top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik

AYM 2. Bölüm Ret Ceza Hukuku

İnfaz Şikâyetinde Sonradan Açılan Tazminat Davasını Bildirmemek Başvurunun Reddine Yol Açtı

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm · Başvuru No 2023/97511 · T. 18.05.2026

Karar Özeti

Başvurucu, zamanaşımı nedeniyle düşen cezanın infaz edilmesiyle kişi hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürdü. Bireysel başvurudan sonra CMK'nın 141. maddesi uyarınca açtığı tazminat davasında ağır ceza mahkemesi tazminata hükmetti, bölge adliye mahkemesi ise kararı eksik inceleme nedeniyle bozdu ve dava sürmekteydi. Anayasa Mahkemesi, sonucu mağdur statüsünü etkileyebilecek bu davanın kendisine bildirilmemesinin doğru kanaat oluşmasını engellediğini belirterek şikâyeti başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddetti. Makul süre şikâyeti ise Tazminat Komisyonu yolu tüketilmediğinden kabul edilemez bulundu.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Bireysel başvurudan sonra açılan ve mağdur statüsünü sona erdirebilecek tazminat davasının Anayasa Mahkemesine bildirilmemesi, başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle ret sonucunu doğurmuştur.

Soru: Bireysel başvurudan sonra açılan tazminat davasını Anayasa Mahkemesine bildirmemek başvuruyu etkiler mi?

Sonuç: Kişi hürriyeti şikâyeti başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddedildi, makul süre şikâyeti başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulundu.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“Yargılama süreci ve sonucunda verilecek karar başvurucunun mağdur statüsünün değerlendirilmesi bakımından oldukça önem taşımaktadır.”

Kararın Tam Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

K.G. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/97511)

Karar Tarihi: 18/5/2026

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Kenan YAŞAR

Metin KIRATLI

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Ömer Faruk NURSAÇAN

Başvurucu

:

K.G.

Vekili

:

Av. ...

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; zamanaşımı dolayısıyla düşen cezanın infazına devam edilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu 2/3/2000 tarihinde hırsızlık suçundan tutuklanmıştır. 3/7/2000 tarihinde İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi birden fazla hırsızlık suçundan başvurucunun 3 yıl 4 ay, 2 yıl 2 ay 20 gün (iki kez), 1 ay 20 gün, 2 yıl 6 ay, 1 yıl 8 ay, 7 ay 23 gün olmak üzere toplamda 10 yıl 32 ay 23 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmen tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Söz konusu hüküm temyiz edilmeden 11/7/2000 tarihinde kesinleşmesi üzerine infaz için Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmiştir.

3. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi 10/6/2005 tarihinde uyarlama yargılaması yaparak başvurucunun cezasının sonuç olarak toplam 5 yıl 34 ay 63 gün olarak infazına karar vermiştir. İlamın infazı sırasında İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi 28/7/2005 tarihinde içtima kararıyla başvurucunun cezasının 13 yıl 42 ay 106 gün olarak infaz edilmesine hükmetmiştir.

4. Burdur Asliye Ceza Mahkemesi 10/11/2006 tarihinde başvurucunun 13/11/2006 tarihinden geçerli olmak üzere şartla tahliyesine karar vermiştir. Söz konusu kararda bihakkın tahliye tarihi 25/11/2016 olarak belirlenmiştir.

5. İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesi başvurucunun 18/11/2012 tarihinde işlemiş olduğu hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından sırasıyla 2 yıl 6 ay, 7 ay 15 gün ve 8 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına 11/12/2014 tarihinde karar vermiştir. Söz konusu karar 8/9/2016 tarihinde ilanen tebliğ yapılmak suretiyle kesinleşmiştir.

6. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi 5/12/2016 tarihinde başvurucunun şartla tahliyesinden sonra denetim süresi içinde kasıtlı suç işlemesi sebebiyle hakkındaki şartla tahliye kararının geri alınarak deneme süresi içinde işlediği ikinci suçun tarihi olan 18/11/2012 ile bihakkın tahliye tarihi olan 25/11/2016 arasındaki sürenin aynen infaz edilmesine karar vermiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen 30/9/2017 tarihli infaz belgesinde şartla tahliyenin geri alınmasına dair kararın itiraz edilmeden 16/5/2017 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir. Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının bu karara ilişkin düzenlediği 4/5/2023 tarihli müddetnamede başvurucunun ceza süresi 1.468 gün, ceza infaz kurumuna giriş tarihi 9/1/2022, hak ederek tahliye tarihi 16/1/2026 olarak belirlenmiştir. Müddetnamede ayrıca başvurucu hakkında sırada bekleyen süreli hapis cezalarının olduğu belirtilmiştir.

7. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi 6/4/2017 tarihinde, 3/7/2000 tarihinde vermiş olduğu kararın başvurucunun adresinin tespit edilememesi sebebiyle tebligatın Ege Bölgesi'nde yayımlanan bir gazetede ilan yoluyla tebliğine, kararın ilanın yapıldığı tarihten itibaren on beş gün sonra tebliğin yapılmış sayılmasına karar vermiştir. Söz konusu kararın 16/5/2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiğine dair 30/9/2017 tarihli kesinleşme şerhi düzenlenmiştir.

8. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi 19/6/2017 tarihinde, 3/7/2000 tarihli kararına konu hırsızlık suçundan verilen 7 ay 23 gün hapis ve 1 ay 20 gün hapis cezasının 2/12/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile uzlaşma hükümlerinde düzenleme yapılması, bu durumun başvurucu lehine olması sebebiyle kararın infazının durdurulmasına, 7/9/2017 tarihinde ise mahkûmiyet hükmünün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar vermiştir. 11/9/2017 tarihinde İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi başvurucu hakkındaki hapis cezasının düşürülmesine karar verilen 7/9/2017 tarihli kararının uzlaşma sağlanamaması sebebiyle kaldırılmasına ve hırsızlık suçuna ait ilamın infazının kaldığı yerden devam etmesine karar vermiştir.

9. 10/3/2022 tarihinde başvurucu vekili, İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 3/7/2000 tarihli kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesini talep etmiştir. 25/12/2022 tarihinde Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü uyarlama yargılaması neticesinde verilen 10/6/2005 tarihli kararın temyize tabi olduğu hâlde söz konusu hükmün tebliğ edilmemesi sebebiyle kesinleşmediğini belirterek kanun yararına bozma talebinin temyiz talebi olarak değerlendirilmesine karar vermiştir. 20/2/2023 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucu vekilinin temyiz talebinin süresinde olduğunu belirterek İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi kararının zamanaşımından düşmesi yönünde tebliğname düzenlemiştir. 11/4/2023 tarihinde Yargıtay 2. Ceza Dairesi (Yargıtay), İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 3/7/2000 tarihli kararında kanun yoluna başvuru süresi ile bu sürenin başlangıcının belirtilmemesi sebebiyle başvurucu vekilinin 10/3/2022 tarihli temyiz talebini süresinde kabul etmiş ve yaptığı incelemede başvurucu lehine olan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında düzenlenen zamanaşımı süresinin mahkûmiyet karar tarihi olan 3/7/2000'den inceleme tarihine kadar geçmiş olması sebebiyle davanın düşmesine karar vermiştir.

10. 17/7/2023 ve 1/10/2023 tarihlerinde başvurucu vekili İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinden, Yargıtayın düşme kararı verdiğini belirterek başvurucu hakkındaki infazın durdurulmasına ve başvurucunun tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. 18/7/2023 ve 5/10/2023 tarihlerinde İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi dosyanın Yargıtay önünde temyiz incelemesi aşamasında olduğunu belirterek talep konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

11. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 12/10/2023 tarihli yazısı ile başvurucu hakkında İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararıyla şartla tahliyenin geri alınmasına esas teşkil eden mahkûmiyet hükmü konusunda Yargıtayca düşme kararı verildiğini belirterek başvurucunun bu suçtan dolayı tahliyesini talep etmiştir. Bu talep üzerine başvurucu, şartla tahliyenin geri alınması kararına konu ilamdan tahliye edilmiştir. Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği 13/10/2023 tarihli müddetnamede başvurucu, hakkında başka suçlar sebebiyle kesinleşen 2 yıl 21 ay 25 gün hapis cezasını infaz etmektedir. Müddetnamede ceza infaz kurumuna giriş tarihi 12/10/2023, hak ederek tahliye tarihi 27/7/2027, koşullu salıverilme tarihi 2/9/2025 olarak belirlenmiştir. Başvurucunun cezasından 1 gün gözaltı süresi mahsup edilmiştir.

12. Başvurucu, Yargıtay kararını 1/10/2023 tarihinde öğrendikten sonra 30/10/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Komisyon başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

14. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarına göre başvurucu 14/11/2023 tarihinde denetimli serbestliğe ayrılarak tahliye edilmiştir.

15. Bireysel başvuru sonrası UYAP kayıtlarında yapılan araştırmada şu hususlar tespit edilmiştir:

i. Başvurucu vekili 18/12/2023 tarihinde İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinde zamanaşımı dolayısıyla düşen cezanın infaz edilmiş olması nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. ve devamı maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. 23/1/2025 tarihinde İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun talebini kısmen kabul ederek 3.250 TL maddi tazminatın 5271 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1/6/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 74.000 TL maddi tazminatın 9/1/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 10.000 TL manevi tazminatın 1/6/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 90.000 TL manevi tazminatın 9/1/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.

ii. Başvurucu vekili ile Maliye Hazinesinin istinaf talebinde bulunması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 7/5/2025 tarihinde başvurucunun ceza infaz kurumunda geçirdiği sürelerin içtimalı ilama ilişkin olduğu, infaz edilen sürenin bu ilamlardan düşme kararına ve tazminata konu İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/6/2005 tarihli kararına konu ilamındaki süreler çıkarıldıktan sonra kalan ilamlardaki sürelerin bu sürelerden fazla olması hâlinde tazminata hak kazanılamayacağı, buna karşılık düşme kararı verilen ilam dışında kalan ilamlardaki sürelerin tazminata hak kazanılan sürelerden az olması hâlinde bu süreleri aşan kısımlar için ve makul bir miktarda maddi ve manevi tazminata hak kazanılacağı gerekçesiyle bozma kararı vermiştir.

iii. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi bozma sonrası yapmış olduğu celselerde başvurucunun içtimalı şekilde infaz ettiği sürelerin tespiti amacıyla delil toplanması yönünde ara kararı vermiş olup yargılama derdesttir.

16. Başvurucu vekili, Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünün tebliği üzerine 1/7/2025 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Söz konusu beyanda tazminat davası süreciyle ilgili açıklamaya yer verilmemiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu; koşullu salıverilmesi geri alınan cezasının Yargıtay tarafından zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesine ve zamanaşımı nedeniyle düşme durumunun aslında çok daha öncesinde gerçekleşmesine rağmen deneme süresinde işlediği suçlar nedeniyle cezasının aynen çektirilmesine devam edildiğini, zamanaşımı nedeniyle düşen bir cezayı infaz ettiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Bakanlık görüşünde, ilgili mevzuat hükümleri ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki şikâyetlerine benzer beyanda bulunmuştur.

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi gereği başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilecek ve ilgilinin yargılama giderleri dışında 2.000 TL'den fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilebilecektir.

20. Anılan düzenlemelerde genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılması bireysel başvuru alanında özel olarak ele alınmaktadır. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31; S.Ö. [2. B.], B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).

21. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö., § 29).

22. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra başvurucunun zamanaşımı sebebiyle düşme kararı verilen hüküm gereğince infaz ettiği sürelerle ilgili olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinde açmış olduğu tazminat davasında başvurucu lehine tazminata hükmedilmiş, söz konusu karar istinaf incelemesinde eksik inceleme nedeniyle tazminat miktarı yeniden hesaplanmak üzere bozulmuştur. Yargılama süreci ve sonucunda verilecek karar başvurucunun mağdur statüsünün değerlendirilmesi bakımından oldukça önem taşımaktadır. Başvurucu yönünden hukuka aykırılığın tespiti ile lehine yeterli miktarda tazminata hükmedilmesi hâlinde başvurucunun mağdur statüsünün sona erdiği sonucuna ulaşılabilecek ve başvurunun düşmesine karar verilebilecektir. Başvurucu, bireysel başvuru formunda başvuruyla ilgili koşullarda herhangi bir değişiklik meydana geldiğinde bunu Anayasa Mahkemesine bildireceğini beyan etmesine rağmen İçtüzük'ün 59. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüklerine açıkça aykırı bir şekilde yukarıda belirtilen olguya ilişkin olarak herhangi bir bildirimde bulunmamıştır.

23. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi vermediği, bu süreçte vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmelerle ilgili olarak Anayasa Mahkemesini bilgilendirmemek suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasını engellediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

24. Başvurunun kapsamı dikkate alınarak 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün 83. maddesi uyarınca başvurucu aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucu ayrıca kanun yararına bozma talebi üzerine yapılan temyiz incelemesinin uzun sürdüğünü belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

26. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve ayrıca anılan Kanun'un geçici 3. maddesinde yapılan değişiklik gereği 12/3/2024 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

Başvuru Reddedilince Başvurucuya Disiplin Para Cezası da Verildi mi?

Hayır. Anayasa Mahkemesi başvurunun kapsamını dikkate alarak disiplin para cezasına gerek görmedi; adli yardım talebi kabul edilen başvurucu yargılama giderlerinden de tamamen muaf tutuldu.

Ağır Ceza Mahkemesinin Hükmettiği Tazminat Bu Kararla Kesinleşti mi?

Hayır. Tazminat kararı istinafta eksik inceleme nedeniyle bozulmuş ve yargılama sürmektedir. Anayasa Mahkemesi tazminat konusunda karar vermedi; bu gelişmenin kendisine bildirilmemesini değerlendirdi.

Benzer Kararlar

  • AYM 2. Bölüm 18.05.2026

    Yazılı İleti İçermeyen Kartpostallara El Konulması Şikâyeti Kabul Edilemez Bulundu

    Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm · Başvuru No 2021/47991

    Yazılı içerik veya kişiye yönelik ileti taşımayan ve sonradan aileye teslim edilen kartpostallar bakımından, tahliye edilen başvurucunun işlemden kişisel ve doğrudan etkilendiği kabul edilmemiştir.

    Kabul Edilemezlik İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik

  • AYM 1. Bölüm 06.05.2026

    Tutuklamaya İlişkin AİHM İhlal Kararı Mahkûmiyete Dayalı İnfazın Devamına Engel Sayılmadı

    Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2023/68802

    Yalnızca tutuklamanın hukuka aykırılığını tespit eden AİHM kararı, tutmayı sona erdirmeyi zorunlu kılan bir yargısal karar niteliği taşımadığından mahkûmiyete bağlı tutmanın hukuki dayanağını ortadan kaldırmamıştır.

    Kabul Edilemezlik İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik

  • AYM 1. Bölüm 22.07.2026

    Mahpus Eşlerin Çocuklarla Birlikte Görüş Talebinin Somut İnceleme Yapılmadan Reddi İhlal

    Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2023/19914

    Aynı yerleşkede tutulan mahpus eşlerin çocuklarıyla birlikte görüşme talebinin, çocukların üstün yararı ve mevcut koşullar incelenmeden kurum düzeni gerekçesiyle reddi aile hayatına saygı hakkını ihlal eder.

    İhlal İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik

  • Ceza Genel Kurulu 05.11.2025

    İkinci Defa Tekerrürde İlk Suçun 1 Haziran 2005 Öncesinde İşlenmesi Önemli mi?

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/245 · K. 2025/460

    TCK m.58'e göre mükerrirlik için ilk hükmün kesinleşmesinden sonra yeni suçun işlenmesi yeterli olup tekerrüre esas suçun 1 Haziran 2005'ten önce veya sonra işlenmiş olması önem taşımaz.

    İtirazın Reddi İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik

İnfaz, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik Konusundaki 51 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page