Fiili Çalışma İspatlanamazsa İşe Giriş Bildirgesi Sigorta Başlangıcı için Yetmez
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/179 · K. 2026/86
Süresinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi işe girişi gösterse de fiili çalışmayı tek başına kanıtlamaz; diğer yasal belgeler yoksa çalışma inandırıcı ve yeterli kanıtlarla ispatlanmalıdır.
Direnme Uygun Bulundu Hizmet Tespiti
Hukuk Genel Kurulu 28.01.2026
Vergi Denetiminde Adı Geçmeyen İşçinin Hizmet Tespitinde Bordro Tanıkları da Dinlenmeli
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/16 · K. 2026/35
Somut olayda taraf tanıklarıyla yetinilmeyip bordro tanıkları ve denetim tutanağında adı geçenler dinlenmeli, çelişkiler giderilerek çalışma kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Direnme Kararının Bozulması Hizmet Tespiti
Yargıtay 10. HD 02.07.2025
Hizmet Tespitinde Çakışan Bildirimin İptali İstenirse O İşveren Davaya Dahil Edilmeli
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2025/2309 · K. 2025/11177
Hizmet tespiti istenen dönemde başka işverenden bildirim varsa bu çalışma araştırılmalı, kaydın iptali istenirse o işveren davaya dahil edilmeli ve tanıkların belirttiği ara vermeler incelenmelidir.
Bozma Hizmet Tespiti
Hizmet Tespiti konusundaki 41 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.