top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Zina ve Sadakat Yükümlülüğü

Yargıtay 2. HD Kısmen Bozma Aile ve Boşanma Hukuku

Karşı Davadan Önce Gerçekleşen Güven Sarsıcı Davranış Karşı Davada Kusur Sayılır

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/3299 · K. 2025/10122 · T. 24.11.2025

Karar Özeti

Kadının açtığı boşanma davasından sonra, erkeğin karşı davasından ise önce kadının başka bir erkekle ortak konutta bulunduğu video kaydına yansıdı. Bölge adliye mahkemesi, dava tarihinden sonraki olayları dikkate almayarak kadının davasını, iddiaları ispatlanamayan erkeğin karşı davasını da reddetti. Yargıtay, bu olayın kadının asıl davasında kusur sayılmamasını doğru buldu; ancak erkeğin karşı dava dilekçesinde dayandığı olay karşı dava tarihinden önce gerçekleştiği için karşı davada kadına kusur olarak yüklenmesi gerektiğini, güven sarsıcı davranış nedeniyle kadının tam kusurlu olduğunu belirterek karşı davanın reddini bozdu, kadının davasının reddini onadı.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Asıl boşanma davasından sonra ancak karşı dava tarihinden önce gerçekleşen ve karşı dava dilekçesinde dayanılan olay, asıl davada kusur sayılmasa da karşı davada kusur olarak yüklenmelidir.

Soru: Boşanma davası açıldıktan sonra yaşanan olaylar karşı davada kusur olarak dikkate alınır mı?

Sonuç: Erkeğin karşı davasının reddi bozuldu, kadının davasının reddi onandı.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“bu vakıanın kadının asıl davasında kusur olarak yüklenmemesi doğru ise de, bu vakıa erkeğin karşı davasından önce gerçekleştiğinden kadına karşı davada kusur olarak yüklenmesinin gerektiği”

“kadının güven sarsıcı davranışlar sergilediği sabit olup”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/2699 E., 2025/283 K.

DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma

İLK DERECE MAHKEMESİ: Alanya 3. Aile Mahkemesi

SAYISI: 2022/370 E., 2023/474 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, reddedilen nafakalar ve reddedilen tazminatlar yönünden; davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, karşı davanın reddi ve reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, tarafların temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı- karşı davalı kadın vekilinin asıl davanın reddine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .

2.Davalı- karşı davacı erkek vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda; İlk Derece Mahkemesince erkek tam kusurlu kabul edilerek kadının açtığı asıl boşanma davasının kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile boşanmalarına ve feri'îlerine, erkeğin açtığı karşı boşanma davasının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmünü davalı-karşı davacı erkek vekili istinaf etmiş, Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemece erkeğin davasının reddine karar verilmesi isabetli ise de, karar gerekçesinde özel boşanma sebebi olan zinanın hangi nedenle sabit olmadığı açıklanmadan yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, açıklanan hususlarda değerlendirme yapılarak karar gerekçesinin düzeltilmesinin uygun görüldüğü, buna göre erkeğin açtığı davada, kadının zinası ve evlilik birliğinin kadından kaynaklanan sebeplerle temelinden sarsılmış olduğu iddiaları ispatlanamadığından erkeğin karşı davasının reddine karar verilmesi gerektiği, kadının davasının ise kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, tanık H. Ş.'ün beyanlarında geçen eylemlerin kadının açtığı dava sonrasında gerçekleştiği gibi 6284 sayılı kanun uyarınca işlem yapılmasına sebebiyet verilen olayların da yine kadının açtığı dava sonrasında olduğu, her davanın açıldığı tarihteki koşullarla değerlendirileceği, dava tarihinden sonra gerçekleşen eylemlerin ıslah ile dava konusu edilemeyeceği, ancak ayrı bir davanın konusunu oluşturabileceği, dolayısıyla kadının açtığı dava sonrasında gerçekleşen eylemlerin kadının davası yönünden dikkate alarak kusur değerlendirmesi yapılmasının hatalı olduğu, Mahkemece kadının sair iddialarının ispatlanmadığının belirtildiği ve bu tespitler aleyhine kadın tarafından istinaf yoluna başvurulmadığı, bu durumda, kadının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile asıl davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılarak kadının davasının da reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, reddedilen nafakalar ve reddedilen tazminatlar yönünden, erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın reddi, reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmiştir.

4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede sarsıldığının sabit olması gerekir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; erkeğin zina mümkün olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açtığı karşı boşanma dava tarihinin 07.09.2022 olduğu, erkeğin delil olarak sunmuş olduğu ve bilirkişi tarafından çözümü yapılan DVD-R içindeki video kaydında kadının başka bir erkekle ortak konutta bulunduğu, kadının bu eylem tarihinin 02.09.2022 olduğu, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/17749 sayılı soruşturma dosyasında erkeğin 02.09.2022 tarihli bu eylemi nedeniyle konut dokunulmazlığını ihlal suçundan erkek hakkında takipsizlik kararı verildiği, yine aynı olaya ilişkin Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/427 E. Sayılı dava dosyasında erkeğin üzerine atılı özel hayatın gizliliğini ihlal etme suç tarihinin sehven 23.09.2022 olarak yazıldığı, ancak söz konusu eylem tarihinin 02.09.2022 olduğu dosya içeriğinden anlaşıldığı görülmüştür. Erkeğin karşı dava dilekçesinde de bu eyleme vakıa olarak dayandığı, video kaydına konu eylem asıl dava tarihinden sonra gerçekleşmiş olup bu vakıanın kadının asıl davasında kusur olarak yüklenmemesi doğru ise de, bu vakıa erkeğin karşı davasından önce gerçekleştiğinden kadına karşı davada kusur olarak yüklenmesinin gerektiği, erkek tarafından delil olarak sunulan DVD içeriğindeki video kaydı ve fotoğraflardan anlaşıldığı üzere, kadının güven sarsıcı davranışlar sergilediği sabit olup bu durumda davacı karşı davalı kadın kadın tam kusurludur. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı erkek dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, erkeğin evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile açtığı karşı davanın kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile karşı davanın reddi doğru bulunmamıştır.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin karşı davasının reddi yönünden davalı- karşı davacı erkek yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre erkeğin davası ve fer'î talepler konusunda yeniden hüküm kurulması gerekli hale geldiğinden fer'î taleplere yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2.Davacı- karşı davalı kadın vekilinin asıl davanın reddine yönelik temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadının davasının reddi yönünden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıdaki temyiz giderinin ..............a yükletilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde yatıran ...........e iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Zina ve Sadakat Yükümlülüğü konusundaki 22 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page